Sitemizde 15 kategori'de 619 adet yazı yazılmış ve 78 yorum bulunmaktadır.

Kas 252016
 

turkiyede-yasayan-bir-tecavuzcunun-gunluguGünaydın Pedofili Baba, Günaydın Pedofili Anne, yine sabah oluyor.

Bir dönemin anneleri kız çocuklarının doğuşuyla beraber fahişe sandılar. Hep dışarıdan korktular, dışarıda akrabalarımız, babalarımız ve başka birkaç tane dedemiz vardı. Her gün camiye gider, kıbleye döner ve namazını şuhu içinden nakşederdi. Nakşettikten sonra da eve giderdi. Daha doğrusu yürürlerdi. Sokaklar hep kalabalık olurdu, insanlar da kapıda yaptığı en büyük cinsel gösterge, çekirdeği yere tükürerek atmaktı. Bu süreç içerisinde lunapark neşesi vardı mahallemizde. Bunların hepsi büyüdükçe değişebiliyor ve her lunapark bir genelevine dönüşüyormuş. Bunların sebebi neydi diye düşündüm, Göğüsleri gün geçtikçe büyüyen annemi, ağabeyleri baştan salmak için başka bir adama def ettiler.

16 yaşında vajinasının ve göğüslerinin işlevinden öte, okumak isteyen kız çocuklarıydı. Peki bu sırada sırf bir başkası yatmasından diye bir başkasına teslim ediyorlardı. Teslimiyet, onları sandalye kadar işlevsiz yapıyordu. Benim doğumumla beraber, kasığımı, kalçamı küçük yaşlarda saklamam öğretildi. Babam küçük yaşlardaki kız çocuklarına olan ilgisini zaten ailem biliyordu. Bunlar için biraz uzak durmam gerekiyordu.

Annem, mahalledeki arkadaşlarımın yanındayken, babamı görünce uzaklaşmamı söyledi. Tuvalet açık işerdi ve arkasından geçerken sanki şeytan çıkarılacak bir berbat Hollywood filmi gibi hissediyordum. Sonrasında babama karşı bir duygu beslemedim, anneme karşı da beslemedim, göğüsleri büyüdü ve yaşlandı. Şimdi ise, yaşlanan ve hala gözü dışarıda olan insanlardan olarak devam ettiler hayatlarına. Şimdi haberlerde devletin politikalarında tecavüzcüsü ile evlenmek üzerine konuşuluyor. Peki, bu toplumdaki tek tecavüzcüler erkekler miydi, erken evlendirilmeye izin veren ana-ataerkiller, teyzeler, ablalar, kıbleyi aramak için arkadaşına soru soranlar, Tanrı’ya dua edenler, peygamber bu kadar almış diye bunu hak görenler, ben aslına hepimiz bu ülkede tecavüz mağduruyuz.

Sebebi ise, yıllarca sessiz kaldık, birbirimizi birileri sikerken, biz sadece yapmıyordur ya da evliler dedik. Hoca çağırdık, Tanrı katından evlendirdiler, para koyduk cebine, sayıp gitti sonrasında ne oldu, bir bir öldük. Gerçekten öldük, tükettik, öldük, sevebildik mi, hiç sevginin ne olduğunu aile içerisinde konuşabildik mi? Herkes bir köşesine çekildi, hiç birine dokunmanın anlamını ciddi anlamda sorguladık mı? Meclis’te zaferler, kahramanlıklar, şehitler ve dualar haricinde, vatan sevgisi haricinde biz neyi sevebildik. Sevgi dediğimiz şey bizim için birini becermek değil miydi?

Vermiyor diye ayrıldık, almıyor diye küstük, sırt döndük, başı ağrıyor yalanları yaptık, birbirimize o anlarda çoktan tecavüz etmiştik. Çocuklarımıza birbirimizi sevmekten öte, sikmek kelimesini öğrettik, paylaşma sen ye, o çocukla konuşma, sonuç olarak her şey parayı mı geliyor oysa, işte bu da takılan takılar, kimse açlıktan ölmedi, bir boya kalemini paylaşmayla kimse yeteneksiz olmadı, küçük paylaşımlar ile biz ne ormanlar yaratmak isterken, çorak arazide herkes çeyrek altın taktı birbirine, gece oldu, zaten tecavüz babadan başlamıştı, bir başka babaya geçti sonrasında, anne zaten kapıda peçete tutacak derecede tepkiliydi, çocuk baba oldu, eş oldu ama sevdiği insan olmadı.

Kimse kimseyi artık sevemeyecek çünkü bizde başka tecavüzlerin çocukları olduk. Biz birbirimizin acısıyla ağlamaya başladık, sustuk, tepkilerimizi dağın başında verdik, korktuk, çünkü başka bir yerde de bir tecavüz oluyordu. Hep doğurganlığımızı düşünerek bu ülkeyi fethetmeye çalıştık. Sonrasında yok olup gittiğimiz anda keşkelerimiz yeni istismarcımız oldu.

Şimdi, bu ülkede kimsenin birbirine utanarak söylemediği bir sevgi sözcüğü var ise, onda bir sahiplenme vardı. Etek boylarımız ve Tuna boylarımız arasında hep gidip geldik. Fahişe olduk hemen, hemen bir başkasına veren olduk, oy da verdik, sakız da paylaştık, tebessüm eder misin diye sorduğumuzda istismarcı olduk, çocuklara sarılırken içimizde kim kimi götürecek diye kuşkulandık. Babalardan intikam almak için nemfomanyak olmayı seçtik, biz artık tecavüz edeceğiz dedik, hoşuna gitti ataerkil erken boşalan penislerin, daha sert vurduk kalçamızı kasıklarına, sanki kavga eder gibi, bundan da hoşlandılar ve dediler “seksin içinde şiddette var“.

Az kitap oku diyerek küfür ettik içimizden, her şeye bir sahip olma hissiyle, gün oldu, çocuklar gelin oldu, bebekler tecavüze uğradı, biz sokaklara çıktık, vajinamızla siyaset yapmıyor, bunlar gerçekler, biz de bir başkasının hayatını yok ettik. Her sevişmenin içinde sessiz bir kurnaz ceset yatardı. Bunlar bizim yarattığımız cesetlerin beslenicileri, mecliste bombalar patlarken şiddetlendik, içerisi dinamit doluydu. Kimse Temmuz’lardan bahsetmesin, boşaldıktan sonra, dokunduktan sonra hiçbir çocuk parka gidemez artık.

Annem’de 16 yaşında kasığına bir adamı aldı, 33 yaşında olan adamın sperminden ben doğdum. Sonra tecavüz, eşime dostuma, arkadaşlarımla devam etti, erkek – kadın demedi, sikti! Peki şu anda doyduklarıyla kaç çocuk onu öldürmek istiyor? Devlet, benim içimde yitirilmiş olanlar ile hiç evlenmedi. Hiç beni sahiplenmedi, en büyük tecavüzcü aç kaldığım, mesleğimi yapamadığım, sanat yaratmak isterken, beni köşede sıkıştırıp, oral seksine devam eden bu devlet benimle neden evlenmek istemedi.

Hepimiz tecavüz ettik, vazgeçişlerle, anlamlandırmamayla, Tanrı ile dua ile tecavüz ettik, istismar ettik oyun parklarını, dijital olmayan zekalarını ve kalçasını, göğsünü kapattık durduk. Tanrı böyle istiyor dedik, örttük, Tanrı bunu istiyor dedik, baban bunu istiyor dedik, ağabey’in bunu istiyor, ablan bunu seviyor, annen bunu dövüyor, koca bunu veriyor, kadın kocana veriyor, o buna veriyor, salıncak parka veriyor derken, birbirimizi sevmedik. Biz her şeyde mükemmel olmak ve birini geçmek istedikçe ruhumuza acı verdik. Şimdi imzalar, kavgalar, gelecekteki çocuklar, kitap okumamış, sistemden iş bekleyen, her çocuğu kucağına alıp, kalkan kasıklarını köşelerden sıkarak suyunu çıkarmak isteyenleri sevdik ve evlendik. Şimdi ise, kızıyoruz yoksa biz hiç o adamın uzaktan bize bakışını fark etmeyecek kadar çocuk muyduk sevgili toplumum?

Baba bekaretim senin olsun, bana Tezer Özlü’nün kitabını al.

Blogda Oku

About Yazabilen Yaratık

Merhabalar, uzun zamandır yazabilen yaratık olarak kurguladığım hayali karakterimin yazdığı yazılar ve ben arasındaki fark üzerine yazmayı istiyordum. Bunu zamanla reddettim sonra fark ettiğimde (şu an) tüm hayatımın, hayali bir şey tarafından tüketildiğini görme durumunu yaşadım. İlk başlarda sadece, yazmak planıyla başlamıştım. Yazan kişinin dini, cinsiyeti, bedeni önemli olmamalı, insanlar düşüncelerim açısından sevmeli ve birkaç dostum olsun istemiştim. Tahmini bu süre, 2010 yılına dayanıyor. O zaman sevgilimden ayrılmış biri olarak yazmanın verdiği güdüyü iyi kullanıyordum. Daha önce de yazdığım için arkadaşımın bana "Sen yazabilen, ben çizebilen yaratığız" demesi ile aklıma gelmişti. Bu süreçte ne kadar çok insan tanıdım bilemiyorum. Çoğu beni kirletti.