hayatta en iğrendiğim insan tipi kendisine bakmadan başkalarına çeşitli etiket yapıştırmak suretiyle hakaret etmeye çabalayan tayfadır. hayır, geri zekalı ya da küçük aptal gibi hakaretlerden bahsetmiyorum. bu insanlar daha entel kavramları ele alır, hatta tüm bunları çarpıtır birbirine karıştırır ve karşısındaki kişide iğrenme uyandıracak söylemlerde bulunur.
şimdi balım mesela sen dersen “ıyyk jalenaz çok çirkin ve aptal keşke buharlaşarak yok olsa” bu senin bir kişiye olan nefretini dile getirir. bunu çok yaparım çünkü aptal bulduğum insanın aptallığını dile getirmek boynumun borcudur. aslında burada kötü bir niyet yok gibi, tamamen karşıdaki kişi aptal olduğunun bilincine varsın da kendisini geliştirsin diye söylerim. ha dersen wodcum sen çok mu zekisin diye, yok balım ya yarım aklım var ama o da bana yetiyor şu an için. ha ilerletmeye çalışıyorum, gelişmiş sürümü çıkınca haber veririm mutlaka beraber test ederiz bakalım nasılmış diye.
her neyse konumuz bu değil, konumuz jalenaza olan nefretini dile getirdiğinde bu kavram karıştırıcı sempatiklerin sergiledikleri tavır. hemen “nefret söylemi” derler sana. evet, itirazımız yok sadece bir insandan nefret ediliyor burada ve bu dile getiriliyor. anormal olan birşey var mı bunda? yok. tamam o zaman. hemen bir başka sivri zekalı çıkar der ki “faşizan hareketler”. ahahahah ben sana çok gülerim işte b’olooooommm. hani bunu bil. söyler misin sadece jalenazdan nefret ediyor olduğum için, adı jalenaz olan herkese ayrımcılık mı uyguluyorum? ya da jalenazın ırkından olanlara ayrımcılık mı uyguluyorum? hayır değil mi? sadece jalenazı sevmiyorum ve o buharlaşarak yok olursa eşe dosta biscolata pia dağıtacağımı ifade ediyorum. neyse, anladın değil mi durumu? anladın anladın.
bu etiket meraklısı yaftacı zatların en sevdiğim, bayıldığım, komedi filmi tadında izlediğim bir yönleri var bakın. kendilerini çok zeki, çok kültürlü ve mükemmel görürler. o çok hümanisttir, o çok bilgilidir, o çok doğru düşünür ve buna rağmen de bütün kazıkları o yer, hep o haksızlığa uğrar. hadi nan ordan hadi. sürekli okuma ve öğrenmeye çalışma durumlarını beğeniyorum ancak kendilerine ters düşen birşeyi okumazlar, öğrenmeye çalışmazlar. genelde hep kendileri gibi düşünen kişilerin yandaşçısı olur onlardan medet umarlar.
bu öğrenme ve okuma süreçlerinde, edindikleri her bilgiden sonra kendilerini çok şey bilen insan olarak görürler. mükemmel kültürlüdürler ve dediğim gibi onlar herşeyin en iyisini bilir, en doğrusunu düşünür, zıt düşüncelere sahip olanlar da cahildir, yobazdır. aslında “cahil cesareti” olarak bilinen “dauming kruger” hastalığının en yaygın belirtisidir bu ama o kadar şeyi bilmelerine rağmen bunu bilmezler. insanın kendisinin farkında olmaması ne acı değil mi dostlar? işte asıl demek istediğim mesele bu, koca kumsaldaki bir kum tanesi kadar bilgiye sahip olan bu insanlar, bilmediklerinin çokluğuna bakmaksızın öğrendikleri her yeni şeyden sonra kendilerini aydın olarak görürler ve başkalarına özellikle de zıt düşüncede olanlara çok rahat “cahil, faşist, yobaz” gibi etiketleri yapıştırırlar. canım, ne tatlılar değil mi?
o kadar çok gördüm ki bu tiplerden artık “faşist misin insan mı ayırıyorsun” diyene, “hayır kafatasçıyım ben cidden bak” diyorum. olduğumdan değil, sırf ağzından saçtığı köpükleri izlemek için valla bak. onların içinde bulundukları bu kompleksle karışık hastalıklı ruh haline bayılıyorum çünkü. nöbet geçirir gibi hakaret etme çabaları bana zevk veriyor ve beni insanoğlunun en çok bu versiyonu eğlendiriyor.
sevgiler..



güzel çıkış.. çağımızın hastalıklarından birisi.. herkes iyisini, doğrusunu kendisi bildiğini sanıyor.. Alçak gönüllülük salaklıkla eşdeğer hale gelmiş..
aslında bu söylediklerinin hepsi kişinin kendi ile barışık olmamasından, oturmamış kişiliklerden ve özgüven eksikliğinden oluyor.
çok haklısınız adnan beyefendiciğim