Sitemizde 15 kategori'de 711 adet yazı yazılmış ve 222 yorum bulunmaktadır.

Nis 252016
 

Mısır, Yunan ve Roma’da Ölüm Tanrısı’na sunak olarak lahitlerin içine yanan kandillerErken dönem Mısır, Yunan ve Roma’da Ölüm Tanrısı’na sunak olarak lahitlerin içine yanan kandiller koymak yaygın bir uygulama idi. Muhtemelen ölmüş kişinin Gölgeler Vadisi’nde yolunu bulmak için bu kandilleri kullanabileceğine inanıyorlardı. Lahitlere konulan bu kandillerle ilgili yıllarca akılları karıştıran gizem ise bunların çoğunluğunun uzun yıllar boyunca hiç sönmeden yanmış olmasıdır.

Erken dönem Mısır, Yunan ve Roma’da Ölüm Tanrısı’na sunak olarak lahitlerin içine yanan kandiller koymak yaygın bir uygulama idi. Muhtemelen ölmüş kişinin Gölgeler Vadisi’nde yolunu bulmak için bu kandilleri kullanabileceğine inanıyorlardı. Lahitlere konulan bu kandillerle ilgili yıllarca akılları karıştıran gizem ise bunların çoğunluğunun uzun yıllar boyunca hiç sönmeden yanmış olmasıdır.

Sürekli yanan kandillerle ilgili sayısız yazı bulunmaktadır. Çoğunluk bu kandillerin bulunduğuna inanıyor ancak yakıtı hiç bitmeden bir kandilin yüzlerce, binlerce yıl boyunca nasıl yandığını açıklayamıyorlardı. Sürekli yanan kandillerle ilgili bazı ilginç hikayeler aşağıda verilmiştir;

Mısır, Yunan ve Roma’da Ölüm Tanrısı’na sunak olarak lahitlerin içine yanan kandillerAppia yolu üzerinde III. Paul’un papalığı devrinde açılan bir mezarda, hava geçirmeyecek biçimde kapalı lahitin içinde yaklaşık 1600 yıldır yanan bir kandil bulunmuştur. O dönemde yazılan bir anlatıya göre, ceset –uzun sarı saçları olan genç ve güzel bir kız– sanki birkaç saat önce ölmüş gibi korunmuş olarak bilinmeyen şeffaf bir sıvının içinde yüzer halde bulunmuştur. Mezarın içinde bir dizi önemli nesne vardır, çok sayıda kandilden biri yanar haldedir. İçeri girenler kapının açılmasıyla oluşan cereyanın kandili söndürdüğünü, bundan sonra kandili tekrar yakamadıklarını dile getirmiştir.

Bu sönmeden yanan kandil hikayeleri sadece Akdeniz ülkelerinde değil, Hindistan, Tibet, Çin, Güney Amerika’da da ortaya çıkmıştır.

Plutarch, Jüpiter Ammon tapınağının kapısının üstünde olup hiç sönmeden yanan bir kandilden bahseder. Rahipler kandile asırlardır yakıt koymadıklarını söylerler.

Aziz Augustinus, Mısır’da bir tapınakta korunan, ne rüzgârın ne de suyun söndürebildiği Venüs için kutsal olan bir kandili tarif eder. Bu kandilin İblis’in işi olduğuna inanmıştır.

Mısır, Yunan ve Roma’da Ölüm Tanrısı’na sunak olarak lahitlerin içine yanan kandillerİmparator Justinian zamanında Antioch (Antakya) veya Edessa’da (Urfa’da bir yerleşim) daima yanan bir kandil bulunmuştur. Şehir kapısının üstündeki nişte bulunan e elementlerin hasarından korunmak için dikkatle kapalı muhafazanın içinde tutulan bir kandildir bu. Kandilin üzerindeki tarih onun 500 yıldan fazla süredir yandığını kanıtlamıştır. Kandil askerler tarafından parçalanmıştır.

Ortaçağın ilk asırlarında İngiltere’de M.Ö. 3. Asırdan beri yanan bir kandil bulunmuştur. Kandilin bulunduğu mezarın Büyük Konstantine’nin babasına ait olduğu sanılmaktadır.


Roma yakınlarında MS 1401 yılında keşfedilen Pallas Feneri, Virgil’in Enad’larında ölümsüzleştirdiği Eveander’in oğlu Pallas’ın mezarında bulunmuştur. Fener cesedin baş kısmına yerleştirilmiştir ve iki bin yıldan uzun bir süre ışığı azalmadan yanmıştır.

st-kitts-ve-nevis-adalarıMS 1550 yılında Nesis adasının Naples körfezinde muhteşem bir mermer mezar açılmış ve içinde Hıristiyanlığın başlangıç yıllarında oraya konmuş yanar halde bir kandil bulunmuştur.

Pausanias, Minerva tapınağında çok güzel bir altın kandilden bahseder. Bu kandil fitili kırpılmadan bir yıl boyunca yanar. Kandili doldurma seremonisi yıllık olarak gerçekleştirilmektedir.

Fama Fraternitatis’e göre Christian Rosencreutz’un mezarı ölümünden 120 yıl sonra açıldığında, mezarın tavanda asılı sönmeyen bir kandille çok iyi bir biçimde aydınlatıldığı görülmüştür.

Roma kralı ve epey güçlü bir majisyen olan Numa Pompilius bir elementsel varlık onuruna yaptırdığı bir tapınağın kubbesine hiç durmaksızın yanan bir kandil yerleştirmiştir.

İngiltere’de içeri giren kişinin bastığı taşlarla harekete geçen bir düzeneğin bulunduğu ilginç bir mezar bulunmuştur. Mezarı keşfeden ve içeri giren köylü, içerisinin tavanda asılı bir kandil tarafından çok iyi bir biçimde aydınlatıldığını gördü. İçeri girerken ağırlığı altında zemin taşlarından biri çöktü ve taş çöker çökmez ağır zırhlarla kaplı oturmuş bir figür hareket etmeye başladı.

Düzenek mekanik bir biçimde ayağa kalktı ve demir bir sopayla kandile vurup onu tümüyle parçaladı ve bu şekilde kandilin alevini besleyen gizli maddenin bulunmasını engellemiş oldu. Kandilin ne zamandan beri yanmakta olduğu bilinmemektedir. Ancak epey zamandan beri yandığı açıktır.

Mısır, Yunan ve Roma’da Ölüm Tanrısı’na sunak olarak lahitlerin içine yanan kandillerMemphis yakınlarındaki mezarlarda, Hindistan’ın Brahmin tapınaklarında ve hava almayacak şekilde kapatılmış sandıklarda yanar halde bulunan fakat havanın temasıyla birlikte alevleri sönen ve yakıtları buharlaşan kandillere dair birçok kayıt mevcuttur.

Şu anda bu sönmeyen kandillerin fitillerinin, simyacıların Semender Yünü dedikleri örülmüş veya dokunmuş asbetten yapıldığına ve yakıtın simya araştırmalarının sonucu elde edilen bir ürün olduğuna inanılmaktadır. Kircher, asbetten yağ elde etmeye çalışmış, beyhude yere iki yıl deney yapmış sonra bu işin imkânsız olduğuna kanaat edip bırakmıştır.

Bu kandillerin yakıtı için çeşitli formüller günümüze kadar ulaşmıştır.

P. Blavatsky, Isıs Unveiled (Peçesiz İsis) adlı eserinde Tritenheim ve Barolomeo korndorf’tan aldığı iki formülü verir. Bu formüllerden yalnızca birini buraya almak süreci kabaca anlamamıza yardım edecektir.

Mısır, Yunan ve Roma’da Ölüm Tanrısı’na sunak olarak lahitlerin içine yanan kandillerSülfür şapını toz hale getir. Üzerine kristal Venedik boraksı ekle (toz halinde). Bunun üstüne imbikten geçirilmiş şarap ispirtosu ekle, yumuşat, damıt, sonra yeniden başla. Sülfür, pirinç bir sahan üzerinde herhangi bir duman bırakmadan bir mum gibi eriyene kadar buna devam et, bu besindir. Fakat fitil şu şekilde hazırlanmalıdır; Lapis asbetos saçakları veya ipleri topla, bunlar serçe parmak büyüklüğünde orta parmak uzunluğunda olsun.

Sonra bunları Venedik camına koy ve yirmi dört saat kapta beklet, kum öyle sıcak olmalı ki sülfür sürekli olarak kaynamalıdır. Bu şekilde ıslanan ve doyan fitil, tarakkabuğu şeklinde cam bir kabın içinde bir kısmı önceden hazırlanmış sülfürün dışında kalacak şekilde yerleştirilir.

Sonra bu cam kabı kumun üzerine koyarak sülfürü erit, öyle ki fitile yedirilsin. Fitil yakıldığında sönmeyen bir alevle yanacaktır ve onu istediğin yere koyabilirsin.


About Adnan DAN

Aslında çokta özel biri değilim.. Biraz ukala olduğumu söylerler.. Bildiğimi anlayabilen insanlara sunmayı severim.. Sürekli sorgulama modundayım.. Neden dünyadayız, nereye gideceğiz, bu kadar basitmi yaşamak, vs. vs.. Cevaplarını bulamadığım onlarca sorum var.. Gerçekten dost bildiğim insanların sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez.. Onlarca insan arasında kendimi hep yanlız hissederim.. Ben insanım.. Adımı Adnan koymuşlar, soyadımsa zaten otomatik olarak eklenmiş DAN olarak.. Kuralları sevmem.. Ama uymak zorunda olduğumuda bilirim.. Sevmediğim öyle çok şey yapıyorumki, bu bana mutsuzluk veriyor çok zaman.. Birini sevmeyi, aşık olmayı, ona güvenmeyi çok istiyorum.. Olmayınca olmuyor, zorlamıyorum.. Hayat garip.. Ben o gariplik içinde yüzen biriyim işte..
background