Sitemizde 15 kategori'de 769 adet yazı yazılmış ve 227 yorum bulunmaktadır.

Oca 092017
 

Şahmeran (Farsça: شاهماران), İran-Pers mitolojisinde rastlanan akıllı ve iyicil olarak tanımlanan bellerinden aşağısı yılan, üstü ise insan şeklindeki Maran adı verilen, doğaüstü yaratıkların başında bulunan ve hiç yaşlanmayan, ölünce ruhunun kızına geçtiğine inanılan varlık.

Adı, Farsça yılanların şahı anlamına gelen “şah-ı meran” dan gelir. Ancak, Şahmeran’a ilişkin tüm efsanevi kayıtlar ve Şahmeran efsanelerine özgü tüm betimlemelerde varlık dişidir. Şahmeran ‘ın Akdeniz bölgesinin Tarsus ilçesinde yaşadığına inanılır. Şahmeran’ın Ceyhan ile Misis arasındaki yılan kale’de yaşadığı söyleniyorsa da, efaseneye göre Şahmeran bir yeraltı ülkesinde yılanlarıyla birlikte yaşamaktadır.

Aynı isimli bir efsane Mardin yöresinde de geçer. Bu yörede Şahmeran bir resimle tasvir edilir ve Şahmeran ustaları tarafından yapılan tablolar evlerin duvarlarını süsler Şahrneran’la tanışan ilk insanın ismi bazı kaynaklarda Belkıya olarak geçerken, bazı kaynaklarda bu isim Camşab olarak değişmektedir. Kimi kaynaklarda ise Şahmeran’la İlk buluşan kişinin Lokman olduğu anlatılmaktadır.

Şahmeran Efsanesi’nin sonunda. Şahmeran’ın öldürülüş olayı, her değişik söylencede ortak sondur. Bu ortak sonun, yani Şahmeran’ın öldürülüşünün ana amacı insanın sağlık ve şifa bulmasıdır. Hatta bazı anlatımlarda Lokman Hekim’in Şahmeran ile karşılaşması uzun uzun anlatılmakta, şifa veren otların neler olduğu Lokman Hekim’e Şahmeran tarafından söylenmektedir. Çukurova ve çevre illerde çok yaygın olan Lokman Hekim ve Şahmeran söylencelerinin değişik bir biçimi de İçel de anlatılır.

Hititler zamanında anlatılmakta olan İlluyanka Efsanesi’nde yılana benzeyen bir yaratık olan İlluyanka’nın Fırtına Tanrısı ile olan savaşı anlatılmaktadır. Şahmeran Efsanesi’ne kaynak olabilecek bir diğer mitolojik konu da “Medusa“dır. Yunan mitolojisinde Perseus tarafından başı kesilen Medusa fiziksel olarak aynı yılanlar kralı Şahmeran’a benzemektedir.

Hikayesi

Binlerce yıl önce yedi katlı yeraltında Tarsus’ta yaşayan yılanlar vardı. Meran adı verilen bu yılanlar, gerçekten akıllı ve şefkatli idi. Onlar barış içinde yaşarlardı. Meranların kraliçesine Şahmeran denirdi. O genç ve güzel bir kadındı. Efsaneye göre, Sahmeranı gören ilk insan Cemşab oldu. O, geçimi için odun satan fakir bir ailenin oğluydu.

Bir gün Cemşab ve arkadaşları bal dolu bir mağara keşfederler. Balı çıkarmak için Cemşab’ı aşağıya indiren arkadaşları, paylarına daha çok bal düşmesi için onu orada bırakıp kaçarlar. Cemşab mağarada bir delik görür ve buradan ışık sızdığını farkeder. Cebindeki bıçak ile deliği büyütünce, ömründe görmediği kadar güzel bir bahçeye girer. Bu bahçede eşi benzeri olmayan çiçekler ve bir havuz ile pek çok yılan görür. Havuzun başındaki tahtta süt beyaz vücutlu bir yılan oturmaktadır. Şahmeran’ın güvenini kazanan Cemşab uzun yıllar bu bahçede yaşar.

Yıllar sonra, ailesini çok özlediğini söyleyip gitmek için yalvarır. Bunun üzerine Şahmeran da kendisini salıvereceğini, ancak yerini kimseye söylemeyeceğine dair söz vermesini ister. Şahmeran’a söz verip ailesine kavuşan Cemşab uzun yıllar verdiği sözde durarak Şahmeran’ın yerini kimseye söylememiş.

Bir gün ülkenin padişahı hastalanmış. Vezir, hastalığın çaresinin Şahmeran’ın etini yemek olduğunu söylemiş ve her yere haber salınmış. Cemşab kuyunun yerini gösterince Şahmeran bulunup dışarı çıkarılmış. Şahmeran Cemşab’a; “Beni toprak çanakta kaynatıp suyumu Vezire içir, etimi de Padişaha yedir” demiş. Böylece Vezir ölmüş Padişah da iyileşip Cemşab’ı veziri yapmış.

Efsaneye göre Şahmeran’ın öldürüldüğünü yılanlar o günden beri bilmemektedirler. Tarsus’un, Şahmeran’ın öldürüldüğünü öğrenen yılanlar tarafından bir gün istila edileceği rivayet edilir.


Hiç yaşlanmayan ve her daim çok güzel olan Şahmeran ölünce bu vasıflarının kızına geçtiği inanılmaktadır. İsminin daha detaylı hali ise Farsça yılanların başı, yani Şah-ı Meran’dan gelmektedir. Bazen ise Şahmerdan olarak karşımıza çıktığını görürüz. Bununla beraber Şahmeran’a ait tüm kayıtlarda dişi olduğunun da geçtiğini belirmek gerekir.

Şahmeran efsanesi Pers-İran kültürüne ait olsa da daha çok Nusaybin ve Cizre civarlarında motiflerine rastlanılmaktadır. Akdeniz bölgesinin Tarsus çevresinde bu varlığın hala yaşadığına inanılmaktadır. Aynı şekilde Mardin bölgesinde de yaşadığına inanılmaktadır. Fakat ne tesadüftür ki her ne kadar Pers-İran kültürüne ait olsa da Türk inancında da Erbüke ve İrbüke Mit olgusu bulunmaktadır. Er erkek kişi için, İr ise işi kişi için kullanılan Eski Türkçe kelimesi olup Büke ise Yılan ve Ejderha anlamını taşımaktadır. Bu sebeple eski Türkler’deki Er-İrbüke inancı, yani yarı insan yarı yılan varlık Şahmeran’a çok benzemektedir. Hatta Er-İrbüke’nin adı bazen Şahmaran olarak da kayıtlarda geçmektedir.

Bölgesi tam olarak kayıtlarda anlaşılmasa veya birbirine benzer olguları taşısa da Tarsus bölgesinde olduğuna inanılmaktadır. Yerin yedi kat altında yaşayan, meran adını almış iyicil ve akıllı yılanlar bulunmaktaydı. Bu yılanlar insanlarla pek karşılaşmamak istese ve kendilerini gizleseler de aslında varlıkları bilinmekteydi. Fakat bu yılanlar tamamen barışçık özellikleriyle bilinmekteydi. Çünkü kraliçeleri güzeller güzeli Şahmeran’ın özelliklerinden biri bu idi.

Tüm yılanlar Şahmeran’a hizmet eder ve onu gerçekten çok severler idi. Bir efsaneye göre arkadaşları tarafından aldatılan Cemşab yerin çok derinliklerinde hapsolmuştur. Daha sonra bir takım sesler duyarak kazmaya başlar ve Şahmeran’ı görür. Şahmeran’ın güzelliği karşısında hayranlığa kapılan Cemşab farkedilir ve Şahmeran’ın yanına alınır. Şahmeran aynı zamanda tüm sağlık ilimlerini de bilmektedir. Bildiklerini ise Cemşab’a öğretir. Bir rivayete göre ise işte Lokman Hekim’in adı burada geçmektedir. Bazı kayıtlara ve anlatıcılara göre Lokman Hekim’e ilmini öğrenmesinde yardımcı olan Şahmeran’dır. Lokman Hekim ise ölümsüzlüğün sözde sırrını böyle bulmuştur.

Daha sonra Cemşap ülkesine dönmek ister ve Şahmeran’a kimseye anlatmayacağına dair bir söz verir. Ülkesinin kralı ise hastadır ve kralın veziri onu sağlığına kavuşturacak tek ilacın Şahmeran’ın kaynatılmış eti olduğunu bilir. Her yerde Şahmeran’ı aramaya başlar. Ülkedeki tüm erkekleri ve  kadınları bir hamama getirtir ve onlar yıkanırken vücutlarına bakar. Çünkü Şahmeran’ı gören kişinin derisinde yılan gibi pullaşma olacağını bilir. Cemşab’ı da getirdikten sonra onun derisindeki yılan pullarını görür. Türlü işkencelerden sonra Şahmeran’ın yerini öğrenir ve onu yakalatıp saraya getirtir. Şahmeran ise iyicil ve barışçıl olduğu için meran yılanlarına geri döneceğini söylemekle yetinir.

Şahmeran ve Cemşap ölmeden önce son bir kez buluşurlar ve Cemşap yerini zorla söylediğini belirtir. Şahmeran ise bu olayı yılan dostlarının duymaması gerektiğini, yoksa tüm insanları öldüreceklerini söyler. Bunun yanında kaynatılan etin suyunun da vezire içirilmesini söyler. Daha sonra kral hastalığından kurtulur fakat vezir ölür. Çünkü Şahmeran’ın etinin panzehir olmasının yanında, suyu ise zehirdir. Şahmeran’a biat eden yılanlar ise Şahmeran’ın öldüğünü bilmez. Çünkü rivayetin devamında bugün öldüğünü öğrenseler hiç bir insanın sağ kalmayacağı söylenir. Meranlar hala Şahlarının geri döneceği umuduyla beklerler.

İlgili Video

1993 yılında Zülfü Livanelli yönetmenliğinde, Türkan Şoray`ın başrolünü oynadığı Şahmaran filmide çekilmiştir.. Buyrun alttan izleyebilirsiniz..

Social Media Exchange Website - Likenation

Bunlara Baktınızmı?

Adnan DAN on FacebookAdnan DAN on PinterestAdnan DAN on TwitterAdnan DAN on Youtube
Adnan DAN
Aslında çokta özel biri değilim.. Biraz ukala olduğumu söylerler.. Bildiğimi anlayabilen insanlara sunmayı severim..

Sürekli sorgulama modundayım.. Neden dünyadayız, nereye gideceğiz, bu kadar basitmi yaşamak, vs. vs.. Cevaplarını bulamadığım onlarca sorum var..

Gerçekten dost bildiğim insanların sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez.. Onlarca insan arasında kendimi hep yanlız hissederim..

Ben insanım.. Adımı Adnan koymuşlar, soyadımsa zaten otomatik olarak eklenmiş DAN olarak.. Kuralları sevmem.. Ama uymak zorunda olduğumuda bilirim.. Sevmediğim öyle çok şey yapıyorumki, bu bana mutsuzluk veriyor çok zaman.. Birini sevmeyi, aşık olmayı, ona güvenmeyi çok istiyorum.. Olmayınca olmuyor, zorlamıyorum.. Hayat garip.. Ben o gariplik içinde yüzen biriyim işte..

Düşünceleriniz Bizim İçin Önemlidir