Sitemizde 15 kategori'de 769 adet yazı yazılmış ve 227 yorum bulunmaktadır.

Eyl 272016
 

solipsizim

Sözlükte tekbencilik: “Yalnız ben varım, benden başka her şey yalnızca benim tasarımımdır” diyen; öznel ben’i bilinç içerikleriyle birlikte tek gerçek, tek var olarak kabul eden görüş, °solipsizm. diye geçiyor. Kısaca “gerçekliği kendinden ibaret görmektir” denebilir.

Peki nedendir? Nasıldır? Hayatın ve varlığın nedenini bilmeden yarım bir cevap vermiş olacağız. Öncelikli neden kişinin mantıksal sorgulamasıdır. Bir insan tekbenci görüşe mantıken zorunlu olarak ulaşır. Tabi en baştaki nedenler bilinmediğinden varsayımlar değişkendir. Hayatın özü bilinmediğinden başlangıç değişkenimize göre tekbenciliğe zorunlu olarak ulaşabiliriz. “Düşünüyorum öyleyse varım” çıkarımıyla bilinen Descartes mevcut verilerde bu görüşün öncülerindendir. Günümüzde varoluşçuluk, absürd akım,  idealizm taraftarları da bu sonucu göz ardı etmez.

İlk neden, yani hayatın amacı, ulaştığı yer, işlevi gibi bir açıklama olmadığından. Buna göre yola çıkılamıyor. Birey kendi değişkenleriyle hareket edip olasılıkları gözardı etmediğinde tekbencilik mümkün olur. Özne kendine şu soruyu sorarak başlayabilir:  Ben nedir? Organ ve dokulardan oluşan bir vücudu kontrol edebilen, düşünebilen bir varlık .Böylece beden ve ruhu tasavvur edebiliriz. Kişiyi tekbenciliğe ulaştıran ana soru “ben” in neliğidir. Bireyin benliğini sorgulamasına çevresindekilerin ona yüklediği sorumluluklarla çatışması neden olabilir. Birçok etken söz konusudur. Zira hayat sürekli bizden talep halindedir. Talepleri gerçekleştirirken yetkinliğimizi düşünebiliriz. Bu durumda “ben neyim” diye soran kişi mevcut öncüllerden yola çıkar. Öncüllerden zorunlu olarak tekbenciliğe ulaşılır.

saAslında bizi yalnızca öz fikir dünyamızın geçerli olduğuna inandıran dünyamızın taleplerimize karşılık verememesidir. Buna karşın bir de öz veride bulunmamız istenir. Bu durumda dünya ya çok saçma bir yer olur ya da benim düşünce dünyamda, kendi içinde tutarlı olabilir. BuradaWittgenstein’ın da belirttiği kişisel dünyanın dış dünya ile farklılığı- dilin ve imgelerin farklılığı- nesneyi bertaraf eder, özne kalır geriye. Özne, yani kişi hayatın dengesiz yapısına “tekbencilik” savunma mekanizmasıyla karşılık verir.

Aslında “tekbenci” hayatı normalleştirme, yaşanabilir görme kaygısı güder. Olaylar arası saçmalık, bağlantısızlık, rastgele yaşamlar ve mantık bağlarını kuramamak kişiyi tüm hayatın ancak kendisi üzerinde şekillenmişse mantıklı olacağı düşüncesine götürür.


Tekbenci baktığında var olur dünya. Hiçbir şeyden emin olamaz, kendi düşüncesi hariç. Çünkü dış uyaranlara nasıl güvenilebilir? O kadar yanıltıcı ve rastgele uyarıcılar vardır ki duyular ancak birer engel olabilir. Rüya ile uyanıklık, hayal ile gerçek benzerliği kadar belirsiz bir dış dünya vardır. Böylece insan yalnızca bunları fark etmesini sağlayan düşünceleriyle kalır. Dışarıdakilerin var olup olmadığını bilemem. Diğer insanların bilince sahip olduğunu da bilemem. Neden sadece insanlar bilinçli ki zaten? Sadece insanların bilinçli olduğunu sanamam. Bütün dünya bir düş dünyası kurar gibi kurulmuştur. Çünkü ancak düşlerde bu kadar serbest bir düzen ve istediğim kadar saçmalık olabilir.

saFelsefe yapan kişi bu, gerçeğin son basamaklarında, dünyaya şaşkınlıkla bakar. Tek benciliğin ardından absurdism, dünyayı saçmaya indirgeme gibi düşünceler geliştirebilir. Zaten gerçeğe doğru korkusuzca adım atan kişi bundan sonraki aşamayı görüp bir kahkaha atacaktır. Hayatın ne olduğunu, nasıl yaşamak gerektiğini sorgulayan kişi tekbenciliği de hesaba katacaktır. Felsefe, bu yoldan da geçmeyi salık veriyor.

İnsanın kendi benliği ve bilinç içeriklerinden başka hiçbir şeyi bilemeyeceğini, kişinin kendi beni ve bilinç içerikleri dışında hiçbir şeyin bağımsız bir varoluşa sahip olmadığını iddia eden epistemolojik ve ontolojik bir tavırdır. Duyu verilerine kuşkulu bakıp aklı ve mantığı yücelten rasyonalizm içinde değerlendirilmesi gereken solipsizm, bu açıdan bakıldığında belki rasyonalizmin uç bir şeklidir.

Solipsizm, yaygın olarak bilinen 3 temel varsayıma dayanır:

1- Benim en kesin bilgim zihin içeriklerimdir-düşüncelerim, deneyimlerim, duygulanımlarım vb.

2- Zihinsel ve fiziksel olan arasında kavramsal ya da mantıksal bir bağ olması gerekli değildir.

3- Kişinin deneyimi kişiye özeldir.

  • Tarihi Kökleri

Solipsizmin kökleri sofist Gorgias’a dek götürülebilir. Onun tezlerini hatırlayacak olursak:

1- Hiçbir şey var değildir;

2- Varolsa bile insan tarafından bilinemez;

3- Bilinse bile bu bilgi başkasına aktarılamaz.

Başta Gorgias olmak üzere, Sofistlerin yapmak istediği şey nesnel bilginin imkânsız olduğunu göstermekti. Kişinin kendi benliği ve bilinç içeriklerinden başka hiçbir şeyi bilemeyeceğini öne süren solipsizmin de sofistlerin açtığı bu yoldan gittiği ortadadır. Hakikatin bilgisi ancak sezgiyle elde edilebilir, sezgi ise kişiye ait öznel bir kavrayıştır, başkalarına anlatılamaz diyen Bergson gibi sezgicilerin de solipsist kanatta yer aldıkları açıktır. Tüm nesnel-doğal dünyayı ayraca alıp, ayraca alınamayan tek şey olarak salt ben’e dış dünyayı yeniden inşa etme, özü betimleme görevi veren transzendental fenomenoloji’nin de solipsist bir bakış açısına sahip olduğu bilinmektedir.

  • Türleri

1- Metafizik Solipsizm: Bireysel kendi’nin bütün gerçekliği oluşturduğunu, dış dünya ya da diğer insanların bağımsız bir varoluşa sahip olmadıklarını, sadece tasarımlar olduğunu savlayan solipsizm çeşididir.

2- Epistemolojik Solipsizm: Sadece doğrudan ulaşılabilir olan zihin içeriklerinin bilinebilir olduğunu savlayan solipsizm çeşididir.

3- Yöntemsel Solipsizm: Sadece bireysel kendi’nin ve onun ifadelerinin felsefi inşa süreci için mümkün ve doğru başlangıç noktaları olduğunu savlayan bir solipsizm çeşididir.

Social Media Exchange Website - Likenation

Bunlara Baktınızmı?

Adnan DAN on FacebookAdnan DAN on PinterestAdnan DAN on TwitterAdnan DAN on Youtube
Adnan DAN
Aslında çokta özel biri değilim.. Biraz ukala olduğumu söylerler.. Bildiğimi anlayabilen insanlara sunmayı severim..

Sürekli sorgulama modundayım.. Neden dünyadayız, nereye gideceğiz, bu kadar basitmi yaşamak, vs. vs.. Cevaplarını bulamadığım onlarca sorum var..

Gerçekten dost bildiğim insanların sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez.. Onlarca insan arasında kendimi hep yanlız hissederim..

Ben insanım.. Adımı Adnan koymuşlar, soyadımsa zaten otomatik olarak eklenmiş DAN olarak.. Kuralları sevmem.. Ama uymak zorunda olduğumuda bilirim.. Sevmediğim öyle çok şey yapıyorumki, bu bana mutsuzluk veriyor çok zaman.. Birini sevmeyi, aşık olmayı, ona güvenmeyi çok istiyorum.. Olmayınca olmuyor, zorlamıyorum.. Hayat garip.. Ben o gariplik içinde yüzen biriyim işte..

Düşünceleriniz Bizim İçin Önemlidir