Sitemizde 15 kategori'de 712 adet yazı yazılmış ve 223 yorum bulunmaktadır.

Şub 092016
 

Sosyal Medya Edebiyatİnsanların cinsel deneyimleri ve aşk başarısızlıkların, dünya görüşünden yoksun, herhangi bir felsefe üzerine dayanmadığı kitaplara çok denk geliyorum. Dizaltı edebiyat, dizüstü literatür, misyoner şiir gibi türlerin piyasada varlığını göstermelerini ve insanların mikro-edebiyat anlayışına uygun, mikro okuyucu olmasına üzülmekten öte, kitabı tüketmek için alan insanların varlığı beni rahatsız ediyor.

Evet biliyorum, bestsellerlar ve olmayan edebi, rahatsız edici, insanı yeni bir bakış açısı kazandıran romanlar ve yazılar olarak ikiye ayrılıyor tüketim toplumunda, fakat bizim toplumumuzda, her yaşanılanın sanatsal bir görüngüsü olduğunu, gerek estetik olarak, gerek öz ve biçim açısından tutarlı olduklarını düşünüyorlar. Bu kitapları yazan insanların karakterinden öte, editörlerin ve yayınevi burjuvazisinin bu tarzda eserleri nasıl kendilerine yakıştırarak, bir editör, bir redaktör, ” Kardeşim bu saç baş yolduran, sürtüğün mikro aşklarını nasıl yayımlıyoruz? ” demediğine kızıyorum. Para, okuyucuyu belirleyen reklamlar diğer ürünlere de yapıyor aslında. Oğuz Atay’ın hayaleti, Can Yücel’in Datça’sı, Cemal Süreya’nın eksik harfleri, yer yer Turgut Uyar dizelerini görüyoruz.

Bu yayınevleri sahibi, para çok güzel kazanıyorlar, gerek sevişiyorlar, gerek parmak-arası edebiyat yapıyorlar masada ama bir kitabın cümlesi Kafka’nın dönüşümü ile başlıyor ve benim günüm böyle değildi diyor ve kendi aşk hikayesinin sorunsalları ve kadın zekasının mizahıyla kasıktan sperme uzanan yolculuklarla bitiyor, aldatan,aldatılan, birkaç yıl sonra unutulacak ve evinde kocasına özgür kadınım imlemesinde olan yazarların yayınevlerine karşı iğrençleşmek istiyorum.


Bir program hatırlıyorum, Okan Bayülgen, edebiyat hakkında pek çok sağlam yazarımızla, fenomenotik yazarları da yanlarına oturtmuştu. Utana sıkıla Dünya Edebiyat Tarihi’ni dinlediler ve herhangi bir örnekleme ya da bakış açılarını gösterecek bir söylemde bulundular. Onlar için üzüldüğümü hatırlıyorum. Herkesin hayatının roman olduğunu biliyorduk ama genç kuşağın duygularının bu kadar ucuza, süslü kapaklarla basılacağını ve içinde popüler bir duygu yakalamakla kendini o roman karakteri sanan insanların yazarı olduğunu görmek ve edebiyatın ne kadar da kolaya çekildiğini görmekteyiz.

Bir de bunlara karşın yaşlı edebiyat aşıklarının edebiyatı kurtaracağız kahramanlıklarını görüyoruz. Bunlar az buçuk Sait Faik, üstüne biraz Yahya Kemal, arkasından bir de Orhan Kemal okumuşlardır ve belli bir bilinçle genç neslin yazar ajanı olmuşlardır. Dernekler kurup, internet sitelerinde görüntülerini koyup, nutukvari manifestolarıyla, yaşın verdiği yabancılaşmayı fark etmeden, bir edebiyat neferi olmuşlardır. Bu kimselere tek söyleyeceğim, lütfen sadece güneşin doğuşunu istemeyiniz olacaktır.

Ve gelelim beni son delirten ve bir sonraki yazım olacak olan, bu kadar edebiyat üstadının hiçbir zaman karşı çıkmadığı Tezer Özlü’ye Lirik Prenses diyen edebiyat anlayışına, lütfen YKY yayınları, Tezer Özlü’yü sadece okumak yetmiyor ve eğer birine ya da kim söylemişse bu sözü ona neden, sen nasıl bir okuycusun ki, böyle bir yaşantıya sen gerek lirik, gerek böyle bir kadına prenses dersin. Ah popülarite sen adamı yabancılaştırırsın.

Blogda Oku


About Yazabilen Yaratık

Merhabalar, uzun zamandır yazabilen yaratık olarak kurguladığım hayali karakterimin yazdığı yazılar ve ben arasındaki fark üzerine yazmayı istiyordum. Bunu zamanla reddettim sonra fark ettiğimde (şu an) tüm hayatımın, hayali bir şey tarafından tüketildiğini görme durumunu yaşadım. İlk başlarda sadece, yazmak planıyla başlamıştım. Yazan kişinin dini, cinsiyeti, bedeni önemli olmamalı, insanlar düşüncelerim açısından sevmeli ve birkaç dostum olsun istemiştim. Tahmini bu süre, 2010 yılına dayanıyor. O zaman sevgilimden ayrılmış biri olarak yazmanın verdiği güdüyü iyi kullanıyordum. Daha önce de yazdığım için arkadaşımın bana "Sen yazabilen, ben çizebilen yaratığız" demesi ile aklıma gelmişti. Bu süreçte ne kadar çok insan tanıdım bilemiyorum. Çoğu beni kirletti.
background