Sitemizde 15 kategori'de 605 adet yazı yazılmış ve 78 yorum bulunmaktadır.

Tem 282016
 

Buddhism Word Cloud Concept in black and white with great terms such as religion, teachings, zen and more.Zen, kökeni Hindistan’daki Dhyana (ध्यान) okuluna kadar uzanan bir Mahāyāna Budist okulunun Japoncadaki ismidir. Hindistan’dan Çin’e geçen okul, burada Ch’an () olarak ismini duyurmuştur. Tang Hanedanlığı döneminde Çin’de belli başlı Budist okullar arasına giren Ch’an, Çin’den Kore, Vietnam ve Japonya’ya yayılmıştır. 20. yüzyılda Batı’da tanınmaya başlanan bu okul, İngilizce ve diğer Batı dillerine Zen ya da Zen Budizm ismiyle girmiştir.

Zen, diğer Budist okulların arasından aydınlanma amacıyla yapılan meditasyona verdiği önemle ayırt edilir. Meditasyon anlamına gelen Çince zuochan ve Japonca zazen kelimeleri Ch’an/Zen kelimesinden türetilmiştir. Bu nedenle Batı’da yalnızca bir meditasyon pratiğinden ibaret olarak algılanan Zen, aslında Budizm’in bir koludur. 20. yüzyılın ortalarından itibaren Batı’da bir felsefe, bir yaşam tarzı, bir sanat akımı v.s. olarak yaygınlaşmıştır. Ancak bu Batılı bakış açısı, Uzakdoğu’daki Zen Budistlerin çoğunluğu tarafından paylaşılmamaktadır.

Budizm:

“Budizm, bugün Dünya üzerinde yaklaşık 500 milyon takipçisi bulunan din ve öğretiler topluluğu. İlk önce Hindistan’da ortaya çıkmış, daha sonra zaman içinde Güney, Güneydoğu ve Doğu Asya’da yayılmıştır.

Farklı bakış açılarına göre din veya felsefe olarak tanımlanan Budizm’in hedefi, hayattaki acı, ızdırap ve tatminsizliğin kaynaklarını açıklamak ve bunları gidermenin yollarını göstermektir. Budizm’de öğretilerin ana çatısını meditasyon gibi içe bakış yöntemleri, reenkarnasyon denilen doğum-ölüm döngüsünün tekrarı ve karma denilen neden-sonuç zinciri gibi kavramlar oluşturmaktadır.”

Zen’in kökleri Hint Budizmine kadar geri götürülür. Adını meditasyon anlamına gelen Sanskritçe dhyana teriminden alır.

Zen okulunun en önemli tezi Sakyamuni Buddha’nın öğretisinin sözle anlatılamayacağıdır. Efsaneye göre Buda, bir gün elinde bir çiçekle onun vaazını bekleyen öğrencilerinin önünde konuşmadan oturur. Öğrencileri arasından sadece Kasyapa Buda’nın mesajını anlar ve gülümser. Böylelikle Dhyana (Zen) Kasyapa’ya aktarılmıştır.

Geleneksel kaynaklara göre Çin Zen’i milattan sonra yaklaşık 500 yıllarında Bodhidharma adlı Hint Budist keşiş tarafından kurulmuştur. 6. yüzyılda Kasyapa’nın 28. kuşaktan öğrencisi Bodhidharma Çin’e gelir ve Ch’an okulunu burada kurar.

Bodhidharma, yerine müridi Huike’yi atamış ve böylece o, ilk Çinli patrik ve Zen okulunun Çin’deki ikinci piri olmuştur.

Doktrin, Huike’den sonra adları dışında fazla bir şey bilinmeyen ikinci, üçüncü ve dördüncü pirlere aktarılmıştır. Altıncı ve son pir Huineng (638-713), Zen tarihindeki büyük isimlerden biridir ve halen mevcut olan okullar Huineng’i kendilerinin üstatları olarak kabul ederler.

Huineng’den sonra Zen her biri öğreti ve pratiklerinde çeşitli vurgulara sahip olan çeşitli kollara ayrılmış ve Çin’in en büyük Budist mezhebi olmuştur.

Zen okulunun ilk pirlerinin listesi

  1. Bodhidharma ( बोधिधर्म, Çince: 達摩, Damo Japonca:だるま) yaklaşık d.440 – yaklaşık ö. 528
  2. Hui-ke (慧可, Japonca: Daiso Eka d.487) – ö.593
  3. Seng-can (僧燦, Japonca: Konchi Sosan) d. ? – ö.606
  4. Dao-xin (道信, Japonca: Dai’i Doshin) d.580 – ö.651
  5. Hong Ren (弘忍, Japonca: Dai’man Konin) d.601 – ö.674
  6. Hui Neng (慧能, Japonca: Daikan Eno) d.638 – ö.713

Altıncı Pir Huineng’den sonra Ch’an Budizmi Tang Dönemi Çini’nde hızla yayıldı; aynı zamanda birçok kola da bölündü. Bunların arasından Rinzai ansızın aydınlanma okulu ve Soto aşamalı aydınlanma okulu Japonya’da yayılarak burada günümüze kadar ulaşmıştır.

1191 yılında Zen Ustası Eisai tarafından Japonya’da kurulan Rinzai okulu daha çok Samuray sınıfı arasında yayılmıştır. Eisai’nin öğrencisi Dogen tarafından Japonya’ya 13. yüzyılda tanıtılan Soto okulu ise günümüzde 14.700 tapınağı ve yaklaşık 7.000.000 takipçisiyle Japonya’nın en büyük Zen mezhebidir.

Zen Öğreti ve Pratikleri

Mahayana Budizmindeki diğer okullarda olduğu gibi, Zen’de de tüm duyarlı varlıkların Buda-doğasına sahip olduğunu kabul edilir, ve bunun zihnin kendi doğasından başka bir şey olmadığını vurgulanır. Zen uygulamasının amacı her bir bireyin içindeki bu Buda-doğasının, günlük yaşamda meditasyon ve farkındalık yoluyla keşfedilmesidir. Zen uygulayıcıları bu çalışmanın varoluş hakkında yeni bir perspektif ve kavrayış kazandıracağına, ve nihayetinde aydınlanmaya ulaşılacağına inanır.

Diğer Budist okulların pek çoğundan farklı olarak, Zen kutsal metinlere ve metafizik konularda konuşmalara bel bağlanmaması gerektiğini iddia eder. Çünkü bunlar uygulayıcıyı, kendi içinde Buda-doğasını doğrudan sezgisel olarak kavramaya çalışmak yerine, dışsal bir cevap arayışına yöneltir. Bu anlamda Zen, diğer pek çok dinin aksine uygulamayı ön plana çıkaran tutumuyla, hararetli bir felsefe-karşıtı, ikona düşmanı, kural karşıtı veya anti-teorik öğreti olarak değerlendirilebilir.

Yazılı kelimelere dayanmamaya verdiği önem, sıkça Zen’in kelimelerin kullanılmasına karşı olduğu şeklinde yanlış anlamalara yol açmıştır. Ancak, Zen kaynaklarını Gautama Buddha’nın ve Budist Mahayana felsefesinin yazılı öğretilerinden alır. Zen vurguladığı, Buda’nın öğrettiği uyanışı, okuduğu veya duyduğu herhangi bir kelimeyle değil, meditasyon uygulaması yoluyla elde etmiş olduğudur; dolayısıyla diğerleri de öncelikle meditasyon yoluyla Buda’nın kavrayışına ulaşabilir.

İçe bakış teknik ve uygulamaları hakkında pek çok Budist sutra’da çeşitli öğretiler bulunmaktadır. Ancak Çin’de ortaya çıktığı ilk dönemlerde Zen okulu, ağırlıklı olarak Mahayana Sutralarına, özellikle de Lankavatara Sutra’sına eğilmiştir. Bodhidharma’nın dhyana içe bakış tekniklerini öğretirken Lankavatara Sutra’ya göndermeler yapması nedeniyle, Zen okulu ilk dönemlerde bu sutra ile tanımlanmıştı. Kısmen böylesine sınırlı bir şekilde tek metinle özdeşleştirilmeye tepki olarak, Çin Zen’i ünlü kelimelere dayanmama, her tür metinden bağımsız olma tutumunu geliştirdi.

Bununla birlikte, erken dönem Zen ustalarının öğretilerine bakıldığında, onların pek çok sutrayı ileri düzeyde bildikleri anlaşılır. Örneğin, “okuma-yazma bilmemesiyle” ünlü Altıncı pir Huineng’ın yazdığı Platform Sutra’da, Elmas Sutra, Lotus Sutra, Vimalakirti Sutra, Shurangama Sutra ve Lankavatara Sutra’dan alıntılar yapılır ve açıklanır.

Budizmin Çin’e geldiği dönemde üç temel uygulama öğretisi, ahlak ve kurallar disiplini eğitim (sila), konsantrasyon (samadhi) da denilen zihinde meditasyon yoluyla eğitim (dhyana), sezgi ve bilgelik eğitimi (prajna), Pali derlemesinde çoktan düzenlenmişti. Bu bağlamda, Budizmin Çin kültürüne sürecinde, her biri farklı bir temel uygulama alanında uzmanlaşmış üç tip öğretmen modeli ortaya çıktı.

Vinaya ustaları rahip ve rahibelerin izleyeceği kurallar üzerine, dhyana ustaları çeşitli meditasyon uygulamaları üzerine, Dharma ustaları ise Budist metinler üzerine uzmanlaşmıştı. Manastır ve Budizm merkezleri ya vinaya ve rahip eğitimine ya da bir ya da birkaç metnin icelenmesi konusuna yoğunlaşmıştı. Dhyana veya Chan ustaları ise, ya kendi başlarına inziva hayatı sürdürüyor ya da çeşitli Vinaya manastırları ve sutra eğitim merkezlerine katılıyordu.

Bodhidharma’nın beşinci yüzyılda gelmesinin ardından, onun takipçisi dhyana-chan ustaları, vinaya ve entelektüel çabanın tek başlarına Buda’yı aydınlanmaya götüren meditasyonun gerçek uygulamasını ve kişisel deneyimi vurgulamaya yeterli olmadığı düşüncesiyle bir araya gelmeye başladı. Yalnızca kuralları takip edilmesi ya da sutra ezberlenmesinin yetersizliği dhyana-chan uygulayıcılarının sloganı haline geldi. Bodhidharma’dan yaklaşık 200 yıl sonra Tang Hanedanı dönemi başlarında, Beşinci pir Daman Hongren (601-674) zamanında, Zen okulu ayrı bir Budist okul olarak ortaya çıktı.

Zazen olarak anılan meditasyon, Zen uygulamarının temelini oluşturur. Bodh Gaya’daki Bodhi ağacının altında aydınlanmaya ulaşan Buda’nın oturuşunu ve onun Sekiz aşamalı yol’da öğrettiği, farkındalık ve konsantrasyon kavramları canlandırır. Sekiz aşamalı asil yol, Dört Yüce Gerçek, bağımlı köken, Beş İlke, beş skandha, Varoluşun üç işareti gibi Buda’nın temel öğretilerinin tümü Zen uygulamasının önemli öğelerini oluşturur.

Ek olarak, Zen Mahāyāna Budizmin, bodhisattva başta olmak üzere çeşitli temel kavramlarını benimsemiştir. Mahayana’ya has Guānyīn, Mañjuśrī, Samantabhadra, veAmitābha gibi figürler tarihsel Buda ile birlikte saygı görür. Zen’in yazılardan bağımsız aktarıma yaptığı vurguya rağmen, Mahāyāna sutralarına, özellikle de Kalp SutraHredaya Pranyaparamita Elmas Sutra, Lankavatara Sūtra ve Lotus Sūtranın “Samantamukha Parivarta” bölümüne derinden bağlıdır.

Zen aynı zamanda paradoksal olarak, kendine özgü zengin bir yazılı literature de geliştirmiştir. En eski ve en çok tanınanları Zen metinleri arasında, Huineng’ın Platform Sutrası sayılabilir. Bundan başka çeşitli koan kollaksiyonları ve Dōgen Zenji’nin yazdığı Shōbōgenzō önemli metinlerdendir.

Gerçeği kavramak, aydınlanmak uğruna yedi yıl çaba gösterecektir. Sidharta düşünmeye yine devam eder. Evinden ayrıldıktan yedi yıl sonra bir Hind inciri “Bilgi ağacı” altında aydınlanır ve Buda olur.

Buda, aydınlanma sonucu, olağanüstü keskin bir biçimde canlıların sonsuz bir döngü içinde doğup, büyüyüp, öldüğünü ve sonra yeniden doğduğunu görmüştür. “Niçin” diye kendi kendine sormuş, “niçin yeryüzündeki bu bitmez tükenmez acılar, sıkıntılar her yeni doğumla yinelensin, bu dönüp durmaya bir dur demenin, bu zinciri kırmanın bir yolu yok mu?” diye düşünmüştür. “Buda bu öğretileri aydınlanmaya ulaşmanın bir aracı olarak görmüştür. Buda ayrıca ruhani bir otoritenin bulunmaması gerektiğini de özellikle vurgulamış, hatta kendi otoritesini bile eleştirerek, herkesin kendince Buda’lığa erişmesi gerektiğini savunmuştur.

Zen Meditasyonu

Oturarak yapılan meditasyon, Zazen Zen pratiğinin merkezini oluşturmaktadır. Zazen’de çeşitli oturuş biçimleriyle yapılabilir. Dikkat kişinin duruş biçimi ve nefesine yöneliktir. Oturulan yer (zabuton) üzerine yerleştirilen katlanmış bir yastık (zafu) kullanılır. Rinzai Zen’de zazen uygulaması yapan kişiler yüzlerini odanın merkezine yöneltirlerken Soto uygulayıcıları duvara dönük otururlar.

Soto Zen’de Şikantaza meditasyonu (sadece oturma) nesnesiz ve içeriksiz bir meditasyon biçimidir. Bu pratikle bilgili felsefi ve fenomenolojik hükümler Dogen’in Shobogenzo adlı eserinde bulunmaktadır. Rinzai Zen ise nefes meditasyonu ve koan pratiği üzerinde durur.

Farklı Zen okullarında farklı zazen teknikleri uygulanmakla birlikte, zazende genel teknik, iç ve dış uyarılara tümüyle açık olmakla, sınırsız bir farkındalık, bilinçlilik hali ve uyanık olma durumudur. Zazen uygulaması sırasında her türlü iç ve dış algı, önem sıralaması, seçim yapılmaksızın izlenmelidir. Dışarda öten kuşun cıvıltısı, vücut ağırlığının kalça kemiğindeki duygusu, yüzü yalayan esintinin duygusu, vs. birbirini izleyen farkındalıklar, bilincin geçişler yaparak yaşadığı algılar olarak değil, aynı anda yaşanan bir bilinçlilik olabilmelidir.

Günlük yaşamda deneysellenmesi mümkün olmayan, yaşanmayan bir bilinçlilik haline ulaşmaktır. Olağan insan bilincinin yapısının, o tek merkezli benlik ve bilinç duygusunun aşılarak, çok merkezli bir bilinç yapısına ulaşılma çalışmasıdır ve zazenin amacı budur.

Zazende, diğer birçok meditasyon tekniğindeki gibi, olağan, kendiliğinden düşünsel akımlara müdahale edilmez. Tersine zazendeki kişi, bu zihinsel akımları bilinçli olarak izlemektedir. Zazende esas olan sınırsız bilinçliliktir, uyumdur, düşünce akımları konusunda da böyledir. Zen, her zaman için Taocu etkilere büyük ölçüde açık tutulmuştur, bu yüzden ‘uyum’ esastır.

Neticede zazenle sağlanmak istenen zihinsel durum, “zihnin olmadığı” bir durumdur. Düşünerek yaşamak, düşünerek tepki vermek değil, zihnin doğrudan doğruya içsel dinamikleriyle çalışmasıdır. Belki de bu yüzden zen, Özellikle Japon savaşçılar arasında genel kabul gören bir sistem haline gelmiştir.

Budizmde her varlık sonsuz bir ölüm ve yeniden doğum döngüsü içinde, Altı Âlem denilen farklı yaşam formları arasında tekrar tekrar varolur. Karma, eylem anlamına gelmektedir. Budizm’de ise erdemli veya zararlı istemlerin ve bunların yol açtığı zihinsel etmenlerin, canlıların yeniden doğum süreçlerini ve yazgılarını şekillendirmesini ifade eder. Olumlu ya da olumsuz her eylemin karması, bizzat o yaşam süresinde veya daha sonrakilerde meyve verecek bir tohum yaratır.” Reenkarnasyon ve Karma Buda’dan önce Hint felsefesinde bilinen kavramlardır.

Dört Yüce Gerçek ve Sekiz Aşamalı Asil Yol bütün Budist okullarında itibar edilen öğretilerdendir.
1. gerçek, Dukkha: acı hayatın ve varoluşun bir parçasıdır.
2. gerçek, Samudaya: acıların kaynağı arzu ve isteklerdir.
3. gerçek, Nirodha: istek ve arzular bırakılırsa acılar sona erdirilebilir.
4. gerçek, Magga: acıların sona erdirilmesinin yolu Sekiz Aşamalı Asil Yol’dan geçer. Doğru kavrama, doğru düşünce, doğru söz, doğru eylem, namuslu kazanç, doğru çaba, uyanıklık ve doğru konsantrasyon.”

Koan uygulaması

Zen Budistler zazen, yürüme meditasyonu, ve günlük hayatta her türlü aktivite sırasında koan uygulaması yapabilir. Koan uygulaması özellikle Japon Rinzai okulunda vurgulanmakla birlikte, öğretim soy ağacına göre diğer okullarda da uygulanmaktadır.

Koan (kelime anlamıyla “halka açık olay) genelde Zen veya Budist tarihle ilişkili bir hikâye ya da diyaloglardır; aralarında erken dönem Çinli Zen ustaların anekdotları en fazladır. Ünlü Zen öğretmenlerinin bilgeliklerinin bir göstergesi sayılan bu anekdotlar, öğrencilerin Zen uygulamasında ulaştığı seviyeyi ölçmek için kullanılabilir. Koanlar sıklıkla paradoksal ya da dilbilimsel açıdan anlamsız görünür. Ancak Zen Budistlere göre koan, dilin ayrımcılık ve karşıtlığıyla engellenmeksizin, “gerçeğin gözler önüne serildiği zaman, yer ve olaydır“. Koan’ın cevabını bulmak için öğrenci kavramsal düşünceyi ve dünyayı düzenlerken sarıldığımız mantıksal yolu bir kenara bırakmalıdır; böylece sanatsal yaratıcılıkta olduğu gibi, uygun kavrayış ve cevap kendiliğinden, spontane olarak zihinde belirecektir.

Çin’de koan eğitimi Zen ustalarının derslerinde serbest sorular ve cevaplar olarak geliştirilmiştir. Bugün, Zen öğrencisinin belli bir koandaki ustalığı, öğretmene ikili bir görüşme (Japonca dokusan, daisan, veya sanzen) sırasında sunulur. Zen öğretmenleri koanda ortaya konan sorunun ciddiye alınmasını, bir ölüm-kalım sorunu gibi yaklaşılmasını tavsiye eder. Koana belli bir yanıt bulunmamakla birlikte, öğrenciden verdiği cevapla koanı ve Zen’i anlayışını ortaya koyması beklenir. Öğretmen cevabı onaylayabilir; veya onaylamayarak öğrenciye doğru yönü gösterebilir. Ayrıca, koanlara deneyimli öğretmenlerin yazdığı pek çok yorum vardır; bunlar da koan eğitiminde rehber olarak kullanılabilir. Bu yorumlar aynı zamanda konuyu inceleyen modern araştırmacılara da yardımcı olmaktadır.

“Form olmadan zihin diye bir şey olmaz çünkü hiçbir şeye tepki vermez ama zihin olmadan da form hiçbir şey ifade etmez. Bütün Dünya aslında altı organın altı farkındalık biçiminin ilüzyonundan ibarettir. Duyu organları ve beynin yarattığı düşünce yetisi de ilgili farkındalık biçimlerini algılar. Ama bunlar “gerçeklik” değildir, gerçeklik bunlardan oluşmaz. Buddha’ya göre aslında “gerçek zihin” beyinde yahut vücudun içinde de oluşmaz.”

Budizmde, “Prajna” bütün fenomenleri ve evrendeki olayların hepsini içine alan geniş kapsamlı bilgeliği tasvir etmektedir. Budizm öğretilerine göre Prajna, beden ve ruh dengesini kurarsa ve Samadhi’deki özne ve nesnelerin ayrımına varırsa dolaysız ve sezgisel bir deneyim elde edecektir. Bu duruma gelebilmek için Zen-Budizm’deki oturma meditasyonunun (Zazen) alıştırmaları uygulanmaktadır. Budist meditasyonu temelde iki tema ile ilgilenir: Zihnin dönüşümü ve bu zihnin kendisinin ve diğer olguların keşfi için kullanılması. Prajna genelde dişil olarak kabul edilir. Bilgelik, Budizm’deki kutsal Asil Sekiz Yol’un birinci ve ikinci aşamasından sayılmaktadır.”

“Buda’nın öğretilerine göre kişilik, insanın kendi deneyimleri ve Dünya’yı algılamasıyla birlikte beş gruptan oluşmaktadır: Vücut, duyu, idrak, ruhsal farkındalık ve bilinçaltı. Budizm’de reenkarnasyonun sadece ‘ruh göçü’ değil, karma bir dürtü olduğu anlaşılır.”

Bir Zen üstadı meditasyon tekniğini şöyle anlatıyor:

“Dikkatinizi hiçbir dış konuya yöneltmeden iyice rahat ettikten sonra birkaç derin nefes alınız. Sonra düzenli olarak yavaş bir tempoyla derin nefes alış verişini sürdürünüz. Zihin iyice sakinleşip nefes alış verişinizi sürekli ve rahat tempoya oturtana kadar alıp verdiğiniz nefesleri sayınız. Böylece nefes alıp verme işlevi üzerinde dikkati yoğunlaştırmak kolaylaşacağı gibi bir yandan da zihinden kaba düzeydeki düşünceler de uzaklaştırılmış, düşünce dalgaları yatıştırılmış olacaktır.

Ya nefes alışı, ya nefes verişi sayınız yani nefes aldığınız zaman bir, tekrar nefes aldığınız zaman iki ve bunun gibi saymayı sürdürünüz. Hiçbir sebeple ya da alışkanlıkla ondan daha fazla saymayınız on olunca on bir diye değil, bir diye saymaya devam ediniz. Bu arada zihninize gelip gidecek düşünceleri zihninizden kovmaya ya da tutmaya çalışmayın… Bırakınız onlar serbestçe gelip gitsinler. Yalnız zihnimizde olup bitenlerden bilincinizin haberli olsun bu yeter… Bir dalgınlık içine düşmemeye özen gösterin.” Meditasyon ile zihin boşaltılır.

Bir alıntı şöyledir: “Nan-in konuğa çay sunar. Profesörün fincanını doldurur ama durmaz, çayı fincana döker de döker. Konuk taşan çaylara bakadurmaktadır. Bir süre sonra kendini tutamayıp, boşalır.

– “Taştı, artık almaz ki…”

– “Bu fincan gibi sen de kendi düşüncelerin, kurgularınla dolusun. Önce fincanını boşaltmazsan sana Zen’i nasıl gösterebilirim.” der Nan-in.”

Zen ustası Chao-chou’nun yaklaşımına göre:

Zen sizin her günkü düşüncenizdir. İşin aslı kapının menteşesinin ne tür takıldığıdır. Kapı içeri de açılabilir, dışarıya da…” Zen’e göre, “Geçmişe bakış açısı şükran, şimdiye hizmet, geleceğe de sorumluluk olmalıdır.” Zen’in amacı insanın kendi öz yaradılışını tanımasıdır. Kendi kendini tanımanın “bir araştırıcısıdır.” Zen, bilincimizi keskinleştirmek, bizi uyandırmak, duyguların girebilmesi için gönlümüzde bir aralanma yapar.

Budha’nın öğretisi onun çağında izdeşleri olmuş kişiler tarafından ağzından çıkan lafları kaydederek oluşturulmuş ve zaman içinde bu sözlere Dhammapada adı verilmiştir. Her ne kadar binlerce yıl önce yazılmış bir eser olsa da “Kendinize yalnızca kendiniz ışık olun. Kendi dışınızda bir ışık aramayın.” diyen bir aydınlanmışın mesajının her çağ için olduğu gün gibi açıktır.”

Dhammapada (Gerçeğe giden yol) dan bir alıntı şu şekildedir:

Bugünkü yaşamımız dünkü düşüncelerimizin, yarınki yaşamımız da bugünkü düşüncelerimizin eseridir. Yaşam aklın eseridir, hayatımızı, zihnimiz yaratır.” “Kişinin kendini yenme çabasında harcadığı her anın değeri, o kişinin yüzlerce yıllık ibadetinden daha büyüktür.

“Eğer çalışmanız iyiyse, ondan gurur duymaya başlarsınız. Fakat bu gurur fazladan eklenmiş bir şeydir. Yaptığınız şey iyidir ama ona fazladan bir şeyler eklenmiştir. Doğru çaba fazladan eklenmiş şeylerden kurtulmak demektir.”

İlgili Videolar

About Adnan DAN

Aslında çokta özel biri değilim.. Biraz ukala olduğumu söylerler.. Bildiğimi anlayabilen insanlara sunmayı severim.. Sürekli sorgulama modundayım.. Neden dünyadayız, nereye gideceğiz, bu kadar basitmi yaşamak, vs. vs.. Cevaplarını bulamadığım onlarca sorum var.. Gerçekten dost bildiğim insanların sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez.. Onlarca insan arasında kendimi hep yanlız hissederim.. Ben insanım.. Adımı Adnan koymuşlar, soyadımsa zaten otomatik olarak eklenmiş DAN olarak.. Kuralları sevmem.. Ama uymak zorunda olduğumuda bilirim.. Sevmediğim öyle çok şey yapıyorumki, bu bana mutsuzluk veriyor çok zaman.. Birini sevmeyi, aşık olmayı, ona güvenmeyi çok istiyorum.. Olmayınca olmuyor, zorlamıyorum.. Hayat garip.. Ben o gariplik içinde yüzen biriyim işte..