Sitemizde 15 kategori'de 769 adet yazı yazılmış ve 227 yorum bulunmaktadır.

Eki 132016
 

zombiGünümüz populer kültüründe sıkça rastladığımız bir olgudur Zombi.. Genel anlamda kime sorsak “Yaşayan Ölü” derler hemen.. Filmlerde, dizilerde ve oyunlarda sıkça karşımıza çıkar bu şekilde.. Zombi nedir görelim bakalım..

Zombi, vudunun Afro-Caribbean ve Creole ruhani inanç sistemlerinde ölümsüz bir insandır. Bu folklorik zombiler doğaüstü güçler ve şamanistik hekimliği vasıtasıyla, yaşayanlar arasında korku yaratmak amacı ile ölü insan bedenlerinin yeniden canlandırılmasıdır. Zombilerin daha korkunç versiyonları yamyamlık ögesi kullanılarak korku sinemasında sıkça sergilenmektedir. Ayrıca bu tür varlıklar hortlaklar ile aynı kapasitededir.

Vudu inancına göre ölü, bir insan ya da Mambo tarafından yeniden diriltilebilir. Zombilerin kendi bilinçleri ya da istekleri olmadığı için Bokor ya da Mambo’nun kontrolü altındadırlar. Zombi aynı zamanda vudu yılan tanrısı Niger-Congo’nun adıdır. Kongo dilinde kullanılan ve tanrı anlamına gelen “nzambi” sözcüğüne benzemektedir.

1937 yıılında Haiti’deki gelenek ve adetler üzerinde yapılan bir araştırma sırasında Zora Neale Hurston, 1907 yılında 29 yaşındayken ölmüş ve gömülmüş Felicia Felix-Mentor ile ilgili bir söylentiyle karşılaştı. Köylüler ölümünden 30 yıl sonra Felicia’yı yollarda sersem bir şekilde ve yanında birkaç kişi ile birlikte yürürken gördüklerini söylüyorlardı. Hurtson, bu bahsedilen insanlara çok güçlü ilaçlar verilmiş olduğu söylentilerinin peşine düştüysede daha fazla bilgi vermeye istekli bireyler bulamadı.

Eğer bilim kabile törenlerindeki figürler yerine Haiti ve Afrika’daki Voodoo’nun altına inerse, bugüne kadar tıp ilmi tarafından bilinmeyen birtakım tıbbi gizemlerin gücüne ulaşacaktır.

cümleleri ile bir yazısında bu konuya değinmiştir.

80’li yıllarda Kanadalı etnobotanist Wade Davis zombilerin farmakolojik durumu ile ilgili iki kitap yayınladı; The Serpent and the Rainbow (Yılan ve Gökkuşağı – 1985) ve Passage of Darkness: The Ethnobiology of the Haitian Zombie (Karanlığın pasajı: Haitili zombilerin etnobiyolojisi 1988).

Davis 1982 yılında Haiti’ye gitmiş ve orada yaptığı araştırmalar sonucunda, yaşayan bir insanın iki özel tür tozu almasıyla bir zombiye dönüştürülebileceğini iddia etmişti.

  • Birincisi coup de poudre (Fransızca: ‘toz çarpması’) içersinde bulunan tetrodotoxin (TTX) maddesi nedeniyle ölü benzeri duruma neden olur. Tetrodotoxin Japonların yemek zevkini oluşturan, fugu ya da kirpi balığı içinde bulunan zehirli toksin ile aynı özelliklere sahiptir. Öldürücü etkisi olan bu maddenin 1 mg’lık dozu insanı günlerce bilinci açık olmasına rağmen, yarı ölü bir durumda bırakabilir.
  • İkinci toz ise (şaşkınlık veren halüsinasyon etkisi vardır) insanı bilinçsiz ve kendi istemi dışında hareket eden zombi benzeri bir duruma sokar. Davis aynı zamanda bu deneyimleri yaşamış Clairvius Narcisse‘ın hikayesini de popülerleştirmişti. David’in yaptığı çalışmaların gerçekliği ve doğruluğu üzerinde halen şüpheci görüşler bulunmaktadır.

Bazı modern filmlerde zombiler yaşayan ölüler değil, salgın bir hastalığa yakalanmış hasta insanlar olarak gösterilmektedir.

Popüler kültürde zombilere korku ve fantastik temalı, kurgu ve eğlencede düzenli olarak rastlanmaktadır. Zombiler genellikle akılsız, aç, insan etidüşkünü ve bazı durumlarda insan beyni düşkünü olan bozulmaya yüz tutmuş cesetler olarak tasvir edilir. 2009 itibariyle, zombiler popülerlikleri açısından vampirlerle kıyaslanabilir.

Filmlerdeki zombi kavramına göre, zombiler öldükten sonra dirilir ve beyin fonksiyonları sadece et ihtiyacını gidermeye programlanır. Zombileri öldürmek için kafa bölgesine sert bir vuruş yapmak yeterlidir.

Zombi, Haiti kültüründe, büyücüler tarafından canlandırılan cesetlere verilen addır. Orta Amerika Vudu dininde yer alır ancak dini uygulaması yoktur. Popüler kültürde, özellikle korku- kurgu yapıtlarda sıkça yer almaktadır. 1930’lardan beri korku amaçlı, önemli bir ögedir.  Tanımı ve kurgusu zamanla değişikliğe uğramıştır. Canlandırılmış ceset anlamına gelirken, düşüncesiz yamyam anlamına evrilmiştir. Zombi kıyameti denilen bir kurguya göre, uygar dünya zombi istilası ile sona erecektir. Bu kurgu günümüz yapıtlarının çoğunda gördüğümüz ortak bir imge oluşturmuştur. Zombi artık halk kültürünün bir unsuru olmaktan çıkmış, popüler kültürün pazarlama aracı olmuştur.


  1. Batı Afrika’da yayın olarak kabileler arasında benimsenen Voodoo inancı, büyü ve mistisizme dayanan bir temele sahiptir. Voodoo inancına göre bir büyücü, ölen birini kontrolü altında tutacak şekilde yeniden canlandırabilir. Ancak canlanan şey sadece vücut olur. Voodoo inancına göre insan ruhu, et ve kemiğe bağlı olmadığı için ölümden sonra bir insanın önceki hayatında olduğu gibi diriltilmesi mümkün değildir. Sadece beden diriltilebilir ve ruhun kontrolünde olmayan beden, eğer büyücünün kontrolünde olmazsa saldırganlaşır ve bedenin ayakta durması için gereken şekilde beslenmeye yönelir. Bu beslenme dürtüsü bilinç dışı yapıldığı için yenebilecek herşey bedenin hedefinde olur, insanlar bile! Bu sayede zombi insanlara saldırıp onları yiyerek beslenen bir yaratığa dönüşebilir. Ancak Voodoo inanışında ısırılan kişinin de bir yaşayan ölüye dönüşeceğiyle ilgili bir unsur yoktur.
  2. Haiti zombiler ve zombilik için bir nevi anavatan, bir nevi başkent konumunda. Afrika’dan bu bölgeye büyük kitleler halinde, köle olarak götürülen Afrikalılar, Haiti’de zombiliğe yeni bir şekil kazandırmışlar. Halk arasında yoğun bir şekilde anlatılan yaşayan zombi hikayeleri ilk olarak Haiti’de dillendirilmiş. Tabii bundan daha önceleri Antik Mısır mumyalarının canlandığı gibi korkutucu hikayeler anlatılıyor olsa da günümüzdeki bilinen zombi miti ilk olarak Haiti’de bir folklorik inanç haline gelmiş. 1915 ila 1934 yılları arasında ABD’nin Haiti’ye çıkartma yaptığı dönemlerde, zombilerin büyücülerin köleleri olarak saldırı amaçlı kullanıldığına dair yaygın bir inanış oluşmuş
  3. Haiti sadece zombilik fikrinin oluşmasına ortam sağlamamış, ayrıca bilinen ilk resmi zombinin de ortaya çıkışına şahit olmuştur. 1937’de bölgede araştırmalar yapan Zora Neale Hurston’ın tespitiyle ortaya öyle bir olay çıkar ki, dünya sarsılır. Bir kadının üstünde yırtık pırtık kıyafetlerle, Haiti sokaklarında dolaşması üzerine, Mentor yakalanır ve durumu teşhis edilmeye çalışır. Anlaşılan şudur ki, bu kişi Felicia Felix-Mentor adında bir kadındır, korkunç olan şudur ki kendisi 1907 yılında yani 30 yıl önce ölmüş ve Voodoo törenleriyle gömülmüştür! Bilinçsiz bir şekilde ortalarda dolanan Mentor, öfkeli ve duygularından yoksundur. Mentor daha sonra bölge halkı tarafından saklanmış ve ortalardan kaybolmuştur.
  4. Haiti, köleliğin çok ağır şartlarda uygulandığı bölgelerden biriydi. Ancak bu kölelerden bir kısmının bilinçsiz, yemek ve çalışmak dışında bir hayatlarının olmayışı bölge halkının dikkatini çekmişti. Bu da 1980’lerde garip bir olayın ortaya çıkmasıyla kafalardaki soru işaretlerini arttırmıştı. Şeker kamışı tarlalarında çalıştırılan yaşlı bir adamın 1962 yılında öldüğü anlaşıldığında sene 1980’di! Clairvius Narcisse isimli bu talihsiz adam, gerçekte ölmeden önce aile arazisi üzerinde kardeşleriyle yaşadığı bir anlaşmazlık sonucunda öldürülerek bir büyücüye satılan garibanın tekiydi. Kimi bilgilere göre ise, Narcisse toplum kurallarını ihlal etmesi sebebiyle, yetkili biri büyücü tarafından ceza olarak zombileştirilmişti. Zombi olarak diriltilen Narcisse, büyücüsünün ölümünün ardından yıllarca şeker kamışı tarlalarında çalıştırılmıştı. 1980’lerde üstündeki büyünün etkisi yavaş yavaş kalkınca geçmişi hatırlamaya başlayan talihsiz adam, pazar yerinde kız kardeşiyle karşılaştıktan sonra eski hayatına yeniden kavuştu. Ailesinin uzun süre kabullenemediği bu durum, Narcisse’nin gömüldüğü sanıldığı mezarın boş çıkmasıyla resmiyet kazanmış oldu. Bilim insanlarına göre ilk ve tek resmi zombi Narcisse’dir.
  5. Voodoo büyücüleri, kurbağaların korku anında derilerinden salgıladıkları zehir ve kirpilerin savunma sırasında salgıladıkları bir enzimle karıştırarak yaptıkları sıvı modern anlamda bildiğimiz zombi virüsünün hammaddesini oluşturur. Bu sıvının yenilmesi, ya da açık bir yaradan vücuda sızması insan vücudunda ağır hasarlara yol açıyor. Soluma ve kalp atışlarını durma noktasına getiren bu sıvıyı alan biri toprağa gömüldükten sonra bir zombi olarak toprağın altından çıkartılabiliniyor. Voodoo büyücüleri bu ritüeli sekiz saatlik bir seansta yapıyorlar ve zombileştirme garantisi sunuyorlar!
  6. Brugmanisa Candida olarak bilinen Datura bitki ise bir başka zombileştirme etkisine sahip. Bitkinin salgıladığı sıvıdan yapılan tozlar, akıl mantık sahibi bir insan evladının koşarak uzaklaşması gereken bir zehir ortaya çıkartıyor. Uyuşturucu olarak kullanılan bu tozun ufak bir miktarı bile; daimi hafıza kaybına, felce, ruh ve sinir hastalıklarına ve hatta saniyeler içerisinde ölüme sebep oluyor. Bir Voodoo büyücüsü uygun miktarlarda, kölelerinin yemeğine karıştırdığı bu tozla yıllarca sürecek bir zombiliğe yol açabiliyor. Öyle ki, tozun uyuşturucu etkisi, kişiyi zombi olmaya bağımlı hale getiriyor ve iyileştirmek mümkün olmuyor. Bir kez Datura’ya maruz kalan kurban, yeniden zombi olmak için adeta can atabiliyor.
  7. Zombilik sadece Voodoo inanışında olan bir mit değil. Dünyanın en eski medeniyetlerden Çin’de de ölünün dirilerek saldırganlaşması folklorda yer alan bir inanış. Kore ve Japon kültürlerinde de karşılık gelebilecek referansları olan bu hortlaklar “Jiang Shi” olarak adlandırılır. Çürüyen bedenleri, elleri önde bir şekilde sıçrayarak haraket ettiklerine inanılan bu korkutucu varlıkların, insan avladıkları Uzakdoğu’da sıkça anlatılan hikayelerden biridir. Yakın bir coğrafya olan Tibet’te de Rolang olarak bilinen “Zombivari” varlıkların olduğuna inanılır.
  8. Zombiler temel olarak yürüyen ceset olarak nitelendirilseler de beyinsiz değillerdir. Bir zombinin kalbini söküp, kolunu kopartıp, hatta kafasını kesip durduramazsınız. Bir zombiyi durdurmanın tek yolunun onun direkt beynini dağıtmak olduğuna inanılır. Çünkü yeme dürtüsünü vücuda ileten organ beyindir ve beyin çalıştığı sürece vücut da çalışacaktır ve yemek isteyecektir. Fakat burada önemli bir paradoks oluşur. Vücudun işlevlerini yerine getirebilmesi için tek başına beyin asla yeterli değildir. Bu da gövdeden koparılmış bir kafayla bir zombinin asla varlığını sürdüremeyeceğini ortaya çıkartır. Yani popüler kültürdeki zombi durdurma yöntemi, teoride heyecan verici olsa da, pratikte karşılıksızdır.
  9. Son olarak zombi virüsünün potansiyel olarak bütün insanlara bulaşması ve ölen herkesin zombiye dönüşeceği yönündeki inanış da popüler kültürün yarattığı bir düşünce. Böyle bir durumun küresel çapta oluşmasına yol açacak bir virüsün dünyaya yayılması çok kısa sürede engellenebilir bir durumdur. Öncelikle doğa, böyle bir virüse karşı bağışıklığı üretecektir. Mevcut tıp bilimi de aslında bilinen tüm virüslere karşı anında bir tedavi üretebilecek noktada. Bugün dünyayı tehdit eden kanser, aids gibi korkutucu hastalıkların ve hatta ebola gibi salgınların bile tedavisi mümkün. Ancak bu tedaviler büyük araştırma ve yatırımlarla gerçekleştirildiği için son derece pahalı. Fakat dünyayı saracak bir zombi virüsüne karşı kimse “Aman yeğenim ucuza gitmesin” demeyecek ve herkese tedavi getirecek aşı sağlanacaktır. Yani korkacak bir durum yok. Voodoo büyücüleri tarafından ele geçirilmediğiniz sürece zombileşmeniz mümkün değil.
  10. Mankurt, Ortaasya Türk ve komşu kültürlerinde olan bir çeşit köleleştirme yöntemidir. Temel olarak beynin öldürülerek, zihnin kontrol altına alınması prensibine dayanır. Aslında kişi pratikte öldürülmez. Saçları kazınır, kafa derisi cılk yara halindeyken deve derisiyle sarılarak güneş altında tutulur. Bir süre sonra uzamaya başlayan saçlar, kafanın dışına değil içine doğru yol alır ve uzayan saçların sardığı beyin teorik olarak ölmüş olur. Bu şekilde adete kafası sıfırlanan kişi istendiği gibi yönlendirilebilir. Hatta bir insanı yemesi bile emredilebilir. Ortaasya Türklerinde mankurtlardan oluşan ordularla dosta güven düşmana korku salan Hunlar, Göktürkler gibi ülkeler büyük topraklar fethetmişlerdir. Mankurtlar zombi midir? Teknik olarak değil, ancak zombi dediğiniz zaten nedir ki?

İlgili Videolar

Social Media Exchange Website - Likenation

Bunlara Baktınızmı?

Adnan DAN on FacebookAdnan DAN on PinterestAdnan DAN on TwitterAdnan DAN on Youtube
Adnan DAN
Aslında çokta özel biri değilim.. Biraz ukala olduğumu söylerler.. Bildiğimi anlayabilen insanlara sunmayı severim..

Sürekli sorgulama modundayım.. Neden dünyadayız, nereye gideceğiz, bu kadar basitmi yaşamak, vs. vs.. Cevaplarını bulamadığım onlarca sorum var..

Gerçekten dost bildiğim insanların sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez.. Onlarca insan arasında kendimi hep yanlız hissederim..

Ben insanım.. Adımı Adnan koymuşlar, soyadımsa zaten otomatik olarak eklenmiş DAN olarak.. Kuralları sevmem.. Ama uymak zorunda olduğumuda bilirim.. Sevmediğim öyle çok şey yapıyorumki, bu bana mutsuzluk veriyor çok zaman.. Birini sevmeyi, aşık olmayı, ona güvenmeyi çok istiyorum.. Olmayınca olmuyor, zorlamıyorum.. Hayat garip.. Ben o gariplik içinde yüzen biriyim işte..

  One Response to “Zombi Nedir?”

  1. Eskiden insanları bazen öldü zannedip gömüyolarmış yanlışlıkla.Ingıltere de eski mezarlara ip uzatıp ucuna çan baglıyolarmıs.Adam ölmemisse canı calsın diye

Düşünceleriniz Bizim İçin Önemlidir