Sitemizde 15 kategori'de 775 adet yazı yazılmış ve 227 yorum bulunmaktadır.

Oca 192016
 

Post Modernist İnanç Sistemi Bastığın yerin iki ayağının kapladığından daha büyük olamayacağını anlamak ne büyük bir mutluluktur.
Franz Kafka

Yüzü annesi kadar pürüzsüz, suratına sürdüğü allık ise tokat sonrası birkaç saniye, çay isterken minik bir tebessüm, iki dişin arası, çocukluk yastığına saklanan süt minesi kadar bir boşluk, yürüyüşünde burnundan kokan vanilya özü sabunundan kalma birkaç saatlik tortu, ayakları fi’ den daha eski ve “Kaşlarınızı nasıl alayım?” diye sorana, çatık, daima çatık mı kaşlarınız diye çıkışana, uzun, derin yer yer avret mahaline küfr-ü tekerrür, edebiyat ikinci sınıf ve hala saçları uzun değil, yasalar öncesi ve sonrası özne olarak kalamayan bir nesne, bunun farkında özellikle çaya iki şekerden fazla atanların zihniyetini en iyi o bilmekte, bazı şeyler vardır değişmez, onun hiçbir zaman gözlüklü bir adamla yatmayacağı gerçeği, hiçbir zaman sigara otlanan bir kimseyle aynı yastığa baş koymayacağı ve kasıklarının kabarıklığını saklamaktan utanmayanları içine sokmayacağı gerçeği, evet bunlar kafasındaki düşüncelerden biri ve hala annesi kadar pürüzsüz, onun kadar bakire.

Ve babasının yokluğunu biyolojik olarak anlayıp da psikolojik olarak kendisine bir acındırma ve anlatacak hikayesi olan bir kimse durumuna sokmamıştı. Hiçbir zaman dipnot koymaz ve bir cümleye başladığında antrparantez demezdi, artı parantez diyenlerin de sözünü saatine bakarak keserdi. Gözlerinin
iriliği, insanlara dikkatli baktığını zannettiriyordu, hiç bacağı kırılmamıştı ya da bir ölüm görmemişti, dahası burnu bile hiç kanamamıştı. Tek eksiği saçlarının olmamasıydı. Kaşındaki delik, burnunun duru olması testosteron fazlalığına işaretti, ilginç olarak sandıkları başörtüsünü, bir kantinde dikkat çekme aracı olarak gören insanlara ateist olduğunusöylemeyecek kadar da dürüsttü. Bir toplulukta var olabilmek, küçük bir adımdan geçerdi,

  • merhaba demekten daha kısa “kelim“.

Kadınların saçlarını yolmak, bir ip ile saçlarından asmak, giyotine vurmak gibi bir düşüncesi yoktu. Tek sorun, bir şeyleri saklamanın metalaşmasıydı. Bir sanat okulunda yeni dönem öğrencisiydi, kaşında delikler, elinde dövmeler ve ben ateistim diyecekti. “Cyrstal Meth” tadında göz bebeklerinin büyümesi ve arkasından dudakların havayı içine çekerken, kalbe bir anda batırılan şırınganın içinden adrenalinden daha güçlü görsellik ve içsellik çatışması zerk ederek, kaşlarını doğru düzgün almayı bilmeyen iki erkek ve bir kızın bunu duyduktan sonra saçlarını savurmasını simulakr bir hava ile kendi örtüsünü düzelterek sonuçlandırmıştı. Bu dakikadan sonra beyinlerinde bazılarının onunla yatmak istemesi:


İnançlı bir kimse formunda, inançsızlığı kabul eden kadın, sevişmeyi hak ediyordur, onun hayatının farklı olması düşünülüyordur, ne zaman örtüyü çıkaracağını ve insanların ona nasıl baktığı gibi şeyleri düşüneceklerdir, ateizmi övüp, kalbini kazanacaklardır ve bu hastalığı kimden kaptığı sorulacaktır ve bulaşıcı olup olmadığı tetkik edilecektir ve sonrasında bir sonraki görüşe kadar yaklaşık 73 kere dedikodusu dönecek ve ateizm x türban karşıtlığının ne kadar komik olduğunu düşünerek serotonin salgılayacaklardı.

Bu yüzden insanın evi her zaman rahattır. Beyin ameliyatının izini kapatacak bir siyah kumaş, tüm dünyayı değiştirecek ve bir insanın tüm dünyasını değiştirecek güce sahip, kısacası doktorun saçlarımı kesmeden önceki şu sözleri gibi;

  • Saçların tekrar çıkmamasına üzülüyor musun?

Dudak büker ve saçlarını gözlerini şaşı yaparak süzer.

– Peki, iyi bir operasyon olacağına inanıyor musun?
– İnanıyorum.Kendime inanıyorum, bunu başaracağım.

Arkasından karşıdaki insanların da bunu sorgulamaya başladığını düşündü.

– Kendime inanıyor muyum, hayır! Tanrı’ya inanıyor muyum? Evet.
– Karşımdakine inanıyor muyum? Hayır! Güzelliğe inanıyor muyum? Evet.
– İnsanlar Tanrı’ya inanıyor mu? Evet! Tanrı kendine inanıyor mu? Tabi ki hayır!

Çay bittikten sonra köpekler birbirine saldırdı ve birkaç kişi uzaktan

Köpek, dişiyi nasıl sıkıştırdı birader? Düzüşecekler!” sözcükleri tüm sanatseverler tarafından tebessüm ile karşılandı.

Sanat, şizofrenler içindir! Ne toplum kaldı, ne insan, ne de sanat! Hastalıklı ruhlarımızı bu meta ile doyuruyoruz, gerek paramızla, gerek kitapları okuyup, her sigara sonrası anlatışımızla, “film, fragman, makale, kadın, seks, varyete ilişkilerle” derdi Zerdüşt hademe iken kovulmasaydı çok devrimci diye, derdi sigara paketlerini seviyordu ve her öğrenciden isteyip, tebessüm ile karnına düşürüveriyordu, ne olursa olsun güçlü bir böbreği vardı.

O ise çayını bitirip, insanların ona “İran’a döndük amına koyayım!” bakışlarıyla terk etti, güzel sanatların kantinini, para bile çekmek istemedi fakat her gün de o kantine gelme hissiyatı da doldu. Yürüdü, otobüse bindi, kulağında oriental folk metal tınıları vardı, çözümlenmez bir işlemi gören bir öğrenci gibi, ona tanımsız tanımsız gözlerini pörtlettiler, yurduna geldi, odasına geçti, çıkardı, televizyonu açtı, birkaç üniversite hocası yine birkaç kişiyi derse almamıştı, izdiham, izdiham, izmihlal sözleri kaosu büyüttüğünü gördüğünde, siyah örtüsünü çıkarmıştı, ayna karşısına geçti, burnunu deldirse mi diye düşündü, sonra ense kökünde tüylerini gördü, çekmeceden jileti çıkardı, tuvalete gitti, birazcık işedi, kurulandı, ellerini yıkadı, tırnaklarına oje sürmekten nefret etmesinin en güzel taraflarından biri de sabun kaçtığında görebiliyor olmasaydı, kendine baktı, yavaşça jileti dokundurdu ve titreye titreye almaya çalıştı ama yine birkaç tel kalmıştı.

Bugün karşısındaki çocuk ondan gerçekten hoşlansaydı ve geçmişteki acılarını yüzünde hala bir fiil taşımayarak ya da en azından tebessüm edip, onun gülüşüne hayran bırakacak olsaydı, şu anda tıraş o yapabilir miydi ensesini? Ya o tıraş olmayı biliyor muydu? Babası var mıydı? Peki ya neden tıraş olmayı hala bilmiyordu?

Blogda Oku

Social Media Exchange Website - Likenation

Bunlara Baktınızmı?

Yazabilen Yaratık
Merhabalar, uzun zamandır yazabilen yaratık olarak kurguladığım hayali karakterimin yazdığı yazılar ve ben arasındaki fark üzerine yazmayı istiyordum. Bunu zamanla reddettim sonra fark ettiğimde (şu an) tüm hayatımın, hayali bir şey tarafından tüketildiğini görme durumunu yaşadım.

İlk başlarda sadece, yazmak planıyla başlamıştım. Yazan kişinin dini, cinsiyeti, bedeni önemli olmamalı, insanlar düşüncelerim açısından sevmeli ve birkaç dostum olsun istemiştim. Tahmini bu süre, 2010 yılına dayanıyor. O zaman sevgilimden ayrılmış biri olarak yazmanın verdiği güdüyü iyi kullanıyordum. Daha önce de yazdığım için arkadaşımın bana "Sen yazabilen, ben çizebilen yaratığız" demesi ile aklıma gelmişti. Bu süreçte ne kadar çok insan tanıdım bilemiyorum. Çoğu beni kirletti.

Düşünceleriniz Bizim İçin Önemlidir