Sitemizde 15 kategori'de 710 adet yazı yazılmış ve 222 yorum bulunmaktadır.

Oca 082016
 

şii sunni

Son yıllarda Müslüman ülkeler arasında hızla yayılan bir savaş var.. Şii/Sünni savaşı.. İlk zamanlar soğuk savaş (politik) olan bu savaş artık kanlı bir savaş haline döndü.. Özünde her iki grupta İslam dinine bağlı olsada, uygulamada farklıllar gösteriyor sadece..

Peki Sünni ile Şii arasında ne fark var uygulamada.. Buyrun inceleyelim..

Şiilik veya Şia, İslam’ın Sünnilik ten sonra en büyük mezhebi. Bu mezhebin mensuplarına Şii denir. İran, Irak, Azerbaycan, Yemen, Bahreyn, Katar, Türkmenistan ve Lübnan’da yaygındır. Ayrıca Suudi Arabistan’ın %15’i ,Pakistan’ın %25’i ve Afganistan’ın %27’si Şiidir. Türkiye ve Suriye’deki Aleviler Şii nüfusun çoğunu oluştururlar. Türkiye Şii’lerinin yaklaşık 95’i Alevidir. Bu nedenle Türkiye’de Alevi kelimesi hatalı olarak tüm Şiileri tanımlamak amacıyla kullanılır.

Şia” terimi “takipçiler” veya “izdeşler” anlamına gelen Arapça شيعة kelimesinden gelmektedir. Tarihteki kullanım “Şiat-ı Ali” yani “Ali’nin takipçileri” anlamına gelen شيعة علي ifadesinin kısaltılmış formudur. Sünni ve Şii kaynaklar terimin Hz.Muhammed’in vefatını takip eden yıllarda kullanılmaya başlandığı konusunda hem fikirdirler.

şii sunniŞii ve Sünnilikte Sünnet ve Hadis

Sünnilik Hz.Muhammed’in sünnetini takip edenler anlamına gelmekteyse de bu durum Şiilerin sünneti veya hadisi dinin kaynakları arasında saymadıkları anlamına gelmemektedir. Şiiler peygamberin “gerçek” sünnetini takip ettiklerini çünkü peygamberin soyundan gelen kimselerden bu sünneti aldıklarını savunmaktadırlar.

Bunun sonucu olarak Şiilik ve Sünnilik kayıtlı şihafi gelenek veya hadislere farklı yaklaşmaktadır. Şii inancına göre Şiilik ve Sünnilik arasındaki ayırım peygamberin vefatıyla bir kısım müslümanların Ali’nin önderliğini (hilafet) benimsemesiyle diğerlerinin ise güçlü bir şekilde Ebu Bekir’i desteklemesiyle birlikte başlamıştır. Şiiler Ali’ye hilafetin Gadir Hum’da verildiğine ve bu olayın kendilerinin de benimsedikleri güvenilir kaynaklarda bulunduğuna inanmaktadırlar.

İslam hukuku kısmen hadise dayalı olduğundan Şiilik Sünni hadis kaynaklarından bazılarını Sünniliğin de Şii hadis kaynaklarından bazılarını reddetmeleri her iki grubun kabul ettiği İslam hukukunda da farklılıklar doğmasına neden olmuştur.

Örneğin Şiilik ve Sünnilik Cuma namazını kılmalarına karşın namaz vakitlerinde farklılıklar vardır. Yine Şiilerin uygulaya geldikleri geçici nikah (Mut’a Nikahı) Sünnilik tarafından dinde bir zamanlar gerçekleştirilmekle birlikte daha sonra Hz. Muhammed tarafından tümüyle uygulamadan kaldırıldığına inanılmaktadır.

Caferi Şiası için Sünnet Hz. Muhammed’den aktarılan sözlü gelenek olduğu kadar İmamlardan da aktarılanları kapsamaktadır. Şia dünyada Tabatai’nin deyimiyle “Şia dünyada en güvenilen ve benimsenen hadis” külliyatı Kuleyni’nin “Al-Kafi“sidir. Dört bin hadisin bulunduğu bu kaynak kitap Sünniler tarafından güvenilir bulunmadığı için kullanılmamaktadır.

Şiilerin güvenilir kabul ettiği diğer hadis kaynakları ise;

  • * İbn-i Babeveyh el-Kummi’nin “Men Lâ Yehduruhül Fakih” (Bir Fakihin Ortaya Koyduğu Şeyler)
  • * Ebu Cafer et-Tusi’nin “El-İstibsar” ve “Tehzib’ul Ahkam” kitaplarıdır

şii sunniSunni-Şii Ayrılışı
Sünni ve Şii ayrımı Hz. Muhammed’in 632 tarihinde vefatıyla birlikte başlamıştır. Yaşadığı sürece peygamber kimliğinin yanısıra siyasi önder vasfını da kendisinde bulunduran peygamberin artık hayatta olmayışı müslüman toplumu yeni önderin kim olacağı sorusuyla karşı karşıya bırakmıştı. Sakife denilen yerde toplanan bir grup müslüman hilafete Ebu Bekir’i seçmiş daha sonra Şii olarak adlandırılacak olan Ali taraftarı bir grup müslüman da Muhammed’in damadı olan Ali’nin bu göreve daha layık olduğunu ve Ebu Bekir’i seçen grubun hak yoldan saptığını düşünmüştü.

Peygamberin vefatının üzerinden yaklaşık otuz yıl geçtikten sonra İslam toplumu ilk iç savaşı yaşamıştır. Bu savaş müslümanların üç grubunu birbirinden kesin olarak ayırmıştır.

* Sünniler Sünnilik – Sünniler ilk dört halifenin (Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali) Kur’an ve Sünnet’e uygun hak yöneticiler olduğuna ancak sonradan gelen çoğu halifenin önceki halifelerin standartlarına uymakta başarısız olduğuna inanmaktaydılar. Ancak ilk halifeler kadar başarılı olamadıysalar da Sünni ulemaya müslümanlar sonradan gelen otoritelere de itaat etmeleri gerekliydi. İtaat, siyasi itaatsizlik sonucu doğacak kargaşadan daha hayırlıydı.

* Şiiler – Şia Ali’yi ilk ve Hak İmam kabul ediyor ve diğer ilk üç halifeyi reddediyorlar ve yöneticiliğin (İmamet) Hz. Muhammed’in ailesi ve soyundan olan İmamlar tarafından yapılması gerektiğine inanıyorlardı. Şiiler ve bazı Sünni bilginler Ali’nin oğlu Hasan’ı halife ilan ettiler. Tarihi kayıtlar Hasan’ın altı ay yöneticilik yaptığını kaydetmektedirler.

* Hariciler Haricilik – Başlangıçta dördüncü halife olarak Ali’ye bağlıydılar ancak sonraları sorunun çözümü için Hakeme baş vurmayı isteyerek Ali’ye karşı çıktılar. Günümüzde Haricilerden bir grup Yemen ve Uman bölgelerinde varlığını sürdürmektedir.


Bu üç grubun dışında da gruplar olmasına rağmen günümüze kadar gelememişlerdir.

şii sunniŞii Öğretisi

İmanın Şartları (Usūl al-Dīn)
* Tevhid (Birlik): Allah´ın Bir oluşu
* Adalet  : Allah´ın adil oluşu
* Nübüvvet (Peygamberlik): Allah´ın tüm insanlığa dini öğretmek için mükemmel ve yanılmaz peygamberler atadığı.
* İmamet (Liderlik): Allah´ın insanlığa rehberlik edecek belirli liderler atadığı
* Kıyamet (Hüküm Günü): Allah´ın kıyamet günü insanları dirilteceği

İslamın Şartları (Furū al-Dīn)
* Namaz : Günde 3 kez icra edilen ibadet
* Oruç  : Ramazan ayında oruç tutmak
* Hac : (Pilgrimage) Mekkedeki Kabe bölgesinde hac ibadetinin gereklerini yerine getirmek.
* Zekat : Fakirlere dağıtılmak üzere belirli gelir grubuna sahip insanların gelirinden yaptığı yardım.
* Hums : (Beşte Bir) Vergi verme
* Cihad (Mücadele) : Allah adına mücadele etmek. Cihad iki türlüdür. İlki insanın yaşamının her aşamasında iyiyi yerine getirmek adına nefsiyle verdiğidir ki buna “Büyük Cihad” denir ikincisi de “Küçük Cihad” denilen kişinin dışında olan kötülüklerle mücadelesidir.
* Emr-i Bil Maruf : İyiliği emretmek
* Nehyi Anil Münker : Kötülükten sakındırmak
* Tevella : Ehl-i Beyti ve onların takipçilerini sevmek
* Teberra : Ehl-i Beyt’in düşmanlarından kişinin tüm ilişkisini kesmesi

800px-Branch_of_Shi'a_IslamŞiiler Sünnilerden Farklı Olarak;
* Şiiler, Hz. Muhammed’den sonra hilafet’in Hz. Ali ve soyuna ait olduğunu savunur ve sünnilerin meşru ve dince makbul kabul ettikleri ilk üç halife (Hz.Ebu Bekir, Hz.Ömer ve Hz.Osman’ın) hilafeti Hz.Ali’den gasp ettiklerine inanırlar. Yezid’in babası Muaviye konusunda ise bir ayrılık vardır. Şiiler Yezid hakkındaki görüşlerin benzerini Hz.Ali’nin hilafetine karşı çıktığı için Muaviye için de sürdürürler ancak Sünniler Muaviye’nin bir “ictihad” yaptığını ve görüşünde yanılsa bile vahiy katibi ve Peygamberin sahabesinden olduğu gerekçesiyle hakkında kötü ifadede bulunmaktan kaçınırlar.

* Şiiler‘e göre Sunnilikte iktidar siyasi bir mesele ve Peygamberin dahi olsa bir soy meselesi olarak değil ümmetin kendi içinde istişare ile çözeceği bir konu olarak görülür ve genellikle “devlet başkanına itaat” kültürü hakimdir. Şiilerde ise iktidar inanç meselesidir ve meşru siyasi lider aynı zamanda ruhani liderliği de elinde bulunduran Ali ve soyundan gelen imamlara (lider) aittir. Caferi şiası toplam en sonu kıyamete kadar gizli kalan Mehdi de dahil 12 imamı kabul ettiğinde “12 imamcılık” (Caferi Şiası) olarak da bilinir. 12 imamın günahsız olduğuna, “vahiy alma” hariç peygambere benzediğine inanılır (mesela günahsızlık).

* Küçük yaşta gaip (saklı) olan 12. imamın ölmediğine ve halen hayatta olup kurtarıcı (mehdi) olarak tekrar geri döneceğine inanırlar. Sünniler ise Mehdi’nin henüz dünyaya gelmeyen Hz.Muhammed’in soyundan birisi olacağına inanırlar.

* Tehlike anında inancı saklama (Takiyye) nin caiz olduğuna inanırlar.

* Muta nikahının (belirli bir süreyle sınırlandırılmış evlilik) sünnilerin kabulünün aksine dinen geçerli (caiz) olduğuna inanırlar.

şii sunni12 İmam ve Şii Mezhepleri
* Şiilerin çoğunluğu Şiiliğin İmamiyye koluna tabidirler ve kabul ettikleri oniki imam şunlardır:
1. Ali ibn Abu Talib (600–661), “Emir ül-Mü’minin” olarak da bilinir
2. Hasan ibn Ali (625–669), Hasan al Mücteba olarak da bilinir.
3. Husayn ibn Ali (626–680), Husayn al Şehid, veya Şah Hüseyin, veya Husayn al Şaheda olarak da bilinir.
4. Ali ibn Hüseyin (658–713), Ali Zeynel Abidin olarak da bilinir.
5. Muhammad ibn Ali (676–743), Muhammad al Bakır olarak da bilinir.
6. Cafer ibn Muhammed (703–765), Cafer-i Sadık olarak da bilinir.
7. Musa ibn Cafer (745–799), Musa al Kazim olarak da bilinir.
8. Ali ibn Musa (765–818), Ali ar Rıza olarak da bilinir.
9. Muhammad ibn Ali (810–835), Muhammad al Cevad olarak da bilinir. (Muhammad at Taki), Taki olarak da bilinir.
10. Ali ibn Muhamad (827–868), Ali al-Hadi, veya Naki olarak da bilinir.
11. Hasan ibn Ali (846–874), Hasan al Askeri olarak da bilinir.
12. Muhammad ibn Hasan (868—), Muhammad al Mehdi olarak da bilinir. Şii inancına göre halen kayıptır. Kıyamete yakın tekrar ortaya çıkacaktır.

* Diğer şii gruplar: Nizari Ismailileri, Davudi Bohra, Alavi Bohra, ve Yedicileri içine alan İsmaili Şiası. Nizariler İsmailik içindeki en büyük gruptur. İsmailik Cafer-i Sadık’ın en büyük oğlu İsmaili bir sonraki İmam kabul etmişlerdir. Yediciler (Seveners) ise Cafer-i Sadık’tan sonraki İmamları kabul etmezler. İmamilik ve İsmailik dışında diğer Şii grup Zeydilerdir.

İlgili Video


Benden Not

Bırakın herkez inandığı gibi yaşasın.. Hepimiz yaratanın yolunda ilerliyoruz.. En azından inanlar.. Her birimiz farklı yollardanda gidiyor olsak varmak istediğimiz yer bize yaratan tarafından vaad edilendir..

Tüm inançların temeli iyi insan olmaktır.. Birbirimizi inanç farklılıklarımızdan dolayı yargılamak bizi iyi insan yapmaz..

Bırakalım her inanan kendi inandığı şekilde ibadet etsin.. İbadet şekillerimizi değil, iyi insan olup olmadığımızı tartışmamız lazım.. İyi insan “hırsızlık yapmayan, öldürmeyen, kimseyi kırmayan, yumuşak kalpli olan, saygı duyan, her işini yaratan Allah için yapan..” şeklinde gider.. O yüzden geri kalan herşey boştur..

Birbirimize saygı duymayı ve bunu sevgi ile karşılamayı öğrenmedikçe adam olmayız..


About Adnan DAN

Aslında çokta özel biri değilim.. Biraz ukala olduğumu söylerler.. Bildiğimi anlayabilen insanlara sunmayı severim.. Sürekli sorgulama modundayım.. Neden dünyadayız, nereye gideceğiz, bu kadar basitmi yaşamak, vs. vs.. Cevaplarını bulamadığım onlarca sorum var.. Gerçekten dost bildiğim insanların sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez.. Onlarca insan arasında kendimi hep yanlız hissederim.. Ben insanım.. Adımı Adnan koymuşlar, soyadımsa zaten otomatik olarak eklenmiş DAN olarak.. Kuralları sevmem.. Ama uymak zorunda olduğumuda bilirim.. Sevmediğim öyle çok şey yapıyorumki, bu bana mutsuzluk veriyor çok zaman.. Birini sevmeyi, aşık olmayı, ona güvenmeyi çok istiyorum.. Olmayınca olmuyor, zorlamıyorum.. Hayat garip.. Ben o gariplik içinde yüzen biriyim işte..
background