Sitemizde 15 kategori'de 772 adet yazı yazılmış ve 227 yorum bulunmaktadır.

Şub 282016
 

Kıyamet AmbarıDünyada pek çok ilginç yer olmakla beraber benim en çok ilgimi çeken yer “Kıyamet Ambarı” dedikleri yer.. Aslında bir nevi Nuhun Gemisi diyebileceğimiz bölge düşünce açısından oldukça güzel olmakla birlikte, bana göre dünya da olması açısından yanlış seçim..

1983 yılından beri Norveç’te yürütülen `Küresel Tohum Deposu` projesiyle, herhangi bir felaket durumunda, Nuh’un gemisi efsanesinin gerçek olması amaçlanıyor.

Efsaneye göre, büyük tufan sırasında Nuh Peygamber her canlı türünden birer çifti gemisine almış ve dünya üzerinde yaşamın devamını böyle sağlamıştı. 1983 yılından beri Norveç’te yürütülen `Küresel Tohum Deposu` projesiyle, herhangi bir felaket durumunda, Nuh’un gemisi efsanesinin gerçek olması amaçlanıyor.

Norveç’in kuzeyindeki Spitsbergen Adası’nda, buzullar arasında dev gibi bir dağın 130 metre altında inşa edilen ve 9 milyon dolara mal olan `Svalbard Küresel Tohum Deposu`, Mart 2008’den beri faaliyet gösteriyor.

Duvarları nükleer bombalara bile dayanıklı olarak inşa edilen bu ambarda, dünyada nükleer bir savaş, küresel ısınma gibi herhangi bir felaketin ardından geride kalabilen insanlığın soyunu devam ettirebilmesi için, dünyanın dört bir yanından gelen yaklaşık 4 milyon farklı tohum saklanıyor.

Kıyamet AmbarıUluslararası Tarım Araştırmaları Enstitüsü tarafından organize edilen, yaklaşık yüz ülkedeki “bitkisel gen bankaları“nda bulunan tohum örnekleri Kıyamet Ambarı (Doomsday Vault) olarak da adlandırılan bu dev ambarda toplanıyor.

4,5 milyon tohum örneğini alabilecek kapasiteye sahip ambarda kapasite tamamen kullanıldığında akla gelebilecek her tür meyve, sebze ve tahıl tohumu bulunacak.

Kuzey Kutbu`na 1000 kilometre uzaklıkta, BM Gıda ve Tarım Örgütü ile Uluslararası Biyoçeşitlilik araştırma grubunun oluşturduğu Küresel Hasat Çeşitliliği Örgütü ve Norveç hükümeti tarafından yaptırılan Svalbard ambarında, hava sıcaklığı bazı tohumların 1000 yıl yaşayabildiği eksi 18 dereceye kadar düşürülüyor.

Projenin arkasındaki beyin ve Küresel Ürün Çeşitliliği Merkez (GDTC) yöneticisi Cary Fowler ambarın önemini şöyle açıklıyor: “Küresel tohum deposu, tarımsal çeşitliliğimizin yok olmasına engel olmak için, en son savunma hattı. Gerçek şu ki; insanlar, dinazorların soyunun tükendiğinden haberdar, ancak ne yazık ki pek çok kimse, tarımsal ürün çeşitliliğinde kitlesel bir yok oluş ile karşı karşıya kaldığımızın farkında bile değil. Depolanan ürün çeşitliliği, besin ihtiyacımızın karşılanması açısından hayati önem taşıyor. Bizim bu depoya ihtiyacımız var. Çünkü tarımın, iklim değişimine, zararlı böceklere, hastalıklara, kuraklığa karşı adaptasyonunu sağlamak ve çiftçilere yardım elini uzatmak zorundayız.

Küresel Hasat Çeşitliliği Örgütü ambara yıllık 125,000 ile 150,000 dolar arasında bir finansman sağlıyor.Peki Global Crop Diversity Trust (GCDT- Küresel Hasat Çeşitliliği Örgütü) ve Norveç hükümetince işletilen ambarın finansörleri kimler?

Kıyamet AmbarıABD, İngiltere, Norveç, Almanya, İsviçre ve Kanada`dan devlet fonları aktarılıyor.

Bill-Melinda Gates Vakfı aracılığıyla kendini Asya ve Afrika`daki çiftçilere yardıma adayacağını beyan eden Microsoft`un kurucusu Bill Gates tohumların hazırlanması ve ulaşım ücretlerini karşılıyor.

Bağışçılar

  • Avustralya (AusAID)
  • Brezilya (EMBRAPA)
  • Kanada (CIDA)
  • CGIAR
  • Kolombiya (Tarım Bakanlığı)
  • DuPont/Pioneer Hi-Bred (Dünyanın en büyük patentli GDO tohum ve tarım kimyasalları devi)
  • Mısır (Tarım Bakanlığı)
  • Etiyopya
  • Gatsby Hayır Kurumu
  • Almanya
  • Gordon ve Betty Moore Vakfı
  • Gordon J. Hammersley Vakfı
  • Hindistan (Tarım Bakanlığı)
  • Uluslararası Tohum Federasyonu
  • İrlanda (Irish Aid)
  • İtalya (Dışişleri Bakanlığı)
  • Lillian Goldman Hayır Vakfı
  • Yeni Zelanda (Orman ve Tarım Bakanlığı)
  • Norveç (Dışişleri Bakanlığı)
  • Rockefeller Vakfı (Yeşil Devrim diye bilinen tohumda gen devrimini başlatan petrol devi)
  • Sam Spiegel Vakfı
  • Slovakya
  • İspanya
  • İsveç (Sida)
  • İsviçre (SDC)
  • Syngenta AG (İsviçre menşeli GDO tohum ve tarım kimyasalları şirketi)
  • Syngenta Vakfı
  • Systemwide Genetik Kaynaklar Programı
  • Birleşik Krallık Birleşmiş Milletler Vakfı
  • ABD (USAID)
  • Dünya Bankası – CGIAR

Kıyamet AmbarıAmerikalı araştırmacı-gazeteci F. William Engdahl’ın bu proje ile ilgili dehşet verici şüpheleri var. Engdahl, ilk baskısı 2007’de yapılan, Nisan 2009’da Türkçe’ye de çevrilen “ÖLÜM TOHUMLARI/ Kalıtımın Değiştirilmesinin Arkasındaki Karanlık Oyunlar” adlı kitabında Norveç’in kuzeyindeki Spitsbergen Adası’nın buzlaşmış kayalıklarının altında “dünyayı ekonomik ve genetik olarak ele geçirme planları“nın yattığını iddia ediyor.

Kulağa tam bir bilim kurgu senaryosu gibi gelse de, yapılan bu hummalı çalışma küresel ısınmanın korkulan etkilerinin hiçte uzak olmadığını hatta tahmin edilenden daha yakın bir sürede olabileceğini gösterir nitelikte..

Konuyla ilgili ilginç bir ropörtaj

F. William ENGDAHL kimdir?: 1944 yılında ABD’nin Minneapolis eyaletinde doğan ENGDAHL, Princeton Üniversitesi’nde okumuş. Alman asıllı Amerikalı araştırmacı-gazeteci yazar Almanya’da yaşamaktadır.

“F. William Engdahl petrol ve jeopolitika üzerine çok satan Savaş Yüzyılı: Anglo Amerikan Petrol Siyasetleri ve Yeni Dünya Düzeni (Alfa Yayınları) – Century of War: Anglo-American Oil Politics and the New World Order (2004 Pluto Yayınları. Londra) kitabının yazarıdır. Kitap Fransız, Alman, Çin, Kore, Türk, Hırvat, Sloven ve Arap dillerine çevrilmiştir.

Engdahl son siyasi ve iktisadi gelişmeler hakkında en çok tartışılan analizcilerdendir. Kışkırtıcı makaleleri ve analizleri sayısız gazete ve dergide ve uluslararası çapta tanınmış web sitelerinde yayınlanmıştır.

Petrol jeopolitikası ve enerji konularına ek olarak tarım, GATT (Genel Tarifeler ve Ticaret Anlaşması), WTO (Dünya Ticaret Örgütü), IMF, enerji, siyaset ve iktisat konularında 1970teki ilk petrol ve tahıl krizinden bu yana yazmaktadır. ‘Ölüm Tohumları: Kalıtım Biliminin Arkasındaki Karanlık Oyunlar -Seeds of Destruction: The Hidden Agenda of Genetic Manipulation (2007, kitabı dünyadaki gıda tedariki yoluyla toplumları kontrol etme planını belgelemektedir.

Tam Tahakküm: Yeni Dünya Düzeninde Totaliter Demokrasi – Full Spectrum Dominance: Totalitarian Democracy in the New World Order (Third Millenium Yayınları, Baton Rouge, La.) kitabı ABD askeri devini ve dünya barışına karşı tehditlerini anlatmaktadır. 2007-2008 yılında Sansürlenen En İyi Haberler için verilen ‘Sansür Projesi Ödülünü’ almıştır.”

F.William ENGDAHL, GDO olarak bilinen “Ölüm Tohumları” yazarı. GDO üzerine İnsani Yardım Vakfında verdiği konferansta insanlığı ilgilendiren çok önemli bilgiler verdi.

   “GDO’lu gıdaları tüketmekle kendi paramızla kiralık katilimize sahip olduğumuzu,

 GDO kullanmayan ülkelerin Uluslar arası ticaretten veto yediğini,

   Dünyanın yeni tanrılarının sahipliğine soyunanların ölüm tohumlarını yaratıcılarının olduğunu,

   Tanrı olmadan tanrılığa soyunan genetikçiler…

   Erkeklerin spermlerinin öldürüldüğünü…

   Anne karnında ‘frenkeştayn’ tohumları torunları olduğunu…” anlattı.

   GDO hakkında merak ettiğimiz sorularımıza verdiği yanıtlar ile dünya nüfusunun korkunç bir oyuna maruz bırakıldığını belirtti.

   Nuran TALAY: GDO ihtiyacının ortaya çıkma nedeni nedir?

F.William ENGDAHL: GDO’nun dünya üzerinde  ortaya çıkmasının bilimsel bir nedeni yok. Bu insanlık tarihi boyunca yapılan en tehlikeli deney.  Bu, tanrının doğal olarak meydana getirdiği; yarattığı dengenin; düzenin insanoğlu tarafından değiştirilmesi anlamına geliyor. İnsanlar tanrının yarattığı doğa ile oynuyorlar. Toplumlar üzerinde tohumlar ile yani temel besin maddelerini kontrol ederek hâkimiyet kurmaya çalışıyorlar. GDO, ABD’ de üç-dört zengin grubun toplumları istediği doğrultuda kontrol edebilmesi ve yönlendirmesi üzerine kurulmuş bir projedir.  Kissinger’ın söylediği net bir cümle ile nedeni daha açık: “Petrolü kontrol edersen ulusları kontrol edersin, yiyeceği kontrol edersin.”

   Nuran TALAY: Küresel tohum deposu neden oluşturuldu?


 Kıyamet AmbarıF.William ENGDAHL: Bu çok iyi bir soru. Küresel tohum deposu kimsenin ulaşamayacağı uzaklıkta ve yerin altında çok soğuk depoda saklanıyor. Bunun nedenine gelince bunun adına isim vermektense ardındaki hesaplara bakmak daha doğru olur. Özel seçilmiş dünyanın tüm çeşitli tohumlarının örnekleri saklanıyor.  “Nuh’un gemisi “ tarzında bir olayı örnek göstererek olumlu insani yardım amaçlı gibi yer alsa da medyada, ardındaki düşünceler para ve güçten başka bir şey değil.  Küresel tohum deposunun askeri üs gibi korunuyor olması da oldukça düşündürücü. Bu bölgeler Bill Gates ve Monsanto tarafından korunuyor. Bill Gates, Monsanto gibi devlerin bankalarının atom bombasına dahi dayanıklı hale getirilmesi şeytani planlarına karşı önlem olarak alındığını gösteriyor. Ben tohumların alınıp saklanmasını masum bulmuyor, ardında şeytani planlar yattığını düşünüyorum. Laboratuarlarda ürettikleri tohumları Çin, Brezilya, Türkiye, Almanya gibi ülkelerin çiftçilerine satarak tarım üretimini ele geçirmek istiyorlar. Bu şekilde çiftçiler tohumları ancak Monsanto’dan alacağı için Monsanto’ya mahkûm ediliyor.

   Nuran TALAY: İnsanlığın GDO’ya ihtiyacı var mı?

   F.William ENGDAHL; Kesinlikle hayır. GDO para için Rockefeller tarafından ortaya çıkarılan 1970 yıllarından bu yana planlanan bu proje. “Ölüm Tohumları” kitabımda da söylediğim gibi arkasındaki kişilerinin hedefi, nüfusu azaltarak kontrol altına almak. Yiyeceği kontrol ederek insanları kontrol etmek gibi strateji üzerine kurulmuş bir düzen.

   Nuran TALAY: GDO hangi alanlarda kullanılıyor?

   F.William ENGDAHL: Tarımda, soya, mısır, pirinç, buğday ve bazı meyve sebzelerde. Bakıldığında ulusal temel besin maddeleri üretiminde kullanılıyor. Arjantin’de önceleri kullanılsa da Avrupa’da kabul ettirmek oldukça güç olmuştur. O yüzden Çin pazarı gibi nüfus yoğunluğunun çok olduğu bölgelerde kullanarak nüfuslar yok edilmeye çalışılıyor.

   Nuran TALAY: GDO’nun insan ve çevre sağlığına zararlı etkileri neler, GDO’nun yararları olduğu alan var mı?

   F.William ENGDAHL: Kesinlikle olumlu faydası ve yaralı hiçbir alanı yok.  Monsanto “bizim tohumlarımız güvenli” dese de bununla ilgili deneyleri ortaya koysa da bunlar gerçekleri yansıtmıyor. Gerçekte uzun döneme dayalı deneyler yapılamasına da izin verilmiyor. Rusya ve İskoçya’da GDO’ya yönelik küçük bir deney yapıldı. Ancak bunlar da GDO’nun zararlı etkilerini ortaya çıkaran uzun vadeli ve geniş kapsamlı deneyler değildi.  Fare deneyleri;  beyinlerin küçüldüğünü, bağışıklık sisteminin çöktüğünü gösterdiği halde görmezden gelinmiştir.

Kıyamet AmbarıÖrneğin, GDO’nun ilk kullanımı çiftçilerin ineklerinin sütlerinin verimini artırması üzerine sunulmuştur. rBGH hormonu büyükbaş hayvanlığı ile uğraşan çiftçiler için çok cazipti. Monsanto patenti ile satışa çıkan “Posilac” adlı ilacın düzenli olarak enjekte edilmesi ile %30 oranında daha fazla süt vereceği açıklanmıştı. Tabii bu cazip olaya çiftçiler destek verdi.

İlk yıllarda söylendiği gibi verimi artırdı. İlerleyen yıllarda ilacın ineklerin metabolizmasını düzenleyip hücre bölünmesini artırdığı, hücre ölümünü engelleyen IGF-1 adlı başka bir hormonu da tetiklediği görüldü. O dönemde pek çok bilim adamı kanser hücrelerini tetiklediğini söylese de yalanlandı. Ancak hayvanlar daha erken yaşlanmaya başlamış ve meme uçlarında enfeksiyonlar meydana gelmişti. Bazı inekler bu nedenlerden dolayı yürüyemiyordu. Bilim adamları ilacın tehlikeli olmadığından bahsetmişti.

Vermont Üniversitesi açıklamaları yeterli bulmamıştı. Deforme doğumlar ve maslit rBGH ile ilgili olduğuna dair kanıtları olduğunu söylemişti. Bunun üzerine Monsanto, Üniversiteye yardım sözü vererek açıklamalarını geri çekerek gerçeklerin gizlenmesini sağlamıştır. Bu tohumlar insanları ve insanların davranışları kontrol etmek için kullanılıyor. Bu komplo teorisi değil gözle görülen bir komplodur. Rockefeller’in yeşil devrimi dünya nüfusunu kontrol ederek bazı ırkları ortadan kaldırmak için çalışmaktadır.

   Nuran TALAY: İnsanların üremesi en açık şekilde nasıl engelleniyor?

   F.William ENGDAHL: GDO mısırlarında kısırlaştırıcı maddeler yer alıyor. Erkeklerin spermleri ölü hale getiriliyor. Anne karnındaki bebekler de annelerin GDO’lu gıdaları tüketmesinden dolayı hasta doğuyor. Özellikle ABD’de otistik çocuklarda yüksek oranda artış meydana gelmiştir. Aşılarda bulunan cıva tehlike saçıyor, çocukları savunmasız bırakıyor. Beni tekerlekli sandalyeye mahkûm eden de küçükken olduğum çiçek aşısıdır.

   Nuran TALAY: GDO’lu tohumları kimler sağlıyor ve bundan kazançları nedir?

   F.William ENGDAHL: Birkaç zengin monopoly oynuyor sanki. Nesilleri yok etmek, kendi tohumlarını vermek ve o kabul etmeyen bölgeler üzerine de yakın bölgelerden rüzgâr etkisi ile gitmesini sağlayarak gıda üretimine etki ederek onları da belli firmalara  mahkûm etmektir. Dünya üzerinde yaşayan altı milyarın üzerinde nüfusun kontrol edilemeyeceği için bu nüfusu kontrol etmek istiyorlar. Böylelikle dünya nüfusunun çoğunluğunu bu şekilde yok ederek kalanları da kendilerine köle yaparak güç hâkimiyeti kurma peşindeler.

   Nuran TALAY: GDO’nun uluslararası alanda reklâmının, broşürlerinin ve ülkelere pazarlanmasında kullanılan paranın kaynağı nereden geliyor?

   F.William ENGDAHL: Rockefeller, USA gibi dev şirketler işbirliği içinde. Tohumları eskisi gibi geleneksel yöntemle çoğalmadığından çiftçiler tohum almaya zorlanıyor. Tam anlamıyla kurulan bu tezgâhın ardında ABD var.

   Nuran TALAY: Dünyanın birçok kesiminden GDO’nun zararlı olduğuna ilişkin bildirimler yayımlanıp, kitaplar yazılıp kampanyalar düzenlenirken, GDO’nun ısrarla kullanılma isteği ne anlama geliyor?

   F.William ENGDAHL: Soru gayet güzel; pozitif bir etkisi olmuyor. Açlığı engellemek üretimi artırmak yönünde olduğunu söyleniyor. Medyada GDO’nun zararına ilişkin haberler yer alsa da bu tür haberler dev şirketler tarafından yalanlanıyor. Ellerinde çok büyük bir güç olduğu için GDO için yazılan çizilen her şey askıda kalıyor. Bağımsız araştırmalara da izin verilmiyor.

   Nuran TALAY: GDO’lu tohumları kullanan toplumları bekleyen tehlikelerden bahseder misiniz?

   F.William ENGDAHL; Pandora’nın kutusu gibi. Bununla ilgili yıllara dayanan bir deney yapılmıyor asıl tehlike sonun ne olacağını meydana gelecek türevleri hibritleri karşında ne yapılacağının bilinmiyor olması.

   Nuran TALAY: GDO ile birlikte pazarlanması planlanan tıbbi ilaçların ilişkisi nedir?

   F.William ENGDAHL; GDO’nun etkileri tam olarak ortaya çıkmadığı için bununla ilişkilendirilmesi konusunda bir kanıt yok.  O yüzden kesin veri söyleyemiyorum.

   Nuran TALAY: Afrika gibi gelişmemiş ülkelerde açlığı gidermek ve bunun içinde ürünleri çoğaltmak için kullanıldığı söylenen GDO’lu gıdalar ile o toplumlarda biyolojik ve sosyolojik olarak ne tür olaylar meydana gelir?

   F.William ENGDAHL: Sonuçta açlığı gidermek ürünleri çoğaltmak için söylense de toprağa zarar veriyor, iyileştirmek için kullanılan kimyasallarla topraklar zehirleniyor. Verilen bazı gıdalar vitaminli olarak da sunulsa da biyolojik olarak bağışıklık sistemlerine zarar veriyor ve kısırlaşma gibi sorunlar ortaya çıkıyor. Afrika’da yaşayan birçok kadının artık yaşadığı sorun açlıkla birlikte kısırlık. Özellikle Afrika’da açlık için üretilen altın pirinç olarak adlandırılan turuncu renkli laboratuar pirinci A vitamini açısından oldukça yüksek. Pirinçte A vitamini oranı çok yüksek, insanın tüketmesi gerektiğinden fazla. Bu nedenle de körlükler meydana gelmiştir.

Ayrıca bu bölgelerde toprak iyileştirme üzerine topraklara uygulanan kimyasallar sonucu zehirli bitkiler, yabani otlar ve böcekler üremektedir. Bu böcekleri öldürmesi için de yine yüksek oranlarda böcek ilacı kullanılarak verimli topraklar öldürülmektedir. Afrika’da tavuklar dahi böcekleri yemiyor, inekler zehirli otları ayırt edebiliyor. Kene ve benzeri böcekler, domuz gribi gibi küresel virüsler ile dünya nüfusu kontrol edilmeye çalışılıyor. Domuz aşısı da yapbozun parçasıydı.

   Nuran TALAY: Afganistan, Afrika ve Irak gibi gelişmemiş ülkelerde ABD’nin etkisinin GDO ile ilişkisi var mı? GDO’lu gıdaların kısırlaştırma etkileri ile toplumlar bilinçli olarak yok edilirken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi engel olamıyor mu?

   F.William ENGDAHL: ABD, özelikle Irak üzerinde kaynaklarını kullanarak yapıyor. Tohum satamadığı ülkelere ya konuşlanıyor ya da komşu bölgelerinden faydalanıp tohumların rüzgâr etkisi ile yaymaya çalışıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin tepkisini bilmiyorum.

   Nuran TALAY: Kimler elit tabakası oluşturma peşinde? “Ölüm Tohumlarının” patronları yaratacakları üstün ırk ile ne yapmayı planlıyor?

   F.William ENGDAHL: Yakın tarihte gizli bir toplantı oldu. Rockefeller, Monsanto, Bill Gates gibi milyar dolar üzeri zenginlerin katıldığı bir toplantı. Toplantının amacı küresel ekonomik krize çözüm olarak konuşulduğu düşünülmüştü buradaki toplantı tamamen nüfus artışını kontrol altına almak üzerineydi. 6,5 milyarı aşkın dünya nüfusunun 1,5 milyara çekilmesi gibi düşüncelerin yer aldığı toplantı oldukça tehlikeliydi.

   Nuran TALAY: GDO tohumları ile çiftçilik ve hayvancılık nasıl etkilenir, bundan elde edilecek kâr ve zarar ne olacaktır? Çiftçilerin tohum saklaması neden yasaklandı?

   F.William ENGDAHL: Herhangi bir yararı yok, aksine toprak verimini kaybediyor. Çok yüksek miktarlı meyve sebze fiyatları artışı olacak. Belli meyveleri pazarlayanlar kazanacak. Doğal tohumlar ile üretim yapan çiftçilere devlet yardımı yapılmazken GDO’lu tohumlar ile üretim yapan çiftçilere devlet yardımı yapılarak GDO oyunu ile kendilerini gıda pazarının tek hâkimi olmalarını istiyorlar.

   Nuran TALAY: GDO toplumlar tarafından yeterince biliniyor ve tanınıyor mu?

   F.William ENGDAHL: Evet, ülkeler bilse de politik dış güçlerin etkisi ile kimse dile getiremiyor. Güçlü olan ülkeler kabul etmeyince de gelişmekte olan ülkelere yöneliyorlar.

   Nuran TALAY: İnsanoğluna ve doğal çevreye doğrultulmuş biyolojik GDO silahından nemalananlar da aynı etkiye maruz kalmayacak mı, bunun için herhangi bir önlem almış olabilirler mi? Ve dörtnala koşan bu tehlikeli teröre engel olunamaz mı?

   F.William ENGDAHL: Mosanto çalışanlarına ve kendi çocuklarına GDO’lu gıdalar tükettirmiyor.

   Nuran TALAY: GDO’yu kullanmak istemeyen ülkelere ne gibi siyasi yaptırımlar uygulanıyor?

   F.William ENGDAHL; GDO ardında çok büyük güç olduğu için ülkelerin hükümetleri ile çok iyi ilişki içindeler. GDO istemeyen ülkeler uluslararası ticaretten muaf bırakılacağı ve bu pazarlara girmelerinin engelleneceği yönünde baskı yapılıyor.

   Nuran TALAY: Türkiye biyoçeşitliliği açısından çok zengin bir ülke. Topraklarımız verimli. Buna sahip olmamıza rağmen GDO Meclis onayından geçti. ABD ve AB’den herhangi bir baskı uygulanmış mıdır?

F.William ENGDAHL: Bilmiyorum. Bir güç, bir girişim mutlaka olmuştur diye düşünüyorum. Siyasi bir baskı vardır. Çünkü global bir oyun ile karşı karşıyayız. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 13 ülkede gıdalar aracılığı ile kısırlığın arttırılması ve yaşlı nüfusa sistematik olarak egemen olma planları var. Hindistan, Nijerya, Meksika, Endonezya, Brezilya,  Türkiye ve Kolombiya da dahil olmak üzere, kaynak zenginliği açısından zengin ülkelerdir. GDO tohumu devlet başkanlarına olmak üzere birçok çevreye rüşvet verilerek GDO konusunda ikna edilmiştir.

Örneğin; Türkiye et ithal etmek istiyor. Türkiye ben Amerika’dan et ithal etmek istemiyorum derse Amerika Türkiye’yi Dünya Ticaret Örgütü’ne şikâyet eder. Dünya Ticaret Örgütü testlerin Monsanto, Rockfeller, Dupont gibi şirketler tarafından takip edildiğinden, bu karteller test sonuçları üzerinde dilediği gibi oynuyorlar. Dünya Ticaret Örgütü insanların kurallarını değil büyük çiftçilerin para kurallarını korumaktadır.

   Nuran TALAY: Son olarak eklemek istedikleriniz var mı?

   F.William ENGDAHL: Hızlı gıda tüketim merkezlerinden çocuklarınızı ve kendinizi uzak tutun. Domatesinizin sebze ve meyvelerinizin kıymetini bilin. Avrupa’da artık gerçek domates bulmak oldukça güç. Unutmayalım ki onlar yani bu planları gerçekleştirmek isteyenler bir avuç dolusu insan, geriye kalan bizler ise kalabalığız. Teşekkürler.

   Nuran TALAY: Teşekkürler.

İlgili Videolar

Social Media Exchange Website - Likenation

Bunlara Baktınızmı?

Adnan DAN on FacebookAdnan DAN on PinterestAdnan DAN on TwitterAdnan DAN on Youtube
Adnan DAN
Aslında çokta özel biri değilim.. Biraz ukala olduğumu söylerler.. Bildiğimi anlayabilen insanlara sunmayı severim..

Sürekli sorgulama modundayım.. Neden dünyadayız, nereye gideceğiz, bu kadar basitmi yaşamak, vs. vs.. Cevaplarını bulamadığım onlarca sorum var..

Gerçekten dost bildiğim insanların sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez.. Onlarca insan arasında kendimi hep yanlız hissederim..

Ben insanım.. Adımı Adnan koymuşlar, soyadımsa zaten otomatik olarak eklenmiş DAN olarak.. Kuralları sevmem.. Ama uymak zorunda olduğumuda bilirim.. Sevmediğim öyle çok şey yapıyorumki, bu bana mutsuzluk veriyor çok zaman.. Birini sevmeyi, aşık olmayı, ona güvenmeyi çok istiyorum.. Olmayınca olmuyor, zorlamıyorum.. Hayat garip.. Ben o gariplik içinde yüzen biriyim işte..

Düşünceleriniz Bizim İçin Önemlidir