Sitemizde 15 kategori'de 701 adet yazı yazılmış ve 80 yorum bulunmaktadır.

Eyl 112016
 

insan-genom-projesiİnsan Genom Projesitüm çağların en özel günü” ifadesi ile 26 Haziran 2000 tarihinde ABD Başkanı Bill Clinton, Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair ve özel şirketleri temsilen Celera Genomics yetkilileri, projenin ilk ayağını tamamladıklarını dünyaya ilan ettiler. Proje sonuçları 2001 yılında açıklanmış olsa da eksikler ancak 2003 yılında bitirilebildi.

Geçen süre içinde yeni bilgiler ortaya çıktıkça insan genomu sürekli güncellendi, son olarak insan genomunun 36.2 nci kurumu ve sürümü NCBItarafından yapıldı. Teknik nedenlerle dizisi belirlenemeyen 302 boşluk bulunan bu son sürümün gen kodlayan bölgelerin yaklaşık %99’unu kapsadığına inanılıyor. Bu proje sayesinde ilaç ve kimya sanayii uzmanlarına, Alzheimer’den vereme, kalp hastalıklarından astıma kadar her türlü hastalığa tedavi olanağı sağlayacak.

Proje sayesinde tıp biliminin ciddi biçimde değişikliğe uğrayacağı, ayrıca uluslararası iş dünyasının bundan önemli kazanç sağlayacağı belirtiliyor. Proje, kanserden depresyonave hatta yaşlılığa kadar tüm hastalıkların teşhis ve tedavisinde devrim yaratacak.

  • Proje

Proje, insan genomundan 175.000 baz çiftlik parçalar yapay bakteri kromozomlar haline getirip bakterilerde çoğaltılarak gerçekleştirilmiştir. Dizi çözümlemeleri yapıldıktan sonra, parçaların birbiriyle örtüşen dizileri belirlenmiş ve her parçanın özel enzimlerce kesilme profili kaydedilerek genomdaki yeri saptanmıştır. Bu çalışmalarda otomatik DNA dizi analiz teknikleri ve bilgisayar teknolojilerindeki hızlı gelişmelerin büyük katkısı olmuştur.

dna-sarmaliProjenin sonucu, etik tartışmaları da beraberinde getirdi. Çünkü bu projenin, öjenik çalışmaların önünü açacağı ve bu amaç doğrultusunda yapılacak deneysel girişimlere de hız kazandıracağı belirtiliyor. Projeye karşı çıkanlar bu projenin, doğanın doğal düzenini tehlikeye atacağını ve insanın, istihdamdan sigortaya kadar günlük yaşamın her alanında “genetik ayrımcılığa” yol açacağını ileri sürmekte. Muhalifler özellikle öjenizm faktörünün altını çizerken, bu projeyle insanların, diğer canlı türlerinin genleriyle beraber yapılacak deneysel çalışmaların sınırlarını büyük ölçüde genişleteceğini, bu yüzden de sonu belirsiz bir biyolojik ve ekolojik felakete götüreceğini öne sürüyorlar.

İnsan Genom Projesi kapsamında etik, yasal ve sosyal konular için ayrılan bütçe toplam bütçenin yüzde beşini (yaklaşık 60 milyon $) kapsamaktaydı. Bu konuya önem verilmesindeki neden genetik bilgiye dayanarak yapılabilecek olası ayrımcılık ve istismarın genetik araştırmaların boyutu geliştikçe ve genetik testlerin maliyeti düştükçe daha da artacağı kaygısıdır.

ELSI’de süregelen birçok proje ELSI’nin muhtemel etkilerini kapsarken bazıları literatür, konferanslar, seminerler ve basın aracılığıyla eğitimi amaçlar. Bu kapsamda hedef kitle olan doktorlar, eğitimciler, öğrenciler, din adamları ve hukukçular için çeşitli eğitici materyaller de sağlanmaktadır. Bütün bu çabalar İnsan Genom Projesi’nin insanlara ve uzmanlara en uygun şekilde aktarılması ve uygulama alanlarında hataların en aza indirilmesi ya da engellenmesi içindir.

4 Eylül 2007’de, Craig Venter kendi DNA dizisinin tümünü yayınlamıştır. Bu, bir insanın 6 milyar harflik genomunun yayınlandığı ilk seferdir.

  • 1839 Canlı organizmaların yapıtaşı olarak hücreler (Schleiden, Schwann)
  • 1859 Evrimsel kavramlar, türlerin kökeni (Charles Darwin)
  • 1865 Mendel kuralları (Gregor Mendel)
  • 1879 Mitozda kromozom (Flemming)
  • 1900 ABO kan grup sistemi
  • 1901 Kalıtımın kromozom teorisi (Sutton)

İnsanda mendelyan kalıtım (Bateson, Garrod)

Kromozomlar (Boveri)

  • 1908 Populasyon Genetiği (Hardy Weinberg)
  • 1909 Doğuştan metabolizma bozuklukları (Garrod)
  • 1911 Prosophila genetiği (Marga)
  • 1915 Kalıtımın kromozomal teorisi
  • 1941 Bir gen bir enzim kavramı (Beadle ve Tatum)
  • 1942 DNA’nın X-ray difraksiyonu
  • 1944 Genetik bilginin temeli olarak DNA (A very, Machead, Mc Canty)
  • 1951 Genler DNA içerir (Herskey, Chase)
  • 1953 DNA’nın çifte sarmal yapısı (Watson, Crick)
  • 1955 46 İnsan kromozomu
  • 1956 DNA polimeraz bulundu (Arthur Kornberg)

Orak hücreli anemi

  • 1958 DNA’nın semikosevatif replikasyonu
  • 1959 Kromozom anomalileri tanımlandı
  • 1961 m-RNA bilgiyi taşıyor

Yeni doğanda ilk metabolik bozukluk (fenil ketonüri)

  • 1966 Genetik kod
  • 1968 İlk restriksiyon anemi
  • 1972 İlk rekombinant DNA molekülü
  • 1976 İlk gen mühendisliği şirketi
  • 1977 DNA dizilenmesi yöntemleri (Sanger ve Maxam-Gilbert)
  • 1977 İntronların keşfi
  • 1978 β-globin gen yapısı

Rekombinant DNA ile somatostatin üretimi

  • 1981-1982 İlk transgenik fare

Gen bankası detaları oluşturuldu.

  • 1983 İlk genetik hastalık haritalandı.(Huntington hastalığı)
  • 1985 Polimeraz zincir reaksiyonu’nun keşfi (Saiki, Mullis tarafından yapılmıştır)
  • 1986 Pozisyonel klonlama

İlk insan genetik haritası (RFLP)

  • 1987 YAC’ların keşfi
  • 1989 Yeni genetik marker olarak mikrosaklitler

Sequence tagged sites (STS) Anahtar Marker

  • 1990 İnsan genom projesi başladı.

ELSI oluşturuldu, Etik, Legal, Sosyal program BAC’ların keşfi (Bacteral artificial chromosome)

  • 1991 Gen fragmanlar expressed sequence tag (EST)

Kistik fibroz geninin klonlanması

  • 1992 İnsan genomunun 2’nci nesil haritası

Dataların serbest bırakılması

  • 1994 İlk genetik olarak değiştirilmiş besin domates

Ayrıntılı insan gen haritası

Microbial genome project

  • 1995 İş yerlerinde genetik ayrımcılığın yasaklanması

İnsan genomunun fiziksel haritası tamamlandı

  • 1996 Fare genetik haritası

280.000 EST İnsan DNA dizilenmesi başladı

  • 1997 E. coli genomu dizilendi.
  • 1998 Celera genomics firması 3 yıl içinde projenin tamamlanacağını duyurdu.

Mycobacterium tuberculosis dizilendi

Single nucleatide polymorphism

  • 1999 22.kromozom dizilenmesi tamamlandı
  • 2000 Genomik bilgiye serbest ulaşım (Bill Clinton, Tony Blair)

Meyve sineği genomu dizilendi.

21. kromozom

Dizi sonuçları açıklandı.

  • 2003 Eksiklikler giderilerek her iki grup da taslaklarını tamamladı.

İnsan ve fare çalışmalarının bitirilmesi hedeflendi.

  • 2005 İnsan Genom Projesi için her iki grubun da çalışmaları devam ediyor
Fletcher; insan ve maymun arası, keçi bedenli, aslan başlı, kuyruklu bazı kimerik(insan-hayvan arası) türlerin yaratılarak; tehlikeli ve bayağı işlerde kullanılabileceğini söylüyor.

Fletcher; insan ve maymun arası, keçi bedenli, aslan başlı, kuyruklu bazı kimerik (insan-hayvan arası) türlerin yaratılarak; tehlikeli ve bayağı işlerde kullanılabileceğini söylüyor.

Bilimde bir devrim olarak nitelendirilen ve“Hayat Kitabı”, yahut “Şifreli Kitap” olarak da adlandırılan İnsan Genom Projesinin temelleri, 80’li yıllarda atılmıştır. Bu konudaki araştırmalar,1990‘da resmen başlamıştır. Bu projede, yaklaşık1000 bilim adamı çalışmaktadır. Ortalama, yılda 300 milyon dolarlık bir bütçesi vardır.

Amerikan Enerji Dairesi ve NIH (Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü) gibi Amerikan kurumları tarafından başlatılan projeye, çeşitli ülkeler (Avustralya, Brezilya, Kanada, Çin, Danimarka, Fransa, Almanya, İngiltere, İsrail, İtalya, Japonya, Hollanda, Kore, Meksika, Rusya, İsveç) ve Celera, IBM, Compaq, Dupond gibi özel şirketler de katılmıştır.

Ekim 1990’da, James Watson önderliğinde, Amerika’nın başını çektiği Uluslararası İnsan Genom Projesi Konsorsiyumu (İGP) kurulmuştur. 1993’de patentleme konusunda dönemin Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH) başkanı ile aralarında anlaşmazlık çıkan Watson istifa etmiş, yerine Francis Collins getirilmiştir. Projenin tamamlanma tarihi olarak ise, 2005 senesi öngörülmüştür.

  • ŞİRKETLER ARASI YARIŞ : “İNSAN GENOM PROJESİ

Ancak, 1998’e kadar İGP şemsiyesi altında çalışan Craig Venter, dünyanın en gelişmiş 2. bilgisayarına sahip Celera Genomics Inc. şirketini kurdu. İnsan genomunu, biran önce ortaya çıkararak, hastalıklara çare bulmak istediğini ve 3 yıl içinde bu işi bitireceğini belirtti.

Venter, 300 milyon dolarlık bir bütçeyle işe başlar. Araştırma için alınan, her biri birkaç yüz bin dolar tutarında 300 makineye(DNA ayrıştırma-sekanslama makinesi) ve bunların yıllık elektrik faturasının 1 milyon dolar tutacağına işaret etmek; nasıl zor bir işe kalkışıldığının anlaşılması için yeterlidir herhalde.

Yeni gen ekleme teknikleri, DNA kodlarını yöneterek, bireyleri ve gelecek kuşakları, "üstün insan-tanrı" yapma dönüşümünü hedefliyor.

Yeni gen ekleme teknikleri, DNA kodlarını yöneterek, bireyleri ve gelecek kuşakları, “üstün insan-tanrı” yapma dönüşümünü hedefliyor.

Bu durum, kamusal kaynaklardan destek alan İGP‘de, soğuk duş etkisi yapmıştır. Bunun üzerine İGP‘yi başından beri destekleyen Welcome Trust Vakfı’da, İGP‘ye katkısını 2 katına çıkaracağını(330 milyon dolar) açıklamıştır. İngilizözel firması Sanger Center ise genomun, üçte birini dizileyeceğini ilan ederek; projede çalışan araştırmacıları, biraz olsun rahatlatmıştır.

Venter‘ın bu çıkışı, çalışmaları yarışa dönüştürerek hızlandırmıştır. Böylece, insan genom projesinin başındaki Francis Collins ve Celera’nın başındaki Craig Venter arasında kıyasıya bir mücadeleyle; sonuçlar tahmin edilenden daha erken kamuoyuna sunulmuştur.

İnsan genomunun diziliminin önemli kısmı, 26 Haziran 2000 yılında;  Bill Clinton ve Tony Blair’ın da katıldığı bir Beyaz Saray töreninde açıklandı. Bir çok TV kanalının canlı yayınladığı bu konuşmada, Celera’yı temsilen Craig Venter, Uluslararası İnsan Genom Projesi Konsorsiyumu‘nu temsilen de Francis Collins yeralmıştır.

  • İNSAN GENOM ZİNCİRİ: “ROSETTA TAŞI

Şubat 2001’de, Collins liderliğindeki Uluslararası İnsan Genom Projesi Konsorsiyumu, genom taslağı“Nature” dergisinde, Venter‘ın Celeraşirketi ise, “Science” dergisinde yayınlamıştır. İki gurup arasındaki rekabet, ortak açıklama yapmalarına rağmen devam etmiştir.

Projenin tamamlanmış olması, gerçekte bir son değil, yeni bir çağınbaşlangıcı olacaktır. İnsan genom projesine; “Genetiğin Kutsal Kasesi”, insan genom zincirine de; “Rosetta Taşı” benzetmesi yapan bilim adamları, bu konuda son derece coşkulu. Collins, genomu bir kitaba benzeterek, şunları söylüyor:

“Bu bir tarih kitabıdır. Bizim türümüzün, zaman içindeki yolculuğunun bir hikayesidir. Tüm insan hücrelerini inşa etmek için, inanılmaz detaylı bir kılavuzdur. Ve tıbbi bilimlerde kullanılabilecek, bir ders kitabıdır. Bir hastalığı önlemek ve tedavi etmek için, araştırmacılara uçsuz bucaksız yeni güçler verecektir.

  • İNSAN GENOM PROJESİ“NİN AŞAMALARI

insan-genom-projesiİnsan genom projesinde tamamlanması hedeflenen aşamalar ise, şöyle sıralanabilir:


1) Yakın zamanda elde edilen veriler, DNA bilgisinin %99’undan fazlasının, tüm insanlar için ortak olduğunu ortaya koymuştur. İnsan genomundaki bireysel farklılıklar, % 1’den azdır. Bu farklılığın, hastalık riskleri açısından araştırılması gerekmektedir.

2) Halihazırda DNA tanısı yapılabilen alzheimer, kistik fibroziz, hemofili, akdeniz anemisi, çeşitli kanser türleri (meme, kolon, ovaryum) gibi hastalıklara ilaveten; 4000’den fazla olduğu düşünülen genetik hastalığın tanısı içintest sistemlerinin oluşturulması.

3) Haritalanan genlerin, fonksiyonlarının anlaşılabilmesi: genomda fonksiyonu bilinmeyen gen dizilerine fonksiyon bulunmasına olanak veren mikrodizilim (microarray) teknolojisinin hız kazanması.

4) İnsanda gen ve gen karşılığı olmayan DNA dizilerinin anlaşılması için, farklı canlı gruplarının genom haritalarının karşılaştırılması. Hastalık yapan mikroorganizmaların, genom haritalarının çıkarılması.

5) Genom bilgisinden yararlanarak, kişiye özel ilaç ve aşı geliştirilmesi, hastalık yatkınlığının ve ilaçlara olan duyarlılığının belirlenmesi.                                   

6) Elde edilen genom bilgilerinin kötü amaçlar için kullanılmaması, ayrımcılığa neden olmaması için, etik, sosyal veyasal düzenlemelerin oluşturulması.

7) İnsan genom yapısının olağanüstü karmaşıklığı sebebiyle, çok güçlü işlem kapasitesine sahip bilgisayarların geliştirilmesi. 

8) “Genetik bilgiler”in, “Adli Tıp”ta kimlik teşhisi ve babalık testlerinde kullanılması.

2001 yılında, taslak genom dizisi ortaya çıktıktan sonra, bilim adamları şaşırtıcı bir sonuçla karşılaştılar. Beklenen100.000 gen yerine, sadece yaklaşık 35.000- 40.000 gen keşfedilmişti. Daha sonra, 2003 yılında proje tamamlandığında ise bu sayı daha da azaldı. Son yapılan araştırmalara göre gen sayısının; 20.000 – 25.000 olduğu tahmin edilmektedir. Böylece insanoğlunun, bir sineğin sadece iki katı kadar ve hardal tohumundan biraz fazla gene sahip olduğunu biliyoruz.

insan-genom-projesiAraştırmalar sürdükçe ve gen bulma teknikleri ilerledikçe, bu sayının hep düştüğü gözlenmektedir. Alt sınırın, tahminen 10.000 küsurlarda duracağı düşünülmektedir. Öyleyse insan, neden, meyve sineğinden veya hardal tohumundan çok daha karmaşık bir yapıya sahiptir? Bu sorunun yanıtı, gizemini korumaktadır. Bilim adamları, yalnızca gen sayısının, kompleks bir yapı için bir çıkış noktası olamayacağını ifade ediyorlar.

Kompleks bir yapımız olmasına rağmen, bu kadar az gene sahip olmamız, genetikçi Craig Venter’ın dediği gibi; “her genin yalnız tek bir proteinin üretiminden sorumlu olduğu yahut tek bir hastalığa yol açtığına” dair bilginin yanlış olabileceğini gösterir. Aynı genin, birçok farklı mutasyonu, ya da farklı genler, aynı hastalığa neden olabiliyorken; ya da hastalık kendi kendine kayboluyorken, tek gene bağlı hastalıktan nasıl söz edilebilirdi.

Genlerin birçoğu, vücuda belli proteinleri üretmesini söyleyerek etkisini gösteriyordu. İnsan genlerinin farkı, çok yönlü olmasıydı. Yani, İnsan genleri, meyve sineği ve hardal tohumuna göre çok daha fazla çoğul protein üretimi komutu veriyordu. Bununla beraber tek bir gen, bir kez oluştuktan sonra, çarpıcı bir şekilde değişebilen, birçok farklı proteinin üretimini de sağlayabilirdi.

Ayrıca bahsi geçen 20.000 gen, sıralanmış olmasına rağmen, henüz tam olarak anlaşılmış da değildir. Harvard Üniversitesi‘nde Prof. Ruth Hubbard:

“Bu durum, tıpkı Shakespeare’in eserlerindeki bütün harflerin, aralarında bir boşluk yahut imla işaretleri olmaksızın ardı ardına dizilmesine benziyor. Hele bir de bu metnin, İngilizce bilmeyenlerin elinde olduğunu düşünün. Bu durumda en önemli özelliklerimiz, bu gen tablosunda, girift ve gizli bir halde bulunmaktadır” der.

– GENETİKÇİLER: GENLERİMİZİ DEĞİŞTİRMEK HAYALİNDE

Fakat tüm bunlar, genetikçilerin hızını kesmeye yetmeyecekti. Onlar, yine de kanser, diyabet, şizofreni gibi hastalıklarla beraber gittikçe artan sayıda zihinsel hastalığı, genetik düzensizliğe bağlıyorlar. Hatta kimi determinist bilim adamları; ürkeklik, insandan kaçma, çoğunlukla çevresel ve sosyal faktörlerin etkisiyle gelişen alkoliklik, homoseksüellik ve cinayet için, genetik eğilimleri belirlemeye başladılar bile. Örneğin, insanları uyuşturucu bağımlısı yapan genin saptanabileceği ve bu sorunun ortadan kaldırılacağına inanılıyor. Bir çeşit genetik parmak izi sayesinde, suç işlemeye yönelten gene müdahale edilmesi gündeme geliyor.

insan-genom-projesiYapılmış olan araştırmalardan bazıları ise, anneden geçen X kromozomunda bulunan bir ya da birkaç genin, homoseksüellikle bağlantısını kurmaya çalıştı. İsrail‘de yapılan bir araştırmada, AVPR-1 adlı gen ile bencil ve acımasız davranışlar arasında bir bağ bulunduğu ileri sürüldü. Birçok sosyobiyolog daha da ileri giderek, aslında bütün insan etkinliklerinin, bir biçimde, genetik yapımız tarafından belirlendiğini ve durumumuzu değiştirmek istiyorsak, önce genlerimizi değiştirmemiz gerektiğini öne sürüyor.

Onlar diyorlar ki, toplumu değiştirmek için önce genleri değiştirmeye gönüllü olmalıyız. Çünkü çevre bir etkense de, eninde sonunda genler, bireyin davranışlarını biçimlendiren en sorumlu etkenlerdir. Oysa Harvard Üniversitesi‘nde genetik profesörü Dr. Jonathan Beckwith, kanser ve depresyon gibi birçok hastalığın, genetik eğilimlerle, çevresel ateşleyicilerinin, çok kompleks etkileşimleri sonucu oluştuğunu; sadece genom üzerine yoğunlaşmanın, çare bulucu strateji olmayacağına dikkat çekiyor.

  • İNSAN = “GENETİK” YAKLAŞIMI: SAYGISIZLIKTIR!

Ulusal Genetik Derneği’nin, bilim adamı ödülünü kazanan İngiliz bilim adamı Dr. Mae Wan Ho ise, genlerin, kişilik özelliklerimizle ilişkilendirilmesi hakkında şöyle diyor:

“Genlerin, zekada etkili olduğuna şüphe yok. Ancak canlıyı, birbirine bağlı öğelerden oluşan bir bütün olarak görmeyi reddeden indirgeyici düşüncenin söylediği gibi; belli genler,belli özellikleri saptıyor değil. Organizmayı, her biri belirli birgenle ilişkilendirilen karakterler topluluğu olarak görmek, aynı zamanda büyük bir saygısızlıktır. İnsan genomu, kompleks bir ağa sahiptir. Genetik ve çevresel faktörler, tamamen iç içedir. Sağlık sorunlarını, genetik yatkınlığa bağlamak, toplumun, hastalıklardaki sorumluluğunu görmezden gelmektir.

En akıllı kimyasal madde olan DNA‘yı, bir zamanlar aptal bir molekül sanan bilim insanları, bugün bir hayli mesafe katetmiş gözüküyor. Yine, DNA‘nın %95’ini oluşturan ve adeta noktalama işaretleri gibi onu anlaşılır bir şekilde okumamızı sağlayan “DNA Bölümü”ne; junk (çöp) adını vererek; işlevsiz diye çöpe atmaya çalışan, aynı ön yargılı bilim anlayışı değil midir? Bu bilim anlayışı, bugün de tam olarak kuşatamadığı genom yapısına; bilmişlik edası vebasitleştirici bir kibirle yaklaşarak; geleceğe yönelik kehanetlerde bulunmaktadır.

  • İNSANI DÖNÜŞTÜRME” HAYALİ!

Bu, sonsuz boyutlu Yaratıcı’nın eserine saygı duymayan bilim anlayışı; “insanı dönüştürme”nin sınırlarının, oldukça geniş olduğunu sanmakta ve bunu da kolayca gerçekleştirebileceğini ummaktadır. Örneğin kimileri, görsel ve işitselduyarlılığı geliştirmekle işe başlayabilir. Amaç, önce miyopluğu ve sağırlığı ortadan kaldırmak, sonra ise, estetik kapasiteyi artırmak olarak ifade edilir. Fakat uygulamayı, neden bu aşamada durduralım diye düşünülür. “Cenneti Yeniden İnşa Etmek” kitabının yazarı Princeton Üniversitesi’nden Lee Silver, bakın bu konuda ne diyor:

Bazı fiziksel özellikler, başka varlıklarda bizden daha gelişmiş halde bulunuyorsa, bizde bulunmayan bu özel yeteneklerin, genetik kaynaklarını belirlemek ve daha sonra onları, insan genomuna nakletmek mümkündür.”

insan-genom-projesiÖrneğin, neden koku alma duyumuz, köpeklerdeki kadar güçlü olmasın, ya da neden başımızın arkasında da bir çift göz bulunmasın. Öyle ya, böylece görüş açımız mükemmele yaklaşırdı. Nitekim 1995′de, bilim adamları, kanatları ve bacakları üzerinde düzinelerce göz bulunan bir sinek ürettiler.

Yine günümüzde genetik mühendisler, pirince, insan geni karıştırarak ishale karşı kullanmayı; bitki genlerini, insan bağışıklık sistemindeki ”T lenfosit hücreleri”yle bir araya getirerek, bağışıklık sistemini daha da güçlendirmeyi planlıyorlar. Böyle bir çalışma, Sabancı Üniversitesi’nde yapılmaktadır.

NASA, ABD Ordusu, Amerikan Bilimler Akademisi‘nde danışmanlık yapan ve ABD Savunma Bakanlığı “Mevcut Teknolojik Tehlikeler” departmanının eski başkanı Joseph Rosen, bir tıp konferansını, masaya indirdiği sert bir yumrukla şöyle bitirir:

Eğer tıbbi etik kurulu bana izin verirse, ‘kanatlı insanlar’ yapmak için çaba harcayacağım.”

Toronto Üniversitesi‘nden Mark Allen Walker; “bu kişiler, Tanrı olmaya özeniyorlar” diyor ve şunları ilave ediyor:

Ben, bu insanların, ileri sürdükleri teorileri ispatlamak için, her şeyi yapabileceklerine inanıyorum.”

Bununla beraber, piyasada çeşitli “germline”(gen transferi) için kliniklere başvuru gittikçe artmaktadır. Bu kliniklerden birine başvuran bir şahıs ise, hamam böceklerinde rastlanan, kendini her koşulda hayatta tutabilme yeteneğini istiyor.

İlgili Videolar

About Adnan DAN

Aslında çokta özel biri değilim.. Biraz ukala olduğumu söylerler.. Bildiğimi anlayabilen insanlara sunmayı severim.. Sürekli sorgulama modundayım.. Neden dünyadayız, nereye gideceğiz, bu kadar basitmi yaşamak, vs. vs.. Cevaplarını bulamadığım onlarca sorum var.. Gerçekten dost bildiğim insanların sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez.. Onlarca insan arasında kendimi hep yanlız hissederim.. Ben insanım.. Adımı Adnan koymuşlar, soyadımsa zaten otomatik olarak eklenmiş DAN olarak.. Kuralları sevmem.. Ama uymak zorunda olduğumuda bilirim.. Sevmediğim öyle çok şey yapıyorumki, bu bana mutsuzluk veriyor çok zaman.. Birini sevmeyi, aşık olmayı, ona güvenmeyi çok istiyorum.. Olmayınca olmuyor, zorlamıyorum.. Hayat garip.. Ben o gariplik içinde yüzen biriyim işte..
background