Sitemizde 15 kategori'de 711 adet yazı yazılmış ve 222 yorum bulunmaktadır.

Eyl 102016
 

mavi-alayMavi Alay” olayını birinin tavsiyesi ile okuduğum Zülfü Livanelli`nin Serenad isimli kitabında az evvel okudum.. Kapadım kitabı ve laptopu açıp araştırdım.. Acaba dedim kitaptaki kurmaca bir olaymı? Hayır değilmiş.. 2. Dünya savaşı yıllarında yaşanmış ve ülkenizin yüz karası bir olay.. Buyrun bakın neymiş..

Mavi Alay, Türkiye Cumhuriyeti önerisiyle, 2. Dünya Savaşı’nda Nazi Almanyası için Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne karşı savaşan 8.000 kişilik Kırım Türkleri..

Kırım Türkleri, Sovyetler Birliği’nin şimdi Ukrayna’ya bağlı olan bölgesi Kırım’da yaşıyorlardı. Stalin tarafından eziyete uğradıklarını iddia eden Kırım Türkleri, Türkiye Cumhuriyeti tarafından Almanya için savaşmaya yönlendirildi. Daha sonra Adolf Hitler’in ordusuna katılan Kırım Türkleri, Almanya’nın savaşı kaybetmesiyle Almanlarla birlikte kaçtı. Ardından Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği tarafından çağırıldılar. Kaçtıkları yerde 3.000 Kırım Türk’ü Drau Nehri’ne atlayarak intihar etti. Sonra Kırım Türkleri vagonlara kapatılarak Türkiye toprakları üzerinden Sovyetler Birliği’ne doğru yola çıktı. Trenlerde Türkiye Cumhuriyeti tarafından kurtarılmayı bekleyen Mavi Alay kurtarılmayınca 2.000 kişi Kızılcık Nehri’ne atlayarak intihar etti. Geriye kalanlarsa sınırı geçtiklerinde Soyvet askerleri tarafından kurşuna dizildiler.

2. Dünya Savaşı sonunda Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği (SSCB) Devlet Başkanı Stalin, Kırım Türkleri’nin savaş sırasında Almanlarla işbirliği yaptığını iddia ederek top yekün sürgüne gönderilmesini emretti. Emir, 18 Mayıs 1944 gecesi Kırım Türkleri’ne iletildi. İki saat içerisinde, evlerinden hiçbir eşyayı almaksızın, bulundukları köyün – kasabanın – şehrin meydanında toplanmaları isteniliyordu. Evini terk etmek istemeyenler zorla götürüldü. Direnenler, dipçik darbeleriyle hemen oracıkta öldürüldü. Çığlıklarla inleyen gökyüzünün karanlığını delmeye çalışan güneş, kana bulanmış Kırım topraklarına ilk ışıklarını gönderirken, 423.100 kişiden oluşan Kırım Türkleri, hayvanların taşınmasında kullanılan tren vagonlarına, adeta istif eder gibi yerleştirildiler. Vagonlara doldurulanların 57.000’i 0–5 yaş arası çocuk, 68.000’i ise 60’ın üzerinde yaşlı insanlardı.

Ertesi gün, Arabat bölgesinde bir köyde, 150 civarında Türk’ün unutulduğu anlaşıldı. Haber Stalin’e ulaştırıldığında emir verdi: ‘Bunların işini 24 saat içerisinde bitirin !’ Emir yerine getirildi: Bebek, ihtiyar ve genç… köy halkı, küçücük bir tekneye dolduruldu. Tekne, kıyıdan bir-kaç mil açılınca batırıldı. Karadeniz’in hırçın dalgaları soydaşlarımıza mezar oldu. Türkler’le birlikte Kırım’da yaşayan Musevi dinine mensup Türkler ile aynı dine mensup Yahudiler de sürgün edildiler. Çünkü bu iki gruba mensup insanlar, Kırım Türkleri ile iyi ilişkiler içerisinde idiler.


Yapılan işlem, Kırım Türkleri’ni yok etme politikasının, o günün öncesinde ve sonrasında, tarihin yazmadığı bir vahşetle uygulanması idi. Bir aydan fazla süren yolculuk sırasında, kimsenin vagonlardan inmesine asla izin verilmedi. Her türlü ihtiyaçlar, vagon içerisinde karşılanıyordu. Ölenlerin cesetleri kokmaya başlayıp esasen zor teneffüs edilen hava, tehlikeli ölçüde zehirlenince, pencerelerden rast gele atılıyordu. Yolculuk sırasında 195.371 kişi öldü.

Ve Mavi Alay

mavi-alayRusya’da yaşayan Türkler ilkin Stalin’in emriyle Kızılordu, esir düşünce de Göbels’in talimatıyla Alman ordusu saflarında görev aldı. Gerek savaş öncesi gerekse Kızılordu’da görev yaparken herhalde ölümlerden ölüm beğenmek diye tarif edilebilecek derecede ıstırap çeken, zulüm gören Kırım Türklerini, esir kamplarından çıkarıp cepheye sürerken “Ata yurdunuzu Ruslardan kurtaracağız” diyordu Almanlar.

İnanmıyorlardı bu söze ama hiç değilse işkence görmedikleri için ses de çıkarmıyorlardı. Hitler’in hayal perdesi yıkılıp savaş Almanya’nın yenilgisiyle sonuçlanınca Stalin ‘hain’ ilan edip bir bir avlamaya başladı Türkleri. Özellikle Berlin’de Türk komitelerinde görev yapanların peşindeydi Ruslar.

Kimlikleri tespit edilen bu kişilerin başına ödül bile koydu Stalin. Bulundukları Avrupa şehirlerinden toplanan Türkler kafileler halinde İngiliz ve Amerikan askerleri nezaretinde trenlere bindirilip SSCB’ye gönderilmeye başlandılar. Kaçabilenler İtalya’ya sığındı. Kızılordu teslim aldıklarını uzun uzadıya sorgulamak zahmetine katlanmıyor, kafileleri Rus topraklarına adım attıkları anda, kaçmasından endişe ettikleriniyse daha elçilik binalarındayken öldürüyordu.

Kendilerini nehirlere attılar

Yüzlerce Türk trenlere nezaret eden Amerikalıların şaşkın bakışları altında kendilerini uçurumlara, nehirlere atarak intihar ettiler. Ama bunun için dahi inzibatlara kendilerine yol vermeleri için yalvarmaları gerekti. Kırım Türklerini en fazla yaralayan ise Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun büyükelçi olarak bulunduğu İsviçre hariç bütün Türk temsilciliklerinin kapısının kendilerine kapanması oldu.

Daha da acısı 200 kadar esir Kırımlı 1945′te trenle getirildikleri Türkiye üzerinden Rusya’ya teslim edildi. Ve hepsi hudut kapısında Türk subayların gözü önünde kurşuna dizildi. Kars’a yaklaştıkları günlerde inzibatlar yalvarmalarına dayanamayıp bir kısmının Kızılçakçak baraj gölüne atlayarak intiharına göz yumdu o kadar…

İlgili Video


About Adnan DAN

Aslında çokta özel biri değilim.. Biraz ukala olduğumu söylerler.. Bildiğimi anlayabilen insanlara sunmayı severim.. Sürekli sorgulama modundayım.. Neden dünyadayız, nereye gideceğiz, bu kadar basitmi yaşamak, vs. vs.. Cevaplarını bulamadığım onlarca sorum var.. Gerçekten dost bildiğim insanların sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez.. Onlarca insan arasında kendimi hep yanlız hissederim.. Ben insanım.. Adımı Adnan koymuşlar, soyadımsa zaten otomatik olarak eklenmiş DAN olarak.. Kuralları sevmem.. Ama uymak zorunda olduğumuda bilirim.. Sevmediğim öyle çok şey yapıyorumki, bu bana mutsuzluk veriyor çok zaman.. Birini sevmeyi, aşık olmayı, ona güvenmeyi çok istiyorum.. Olmayınca olmuyor, zorlamıyorum.. Hayat garip.. Ben o gariplik içinde yüzen biriyim işte..
background