Sitemizde 15 kategori'de 744 adet yazı yazılmış ve 226 yorum bulunmaktadır.

Eyl 162016
 

İzlanda’da güneş yanığı olduğum günden beri düşünüyorum, Tanrı var mı?

Her gün aynı dişler ve aynı rutin fırçalama tekniği ve zaman bunlara karşın değişim göstermekte ama ne fark eder, dişlerin sağlığını umursamıyordum ki, insanların bakışlarını da belki tek tebessümümde kalan dişlerimin beyazlığı kaldı insana özgü görünüşümden.

Rüzgarın esmesi birazcık işime yarayabiliyor, metabolizmam hızlı ve çabuk terleyebiliyorum, evet benim fark etmediğim her şey çok hızlı, arabalar, insanlar, konuşmalar, ilişkiler, dedikodular, tecavüz sanıklarının mahkemeleri, gündem değişimleri, siyasi partilerin dağıttığı kömür ve kefen bezleri gibi şeyleri çok sonradan fark ediyorum.

Hipermetrop olmanın güzel yani, dünyayı bazen duşa kabin gibi görmen, kötü yanı ise bunu yalnız başınayken yapman, dışarıda insanları görmemek istediğinde gözlüğünü çıkaramıyorsun, sebebi açık, toplum seni gözlüklerinle kabul ediyor, devlet gözlüklerine para ödüyor, ne demek gözlüklerimi çıkarmak, olur mu, asarlar adamı gözlüklerinden.

Kaşlarımı almayı hala beceremiyorum, insanın kendini yolması genetik, kodlarımızda var işkence etmek, hedonistik biri isen kuaförde işe başlayabilirsin, etek altı, kaş üstü, cart cart yolmalı hazzı, hazımsızlığa çare haber kanalları bu aralar.


Dışarı çıktım, insanlar ne oruç, ne ramazan varsa yoksa siyasi gündem, dindar olduğumdan değil, toplum fanatizmi seviyor, bu derdim, holiganizm büyük güruhlara açılmış, kim kime evet saplamış, kim kimi su içerken hayırlara boğmuş, anayasanın maddelerini internet üzerinden takip eden, haber sunucularının bayan olmasının ortamı yumuşattığını düşünen zihniyetin oy pusulası hiçbir zaman fark etmeyecek, her zaman kasan ve “kasan” kazanacak ne de olsa, bunu çöpten bulduğu gazeteleri okuyan adam biliyor.

Yürüyüşüm sahil ışıklarını yüzüme vuruyor, bu arada ayağımı da bu ayakkabı vuruyor, vurdukça daha çok yürümek istiyorum, kim ne kadar aç kalırsa o kadar saldırgan olmuyor işte, umutlar daha pasifleştirici bu durumda, insanın psikolojisi bundan ibaret, otobüse binip günün nasıl geçtiğini düşünmeye iten bir şeyler var içimde, kalktım, televizyona öylesine baktım, kanal değiştirdim, birkaç sayfa kitap okudum ama ne anladım desem yeridir diyebilmeyi istedim, yemek yemek insanı öldürüyor, şişmanlayamıyor olmak da cabası, hep aynı kiloda durmak bir işkence.

Hep rutine bağımlılık, hep aynı özden ve varlıktan aynada selamlaşmak, bir gün kalktığımda yüzümde sivilce olsun istiyorum, yara bere, beze, kanser, felç, şizofreni, ataklar, sakatlıklar fakat hep aynı, bir anda olsun bitsin istiyorum, araba çarpsın ama bir şey olmasın şefkatiyle günümü sonlandırıyorum, hep tetikte, hep farzı misal hayal düşünen dağınık kütüphaneli biri olarak yatağa uzanacağım, telefon çalmaz, sevgilim olmaz, birine saati sormayalı 7 yıl, saat takmayalı 15 yıl oldu, sevişmeyeli beş, bir yerimi kırmayalı yirmi üç yıl oldu, annem ile babamı aynı yatakta görmeyeli, ki bunu Tanrı bile görmemiştir, bazen merak ediyorum da annem babamla sevişmek için kaç anti depresan alıyordu yada ?

Blogda Oku

Social Media Exchange Website - Likenation horozz - MyDailyLikes Stats

Free Twitter Followers

Bunlara Baktınızmı?

Yazabilen Yaratık
Merhabalar, uzun zamandır yazabilen yaratık olarak kurguladığım hayali karakterimin yazdığı yazılar ve ben arasındaki fark üzerine yazmayı istiyordum. Bunu zamanla reddettim sonra fark ettiğimde (şu an) tüm hayatımın, hayali bir şey tarafından tüketildiğini görme durumunu yaşadım.

İlk başlarda sadece, yazmak planıyla başlamıştım. Yazan kişinin dini, cinsiyeti, bedeni önemli olmamalı, insanlar düşüncelerim açısından sevmeli ve birkaç dostum olsun istemiştim. Tahmini bu süre, 2010 yılına dayanıyor. O zaman sevgilimden ayrılmış biri olarak yazmanın verdiği güdüyü iyi kullanıyordum. Daha önce de yazdığım için arkadaşımın bana "Sen yazabilen, ben çizebilen yaratığız" demesi ile aklıma gelmişti. Bu süreçte ne kadar çok insan tanıdım bilemiyorum. Çoğu beni kirletti.

Düşünceleriniz Bizim İçin Önemlidir