Sitemizde 15 kategori'de 619 adet yazı yazılmış ve 78 yorum bulunmaktadır.

Kas 022016
 

lozan-hezimettir-diyen-cumhurbaskanina-belgelerle-cevapCumhurbaşkanı Erdoğan 2002 yılından beri gerek Başbakanlığı gerekse Cumhurbaşkanlığı döneminde zaman zaman Atatürk ve İnönü’ye hakaret etmeyi gelenek haline getirdi. İç siyasette ne zaman zor durumda kalsa Cumhuriyet’in kurucularına hakaret ederek gündemi değiştirmeye çalışıyor.

Erdoğan’ın bu davranışı hem siyasi bir taktik, hem de zihniyetinin dışa vurumudur. Çünkü Erdoğan’ın ideolojik alt yapısını ve tarih bilgisini şekillendiren yazarların hepsi Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı… Tarihi Kadir Mısıroğlu, Necip Fazıl Kısakürek gibi Atatürk düşmanlarından öğrenen bir kişinin Atatürk ve İnönü hakkında övgü dolu yorumlar yapmasını beklemek imkânsızdır.

Bu kez Lozan anlaşmasını hedef alarak Lozan’ın zafer değil hezimet olduğunu açıkladı. Lozan’ın Türk milletine yıllardır zafer olarak anlatıldığını söyledi. Lozan anlaşmasının neden hezimet olduğunu da 12 adaları örnek vererek ispatlamaya çalıştı.

Daha 2 ay önce Lozan Türkiye’nin tapusudur dediğini konuşmak istemiyorum. Zira Erdoğan’ın siyasi hayatı baştan sona u dönüşleriyle dolu… Artık bu tarz söylem değişiklikleri bana garip gelmiyor. Bir Erdoğan klasiği diyip geçiyorum.

Benim konuşmak istediğim diğer Erdoğan klasiği… Yani tarihi çarpıtma ve Cumhuriyeti kuranlara iftira atma klasiği… Tarih hocası Kadir Mısıroğlu olan bir insanın tarihi doğru anlatmasını beklemiyorum. Ancak bir insan sürekli tarihi çarpıtır mı?  İşte konuşulması gereken budur.

Şimdi Lozan zafer mi hezimet mi konusuna geçelim ve Erdoğan’ın tarihi çarpıtmasına cevap verelim.

Bildiğiniz gibi Türk milleti, Osmanlı’nın yüzyıllar boyu süren hataları sonucunda bir kurtuluş savaşı yaşadı. Gençliğe hitabede de anlatıldığı gibi memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş, ordusu dağıtılmış ve ülkeyi yöneten kukla padişah Vahdettin, gaflet ve dalalet içinde emperyalistlerin kuklası olmuş, onlar ne derse yerine getiriyordu.

Memleketin ve milletin hali perişan durumdayken Türk milleti, Mustafa Kemal önderliğinde Anadolu’da müthiş bir millet örgütlenmesi gösterdi ve 3,5 yıl süren savaş sonucunda önce emperyalistleri memleketten kovdu sonra emperyalistlerin kuklası olan padişahı sürgün etti.

Buraya kadar yaşananları hepimiz çok iyi biliyoruz. Ancak birçok insanın bilmediği ya da görmezden geldiği bir nokta var. Biz kurtuluş savaşına başlarken Osmanlı’nın kaybettiği tüm toprakları kazanmak için savaşmadık. Kurtuluş savaşının amacı 28 Ocak 1920 de kabul edilen Misak-i Milliyi emperyalistlere kabul ettirmekti.

lozan-hezimettir-diyen-cumhurbaskanina-belgelerle-cevapO zaman hemen şu soruyu soralım. Misak-i Milli nedir?

Misak-i Milli, 1. Dünya savaşı sonundaki Osmanlı sınırlarıdır. Cumhuriyet’i kuranlar Lozan’da emperyalistler ile masaya otururken 1918 yılı sınırlarını kabul ettirmek için oturdu.

Cumhurbaşkanı’nın hezimet diye örnek verdiği 12 ada 1918 yılında Osmanlı toprağı değildi. 1912 yılında imzalanan Uşi anlaşmasıyla İtalya’ya devredildi. Dolayısıyla İnönü başkanlığındaki Türk heyetinin Lozan’a giderken aklında 12 ada meselesi diye bir mesele yoktu. Barış görüşmeleri sırasında 12 ada konusu çok tartışılan konulardan biri değildi.

Lozan’da ana meselelerden bazıları şunlardı:

Kapitülasyonların kaldırılıp kaldırılmaması

Boğazlar Meselesi

Azınlıklar sorunu

Musul ve Kerkük Meselesi

Savaş Tazminatı Meselesi

Lozan’da görüşülen 5 ana mesele Türkiye açısından nasıl karara bağlandı. Kısaca yazalım

Kapitülasyonlar Türkiye lehine kaldırıldı. Böylece emperyalizmin Osmanlı’yı sömürmek için kullandığı 400 yıllık bir silah elinden alındı.

Boğazlar, anlaşmayı imzalayan devletlerin oluşturacağı bir heyetin kontrolüne verildi. Yani tüm devletlere açık bölge kabul edildi.

lozan2Azınlıklar sorunu Türkiye lehine sonuçlandı.  Türkiye Patrikhanenin ekümenliğini kabul etmedi. Ve Türkiye’deki gayri Müslimlerin Türkiye vatandaşı olduğunu kabul ettirdi. Böylece Fatih döneminden beri devam eden Patrikhanenin siyasi hakları elinden alındı. Kapitülasyonların kaldırılmasından sonra emperyalizme ikinci büyük darbe vuruldu.

Musul ve Kerkük meselesi Milletler Cemiyetinin kararına bırakıldı.

Tazminat meselesinde Türkiye, Osmanlı’nın varisi olduğu için Osmanlı’nın borçlarını ödemeyi kabul etti.

Sonuçlara baktığımızda Türkiye 5 ana sorundan 2 sorundan kesin zaferle ayrılmıştır. 2 sorun ise berabere sonuçlanmış, bu sorunlardan Boğazlar meselesi 1936 yılında Montrö anlaşmasıyla Türkiye’nin kontrolüne geçmiştir.

Kısacası 5 ana meseleden kapitülasyonlarla azınlık meselesini Lozan’da kazandık. Boğazları ise 1936 yılında kontrolümüz altına aldık. Böylece emperyalizm 3 ana konuda kesin yenilgiye uğradı.

Peki, emperyalizme karşı hangi konuda kaybettik? Bugün Atatürk düşmanlarının Lozan’da sattınız dediği Musul ve Kerkük meselesi…

Birincisi Musul ve Kerkük Lozan’da İngilizlere bırakılmadı. Milletler Cemiyeti’nin kararına bırakıldı. Türkiye Musul ve Kerkük’ü 1925 yılında kaybetti. Neden kaybetti biliyor musunuz? Bugün sizin âlim, mazlum dediğiniz Şeyh Said isyanı yüzünden…

İngiltere, Lozan anlaşmasından sonra Musul, Kerkük meselesinin kendi lehine sonuçlanması için doğuda bir çok Kürt aşiretleriyle anlaşarak isyanlar çıkarttı ve istediğini 1926 yılında Milletler cemiyeti kararıyla aldı. Yani Musul ve Kerkük’ü İngilizlere satan Cumhuriyet’i kuranlar değil İngilizlerle iş birliği yaparak Cumhuriyet’e karşı isyan eden Şeyh Said gibi vatan haini aşiret reisleridir.

lozan1İkincisi, Kurtuluş savaşı bittiğinde Musul ve Kerkük bizim kontrolümüzde değildi zaten… Mustafa Kemal, Musul ve Kerkük’ü kazanması için Özdemir bey komutasında bir orduyu Musul’a yolladı. Özdemir bey, Derbent te İngilizlere karşı zafer kazansa da Musul’u İngilizlerden alamadı.

Türkiye, Lozan anlaşmasında İngiliz kontrolünde olan bir bölgeyi İngilizlere vermemiş, konuyu Milletler Cemiyetine taşımayı başarmıştır. Dünyanın en güçlü devletinin kontrolünde olan bir bölgeyi anlaşma masasında vermeyip konuyu Milletler Cemiyetine taşımak hezimet değil zaferdir. Eğer Musul ve Kerkük neden bizde değil diye kızıyorsanız Atatürk’e değil İngilizlerle işbirliği yapan çok sevdiğiniz Şeyh Said’e kızın.

Lozan anlaşmasına bir de İngilizlerin gözünden bakalım. Cumhurbaşkanı’nın hezimet olarak nitelediği Lozan için İngilizler ne yorum yapmış okuyalım. Bakın bizim Cumhurun reisinin hezimet dediği Lozan hakkında İngilizler neler demiş

Lloyd George, 28 Temmuz 1924 tarihinde Daily Telegraph gazetesine verdiği röportajda Lozan hakkında şu yorumu yapmıştır:

“Uygarlığın başarısızlığı… Her şey sona erince İsmet’in gülümsemesine şaşmamalıdır. Ankara’dan alınan haberlere göre barış orada büyük bir Türk zaferi olarak karşılanmıştır ve gerçekten de öyledir…” (Salahi Sonyel – Gizli Belgelerle Lozan Konferansının Perde Arkası Türk Tarih Kurumu, 2006 s.209)

İngiliz Sir, Andrew Ryan’ın Lozan hakkındaki yorumu Lloyd George dan daha ağırdır. Andrew Ryan Lozan için ‘’onursuz anlaşma’’ diyerek şu yorumu yapmıştır:

 “Lozan’da onursuz bir barış imzaladık. Bu İngiltere’nin şimdiye dek imzalamış olduğu antlaşmaların en uğursuzu, en mutsuzu ve en kötüsüdür.”(Salahi Sonyel – Gizli Belgelerle Lozan Konferansının Perde Arkası Türk Tarih Kurumu, 2006 s.214)

İngiliz tarihçi, Arnold Toynbee nin Lozan hakkındaki yorumu da kesin bir Türk zaferi olduğudur.  Arnold Toynbee nin yorumu şöyledir:

“Lozan’da Müttefikler Türk ulusçularının yaklaşık olarak tüm taleplerine boğun eğdiler. Dünya şaşılacak bir manzarayla karşılaşmıştır: Yenilgiye uğratılmış ve görünürde yıkılmış olan bir ulus, yıkıntıların üzerinden yükselerek kesinlikle eşit koşullar içerisinde dünyanın en yüce uluslarının önüne çıkarak, I. Dünya Savaşı’nın aşağılanmış olan muzafferlerinden hemen hemen her ulusal dileğini kazanmıştır…” ( 91. Yıl Dönümünde Lozan, Türkiye Barosu Yayınları 2014 s.53)

Lozan’ı Türk zaferi olarak gören sadece İngilizler değildir. Fransızlar da Lozan için ‘’Hilalin Haç’a büyük darbesi’’ yorumunu yapmıştır. 25 Temmuz 1924 tarihli Fransız Eclair gazetesi  Lozan hakkında şu yorumu yapmıştır:

“Hilal, Haç’a böylesine bir yenilgi darbesi indirmemiştir. Batı’nın saygınlığı toprak olmuştur ve uygarlık, barbarlığın önünde eğilmektedir… Fransa’yı bu aşağılayıcı duruma getirmiş olan Franklin Bouillon, parlamentoya üye seçilmiştir.” (Salahi Sonyel – Gizli Belgelerle Lozan Konferansının Perde Arkası Türk Tarih Kurumu, 2006 s.208)

İsmet İnönü Lozan Barış Anlaşmasını imzaladıktan sonra ayrılırken

İsmet İnönü Lozan Barış Anlaşmasını imzaladıktan sonra ayrılırken

İngilizlerin ve Fransızların Lozan hakkındaki yorumları bu şekilde… Gerçekten Lozan onlar için büyük hezimettir. Nasıl hezimet olmasın ki… 400 yıllık kapitülasyonları kaybettiler. 500 yıllık patrikhane’yi bahane ederek Türkiye’nin iç işlerine karışma hakkını kaybettiler.  Boğazları alamadılar 1936 da tamamen kaybettiler. Musul ve Kerkük’ü Milletler Cemiyetine bırakmak zorunda kalıp kontrol altındaki toprakları bile kabul ettiremediler. Hatay’ı aldık diye sevindiler ama onu da 1939 yılında kaybettiler.

Sonuç olarak Türkiye Misak-i Milliyi Batı Trakya ve Musul, Kerkük hariç % 95 oranında gerçekleştirmiştir. Lozan’da alamadığı Boğazları 1936 yılında, Hatayı ise 1939 yılında alarak Lozan’da yarım kalan meseleleri de halletmiştir. Ayrıca 1. Dünya savaşında müttefikimiz Almanya’nın bile kaldırılmasına şiddetle karşı çıktığı kapitülasyonlar kaldırılmış, Azınlık sorunu halledilmiştir.

Şimdi sormak lazım. Bu mu hezimet?

Hep Lozan’ı konuştuk. Biraz’da Lozan’a hezimet diyenler neler yaptı ona bakalım.

2003 yılında ABD ye İncirlik üssünün açılması için her şeyi yaptılar. Tezkereyi meclisten geçiremeyince ABD nin Süleymaniye’de Türk askerinin kafasına çuval geçirmesine sessiz kaldılar.

2008 yılında Oslo’da PKK ile masaya oturdular. Masadaki diğer ülke ise Lozan’da hezimete uğrattığımız İngiltereydi.

2009 yılında 34 PKK lı teröristin Habur’dan davul zurna çalarak geçmesine tepki verilmedi.

2013 yılında Terörist başı Apo’nun mektubunun Nevruz bayramında Diyarbakır’da okunmasına sessiz kaldılar.

2013 yılında terör örgütünün bayrağını taşımayı, Apo’ya sayın demek suç olmaktan çıkardılar.

2015 yılında PKK ile arasına hiçbir zaman mesafe koyamayan HDP ile Dolmabahçe’de 10 maddelik mutabakat imzaladılar.

Türkiye’nin sınırları dışında tek ve savaşmadan kazandığı Süleyman Şahı bir gece yarısı boşalttılar.

2002 yılında tek terör sorunumuz PKK iken bugün IŞİD, El Kaide, El Nusra, YPG, PYD gibi emperyalizmin maşası terör örgütlerinin rahatça eylem yaptığı bir ülke haline geldik.

Çözüm süreci denilen en baştan yanlış bir politika sonucunda PKK doğuda silah depolayarak güçlendi. Bugün bu yanlış politikalar yüzünden her gün şehit veriyoruz.

Esad kandırdı, PKK kandırdı, Alnı secdeye değiyor diye ne istediyse verilen Fetö kandırdı. Bu kandırılmalar sonucunda PKK her gün evlatlarımızı şehit ediyor. Feto ise kurtuluş savaşında bile bombalanmayan meclisi bombaladı.

Tüm bu icraatlara bakıldığında insan şu soruyu sormaktan kendini alamıyor.

PKK nın, Esad’ın, Feto’nun kandırdığı şimdiki iktidar mensupları Lozan’da dünyanın en büyük siyasi entrikacısı ülkesi olan İngiltere’nin karşında olsa ne kazanabilirdi?

İkinci bir soru daha soralım.

Feto tarafından kandırıldığı için Türk milletine darbe teşebbüsü yaşatanlar, Lozan’da İngilizler tarafından kandırıldığında Türk milleti neler yaşardı?

KAYNAK

İlgili Video

About Adnan DAN

Aslında çokta özel biri değilim.. Biraz ukala olduğumu söylerler.. Bildiğimi anlayabilen insanlara sunmayı severim.. Sürekli sorgulama modundayım.. Neden dünyadayız, nereye gideceğiz, bu kadar basitmi yaşamak, vs. vs.. Cevaplarını bulamadığım onlarca sorum var.. Gerçekten dost bildiğim insanların sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez.. Onlarca insan arasında kendimi hep yanlız hissederim.. Ben insanım.. Adımı Adnan koymuşlar, soyadımsa zaten otomatik olarak eklenmiş DAN olarak.. Kuralları sevmem.. Ama uymak zorunda olduğumuda bilirim.. Sevmediğim öyle çok şey yapıyorumki, bu bana mutsuzluk veriyor çok zaman.. Birini sevmeyi, aşık olmayı, ona güvenmeyi çok istiyorum.. Olmayınca olmuyor, zorlamıyorum.. Hayat garip.. Ben o gariplik içinde yüzen biriyim işte..