Sitemizde 15 kategori'de 772 adet yazı yazılmış ve 227 yorum bulunmaktadır.

Eki 042016
 

kabe

Kâbe (Arapça: الكعبة المشرفة, Kâbe-i Şerif, Kâbe-i Muazzama veya Beyt-i Atik), Mekke’de bulunan yaklaşık olarak küp şeklinde bir ibadethanedir. İslâm dininin ilk ve en kutsal mekânı kabul edilir. Bu yapının etrafında Mescid-i Harâm bulunur. Kur’an’da Kâbe’nin İbrahim ve oğluİsmail tarafından revaklarıyla inşa edilmiş olduğu belirtilir.

Dünya’daki bütün Müslümanlar, nerede olurlarsa olsunlar, namazlarını Kâbe’ye dönerek kılarlar. Kâbe’nin olduğu yöne kıble denir. İslâm’ın beş temel şartından biri olan Hac sırasında Kâbe; farz olan ziyaret tavafı ve vacib olan veda tavafı ile en az iki kere tavaf edilir. Bunların dışındaki tavaflar ise sünnettir. Tavaf, (yukarıdan bakıldığında) saat yönünün tersine bir yönde Hacerü’l-Esved köşesinden başlayarak Kâbe’nin etrafında yedi tam tur yürümektir. Tavaf sırasında dönülen her bir tura ise şavt denir. Tavaf ayrıca Umre’nin de şartları arasındadır. Hac sırasında yaklaşık 6 milyon hacı toplanarak aynı gün tavaf yaparlar.

  • Yapısı ve ölçüleri

kabe-planiKâbe’nin de içinde bulunduğu alanı çevreleyen büyük mescide “Mescid-i Harâm(المسجد الحرام) denilmektedir. Kâbe’nin geniş duvar yapısı yaklaşık bir küp biçimindedir. Kabe’nin Kuzeydoğu duvarı 12,63 kuzeybatı duvarı 11,03 güneybatı duvarı 13,10 metre güneydoğu duvarı 11,22 metre ve yüksekliği 13 metredir. Böylece 145 m² alan üzerine kurulmuştur. Duvarlarında kullanılan taşlar Mekke tepelerindeki granit taşlardandır.

Kâbe’nin içerisine ancak yılda iki defa (Ramazan ayı başlamadan ve Kurban Bayramı ile Hac ziyaretleri başlamadan yaklaşık 15 gün önce) “Kâbe’yi temizleme töreni” adı verilen törenle Kâbe’nin anahtarını geleneksel olarak ellerinde tutan Beni Şeybe kabilesi mensupları ve seçilmiş misafirler girebilmektedir. Kâbe kapısı zeminden yüksekte olduğu için özel bir tekerlekli merdiven kullanılarak girilir. Kâbe’nin tavanı ahşaptır. Tabanı mermer ve kireçtaşı kareler ile kaplıdır. Tavana kadar iç duvarlarının alt yarısı mermerle kaplı olup bu mermer duvar üstüne üzerine Kur’an’dan ayetler kazılmış olan mermer tabletler konulmuştur. İç duvarların üst tarafı üzerinde altın işleme ile Kur’an ayetleri bulunan bir yeşil bez ile kaplıdır.

  1. Kâbe'nin bölümleri. Numaraların açıklamaları için yandaki metne bakınız.

    Kâbe’nin bölümleri. Numaraların açıklamaları için yandaki metne bakınız.

    Hacerü’l-Esved: Doğu köşesinde bulunan kara parlak taştır. Müslümanlar tarafından Cennet’ten indiğine inanılır. Kâbe’de çıkan bir yangında bu taş ısı değişimi nedeniyle kırılıp 15 parçaya bölünmüştür. Günümüzde taşın parçaları gümüş bir çerçeveyle bir arada tutulmaktadır. Görünen kısmı yaklaşık 16,5×20 cm’dir. 930’da Mekke’yi basıp Kâbe’yi ellerine geçiren Ebu Tahir Cannabi idaresindeki Karamatiler bu taşı Mekke’den alıp Doğu Arabistan’da üsleri olan el-Ahsa vahasına götürmüşler ve Abbasiler de 952’de bu taşı geri almak için büyük fidye ve tazminat vermek zorunda kalmışlardır.

  2. Kâbe Kapısı: Kâbe’nin doğu duvarında zeminden 2,13 metre yükseklikte bulunmaktadır.
  3. Altın Oluk veya Mizab: Kuzey duvarı üzerinde bulunan altından yapılmış oluk. Mekke’de ender yağan yağmur sularını Kâbe’nin çatısından indirmek için 1627’de Osmanlılar tarfından yapılmıştır.
  4. Şâdervân: Kâbe’nin duvarlarının diplerini yağmur ve sel sularından korumak amacıyla yapılan mermerden koruma.
  5. Hicr:Hicru İsmail” olarak da bilinen, Kâbe’nin batı duvarının önünde bulunan ve 90 cm yüksekliğinde ve 1,5 m eninde beyaz mermerden yapılmış “İsmail Duvarı” ya da “Hatîm” adı verilen kavisli yarım daire şeklinde alçak duvarla sınırlanmış bir bölge.
  6. Multezem: Kâbe’nin doğu duvarında Kâbe kapısı ile Hacerü’l-Esved arasındaki duvar kısmı. Bazı hadislerde multezemin duaların kabul edildiği mubarek bir yer olduğu belirtilmiştir. Peygamber ile sahabe ve tabiinden birçok kimsenin burada dua ettiği nakledilmiştir. Abdullah b. Amr b. As, Peygamber’in multezeme gelerek göğsünü, yüzünü ve ellerini açarak oraya yapıştırdığını ve o şekilde dua ettiğini rivayet etmektedir. Ancak izdihamdan dolayı günümüzde başkalarına eziyet etmeden bunun yapılmasına imkan yoktur. Bu sebeple multezemin karşısında durularak dua edilmesi daha uygundur.
  7. Makam-ı İbrahim: İbrahim ve oğlu İsmail tarafından Kâbe inşa edilmekte iken İbrahim’in ayak izini bıraktığı bir mevki.
  8. Hacerü’l-Esved veya Şarki köşe: Doğu köşesi.
  9. Yemânî veya Ruknülyemânî köşe: Güney köşesi.
  10. Şâmî köşe: Batı köşesi.
  11. Irakî köşe: Kuzey köşesi.
  12. Kâbe Örtüsü veya Kisve: Kâbe’nin üzerine örtülen altın işlemeli hat yazıları bulunan siyah bir örtü. Üzerindeki örtü ipekli bir kumaştan dokunmuş olup, üzerine Kelime-i Şehadetişlenmiş, çatıya yakın kısmında çevresine altın işlemeli bir şerit geçirilmiş; kemer biçiminde olan bu şeritte de Kur’an ayetleri işlenmiştir. Bu örtü her sene hac mevsiminde yenilenmektedir.
  13. Tavaf’ın başlangıç çizgisi olarak kullanılan mermer bant.
  14. Cebrail Makamı: Kâbe’nin doğu duvarının önünde kapının bulunmadığı kısımda “Irakî” köşesinin hemen yanında bulunan mevkii.

Kâbe, tarih boyunca birçok değişikliklere maruz kalmıştır. Çeşitli dönemlerde kısmen ya da bütünüyle yeniden inşa edilmiştir. Kâbe’nin ilk olarakAdem tarafından yapıldığına ancak ondan geriye sadece temellerinin ayakta kaldığına inanılır. Kur’an’a göre İbrahim ve İsmail peygamberler tarafından temelleri yükseltilmiştir.


kabeİslam’dan önce Kâbe’de pagan Araplar tarafından kutsal sayılan 360 tane put bulunmaktaydı. Bunların en büyüğü en güçlüsü Al-İlâh’ın Güneş’le evli olup Al-Uzza, Al-Menat ve Al-Lât adlı üç kızı olduğuna inanılırdı. Putların yanı sıra İbrahim, İsmail, İsa ve Meryem’in figürlerinin de yer aldığı kaydedilmiştir.

Muhammed zamanında Kâbe Müslümanların kontrolüne geçti ve bütün putlar kaldırıldı. Kabe bugün 16 metrelik yüksekliğe sahiptir. Ancak Mekke’’nin fetih günü Muhammed’in damadı Ali’yi omuzlarına çıkarıp onun da Kâbe’nin üzerindeki putları aşağı indirip kırdığına dair hadise dayanarak 630 yılında yüksekliğinin günümüzdekinden daha alçak olduğuna inanılır.

Yezid ve İbn-i Zübeyr savaşında Kâbe, mancınık atışından isabet alarak yıkılmış ve yanmıştı. İbn-i Zübeyr, Kâbe’yi yıkıp yeniden inşa etti. I. Mervan döneminde ise Kâbe eski haline döndürüldü.

Kâbe’nin etrafını çeviren ve Kâbe yüksekliğini aşmayan kubbeli yapı (revaklar), eskilerinin etrafına, Osmanlı Padişahı II. Selim zamanında yapılmış, planlarını Mimar Sinan hazırlamıştır.

I. Süleyman tarafından onarılan Kâbe, beşinci onarımını I. Ahmed döneminde görmüş, IV. Murad döneminde yine sel baskını sonucu yıkılmış ve yeniden onarılmıştır. Kâbe’nin içinde dokuz adet oyma, bir adet altın kabartma ayet, işlemeli tahta bir sandık, oymalı ve içinde tütsü yakılan tarihi bir ocak, metal zemzem testileri ve kandiller bulunmaktadır.

kabeKâbe, Müslümanların namaz ibadetleri sırasındaki yöneldikleri kıbledir. Hanefi mezhebine göre Kâbe ve onun üzerinden semaya doğru olan boşluk kıbledir, Şafii mezhebine göre sadece Kâbe’nin bina kısmı kıbledir.

İslam’ın şartlarından olan Hac ibadeti Kâbe ziyaretini ve tavafını da kapsar.

Beytullâh, yâni Allâh’ın evi olarak tavsîf edilen Kâbe’nin, Âdem -aleyhisselâm-’dan itibâren mukaddes bir mâbed olduğu ve gücü yetenler için onu haccetmenin farz hükmünde bulunduğu, âyet-i kerîmelerde şöyle bildirilir:

“Şüphesiz, âlemlere bereket ve hidâyet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev (mâbed), Mekke’deki (Kâbe)’dir.

Orada ibret alınacak alâmetler vardır; (aynı zamanda Hazret-i) İbrâhim’in makâmı (oradadır). Kim oraya girerse, Hakk’ın gölgesinde emîn bir kişi olur. Oranın yoluna gücü yetenlere, (Allâh rızâsı için) «Beytullâh»ı haccetmesi, Allâh’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır (farzdır). İnkâr edenler de bilsinler ki, Allâh bütün âlemlerden müstağnîdir.” (Âl-i İmrân, 96-97)

Kâbe-i Muazzama’da, “Makâm-ı İbrâhîm”, yâni Halîlullâh olan İbrâhim -aleyhisselâm-’ın makâmı vardır. Cenâb-ı Hak, kendilerine hac veya umre nasîb olan mü’minleri, onun ayak izinin bulunduğu o mübârek mekânda yürümekle ve onun makâmının arkasında tavaf namazı kılmakla vazîfelendirmiştir.

Kâbe’de selâmlanıp hürmetle öpülen “Hacer-i Esved” de, Allâh’a bey’at ederek O’na kulluk ve itaat husûsunda söz verme makâmı olan mübârek bir taştır. Onu selâmlamak, aynı zamanda bütün nefsânî temâyüllerden ve şeytânî yönelişlerden el çekmeye söz vermektir.

Reşidüddin Hamedani'nin Cami’üt-Tevarih'inden bir minyatür, (y. 1335), 605 yılında Muhammed'in Hacerü'l-Esved'i Kabe'ye yerleştirme hikayesini tasvir eder.

Reşidüddin Hamedani’nin Cami’üt-Tevarih’inden bir minyatür, (y. 1335), 605 yılında Muhammed’in Hacerü’l-Esved’i Kabe’ye yerleştirme hikayesini tasvir eder.

Hacer-i Esved, tavâfın başlangıç ve bitişinin tâyinine vesîledir. Kâbe’nin bugüne kadar hemen her taşı değişmiştir. Fakat Hacer-i Esved hiç değişmeden günümüze kadar gelmiştir. Onu, başta Peygamberler Sultanı Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm- olmak üzere nice mübârek dudaklar öpmüş, nice mübârek eller ona dokunmuştur. Böylece o, sâhip olduğu yüce hâl ile gönüllerimizde bambaşka bir tesir ve sevgi goncası olmuştur.

Kısacası, bütün husûsiyetleriyle Kâbe, âdeta Arş-ı İlâhî’nin yeryüzündeki gölgesi, rahmet ve bereket kaynağıdır. Diğer bir ifâdeyle, Cenâb-ı Hakk’ın rahmet ve mağfiret sıfatlarının aksettiği mücellâ bir aynadır. Gönülleri aydınlatan bir güneş, yâni nûr menbaıdır.

Kâbe’nin yapılışı hakkındaki rivâyetlere göre, Hazret-i Âdem ile Havvâ vâlidemiz, cennetten çıkarıldıkları vakit, yeryüzünde Arafat’ta buluşurlar, beraberce batıya doğru yürürler ve Kâbe’nin bulunduğu yere gelirler.

Bu esnâda Âdem -aleyhisselâm-, bu buluşmaya şükür olmak üzere Rabbine ibâdet etmek ister ve cennette iken, etrafında tavâf ederek ibâdet ettiği nurdan sütunun tekrar kendisine verilmesini niyâz eder. İşte o nurdan sütun orada tecellî eder ve Hazret-i Âdem, onun etrafında tavâf ederek Allâh’a ibâdette bulunur.

Bu nurdan sütun, Hazret-i Şît -aleyhisselâm- zamanında kaybolur, yerinde siyah bir taş kalır. Bunun üzerine Hazret-i Şît, onun yerine taştan, onun gibi dört köşe olan bir binâ yapar ve o siyah taşı binânın bir köşesine yerleştirir. İşte bugün Hacer-i Esved diye bilinen siyah taş, odur.

kabeSonra Nûh Tûfânı’nda bu binâ, uzunca bir süre kumlar altında gizli kalır. Hazret-i İbrâhim -aleyhisselâm-, Allâh’ın emriyle Kâbe’nin bulunduğu yere gider, oğlu İsmâil -aleyhisselâm-’ı annesiyle birlikte orada iskân eder. Sonra İsmâil -aleyhisselâm- ile beraber Allâh’ın emri mûcibince Kâbe’nin bulunduğu yeri kazar. Hazret-i Şît tarafından yapılan binânın temellerini bulur ve o temellerin üzerine Kâbe-i Muazzama’yı inşâ eder.

İbrâhim -aleyhisselâm-, Kâbe tamamlanınca Allâh’a şöyle duâ etmiştir:

“…Ey Rabbim! Burayı emin bir şehir yap! Halkından Allâh’a ve âhiret gününe inananları çeşitli meyvelerle rızıklandır!..” (el-Bakara, 126)

İbrâhim -aleyhisselâm-’ın bu duâsının bir bereketi olarak Mekke’de -tâbiri câizse- îman halâveti ile ağız tadı iç içedir.

Kâbe’nin tamir ve inşâsı, aşağı yukarı on bir defadır:

Birincisi melekler tarafından, ikincisi Âdem -aleyhisselâm-, üçüncüsü Şit -aleyhisselâm-, dördüncüsü İbrâhim -aleyhisselâm-, beşincisi Amâlika kabîlesi, altıncısı Cürhümîler, yedincisi Kusay, sekizincisi Kureyş, dokuzuncusu ashâb-ı kiramdan Abdullah bin Zübeyr, onuncusu Haccâc-ı Zâlim ve on birincisi ise Osmanlı sultânı IV. Murad Han tarafından yaptırılmıştır.

Osmanlı’nın Kâbe-i Muazzama’ya gösterdiği müstesnâ edeb tezâhürleri, bu tamir esnâsında da müşâhede edilmiştir.

Şöyle ki:

I. Murad devrinde bir sel baskını olur ve Kâbe’nin iki tarafında çöküntü meydana gelir. Bunun üzerine derhal tamir için Mimar Rıdvan Ağa Mekke’ye gönderilir. Gerekli tespitleri yapan Rıdvan Ağa, çöken yerleri ifâde ederken Kâbe-i Muazzama hakkında “yıkılma ve çökme” gibi tâbirler kullanmayı edebe aykırı görür ve şöyle bir ifâde kullanır:

Kâbetullâh’ın falanca falanca kısımları semt-i sücûda varmıştır.

Ayrıca tâmir esnâsında da inşâ için lüzumlu malzemeleri taşıyan hayvanâtın o mübârek mekânları kirletmemesi için birtakım tedbirlerin alınması gibi câlib-i dikkat edep tezâhürleri sergilenmiştir.

İlgili Videolar

Social Media Exchange Website - Likenation

Bunlara Baktınızmı?

Adnan DAN on FacebookAdnan DAN on PinterestAdnan DAN on TwitterAdnan DAN on Youtube
Adnan DAN
Aslında çokta özel biri değilim.. Biraz ukala olduğumu söylerler.. Bildiğimi anlayabilen insanlara sunmayı severim..

Sürekli sorgulama modundayım.. Neden dünyadayız, nereye gideceğiz, bu kadar basitmi yaşamak, vs. vs.. Cevaplarını bulamadığım onlarca sorum var..

Gerçekten dost bildiğim insanların sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez.. Onlarca insan arasında kendimi hep yanlız hissederim..

Ben insanım.. Adımı Adnan koymuşlar, soyadımsa zaten otomatik olarak eklenmiş DAN olarak.. Kuralları sevmem.. Ama uymak zorunda olduğumuda bilirim.. Sevmediğim öyle çok şey yapıyorumki, bu bana mutsuzluk veriyor çok zaman.. Birini sevmeyi, aşık olmayı, ona güvenmeyi çok istiyorum.. Olmayınca olmuyor, zorlamıyorum.. Hayat garip.. Ben o gariplik içinde yüzen biriyim işte..

Düşünceleriniz Bizim İçin Önemlidir