Sitemizde 15 kategori'de 619 adet yazı yazılmış ve 78 yorum bulunmaktadır.

Eki 232016
 

mariancukuru

1951 yılındaChallenger II” gemisiyle Büyük Okyanusta araştırma yapan bilimadamları, Mariana veya Larron takımadalarının doğusunda denize saldıkları sondanın 10.863 metreye kadar indiğini görünce, o güne kadar bilinen deniz çukurlarının (Filipinler, 10540 metre, Japonya, 10535 metre, Karmadek takımadaları, 9.425 metre) en derinini bulduklarını anladılar.

Yedi yıl sonra ise Rus gemisiVityaz” ın sondası daha derinlere inerek 10.960 metreye vardı; bunun üzerine bölgenin batiskaf  (çok yüksek basınçlara dayanabilen sert maddeden yapılmış çelik küre biçimli, dalış için benzin boşaltarak onun yerine deniz suyu alarak demir safra atan araç) ile dalmaya elverişli olduğuna karar verildi ve araştırmalara bu yoldan devam edildi. Birkaç denemeden sonra 23 Ocak 1960 yılındaTrieste” adlı batiskaf, denizin altında 10.916 metreye kadar inerek yeryüzünün en derin noktasını buldu ! Buldukları bu nokta 8.850 metrelik Everest dağını bile kolaylıkla yutabilecek olan Mariana Çukuruydu !

Derin noktaya iniş yaklaşık 3 saat 15 dakika sürmüş, burada 20 dakikalık bir sürenin ardından tekrar yüzeye çıkılmasıyla toplamda 5 saatlik bir sürede dalış ve yüzeye çıkış tamamlanmıştır.

  • Dünyanın en derin noktası Mariana Çukuru 11 Km derinliğinde

Japonya ile Endonezya’nın ortasında, Büyük Okyanusta bulunan Mariana Çukuru’nun uzunluğu 2.542 kilometre, genişliği ise 69 kilometredir. Dünyanın en derin noktası olarak bilinen Mariana Çukuru (Mariana Trench) yapılan son ölçümlere göre 10.994 metre derinliğe (hata payı +- 40 metredir) sahiptir.

Bilim insanları için yıllardır merak konusu olan Mariana Çukuru pek çok sırrı ve gizemi hala içinde saklıyor. Çukurun derinleşen noktalarındaki basınç çukurun araştırılmasını zorlaştırırken pek çok tehlikeyi de beraberinde getiriyor.

(Okyanusta basınç her 10 metrede santimetrekareye 1 kilogram artar.)

Mariana Çukurumariana-cukurunun dip noktasındaki basınç yeryüzündeki basınca göre yaklaşık 1100 kat daha fazladır. Bu derinlikteki basınç 1.086 bar veya 108.6 Megapaskal’dır. Bu basıncın gücünü daha kolay anlatabilmek adına şöyle bir örnek verebiliriz: Ortalama ağırlıktaki bir insanın 30 santimetrekare’lik bir alana (yaklaşık olarak dik durduğumuzda yere bastığımız alan) uyguladığı basıncın neredeyse 10.000 katı. Yani, üzerinize 10.000 adet 100 kilogramlık insanın çıkması gibidir. Bu basıçtan ötürü, bu derinlikte suyun yoğunluğu %4.96 civarında fazladır.

Suyun içine atılan 1 kilogram kütleli metalin çukurun tabanına ulaşması, yaklaşık olarak 1 saat sürer. Ancak,suyun yoğunluğu ve metalin özkütlesi de hesaba katıldığında, tabana ulaşma süresi artıp azalabilir.

Mariana Çukuru nasıl oluştu ?

Yer kabuğunu oluşturan plakalardan bazıları birbirlerine yaklaşarak çarpışırlar. Bu çarpışma neticesinde plakalardan biri diğerinin altına girerek ‘dalma’ adı verilen bir durum gerçekleştirir.

Dalma durumunun anlamı ise yoğunluk bakımından üstün olan plakanın, daha az yoğun olan plakanın altına kayması olayıdır. Sonuç olarak bu bölgelerde şiddetli depremler görülebilir ve depremlerin oluştuğu derinlikler levhaların büyüklüğüne göre 700 kilometreyi bulabilir. İşte Mariana Çukuru’da Pasifik plakası ile Mariana Plakası’nın birbirine çarpması sonucu oluşmuş bir çukurdur.

  • Mariana Çukuruna en son kim dalmıştır ?

25 Mart 2012’de Titanik, Terminatör, Aliens ve Avatar gibi ünlü filmlerinyönetmenliğini ve aynı zamanda prodüktörlüğünü yapmış olan James Cameron kendi özel denizaltısıyla Mariana Çukuruna dalmıştır.

156 dakikada dünyanın tabanına inen, 3 saat incelemelerde bulunan Cameron,beklenenden daha kısa sürede, 70 dakikada yüzeye çıkmıştır. James Cameron tarafından bizzat tasarlanıpAvustralyalı mühendislerce inşa edilen denizaltı, Çukur’da bulunan metrekare başına 7.250 tonun üzerindeki basınca dayanıklıdır.

  • Mariana Çukurunda yaşam varmı ?

10-fotografla-dunyanin-en-derin-noktasi-mariana-cukuru-11Bilim insanları, dünyanın erişilmesi en zor yerlerinden biri olan Marinana Çukuru’nda bakteri yaşamı tespit ettiklerini açıkladı. Dünyanın en derin noktası olarak bilinen yerin 11 Km altındaki Challenger Deep’i içeren bölgede 2010 yılında başlayan analizler, yaşam şartlarının son derece ağır olduğu koşullarda çok yüksek seviyede bakteri varlığı olduğunu ortaya koydu.

Pasifik Okyanusu’nda Guam adasının güneybatısında kalan Mariana Çukuru, yavaş yavaş sırlarını bilim dünyasına açmaya devam ediyor. Mart 2012’de yaptığı dalışla çukurun en derin noktası olan Challenger Deep’etek başına inen ilk insan olan ünlü yönetmen James Cameron, okyanusun en derin noktasında çektiği görüntüler ve topladığı numunelerle iki yeni canlı türünün tespit edilmesini sağlamıştı.

Phys.org sitesinin haberine göre, uluslararası bir araştırma ekibinin Mariana Çukuru’nda topladığı numumeler,bölgedeki bakteri yaşamının şaşırtıcı derecede fazla olduğunu gösterdi. Deniz seviyesindeki basıncın 1,100 kat daha yüksek olduğu derinlikte yaşayan bakteri miktarının, denizin 5-6 kilometre deriliğinde yaşayan bakteri miktarından neredeyse 10 kat fazla olduğu belirtildi.

Derin denizlerdeki çukurlar, ölü deniz canlıları, yosunlar ve diğer organik canlıların oluşturduğu akıntılarlabeslendiği için mikrobiyolojik yaşama uygun yerler olarak biliniyor. Ayrıca, bölgede sık yaşanan ve sığ sulardaki maddelerin yer değiştirmesine neden olan depremlerin de derinlerdeki besin zenginliğine katkıda bulunduğudüşünülüyor.

Araştırmada yer alan Güney Danimarka Üniversitesi’nden Ronnie Glud,Mariana Çukuru gibi yapıların derin okyanusların sadece yüzde ikisini oluşturduğunu ancak küresel karbon döngüsü için büyük önem taşıdıklarını’ belirtti.

Mariana Çukuru’ndaki mikrobiyolojik yaşamın keşfedilmesini konu alan araştırmada, Glud’un üyesi olduğuNordik Dünya Evrim Merkezi’nin yanı sıra, Almanya’nın Max Planck Enstitüsü ile Alfred Wegener Enstitüsü; Japonya’nın Deniz-Dünya Bilimi ve Teknoloji Derneği; İskoçya’nın Deniz Bilimleri Derneği ve Danimarka’nın Kopenhag Üniversitesi yer aldı.

  • Doğru ölçümler gerekiyor

mariana-cukuruNature Geoscience dergisinde yayımlanan araştırmada, bilim insanları, Mariana Çukuru’nun derinliklerindeki tortudaki mikrobiyolojik yaşam faaliyetini tespit etmek için, mini denizaltılarla oksijen dağılımını ölçtü.

Glud, çok derinlerde ölçüm yapmanın lojistik olarak çok zor olmasının yanı sıra, doğru veriler elde etmelerinin de büyük önem taşıdığına değinerek, “Mariana Çukuru’nun derinliklerinden elde ettiğimiz bakterileri laboratuvar ortamında incelemeye kalkarsak, ısı ve basınç değişimi nedeniyle ölecekler. Bu yüzden çukurdaki çok büyük basınca dayanarak ölçümler yapacak donanım geliştirdik” dedi.

  • Dev sualtı robot

Çok zor şartlara dayanabilecek deney cihazlarını geliştirmek için birçok şirketten yardım alan araştırma ekibi,4 metre uzunluğunda ve 600 kg ağırlığında bir robot tasarladı.

Robot, okyanus tabanıyla temas ettiğinde, oksijen dağılımını çok yüksek doğruluk payıyla tespit edecek aşırı ince alıcılarla donatıldı.

Glud,Aynı zamanda Marinana Çukuru’na ait görüntüler çektik. Burada yaşayan çok az sayıda büyük denebilecek canlı var. Öte yandan dünyanın en derin noktasınındaki yaşam şartlarına bakterilerin harika uyum sağladığını söyleyebiliriz” dedi.

  • En derin noktalara iniyor

Araştırma ekibi, Mariana Çukuru’nda 2010 yılında başlayan analizlerin ardından sualtı robotunu, Japonya’nın kuzeydoğu açıklarında bulunan 9 km derinliğe sahip Japon Çukuru’na gönderdi. Burada yapılan analizlerin ardından, Fiji yakınlarındaki 10.8 km derinliğe sahip Kermadec-Tonga Çukuru incelenecek.

Glud,Derin deniz çukurları dünya haritası üzerinde geride kalan ‘son beyaz noktaları’ oluşturuyor. Bu bölgelerin küresel karbon döngüsü ve iklim düzeni üzerindeki etkisi hakkında çok az şey biliyoruz. En derin noktalarda yaşayan bakterileri inceleyerek, bu bölgelerin sahip olduğu özellikleri anlayabileceğiz” dedi.

İlgili Video

About Adnan DAN

Aslında çokta özel biri değilim.. Biraz ukala olduğumu söylerler.. Bildiğimi anlayabilen insanlara sunmayı severim.. Sürekli sorgulama modundayım.. Neden dünyadayız, nereye gideceğiz, bu kadar basitmi yaşamak, vs. vs.. Cevaplarını bulamadığım onlarca sorum var.. Gerçekten dost bildiğim insanların sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez.. Onlarca insan arasında kendimi hep yanlız hissederim.. Ben insanım.. Adımı Adnan koymuşlar, soyadımsa zaten otomatik olarak eklenmiş DAN olarak.. Kuralları sevmem.. Ama uymak zorunda olduğumuda bilirim.. Sevmediğim öyle çok şey yapıyorumki, bu bana mutsuzluk veriyor çok zaman.. Birini sevmeyi, aşık olmayı, ona güvenmeyi çok istiyorum.. Olmayınca olmuyor, zorlamıyorum.. Hayat garip.. Ben o gariplik içinde yüzen biriyim işte..