Sitemizde 15 kategori'de 619 adet yazı yazılmış ve 78 yorum bulunmaktadır.

Kas 182016
 

İnsanların her zaman ilgisini çekmiş bir konudur uzaylılar.. Benimde özellikle ilgi alanlarım içinde üst seviyede yer alır.. Nasıl olmasınki.. Sonsuz olduğu söylenen evrende yaşayan tek canlıların bu dünyada olduğunu düşünmek aslında salaklıktır.. Dünya dışında bir gezegende yada ortamda mutlaka başka canlılarda vardır..

Buyrun uzaylılar konusunda derlediğim bir bilgi dağarcığı..

Hayatın gerçekleri olarak karşımıza çıkacak UFO ve uzaylılar bugün olmasa bile, bir gün karşılaşacağımız gerçek olarak, sürekli hayatımızı işgal eden konuların başında gelmektedir. Ne kadar inanmasak, görmeden olmaz desek de, böyle bir gerçeğin olduğunu düşünmeliyiz. Bilimsel olarak açıklanan gerçeklerin yanı sıra, yaşanmış olayların da vereceği etkiyle birlikte, böyle bir tehlike veya farklılığın eninde sonunda karşımıza çıkacağını bilmeliyiz.

Günümüzde ve bundan yıllar önce gerçekleşen iki olayla birlikte, uzaylıların ve UFO’ların varlığı hakkında gerçeklere erişebiliriz. Aslında bu gerçekleri hepimiz bilmemize rağmen, inkar edip inanmamak gibi bir huy edinmişiz.

İlk olarak sizlere ABD’li UFO araştırmacılığı görevinde bulunan Jeff Peckmann hakkında birkaç şey söylemem gerekiyor. Jeff, uzun sürelerdir uzayla ve uzaylılarla ilgili araştırmalar yapan, varlıklarını savunan bir bilim adamıdır. Bir basın toplantısında, bunun gerçek olduğunu ispatlayacak bir video görüntüsüyle birlikte hayatımıza farklı bir bakış açısı katmamız gerektiğinin altını çizerek, evrende yalnız olmadığımızı ve uzaylıların varlığından bahsetti. UFO ve uzaylı görüntüleri, yayınlandıktan sonra büyük bir inceleme ordusuyla birlikte detaylı bir biçimde incelenmesinin ardından, gerçek olduğuna ve kesinlikle doğru olduğuna kanı getirilmiştir.

Gösterdiği görüntülere baktığımız zaman ve yaptığı açıklamayla birlikte, 17 Temmuz 2003 yılında çekilen bu görüntünün, Nebraska bölgesinde, Stan Romanek adındaki bir vatandaşın kızıl ötesi görüntü sergileyebilen bir kamerayla çektiği görüntülerde, net olarak görünen ve 1.20 metre boyutlarında olduğu tahmin edilen dünya dışı bir varlık olduğu ispatlanmıştır.

Farklı bir olaydan bahsetmek gerekirse, UFO’ların varlığı hakkında bilgi sahibi olmamız ve inanmamıza bir adım daha atmamız anlamına gelecektir.

betty-barney-hillBu olay ise, oldukça uzun bir süre önce, 19 Eylül 1961’e dayanıyor. Bu tarihte yaşayan Betty ve Barney HILL çiftinin yaşadığı bir olay ve sonucunda büyük araştırmalara konu olmalarıyla birlikte, gerçeğin bulunması yönündedir.

Bu çift, evlerine dönmek için çıktıkları yolda, belirsiz ve rengarenk görünen bir cisim görerek, araçlarını durdurup indikten sonra, o cisme dürbünle bakmaya başlarlar ancak hemen yanlarında, insan küçük, büyük gözleri olan ve çenelerinin üstünde ağza benzeyen bir kesik olduğunu fark ettikleri yabancı birini görürler. Ardından duydukları bir uğultuyla birlikte bayılırlar. Uyandıkları zaman bulundukları yerden 50 km kadar uzakta bir mevkide bulunurlar. Buraya nasıl geldiklerini ve bir önceki gün yaşadıklarını hatırlamayan çift, yaşadıklarını ilgili birimlere anlatan bir yazıyla birlikte başvuruları sonucunda incelemeye alınırlar. Ardından gelen süreçle birlikte, uzmanların tavsiyeleri sonucunda psikiyatrilerden destek alarak, hipnoz tedavisiyle hatırlamaya çalışmaları sağlanır.

Uygulanan hipnozla birlikte, bazı durumları ve bahsettiklerimizi hatırlayan çift, ardından katıldıkları bir yarışmada tabii tutuldukları yalan makinesine bağlı oldukları anda bile bu konuyu inkar etmediklerini ve gerçekleri anlattıkları ortaya çıkınca, tüm parçalar yerine oturur ve gördüklerinin UFO ve uzaylı olduğuna kanı getirirler.

51. Bölge: Bu konu hakkında daha önce BURADA geniş bir yazı yazmıştım.. Buradada kısaca nedir diye anlatarak geçmiş olayım durumu.

51. Bölge yabancı ismiyle Area 51 birçok kaynakta yer alan ve Amerika Birleşik Devletleri’ne ait olan emsallerine göre çok büyük bir üstür. Amerika Birleşik Devletleri tarafından Nevada çölünde kurulan bu askeri üs birçok kaynağa göre garip olaylar’ın yaşandığı bir bölgedir. Bu bölgede garip olayların yaşanıyor olduğunun düşünülmesi şüphesiz buraya girişlerin devletin belirli bir kademesine gelmemiş kişiler haricinde yasak olmasıdır. Amerika Birleşik Devletleri’nin kilit kurumlarında görev yapanların dahi buraya giriş için özel izne sahip olması gerekiyor. 51. Bölge’de yaşanan her şey sadece o bölgede çalışan görevliler ve devletin bazı kilit adamları tarafından bilinmekte olsa da kulaktan kulağa yayılanlar bölgenin gizemli havasını daha da arttırmaktadır.

kalahari-colu-kazasiKalahari çölü kazası: 1989 yılında,  Afrika’da bulunan Cape Town hava üssü radarına yakalanan bu cisim 5746 deniz mili hızıyla hareket ettiği belirlenmiştir. Hava sahasına girdikten sonra telsizle irtibat kurulmaya çalışılmış ve başarısız olunmuştur. Bunun üzerine 2 adet savaş uçağı gönderilmiştir.

Fakat cismin çok hızlı hareket etmesinden dolayı savaş uçaklarının açtığı ateş sonrasında cismin kör edici ışıklar yayarak dengesiz hareket ettiğini ve bir dakika içinde Yönünü değiştirerek kalahari çölüne düşürmeyi başarmıştır. Hemen ardından bölge karantina altına alınarak müdahale edilmiş. Cisim ele geçirilmiştir. İçinde iki adet insanımsı varlık canlı olarak ele geçirilmiştir. Bu anlatılanlar ne kadar gerçektir bilmiyorum ama oldukça yaygın olarak anlatılan bir konudur.

Uzaylılar Tarafından Kaçırılan İnsanlar: Uzaylılar kimilerine göre var oldukları kabul görmese de birçok araştırmacı uzaylıların 350 yıldan beri insanlarla irtibat halinde olduklarını iddia etmektedirler. Yıllar öncesinde yaşanmaya başlayan ve hikayeleriyle tutarlılık gösteren uzaylılar tarafından insan kaçırma olayları şaşırtıcı bir şekilde yakın geçmişimizde de görülmüştür.

uzayli-kacirmasi

Uzaylılar tarafından kaçırılan İnsanlar başlı başına garip olaylar sıralamasında yer alsa da bunlar arasından diğerlerine göre daha ilginç olanları seçerek anlatabiliriz. Kaydedilen ilk kaçırma olayı bundan 350 yıl öncesinde İngiltere’de yaşanmıştır. Bir ailenin yanında hizmetçi olarak çalışan küçük bir kız çalıştığı evin bahçesinde bilincini tamamen yitirmiş bir halde bulunmuştur. Kızı bulan patronu onu ayılttıktan sonra anlattıklarıyla şok olmuştur.

Kızın bahsettiğine göre yanına gelen ve insana benzeyen küçük yaratıklar onu öpmeye başlamış ve öpmeler sonrasında kızın başı dönmeye başlayarak etrafın karardığını hissetmiştir. Kendisini öpen insana benzeyen küçük yaratıkları perilere benzeten hizmetçi Anne Jeffries uyandığında çok aydınlık bir yerde olduğunu ve etrafında bu perilerden onlarcasını gördüğünü anlatmıştır. Uyandıktan sonra kendi tabiriyle perilerin vücudunu özellikle de cinsel organını incelediklerini anlatan Anne Jeffries gün ağarmaya başladığında ise kendisini tekrar çalıştığı evin bahçesinde bulmuştur.

Uzaylılar tarafından kaçırılan insanlara bir diğer örnekte Çin’den geliyor. 1880 yılında yaşanan bu olayda çiftçi Yut Ten bahçesindeki işlerini bitirip evine giderken çok parlak bir ışık görmüş ve ışığı gördüğü an hareket kabiliyetini yitirerek havalandığını hissetmiştir. Yükseldiği sırada çok güçlü bir seste duyan çiftçi olayın şokunun etkisiyle bayılmıştır. Baygınlık süresinin ne kadar olduğunu ve bu sürede neler yaşadığını kestiremeyen çiftçi kendisine geldiğinde dağlık bir alanda evinden tam 450 kilometre uzaktaydı.

gercek-uzayli-resmiYakın geçmişe geldiğimizde ise uzaylılar tarafından kaçırılan insanlara Afrika’da 1951 yılında yaşanan bir olayı örnek gösterebiliriz. Afrika’da iş için bulunan ve tanınmış bir kişiliğe sahip olan İngiliz mühendis ıssız bir alanda aracıyla birlikte tek başına hareket halindeyken insana benzeyen küçük yaratıklar tarafından durdurularak suya ihtiyaçları olduklarını söylemişlerdir. İngiliz mühendis yaratığın bu ihtiyacını korkudan mıdır merhametten midir bilinmez geri çevirmemiştir. Uzaylıların su ihtiyacını gideren İngiliz mühendis onlarla konuştuğunda gökyüzünden geldiklerini söylediklerini iddia etmiştir.

Bir diğer uzaylılar tarafından kaçırılma vakası da İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşanmıştır. Nazi Almanya’sının türlü işkenceler yaptığı Josef Wanderka ormanda yürürken tıpkı filmlerde tasvir edildiği gibi bir uzay aracıyla (Ufo) karşılaşmıştır. Gemide insan olmadığından emin olduğu yaratıklarla karşılaşan Josef Wanderka sarışın, uzun boylu ve çift cinsiyetli yaratıkların onu gemiye bindirdiklerini söylemektedir. Josef Wanderka’ın iddialarına göre gemiye bindiğinde uzaylılara Adolf Hitler’in yaptığı zulümlerden ve yer yüzündeki kötü gidişattan bahsetse de uzaylılar Dünya tarihinin akışına müdahale edemeyeceklerini söyleyip onu gemiden indirmişlerdir.

3000-yillik-uzay-mekigi-ve-astronotu-vanÜç bin yıllık uzay mekiği heykeli: Van’da bulundu. Her şeyi ile günümüz teknolojisi gibi… 1975 yılında Van dolaylarında yapılan arkeolojik kazılar sırasında, hiç tartışma götürmeyecek bir şekilde mükemmel bir atmosfer içi ve dışı uçuş aracının modeli olan bir heykelcik ortaya çıkarılmıştı.

Bariz bir aerodinamik formu olan bu modelde günümüz atmosfer içi ve uzay araçlarında rastlanan şu parçalar yer almaktadır:

  •  Burun konisi,
  •  Kokpit,
  • Roket kompartımanı,
  • Dikey kuyruk,
  • Çoklu roket lüleleri.

Kokpitte günümüzde uzay yolcularının kullandıkları türden körüklü bir anti-G elbisesi ve botlar giymiş bir pilot ya da kozmonot oturmaktadır. İki eliyle birden bazı kontrol levyelerini idare ediyormuş gibi bir görünümü olan pilotun oturma şekli çok ilginçtir: bacaklarını yukarıya çekerek karnına doğru bastırmıştır. Bu günkü uygulamalardan biliyoruz ki, pilotlar, karın kaslarını iyice sıkıştırır karınlarını bastıracak şekilde öne doğru eğilirlerse merkez kaç ivmesinin oluşturacağı geçici bayılmaları önleyebilirler.

van-heykel-3-bin-yillik-uzay-mekigiBöylece, modeldeki pilotun hem oturuş şekli hem de giysisi; kanının, alt karın bölgesiyle bacaklarda toplanmasını önleyerek kalbe doğru basıp, maruz kalacağı yüksek ivme ve ters ivmelerin bünyesi üzerinde oluşturacağı tesirleri önlemeye yöneliktir. Şüphesiz ki bütün bu detaylar, 3 bin yıl önce hayal dünyasından heykeller yapan bir heykeltıraşın bilip de dikkatle eserine yansıtabileceği şeyler değildir. Buradan hadiseye bakınca, ancak böyle yorumlayabiliyoruz ama ya bildiğimiz tarih gerçek değilse ve yaklaşık 3 bin sene önce dünyamız üzerinde şimdikinden bile çok daha ileri bilim ve teknoloji çağı yaşanmışsa? Ya o zamanda bu heykeli yapan sanatçı, gerçekte imal edilmiş ve çok sık olarak gördüğü bir uzay mekiğinin heykelini yapmışsa?

Araçta kullanılan roket tahrik sisteminin, günümüzde kullanılan türden herhangi bir yakıtı taşıyamayacak kadar sınırlı bir hacim içinde yer aldığı aşikârdır. Dolayısıyla, bunun, vimana denilen kadim uçan araçları sevk etmede kullanılan cıva esaslı bir tahrik sistemi olması çok muhtemeldir.

Bu sistemin egzoz çıkışını sağlayan lülelerin birden fazla olması da gerçekten ilginçtir: günümüze ilk kez, insan taşıyan uzay kapsüllerini yörüngeye oturtmak için geliştirilen devasa roketlerde kullanılan çoklu lüle sistemine böyle kadim bir uçan araç modelinde rastlanması, roket uzmanlarının ilgisini çekecek bir husus olsa gerek!

Eski Mısır kitabelerinde dünya dışı hayat: Eski Mısır tarihiyle ilgili bütün kayıtlar bir zamanlar bu yörenin yoğun olarak “Dünya Dışı insanlar” tarafından ziyaret edilmiş olduğunu göstermektedir… Örneğin Eski Mısırlılar, kendi semalarında ortaya çıkan uzay gemilerini“Gökyüzünde seyreden güneşin kayıkları“ olarak isimlendirmişlerdir.

Konunun ilginç bir başka yanı da, yine eski kayıtlarda açıkça yazıldığına göre; Büyük Piramidin yapımı sırasında bu“Güneş Kayıkları”dan bir tanesi yapının içinde bir yere gömülmüştür.

Mısır kökenli kaynaklarda dünya dışı astronotlar sorunu daha belirgin olarak karşımıza çıkmaktadır. Menfis’de firavunu ziyaret eden Tanrı PTAH, uçan bir gemi kullanırdı. Güneş Tanrısı RA için , “Yıldızlarla ay arasında dolaşırsın… gökyüzü ile yeryüzü arasında Aton’un gemisini yönetirsin…” der eski bir kitabe…

Yakutlar’ın cenazesinde okunan bir duada “Işıldayan arabalarıyla yıldızlardan inen ruhlar…” dan söz edilir. Çok eski bir geçmişte Nil ülkesine üstün bir varlığın geldiği ve oradaki insanlara medeniyet aşıladığı Mısır’da hala söylenir. Bu üstün varlık, Mısırlılara seslerle, fikirleri kaydedebilmeleri için simgeler gösterdi. Müzik çalabilsinler diye ellerine arp verdi. Yıldızları gözleyip, krokilerini çıkarmasını, rakamlarla sayı saymasını, şifalı otlar ve ilaçlarla hastaları iyi etmelerini öğretti. Mısırlılar bütün bunları öğrenince, yabancı, onlara veda ederek, göklere uçtu gitti. Adı Tanrı THOT’ tu.

Eski Mısırlıların güneşle ilgili bir inanca bağlı oldukları da çok iyi bilinen bir gerçektir. Eski krallığa ait Piramit yazıları, firavunun tanrılar ve gemileri aracılığıyla göklerde tanrısal gezintilere çıktığından söz eder. Bunlara göre Güneş Tanrısı Ra göklerde gemisiyle yolculuk yapardı. Yine bu yazıtlarda gökyüzünü gemilerle aşan yüce yaratıklardan söz edilmektedir.

İşte Güneş Tanrısı Ra için yazılmış yazıdan bir bölüm:

“Sen, yıldızların ve ayın altında dolaşansın. Sen, Aton gemisini yorulmak bilmeden dönen yıldızlar ve Kuzey kutbundaki batmayan yıldızlarla yeryüzü arasında sürensin.” Ve bir Piramitten alınan bir bölüm: “Sen, güneş gemisini milyonlarca yıl yönetensin.”

Sen, yıldızların ve ayın altında dolaşansın. Sen, Aton gemisini yorulmak bilmeden dönen yıldızlar ve Kuzey kutbundaki batmayan yıldızlarla yeryüzü arasında sürensin.” Ve bir Piramitten alınan bir bölüm: “Sen, güneş gemisini milyonlarca yıl yönetensin.”

Ay Üssü: Gazete haberlerine göre Google Moon, Ay’da gizli üs keşfetti. NASA tarafından sağlanan, ay haritasına belirli bir detaya kadar ulaşılabilen Google Moon’daki Ay yüzeyinde, sıra sıra dizili barakaların bulunduğu bir askeri üssü andıran görüntüler şaşkınlık yarattı. Ay’ın Dünya’dan görülmeyen karanlık tarafında bir uzaylı üssü olduğu yönündeki söylentiler yıllardır devam ediyor.

fft5_mf613194İngiliz Sun gazetesinin yayımladığı görüntülerde, bir vadinin içinde bulunan ve bir askeri havaalanını andıran üssün çevresinde dağlar bulunuyor. Bilim adamları, yeni elde edilen kanıtların, Ay’ın bazı astronomların düşündüğü gibi tamamen ölü bir gezegen olmadığını öne sürüyor ve Ay yüzeyinde zaman zaman yoğun bir hareketlilik gözlendiğini belirtiyorlar. Uzun aralıklarla da olsa Ay yüzeyinde değişiklikler olduğu rapor ediliyor.

Eski ABD Donanma İstihbarat görevlisi Milton Cooper da, Ay üzerinde bulunan ve istihbaratçıların “Uzaylı Üssü Luna” olarak adlandırıldıkları bir üstten söz etmişti.

Cooper’a göre, Ay’ın uzak kesimlerinde bulunan bu uzaylı üssü Ay’a inen Apollo astronotları tarafından da görülmüş ve filme alınmıştı. Ana gemi adı verilen devasa uzay gemilerinin bulunduğu bu üstte, çok büyük makineler kullanılarak maden çalışmaları yapıldığı iddia ediliyor.

Eski insanları ziyaret ettiklerini düşünenler de var ve bu konu ”Antik Uzaylılar” (Ancient Aliens, Ancient Astronauts) olarak bilinmektedir. Bu tarz iddiaları daha çok Erich von Daniken ve Giorgio A. Tsoukalos gibi kişilerden duymaktayız, ancak kanıt olarak ileri sürdükleri şeyler maalesef bazı açılardan yeteriz ya da hatalıdır. History Channel’in yayınladığı Ancient Aliens (Antik Uzaylılar) televizyon serisinde bir sürü iddiaya rastlamaktayız. Bu seride yer alan iddiaları çürüten videolar da karşılıklı olarak hazırlanmıştır.

Bizden çok daha ileri bir teknolojiye sahip varlıkların kendileri için bir faydası olmadığı halde taştan yapılar inşa etmeleri bizleri ikna etmek için yeterli değildir. Eğer bizleri gerçekten ziyaret ettiyseler de, arkeolojik çalışmalarda sağlam kanıtların elde edilmesini beklerdik. İnsanlar tarafından yapılması imkansız olarak görülen bazı şeyleri alıp uzaylıların varlığını kanıtlamaya çalışan bu insanlar insanların potansiyelini küçümsemektedirler. Üstelik arkeoloji alanında uzman olmayan bu kişilerin çoğu hatalı bilgiler vermektedir.

Alttaki videolarda bu konu ile ilgili ilginç bilgiler mevcut..

About Adnan DAN

Aslında çokta özel biri değilim.. Biraz ukala olduğumu söylerler.. Bildiğimi anlayabilen insanlara sunmayı severim.. Sürekli sorgulama modundayım.. Neden dünyadayız, nereye gideceğiz, bu kadar basitmi yaşamak, vs. vs.. Cevaplarını bulamadığım onlarca sorum var.. Gerçekten dost bildiğim insanların sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez.. Onlarca insan arasında kendimi hep yanlız hissederim.. Ben insanım.. Adımı Adnan koymuşlar, soyadımsa zaten otomatik olarak eklenmiş DAN olarak.. Kuralları sevmem.. Ama uymak zorunda olduğumuda bilirim.. Sevmediğim öyle çok şey yapıyorumki, bu bana mutsuzluk veriyor çok zaman.. Birini sevmeyi, aşık olmayı, ona güvenmeyi çok istiyorum.. Olmayınca olmuyor, zorlamıyorum.. Hayat garip.. Ben o gariplik içinde yüzen biriyim işte..