Sitemizde 15 kategori'de 711 adet yazı yazılmış ve 95 yorum bulunmaktadır.

Eyl 182016
 

İnternet çıktı, bloglar çoğaldı ve yazı yazan insanların sayısıda hızla arttı.. Aslında çokta iyi oldu.. Çünkü bu durum öylesine güzel yazı yazanları ortaya çıkardıki zamanımın çoğunu bloglarda okuyarak geçiriyorum.. Keyifte alıyorum okurken..

Tabi blog olayını daha ilerilere taşıyan kişilerde var.. PuCCa mesela.. Blog yazan ve kitap hayalleri kuranların kesinlikle incelemesi gereken bir blog yazarı.. 5. Kitabı çıkmıştı en son.. PuCCa günlükleri adında yayınlanan kitaplarından derlenen birde filmi çekildi tabi.. Güzel yazıyor, iyi anlatıyor ve akıcı bir üslübü var PuCca`nın.. İşe Blogspotta başladı tabiki.. Hala yazıyor ara ara orada..

Neyse konumuz bu değil tabiki.. Konumuz Kitap nasıl bastıracaksınız?

Bende bir süredir kendi yazılarım ile ilgili kitap bastırma çalışmaları yapıyorum.. Yılbaşından hemen sonrada bu işi bitireceğim diye kendimce karar aldım.. Araştırıyorum sürekli internette.. Bulduğum yayınevlerinin çoğunluğu üçkağıtçı modunda.. Yani bastır parayı kitabını basalım havasındalar.. E tabiki bunun belli bir maliyeti var, bunu karşılama moduna girebilirlerde, ancak olay sadece para olayı değil.. Gözünüz gibi bakıp, hayaller kurduğunuz yazılarınızı bastırdınız diyelimki para verip.. Bunun kitapçılarda yer almasını istemekte hakkınız tabiki.. İşte bu noktada sıkıntılar başlıyor.. Basım yapan yer, dağıtım yaparım diyorsada inanmayın.. Onların kafasında bu iş kitabın basılması ve size teslim edilmesine kadardır.. “Buyrun şu kadar kitabınız, bilmem nereye kayıt ettik, bilmem nereye listeye koyduk, isteyen olursa göndereceğiz bla bla..”  E normal tabi.. Sonuçta sizinle aynı hayalleri paylaşmıyorlar.. Ticari müessese bunlar.. Giderleri var ve para kazanmak zorundalar..

Ne yapacağız peki?

Ben kendi çizdiğim rotadan bahsedeyim biraz..

Öncelikle kitabımı bastıracağım yerin gidebileceğim ve yüzyüze görüşebileceğim bir yer olmasına bakıyorum.. Buldumda birkaç yer.. Telefon görüşmelerimi yaptım gideceğim önümüzdeki hafta içi birkaç yere..

Para vereceğim mecburi.. Sonuçta bilinen biri değilim kitap evleri açısından.. Adamlar anamın oğlu değilki bana hizmet etsin.. Ne kadar uygun fiyata kurtarırsam benim açımdan o kadar iyidir modundayım..

Dağıtım konusunda görüştüklerimin hepsi vaatlerde bulunuyor bir sürü.. Ancak ben bunları pek inandırıcı bulmuyorum.. Mesela D&R mağazalarında kitabımı görebileceğimi sanmıyorum doğrusu.. Olursa hoş olurda zor iş bu.. Sanırım birkaç bilindik kitap satış sitesine eklerler yada ben eklerim; birkaçta kıytırık kitap evine gönderirler olur biter.

Benim asıl amacım üstünde bandrolu bulunan resmi halde bir kitabımın olması.. Ego tatminim aslında.. Gerçekçi olmak lazım.. İlk kez kitabın basılcaksa az ayakların yere değcek..

Bilindik Kitap evlerinin tavsiyelerine bakın birde..

Remzi Kitabevi Editörü/ Öner Ciravoğlu
*Bir kitap yazdım şimdi ne yapacağım ve benzeri sorularla hep karşılaşıyoruz.
Öncelikle yazdığı metnin yazarın içine sinmesi ve ona son halini ermesi gerekir.
*Yazdığı metnin bir kitap hacminde olması da elzemdir. Örneğin 4 sayfalık bir roman olmaz.
Ya da 3 tane şiir bir kitap yapmaz.
*Kitap metni tamamlanmalı ardından yayınlatmak için arayışa girer. Metnin yayınlayacak yayınevi arayışı gereğinden uzun sürebilir. Yazdığı metne benzer kitapların bulunduğu yayınevini seçmek doğru olacaktır. Hiç şiir kitabı olmayan bir yayınevine şiir dosyası yollanmaz.
*Yayınevlerinin gelen dosyaları inceleme süresi uzayabilir. En az 1 ay beklemek gerekir.
*Yayınevine yollanacak dosyanın eksiksiz ve yazara ait biyografik bilgilerin yeterli olmasına da dikkat edilmeli.
* Yayınevleri kitabın içeriğini beğenmekle birlikte satış potansiyeli göremeyebilirler. Bu durumda yılgınlığa kapılmamayı tavsiye ederim. Ünlü yazar Tarık Dursun K. Bu konuyu konuştuğumuzda bana şu cümleyi kurmuştu: “Sabır benim karakterimdir!”

Altın Kitaplar Genel Yayın Yönetmeni/ Batu Bozkurt
* Tabi ki her isteyen, eğer eseri uygunsa kitap yayınlatabilir.
* Günde 4-10 arasında başvuru geliyor.
*Bunların ne kadarı kabul ediliyor diye sorarsanız, biz çeviri ağırlıklı bir yayınevi olduğumuz için ayda 1 kitabı anca kabul ediyoruz.
* Kitap projelerini elden değil, kitap@altinkitaplar.com.tr <mailto:kitap@altinkitaplar.com.tr>adresine mail göndererek bize ulaşabilirler.
* Bir kitap yazmışsanız şahsen yayınevine gelip görüşmenize gerek yok, zaten dosyanız incelendikten sonra eser yayınlanacaksa, yayınevi yazarı görüşmek üzere çağırır.
* Kitabın uzun olması (500 sayfa üzeri) kabul edilme oranını çoğu zaman etkileyebilir. Ama sayfa sayısında özellikle istediğimiz bir standart yok.
* Dosyayla birlikte kitabın özetinin de gönderilmesi değerlendirme açısında iyi olur.
* Kitabın her ayrıntısını bitirdikten sonra bize teslim edilmesi inceleme açısından önemlidir.
* Eğer kaynak kullanıldıysa mutlaka eklenmeli.
* Kitap metni mutlaka elden değil Word dosyası olarak mail yoluyla ulaşabilirler.
* Kitap metninin yanı sıra kişisel bilgileri tam olarak vermek gerekiyor. Biraz da konudan söz edilmeli. Özellikle mail gönderenler, sadece dosya gönderirlerse, o maillere pek bakılmıyor.
* Bir kez reddedilen bir kitabın sonradan basılması mümkün ama çok kolay değil.
* Aynı anda birden fazla yayınevine başvurmalısınız. Hem zamandan kazanırsınız (çünkü inceleme süreleri 4-5 aya kadar uzayabilir), hem de farklı tekliflerle karşılaşabilirsiniz. Sizin kitabınız, A yayınevine değil de B’ye belki de daha uygun olabilir.
* Bir kitabın yayımlanıp yayımlanmayacağı ortalama 2-3 ay. Bu süre daha kısa veya uzun da olabilir.
* Mesela biz yayınevi olarak şiir yayınlamıyoruz. Dolayısıyla şiir kitabı yazanlar şiir kitabı yayımlayan yayınevlerine başvursunlar. Biz daha çok roman yayınlayan bir yayıneviyiz. Roman örneklerini gönderirlerse değerlendirmeye alırız. Ancak dönem dönem türlere göre de yayın çizgimiz değişebiliyor.


Destek Yayınları Yayın Koordinatörü/ Erol Hızarcı
*Eskiden çok az insan daktilo yazmayı bilirdi ve bir daktiloya sahipti. Şimdi bilgisayarı olmayan insan yok. Yeni kuşaklar klavyelerle çok küçük yaşlarda haşır neşir oluyor. Telefonlarıyla birbirlerine mesaj yazarak, internette birbirlerine e-posta göndererek, sosyal paylaşım sitelerindeki hesaplarında, kurdukları site ve bloglarda kendilerini yazı yoluyla ifade ederek yetişiyorlar. Bunlar yaşamlarının vazgeçilmez parçası. Kısacası, yazan kuşaklar geldi. İletişim kurarken yazıyı epey kullanıyorlar. Bütün bunlar yeni bir dilin filizlerini veriyor.
*Bununla birlikte, çok genç yaşta, yirmisini bulmadan roman ya da şiir dosyaları gönderenler var. Yazmaya çok erken yaşta başladıkları gibi, çok da aceleci bir kuşak yetişti. Sosyal medya paylaşım hızında sonuçlar bekliyorlar. Kitaplardan daha çok sosyal medya paylaşımlarından ve televizyon dizilerinden etkileniyor, esinleniyorlar. Haliyle gençlerden gelen kitap dosyalarının çoğu henüz ham, hiç demlenmemiş halde geliyor bize. Hem üslup hem içerik olarak birbirlerine çok benziyorlar. Taklit ettikleri yazarların adlarını referans gibi belirtebiliyorlar. Bunlar, teknoloji ürünleriyle yazarak yetişen kuşağın zaafları diyebilirim.

Bu tanımlamalardan sonra çoğunun genç olduğunu öngörebildiğim yazar adaylarına kitap yayınlatmalarına yönelik olarak somut öğütlerim şunlar:

* Bol bol kitap okusunlar. Kendilerine esin veren yazarları keşfetsinler. Kimseyi taklit etmesinler, bunun bir yararı olacağını sanmasınlar.
* Sürekli yazsınlar, sürekli okusunlar, yazdıklarını bekletmeyi, demlendirmeyi, damıtmayı öğrensinler. İyi bir yazar silmeyi iyi bilendir.
* Dosyalarını özenli hazırlasınlar. Yayınlatmak istedikleri dosyalarla birlikte kısa özgeçmişlerini ve dosyayı tanıtıcı kısa bir metin sunsunlar.
* Elektronik posta yoluyla kitap dosyalarını gönderenler nezaket kurallarını hiçe saymasınlar. Bir merhaba demeye, bir kelime bile yazmaya zahmet etmeden, yalnızca dosyalarını ekleyip gönderenler var. Kendisi kimdir, dosyası nedir, neden göndermiştir, bilmiyoruz. Bunlara hiç yanıt vermiyoruz.
* Yazdıklarına uygun yayınevlerini araştırsınlar. Rastgele her yayınevine göndermesinler.
* Bireysel sosyal medya ağlarını iyi kullansınlar. Onları ilk okurları olarak görsünler.
* Yazıyı bir araç değil, başlı başına bir amaç olarak görsünler. Gözlerine kestirdikleri kolay örnekleri değil, en zor örnekleri kendilerine ölçüt alsınlar.
* Bozuk Türkçe ile yarım yamalak dosyalar gönderip, basmak isterseniz yazım hatalarını düzeltir, düzgün bir dille dosyayı tamamlarım gibisinden tek yanlı ve küçük düşürücü pazarlıklara girmesinler.
* Çok iddialıyım, benim yazdıklarım gibisi dünyada yok, kitabımı basarsanız kasıp kavurur türünden şuursuz taarruzlar yerine alçakgönüllü sunumları tercih etsinler.
* Yanıt alabilmek aylarca beklemeleri gerektiğini baştan bilsinler.

Can Yayınları Yayın Yönetmeni/ Sırma Köksal
*İsteyen herkes kitap yayımlatabilir tabii, çünkü belli bir ücret karşılığında, kısıtlı bir editörlük desteği ve matbaa hizmeti vererek belli kopyada kitap basarak içleri ferahlatan yayınevleri vardır. Onun için önemli olan kitabınızın hangi yayınevinden çıktığıdır ve bu da maalesef meşakkatli bir süreçtir.
*Hazırlamış olduğunuz dosyanızı -ki kaç sayfa, kaç punto olduğu ve hangi karakterle yazıldığı hiç önemli değildir- yazdığınız metne, edebiyatsa edebiyat anlayışınıza, edebiyat dışıysa, konunuza veya siyasi görüşünüze ya da bunun gibi yazdığınızla ilişkili konularda size uygun görünen bir yayınevine yollamanız gerekiyor.
*Dosyaya iletişim bilgilerinizi eklemenizde büyük fayda olup, editörden illa yüz yüze randevu istemenizde ise fayda yoktur. Bu hem ertelemelere yol açar hem de dar zamanları daha da daraltacağı için sempati uyandırmaz. Bunun yerine yayınevine telefon açıp dosyayı kimin adına yollayacağınızı öğrenebilirsiniz.
*Yayınevine gelen dosyalar belli bir süre içinde bu konuda yetkin olan editörler tarafından okunur ve önemli olan kitabın uzunluğu, konusu ya da özeti değil, ne kadar iyi yazıldığıdır. Özetle, özetler belirleyici değildir. Bütün kitapların en özlü özetlerini çıkartacak olsaydık, tümünün beş on konudan ibaret olduğunu görürdük.
*Ancak dosyanız incelenirken gözetilecek ölçütler yayınevinin yayın kriterlerine göre de değerlendirileceği için mutlaka öncesinde yayınevinin kimliğine dikkat etmelisiniz. Aynı dosyayı aynı anda birden fazla yayınevine yollamamaya da… Bu sorunlara yol açacak bir yöntemdir. Bu nedenle bir başka yayınevini denemeden önce bir öncekinin yanıtını beklemekte fayda vardır.
*Bir yayınevinin reddettiği dosya tabii ki bir başka yayınevi tarafından kabul edilebilir çünkü yayınevlerinin hassasiyetleri birbirlerinden farklıdır. Ama siz yine de reddedilmiş dosyayı bir kez daha gözden geçirin, reddedilme nedenleriniz sizin metninizde gizli olabilir ve bir kez daha bakınca sizin de görme ihtimaliniz vardır.
*Biz Can Yayınları olarak, deneysel metinler de dâhil olmak üzere iyi yazılmış tüm kitaplara açığız. Zaten yayınevimizin 30 yılı aşkın tarihine bakacak olursanız Türk edebiyatrına bu dönem içinde en çok yeni yazar kazandırmış yayınevi olduğumuzu görürsünüz. Basılma kararı alınan dosyalar ise her yayınevinin kendi yayıncılık anlayışı içindeki çeşitli süreçlerden geçerek okura ulaşırlar ki bu bir yıla kadar uzayabilecek, hatta bir yılı da aşabilecek bir zamandır.

E durum böyle iken sonuç ne kardeşim dediğinizi duyar gibiyim.. Sonuç filan yok.. Koyun cebinize parayı, gidin kitap basan iyi bir matbaa bulun, bandrollerinizi filanda alsın.. Egonuzu tatmin edin.. Hee arada kitap satış sitelerine kitabınızın kaydınıda yaptırın satılır belki..

İllada sağlam yazar olcam diyorsanız alttaki maddeleride bir gözden geçirin.

* Her şeyden önce kitabınızı, doğru yayınevine gönderin. Yani yayınevlerinin çizgilerini iyi öğrenin. Mesela hiç şiir basmayan bir yayınevine şiir dosyası göndermeniz ve sonra da beklemeniz beyhude bir çaba olacaktır.
* Dosyanızın elle yazılmış olması ya da word dosyası ile gönderilmesi çok fark etmiyor ama rahat ve okunaklı olması çok önemli. Kısa gözükmesi için bir dosyayı karınca harfleri ile yazmayın.
* Dosyaya ya da e-posta’ya zarif bir “merhaba” yazısı eklemeniz ve kısaca kendinizi tanıtmanız her tanışmada olduğu gibi bu tanışmada da etkili olacaktır.
* Yazım kurallarına dikkat edin… Elbette yayınevlerinin redaksiyon servisleri var ama unutmayın siz bir yazar adayısınız.
* Rakamlara takılmayın… Yani “kalın kitap yazarsam basılır” sanmayın. Sayfa sayısını artırmak için şansınızı zorladığınızda dosyanızın niteliğini de zorlarsınız.
* Sabırlı olun… Yayınevine dosya gönderen yalnızca siz değilsiniz. Öyle yayınevleri var ki ayda 100’e yakın dosya alıyorlar ve unutmayın tüm bunları birer insan olan editörler okuyor. Ortalama 4-5 ay beklemek çok doğal.
* Yayınevi yöneticileri ya da editörleri ile yüz yüze görüşmeyi istemek, dosyayı elden götürmek düşündüğünüz gibi “sıcak” bir temas sağlamayabilir çünkü onlar sizinle değil yazdıklarınızla ilgileniyor.
* Kitabınızın bir özetini dosyanıza eklemeniz faydalı olabilir. Ama kesin değil.


Dipnot: Benim kitap basıldığında (becerebilirsem) burada anlatacağım sizlere.. Belki yaşadıklarım yardımcı olur sizlere..

About Adnan DAN

Aslında çokta özel biri değilim.. Biraz ukala olduğumu söylerler.. Bildiğimi anlayabilen insanlara sunmayı severim.. Sürekli sorgulama modundayım.. Neden dünyadayız, nereye gideceğiz, bu kadar basitmi yaşamak, vs. vs.. Cevaplarını bulamadığım onlarca sorum var.. Gerçekten dost bildiğim insanların sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez.. Onlarca insan arasında kendimi hep yanlız hissederim.. Ben insanım.. Adımı Adnan koymuşlar, soyadımsa zaten otomatik olarak eklenmiş DAN olarak.. Kuralları sevmem.. Ama uymak zorunda olduğumuda bilirim.. Sevmediğim öyle çok şey yapıyorumki, bu bana mutsuzluk veriyor çok zaman.. Birini sevmeyi, aşık olmayı, ona güvenmeyi çok istiyorum.. Olmayınca olmuyor, zorlamıyorum.. Hayat garip.. Ben o gariplik içinde yüzen biriyim işte..
background