Sitemizde 15 kategori'de 701 adet yazı yazılmış ve 80 yorum bulunmaktadır.

Haz 012016
 

Sofitadaki Akustik KadınSes yükselir.

Tanrıya inanmaya başladıkça, acı çektiğimin farkına vardım.

Ankebut Suresi : İnsanlar, “İnandık” demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler. 29/2

Alkış Sesleri ve Perde.

Yüzümü temizlerken kendime bakmamaya çalışıyorum. İnsanların değiştirdiği, yeni ekledikleri, mimiklerim, duygularım ve bakışlarımı görmek kendime merhaba nasılsın deme isteği yaratıyor. Saçlarımın kıvırcık olmasını seven bir sevgilinin, düz saça olan kindar bakışları yüzünden değiştirdim isteklerimi. Sonra Tanrı’ya inanmamı isteyen bir toplumla yüzyüze geldim. Tanrı’ya inanmadığım zamanlar mutluydum, yolda yürürken daha sakin, mutlu, insanlara güzel anlarına gülümseyen ve defalarca dişlerimi fırçalamadığımda suçluluk hissettirmeyen bir şeydi. Makyajsız suratımda bir farkındalık yaratmıştım, artık sadece sahne üzerinde -ki gerçekten de sahne üzerinde – var olacaktım.

Regl günümde olduğum için bu duyguları söylemiyorum. Üzerimde yavruağzı bir giysiyle gezmeyi severken artık daha çok kapanma isteği sunuyor. Daha çok kilo alıyorum Tanrı’ya inandıkça, daha çok sevilmiyorum çünkü aklımda iyi ve kötünün delişiveren ayrımı var. Bir tarafımda cennet ve gülümseyen tecavüzcü insanları diğer tarafta cehennemde yakılacak tüm insanlık. Dışarıda yürürken insanlara merhaba dememeye başladım. İman etmediklerini düşündükçe, insanların gözünde ukala ve sinirli bir kadın oluverdim. Sevişmiyorum artık çünkü Tanrı’ya inanıyorum. Ezan okunuyor hemen gökyüzüne bakıyorum ve acı çekiyorum, her taraftan Tanrı’ya inanmamı isteyen bir güruh benim üzerimde, benim ellerimin ucunda, daha çok kötü davranıyorum ama günaha girmiyorum.

Artık muhafazakar diyebilirdim kendime. Sahne üzerinde varoluş kaygısı çeken İrma’ya acımıyorum. Gerçekten de iman etseydi, her şey daha acınası olacaktı ve bundan kurtulamayacaktı. Huzura erme duygusunu size nasıl tanımlayabilirim, iyi bir eş değil, iyi bir koca, iyi bir evlat değil, Tanrı’sını seven bir evlat ve onun ahlak anlayışıyla kendimizi subliminal halde yolda herkese paranoyak bir karşıtlıkla anlarımızı fark etmeden geçirmemiz gerektiğine inanıyorum.


Daha çok para kazanmak için daha çok Tanrı’ya inanıyorum. Her şey yetmemeye başlıyor bir yerden sonra, anal isteyen sevgilime hayır diyorum ve o da bana yabancılaşıyor, sevgi sözcüklerimiz kayboldu, maaşımın yetmediğini fark ettim, daha çok yemek yeme isteğine karşın zayıflama zorunluluğum var ve bu beni birilerinin isteğine göre hareket etme zorunluluğuna hayran bırakmaya başladığını fark ediyorum. Dua bilmiyorum, öğrenmekte istemiyorum, bu sistemde her şey ezberci eğitim, tirad ezberle, hiç repliğin olmamasına rağmen, sanatçı ol, sözleşmenin yenilenmesini bekle, estafirullah sözcüğünü i harfiyle yazmayanlara saldır ve hiçbir zaman alttan alma.

Tanrı’ya inanmak insanda sert bir üslup yaratıyor. Keskin, insanın diliyle oynadığı bir yaraydı sanki Tanrı, korkuyorum cennet ve cehennem umurumda değil de, bu insanların arasında rahat yaşayamadığımı fark ediyor ve yabancılaşmış ruhum, hiçbir şeye tepki göstermediğimi fark ettiğinde yeni bir arayış adına Tanrı’ya inanmayı delicesine istiyorum. Nefret ettikçe insanlardan birilerinin Tanrı’sına inandığımı fark ediyorum. Duada ettiğim yok sadece inanıyorum, istedikleri katışıksız bir inanışken ben hala baktığım her noktada bir mimesis olduğunu bir simulatif dünya ve onların yarattığı beyaz saçlı adamların üstündeki yüksek derecede yıkanmış eşofman üstlerini gördükçe delirmek istiyorum.

Kaynar suyun her şeyi temizlediğini, her görmek istemediğimiz suç gibi yıkıyoruz çamaşırlarımızı, onların bizim kadar yıpranma payının olduğunu bilmeyerek, yıkıyoruz beynimizi, insanlığımızın Tanrısızlıkla başladığını hiç fark etmeyerek ve sevmeyi artık karşılıksız yapmıyoruz, birimizin istediği bir sevgili modeline dönüşmedikçe, yıldızlara bakmıyorum, gökyüzü hep bana Tanrısal ahlak karmaşasını hatırlatıyor bana ve gerçekten de ben başka bir kadının kasıkları, elleri, yumuşak gözleri, tütün kokusundan nefret etmeyi unutan dudaklarının kesikleri olmuş oluyorum ve her insan beni bir rol- modele büründürmek istiyor.

Bu yüzden artık sanatçısından, iktidar yanlısına kadar hiçbir seyirciyi görmek istemiyorum. Sadece seslerine katlanabiliyorum, o da birazdan kayboluyor ve Van Gogh gibi kulaklarımı kesmem için Hamlet’in gerçekten de Ophelia’ya aşık olduğunu inanmaktan başka bir çıkış yolumun olmadığını, Shakespeare’in, Goethe’nin ve Gogol’ün gerçekten de sanat için bir şeyler yazmış olmasına inancımın yok olmasını bekliyorum. Borderline, bipolar, paranoid, manik, sosyal fobist, gibi terimlerle ruhumu yıllardır oyalıyorum.

İnandığım tek şey Tanrı’ya inanmadığımdan başka bir şey değil, biraz da sevgiye inanıyorum, o da ne kadar romantik olursan o kadar acı çekiyor olmana bağlı, hatırlıyorum, en son gözlerine baktığım erkek, ertesi sabah erkenden yola çıkmıştı, bir sevgilisi vardı ve bu benim umurumda değildi, sevgilisi ile sevişmiyorlardı, güzel dokunan bir adamla sevişmediği için Tanrı onu hep korkak yapacaktı, beni de orospu!

Blogda Oku

About Yazabilen Yaratık

Merhabalar, uzun zamandır yazabilen yaratık olarak kurguladığım hayali karakterimin yazdığı yazılar ve ben arasındaki fark üzerine yazmayı istiyordum. Bunu zamanla reddettim sonra fark ettiğimde (şu an) tüm hayatımın, hayali bir şey tarafından tüketildiğini görme durumunu yaşadım. İlk başlarda sadece, yazmak planıyla başlamıştım. Yazan kişinin dini, cinsiyeti, bedeni önemli olmamalı, insanlar düşüncelerim açısından sevmeli ve birkaç dostum olsun istemiştim. Tahmini bu süre, 2010 yılına dayanıyor. O zaman sevgilimden ayrılmış biri olarak yazmanın verdiği güdüyü iyi kullanıyordum. Daha önce de yazdığım için arkadaşımın bana "Sen yazabilen, ben çizebilen yaratığız" demesi ile aklıma gelmişti. Bu süreçte ne kadar çok insan tanıdım bilemiyorum. Çoğu beni kirletti.
background