Sitemizde 15 kategori'de 701 adet yazı yazılmış ve 80 yorum bulunmaktadır.

May 152016
 

“Kilitlendi ileriye gözleri.. Göremedi hiç birşey.. Görmek için bakmıyordu zaten.. Donuk bakışları ile bakarken ileriye, aslında sadece yüreğindeki kimsenin görmediği acı dolu hayatına bakıyordu.. Garipti.. Tıpkı koca bir hayatın tuhaf olduğu gibi, hayatın kendine sundukları çok çok daha garipti..”

Heh işte.. Böyle bir başlangıçla koca bir kitaba başlamak istiyorum sıkça.. Sonra bir şeyler oluyor ve ne başlangıcı yapabiliyorum, nede şu hiç susmayan beynimi susturabiliyorum.. Tam bu noktada Aziz Nesin`in bir yazısı geliyor aklıma.. “Hani tüm hayatı boyunca roman yazmak isteyen ama sürekli kendine bahaneler yaratan bir adamın tüm bahaneleri bittikten sonra etrafta uçan bir kara sineği bahane ettiği hikaye..”  Garibim hiç anlamıyor romanını yazmak için kabiliyeti olmadığını, bahaneler arkasına saklanarak kendini kandırdığını..

Bahaneler ile yaşıyoruz.. Hemen hemen her konuda kendimize bahaneler yaratıyoruz.. Yarattığımız bu bahaneler kendi gerçeklerimizi görmemizi engelliyor.. Oysa her insanın kendine has bir varoluş sebebi vardır.. Bahanelerimiz bu varoluş sebebimizden uzaklaşmamızı sağlıyor.. Bu yüzden başaramıyoruz, bu yüzden mutlu olamıyoruz.. Çünkü farklı bahçelerde, farklı çiçeklerin peşinde dolanmaktan; kendi bahçemizin viran hale gelmesine göz yumuyoruz.. Akıllanırız, akıllanırız.. Akıllanırmıyız? Sanmıyorum..

Yorgunum bu aralar.. Kendime yorgunum.. Hiç susmayan beynimi bedenim kaldıramaz hale geliyor.. Hani diyorlar ya “İnsan beyni tam kapasite ile çalışırsa beden bunu kaldıramazmış.” Yok yok öyle çok zeki, beyni standartların üstünde çalışan biri değilimki.. Sıradan normal biriyim.. Peki bu olan ne? Belkide işte bu.. Sürekli soru soran ve cevap arayan yanım.. Sorduğum sorular değilde, alamadığım cevaplar yoruyor beni.. Tüm soru cevap karmaşasını beynimde yaşadığım için bitkinim.. Birilerine kafamdaki bu tuhaf soruları sorsam deli diye bakacaklar bana.. Delimiyimki? Yok be gayet iyiyim sanki.. Eminde değilim aslında.. Aslında her insanın deli bir yanı vardır dimi ama.. Benimki birazcık, azcık fazla sanki..

Sıkılıyorum hayattan.. Her şey öylesine basit ve anlamsız geliyorki.. Gece, gündüz, yaz, kış, yeni yıl, biten yıl, yemek ye, tuvalete git, işine git, para kazan, harca… Sonra tüm bunları tekrar başa sar ve tekrar tekrar yaşa.. Bumudur yani hayatın tüm özü? Bu ise eğer Halil Sezai ağzı ile “isyeannn” çekiyorum.. Monotonluğun sınırı, ölümün başladığı yerse o noktaya hızla varmam lazım.. Sonrasında ne var görmeliyim.. Buralarda vakit kaybediyorum sanki..


Vay arkadaş ne mal bişiyim ben ya.. Bunca insan akıllı, eğleniyor, yaşıyor bu hayattada bir benmi böylesi bakıyorum sadece öküzün trene baktığı gibi.. Ado aş bunları artık.. Bu akışa koyver kendini.. Sende akış içindeki saman çöplerinden biri ol.. Belki o zaman daha çok keyif alırsın bu hayattan.. Belki daha mutlu olursun.. Hatta geceleri erkenden yatar, hiç uykusuzluk çekmeden direk rüyalarına uçuşa geçersin be.

Gene salak salak yazıyorum.. Biliyorumki sadece yazmak rahatlatıyor beni.. Daha önceleri aşık olmak rahatlatıyor sanıyordum.. İlk başlarda iyi oluyorda aşk denen şey sonrasında değil rahatlatmak, kanadı kırılmış kuş misali tepetaklak, kafa üstü düşüş yaşatıyor.. Genelde kafa üstü düştüğünden travma geçirmek caiz hale geliyor.. Atlatmaksa milli piyangoda tam bilete büyük ikramiye vurması kadar zor hale geliyor.. Atlattım diye düşündüğünde ise yara berelerin olduğunu farkediyorsun.. Olmuyorsa zorlamıyacaksın..

Daha önce dedim ya “Akışa bırakcan kendini” hemşerim.. Tamamda bir şeyleri zorlamadanda akış insana birşey vermiyorki.. Anasını satim Şile`deki su akıntılarıne benzemiyorki akış.. Sen kımıldamazsan akışta tek titreme olmuyor.. Oda öyle sen gibi mallaşıp kalıyor.. Ne yapalım peki? Sen söyle okuyan kişi.. Her kimsen bir şekilde nasılsa bir cevabın vardır edindiğin tecrübeler ile..

Şöyle bir yukarıya doğru baktımda yazıya bayağı yazmışım.. Buraya kadar okuyan çıktımı acaba? Çıktı ise yazının sonucunda ne bekliyor acaba? “Yazarın burada anlatmak istediği …” diyip sonra “bla bla bla ..” diye kendince çıkarımlarmı yapacakki? Anam ahanda meraklandım görüyormusunuz.. Diyorum ben, bu gereksiz sorular yoruyor beni diye..

Kendime notlar..

  1. aşık ol
  2. sorgulamayı bırak
  3. cevap arama
  4. sigarayı azalt
  5. yarın uyandığında derin derin nefes al ve sağlığın için şükret.
  6. spora başla yaz geldi.. kış yağlarını erit lan.
  7. bu not başlıklarındaki sıralama karakterleri çok saçma bir daha kullanma bunu.
  8. rüzgarları sevmeye devam et.. en karşılıksız bir tek o dokunuyor sana.
  9. anneni üzme, aileni sevmeye devam et ve onların önemli olduğunu aklından çıkarma.
  10. sana değer verenlere sahip çık.. bu türde insanların nesli tükeniyor çünkü..
  11. yarın kalktığında traş ol.. bu halinle işe yaramazsın bilader..
  12. kardeşin yaratan tarafından sevdiklerine ve sana bağışlandı bunu unutma..
  13. bir sonraki yazında eğlenceli birşey bul öyle yaz.. mala bağlama bugunkü gibi.
  14. digiturk 414`teki show radyo fena değilmiş, arada aç dinle.. hatta arabanda da bul bu kanalı..
  15. yarın osmanla kanlıcaya gittiğinde yoğurda çok pudra şekeri atma..
  16. en sevdiği çiçek papatya olan birini bul..
  17. şimdilik bu ka not yeter sus ado..

See you..

About Adnan DAN

Aslında çokta özel biri değilim.. Biraz ukala olduğumu söylerler.. Bildiğimi anlayabilen insanlara sunmayı severim.. Sürekli sorgulama modundayım.. Neden dünyadayız, nereye gideceğiz, bu kadar basitmi yaşamak, vs. vs.. Cevaplarını bulamadığım onlarca sorum var.. Gerçekten dost bildiğim insanların sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez.. Onlarca insan arasında kendimi hep yanlız hissederim.. Ben insanım.. Adımı Adnan koymuşlar, soyadımsa zaten otomatik olarak eklenmiş DAN olarak.. Kuralları sevmem.. Ama uymak zorunda olduğumuda bilirim.. Sevmediğim öyle çok şey yapıyorumki, bu bana mutsuzluk veriyor çok zaman.. Birini sevmeyi, aşık olmayı, ona güvenmeyi çok istiyorum.. Olmayınca olmuyor, zorlamıyorum.. Hayat garip.. Ben o gariplik içinde yüzen biriyim işte..
background