Sitemizde 15 kategori'de 744 adet yazı yazılmış ve 226 yorum bulunmaktadır.

May 112016
 

  1. İslam’ın Şartları ve İbadet

İslamın beş şartı, inananlar için farz olan yükümlülükler bütünüdür. Bu yükümlülükleri terkedenler İslamda büyük günah işlemiş olurlar. Bu yükümlülüklerin akil-baliğ veya reşit olma ile başladığına inanılır.

Abdullah bin Ömer’in rivayet ettiği Cibril Hadisinde melek Cebrail sahabelerden Dıhye kılığına bürünerek peygamber ve arkadaşlarını ziyaret eder, peygambere çeşitli sorular sorar:

Ya Muhammed! Bana İslam’ın ne olduğunu söyle!’ Muhammed: ‘İslam; Allah’tan başka tanrı olmadığına, Muhammed’in de Allah’ın elçisi olduğuna tanıklık etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, orucunu tutman ve gücün yeterse Beyt’i hac etmendir’ buyurdu. O zat: ‘Doğru söyledindedi. ‘

Namaz, oruç, hac, zekât gibi ibadetlerin zamanları ve miktarları İslam mezheplerinde bazı farklılıklar gösterir. Kişi, yaptığı her ibadetle sevap kazanırken farz olmasına rağmen yapmadığı ibadetlerle günaha girer.

İbadetin İslam akidesinin bir parçasını teşkil edip etmediği hususunda değişik görüşler vardır:

  • Maturidiyye ve Eş’ariyye gibi sünni akaid mezheplerine göre ibadet, imanın ve dolayısıyla akidenin bir parçası değildir; kişinin ibadetlerini aksatması veya ibadet etmemesi onu dinden çıkarmaz.
  • Selefiyye, Hariciyye, Mutezile, Zeydiyye gibi mezheplere göre ibadet, imanın bir parçasıdır. İbadetin seviyesine göre imanın artıp eksilebileceği veya zayıflayabileceği de ileri sürülmüştür.
  1. Kelime-i şehadet

İslam’ın ilk şartı, tanrı olarak sadece Allah’a inanmak ve Muhammed’i onun elçisi kabul etmek anlamına gelen kelime-i şehadeti getirmektir.

  1. Namaz

Namaz (Arapça: صلاة Salah) İslam’ın her inanana farz kıldığı bir ibadetdir. Kur’an’da günün belli vakitlerinde abdestle birlikte duaya kalkılması ifadesi bulunur. Kur’an’a göre namaz Allah’ı anarak teslimiyetin gösterildiği bir arınma biçimi ve İbrahim’e öğretilen bir ibadet şeklidir.

Farz fıkıh dilinde Kur’anın açık olan ve yoruma dayanmayan emirlerine denir. Günlük 5 vaktin farz olduğu inancı, Kur’anın emirleri, yorum ve hadislere dayanan ve sünni İslam toplumlarınca benimsenen bir uygulamadır.

Şii ve Kur’ancılar (hadislerin dini referans olmasını reddeden grup) günlük 3 vakit namaz kılarlar. Ancak bu üç vakit namaz’ın hangileri olduğu konusu da çok açık değildir. Örneğin bu üç vakte bir anlayışa göre öğle-ikindi, akşam-yatsı ve sabah olarak, bir başka uygulamada akşam, yatsı, ve sabah olarak rastlamak olasıdır. Prof. Dr. Süleyman Ateş’e göre Kur’anda geçen namazlar sabah, akşam ve gece namazı (teheccüd) ından ibarettir. Alevilikte ise namaz reddedilmemekle birlikte herhangi bir şart (vakit, şekil, kıble, vb.) belirtilmemiştir.

  1. Zekat

Dini terminolojide “asli ihtiyaçlar” dışında nisap miktarı mala sahip olan ve zengin sayılan Müslüman’ın, bu zenginliği üzerinden 1 tam yıl geçtiğinde vereceği şartları ve oranları belirlenmiş zorunlu bir ödemeyi ifade eder. Ayrıca ödenmesi mecburi olmayan, belirli şartlarla kısıtlanmayan bağışlar için de sadaka kelimesi kullanılır. Tevbe suresi 60. ayetinde zekatın verileceği sayarken kullanılan kelime ise bu anlayışın aksine sadakadır; Sadakalar, Allah’tan bir yükümlülük olarak, yoksullara, düşkünlere, bu konuda çalışan görevlilere, sempatizanlara, kölelerin özgürlüğü için, borçlulara, Allah yoluna ve yolda kalmışlara verilmeli. Allah Bilendir, Bilgedir.”

Fıkıhta kişinin zengin sayılması için ev, bina, elbise, ev eşyaları, bir yıllık yiyecekleri gibi asli ihtiyaçları dışında sahip olması gereken 80 gr altın veya eşdeğer mal miktarına nisap denir. Asli ihtiyaçlar kişinin yaşadığı zaman, mekan, sosyal çevre ve anlayışa göre değişkenlik gösterir.

Müslümanlar arasında zekat bir vergi midir, yoksa bir ibadet midir tartışması bulunur. Zekatın bir vergi olduğu anlayışına göre Şeriat yönetimi altında bulunmayan Müslümanların, yaşadıkları ülkenin vergi yasalarına göre vergi ödedikleri için dini açıdan ayrıca zekat ödemelerine gerek bulunmamakta, ibadet olarak değerlendirilmesi durumunda ise ödemeleri gerekmektedir. Zekatın şartları ve miktarı belirli, zorunlu bir ödeme türü olması onun “bir çeşit vergi” olarak anlaşılmasının temel dayanağıdır.

  1. Oruç

Oruç, niyet edip imsak vaktinden (alacakaranlık) akşam gün batımına dek, bir şey yeyip içmemek ve cinsel aktiviteyi terketmek olarak tanımlanır. Oruç tutmak, sadece Ramazan ayı boyunca farz kılınmış, bayram günleri haricinde de faziletli olarak görülmüştür. Kur’anda oruç Bakara suresinin şu ayetleri ile emredilmiştir:

183. Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.


184. Sayılı günlerde olmak üzere. Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa diğer günlerde kaza eder. Oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakir doyumu kadar fidye gerekir.

185. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa başka günlerde kaza etsin.

187. Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. Sabahın beyaz ipliği, siyah ipliğinden ayırt edilinceye kadar yeyin, için, sonra akşama kadar orucu tamamlayın.

  1. Hacca Gitmek

Zilhicce ayında, Arafat’da dua edilmesi, Kabe’nin ziyaret edilmesi, şeytan taşlama ve kurban kesilmesi gibi bazı uygulamaların belirli kurallar içinde ve bir arada yapıldığı, yalnızca zengin müslümanlara farz olan bir ibadettir. Şeriat hukukunda namaz, oruç,zekat gibi farz kabul edilen dini hükümleri yapmayanlar veya terkedenler için belirli cezalar öngörülür iken hac yapmayanlar için benzer yaptırımlardan söz edilmez. Şu ayetler ile Hac emredilmiştir:

  • Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin. Bu kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olursa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir. Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse, kolayına gelen kurbanı keser. Kurban bulamayan kimse üçü hacda, yedisi de döndüğünüz zaman tam on gün oruç tutar. Bu, ailesi Mescid-i Haram civarında olmayanlar içindir. (Bakara suresi: 196)
  • İnsanlar arasında haccı ilan et ki, gerek yaya olarak, gerek uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler. Gelsinler ki, kendilerine ait bir takım menfaatlere şahit olsunlar ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine belli günlerde Allah’ın adını ansınlar. Artık onlardan siz de yiyin, yoksula fakire de yedirin. (Hac suresi: 27-28)

İslam hukuku, Şeriat ve Fıkıh sistemleri

Şeriat (Arapça: شريعة), İslam hukuku anlamında olup, İslam dinindeki ibadetler, muameleler ve cezaları içerisine alan, dini hukuka ait tüm kavram ve kurallara verilen isimdir. Şeriat için Kur’an temel kaynaktır ve Kur’an’da geçen emir ve yasaklar temelinde kararlar alınır. Şeriat’ın ikinci kaynağını hadisler oluşturur. Bazı İslam hukuku ekolleri, Kur’an’da geçmemekle birlikte Kur’an’da geçen bir başka emir veya yasakla aynı illete (sebebe) dayanan konularda da Kur’an’daki emir veya yasağa kıyas yoluyla karar verirler.

Fıkıh, Kur’an ve hadisten türetilen anlayış ve yorumların toplamıdır ve bir bakıma şeriat’ın ne olduğunu fıkıhçılar belirler. Bu şekilde bir anlayış veya yorum, dinsel zorunluluklar arasına girer. Fıkıhçılar veya ulema değişik İslam ülkelerinde Müftü, kadı, fakih, şeyhulislam, imam molla gibi değişik isimler alırlar ve İslami emir, yasak ve yasaları yorumlama, kıyas yoluyla yeni kurallar koyma veya muhtelif konuları dini açıdan, Farz, Vacip, Sünnet, Müstehap, Helal, Mekruh, Haram veya caizdir-değildir şeklinde etiketleme yetkisine sahip olurlar.

Kelamcılar bir şey’in kötü olduğu için mi yasaklandığı, yoksa yasaklandığı için mi kötü kabul edilmesi gerektiğini de tartışmışlardır. Akılcılara göre her yasak şeyin yasak olmasının akla, nesle, toplum hayatına zararının dokunması gibi bir sebebinin bulunması ve yasağın veya kötülüğün bu sebebe bina edilmesini savunurlar. Onlara göre bu illet tesbit edildiğinde aynı sebepler çerçevesinde dini yasakların kapsamı genişletilebilmektedir. Örneğin içki yasağına kıyas edilerek sarhoşluk veren herşey için haram olduğuna karar verilebilir. Ancak bir şey yasak olduğu için kötüdür inancına sahip olanlara göre ise böyle bir kıyaslama kabul edilemez. Onlara göre Allah yasaklamak isteseydi içki gibi diğer zararlı veya sarhoş eden şeyleri, ör. uyuşturucu, sigara vb. yasaklardı.

Fıkıhta insan davranışları değişik kategorilere ayrılır ve bunları uygulama veya sakınma mecburiyeti bulunur. Bazı eylemler ise mübah, helal, küçük günah veya büyük günah olarak değerlendirilir. Bu değerlendirmeler fıkıh, mezhep, meşrep ve anlayışa göre şekillenir, ve farklı topluluklarda farklı etiketler alır. Bu kuralları ihlal etmenin şeriat kanunlarına göre müeyyide ve karşılıkları bulunur.

Fıkıhta farz ve haram denilen hükümler Kur’ana dayandırılır. Hanefi fıkhında diğer mezheplerde bulunmayan bir kavram olan vacip (gerekli), Kur’anda geçen, ancak farzlar gibi kesinlik göstermeyen Kurban kesme gibi dini emirleri ifade etmede kullanılan bir tanımlamadır.

İslam toplumunda hem ibadet (namaz, oruç, vb.) hem de sosyal alanda (selamlaşma, erkek çocukların sünnet edilmesi, cenaze namazı, domuz eti yememe, alkol yasağı, hayvan keserken besmele çekilmesi gibi) genel kurallar bulunur.

  1. Kadın ve Evlilik

Aralarında bazı küçük farklılıklar olmakla birlikte, İslam mezhepleri kadın vücudunun örtülmesi gerektiğini (Tesettür) ifade etmişler, ancak zaruri durumlarda geçerli olmak üzere ve kendi yakınları ile sınırlı belirli bölgelerin açılabilmesine izin vermişlerdir. Bunun yanında, Hanefi ve Maliki mezheplerinde kadının el ve yüzünün “fitneye yer vermeyecek şekilde” açılabilmesine müsaade edilmiştir.

İslam’da nikah ile gerçekleştirilen meşru evlilik dışında cinsel yaşam men edilmiş ve zina olarak tanımlanmıştır. Nikah, İslam hukukunda bir sözleşmedir. Fıkıhta geçerli sayılması için nikahın şahitlerin huzurunda yapılması, icap ve kabul, erkeğin gayrimüslim olmaması, mehir ve sözleşmenin ilanı gibi şartlar ileri sürülmüştür.

Şii mezhebinde ise mut’a, geçerli ve meşru bir ilişki tarzıdır. Mut’a Sünni mezheplerde zina olarak tanımlanır ve haram kabul edilir. İslamda zina ve eşcinsel ilişkiler için cezai müeyyideler öngörülmüştür. Erkekler 4 kadınla (aralarında adaleti sağlamak ve onlara haksızlık etmemek şartıyla) evlenebilirlerken, kadınlar tek erkekle evlenebilirler. Boşanma hakkı erkeklere verilmiştir.

Devam Edecek…

İlgili Videolar

Social Media Exchange Website - Likenation horozz - MyDailyLikes Stats

Free Twitter Followers

Bunlara Baktınızmı?

Adnan DAN on FacebookAdnan DAN on PinterestAdnan DAN on TwitterAdnan DAN on Youtube
Adnan DAN
Aslında çokta özel biri değilim.. Biraz ukala olduğumu söylerler.. Bildiğimi anlayabilen insanlara sunmayı severim..

Sürekli sorgulama modundayım.. Neden dünyadayız, nereye gideceğiz, bu kadar basitmi yaşamak, vs. vs.. Cevaplarını bulamadığım onlarca sorum var..

Gerçekten dost bildiğim insanların sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez.. Onlarca insan arasında kendimi hep yanlız hissederim..

Ben insanım.. Adımı Adnan koymuşlar, soyadımsa zaten otomatik olarak eklenmiş DAN olarak.. Kuralları sevmem.. Ama uymak zorunda olduğumuda bilirim.. Sevmediğim öyle çok şey yapıyorumki, bu bana mutsuzluk veriyor çok zaman.. Birini sevmeyi, aşık olmayı, ona güvenmeyi çok istiyorum.. Olmayınca olmuyor, zorlamıyorum.. Hayat garip.. Ben o gariplik içinde yüzen biriyim işte..

Düşünceleriniz Bizim İçin Önemlidir