Sitemizde 15 kategori'de 769 adet yazı yazılmış ve 227 yorum bulunmaktadır.

Ağu 212016
 

havas_ilmiHavas ilmi genel kanıdaki düşüncelere rağmen sadece harflerin ve sayıların, esmaların veya ayetlerin sırlarından, hikmetlerinden faydalanılarak çeşitli etkiler elde etmek için esmanın veya ayetin kendisi ya da vefki ve bunlara bağlı harf ve sayılar ile tılsımlar kullanılarak ve bu sistem üzerine kurulmuş basit bir ilim veya ilmin metodu değildir.

Bu ilimlerin kendisine has özellikleri ve konuları vardır, bu ilmin kendisi ve lisanı evrenseldir. Bu ilimler ruh ve madde ile canlı ve cansız ile harfler ve rakamlar ile yıldız ve burçlar ile nebulalar ve galaksiler ile ses ve renk dalgaları ile kısaca kainatta daha genişi evrende her şeyle bağlantılıdır.

Bu ilim asırlardır gelmiş geçmiş alimlerin ve ulemanın bir sır gibi gizlediği ve açıkça öğretmediği ve öğretmekten de çekindiği vebal altında kalmaktan korktuğu ilimlerdendir. Bu ilimler de başarılı olmanın ve zarar görmeden ilerlemenin bazı şart ve usulleri vardır. Havas ilmini bilmek ve öğrenmek için önceden bilinmesi gereken kurallar ve önemli noktaları sırası gelince özet olarak anlatmağa çalışacağız, ama bundan önce bilinmesi gereken bu ilim yıldızlar ilminden bilinen veya bilinmeyen sırlarla alemi semalardan gelmiştir. Bu ilim insanlardan önce yani arz oluşmazdan evvel ruhani alemlerde mele küt ve cinler aleminde bilinen ve kullanılan birçok gizlilikleri, esrarı ve acayipliği içinde gizlemiştir.

Yaşamış olduğumuz bu maddi alemin yasaları ve fiziksel oluşumları manevi alemlerin etki ve yasalarıyla meydana gelmektedir. Bu ilmin kullanılışı melekler ve cinlerden sonra çok eski kavimler ve uygarlıklar tarafından kullanılmıştır bu manevi yasaları öğrenip etkilerine göre gerektiği şekilde uygulamışlardır. İnsanlar bu bilgileri çok çeşitli yollardan elde etmişlerdir. Hatta kimilerine göre mana aleminden gelen varlık veya varlıklar bazı insanlara bu ilmi ve kullanma metodunu öğretmişlerdir.

Bu anlattığıma örnek; Bakara süresi 102. ayetinde olan Harut ve Marut isimli iki meleği örnek olarak verebiliriz.

havas_ilmiGerek ruhani varlıklar veya cinlerin bildiği kelamlar, bizzat insanlar için indirilmiş kutsal kelamları veya esmaları gizlemek ya da rumuzlamak amacıyla çeşitli şekiller, çizgiler veya tılsımlardan oluşan birtakım sayılarla sembolleşen vefkler ve tılsımlar oluşturulmuştur. Bazen de sırf sayılar kullanılarak bu ilim de çok çeşitliliklerle beraber çelişkiler de görülmektedir.

Zıtlık veya yanlışlıklar ise bu ilimler kaynağından öğrenilmeyip kolaycılık (Kopyacılık) yolu seçilmiştir. Günümüzdeki kitaplar da görülen veya kullanılan tılsımlar yanlış zaman veya yanlış mekanlar da şart ve kaidelerine riayet edilmeden yazılıp hazırlandığından yapılan bir işin çoğu zaman neticeye ulaşmadığını görürüz.

Bir de işi karıştıran esas mesele bu tılsım, sembol veya yazıların ilahi isimler ve semboller olmayıp cinler, periler veya ruhani varlık isimlerinden olduğu ibarettir. Veya çok daha iyisi melek üt aleminden bir melek ismi olduğudur.

Dikkat edilmesi gereken hususlardan biri de şudur: Tılsım yazarken eskilerin kullandıkları diller ve yazılar çok eski kavimlerin dillerine göre yazıldığı için günümüze gelene kadar bir çoğu unutulmuş bir çokları da tahribatlara uğratılmıştır. Bu uygarlıklara ve dillere örnek olarak Mu uygarlığı Atlantis kavimleri ve eski kipti ırkı ile eski İbranice, eski Süryanice ve eski Arapça nın bazı lehçeleri ve eski Mısır yazıları, lehçeleri ve alfabeleri ki; bugün bunların bir çoğu unutulmuştur. Ve daha sonra esma ve ayetlerin manevi etkisini kullanma halidir ki; bu da bazı şartlara bağlıdır…

Bunlar da özet olarak esma ve ayetlerin anlam ve etkilerinin kudretini bilmektir. Bu halde kendi içinde guruplamaktır. Bunları da şöyle özetleyelim; esma veya ayetin bilinen anlamının yanında bir de batını (gizli) anlamları vardır. Bunlar etki olarak farklı sonuçlar verirler ve sen bilmelisin ki; Kur’an –ı Kerim’in anlamının anahtarını yüce Allah (c.c.) peygamberleri ve onun evliya kullarına ve rahmani olan meleklere lütfetmiştir.

havas_ilmiŞimdi bunu sana biraz daha açayım şöyle ki; sözleri ruhsuz bedenler olarak düşün yani cansız cesetlerin hali olarak işte bu cesetlere ruh vermek sözlerin insan dilinden kelam olarak çıkmasıdır. Ama bu çıkışın mertebeleri ve kudretleri farklı farklıdır. Buna da kelam ilmi derler.

Eğer sen hakkıyla dilden çıkan sözlere ruh yüklersen bu durum mecazi anlamdadır. Bu yükleyişle onu kudretlendirebilirsen o kelamla amaçladığın etkiyi hemen elde edersin. Çünkü kudretlenmiş ruhlar yani yüklenmiş sözler etki sahibidirler ve etkileyici olmasının yanında etkileyicileri de harekete geçirendirler.

Bu sırları sana biraz daha açayım bilmiş ol ki; bunların şekli ise iç içe girmiş daireler gibidirler. Yani dairelerden maksat sırların sırlarla örtülü olduğunu anlatmak istedim. Bir sır kapısını geçmekle mana alemine geçtiğini zannetme araladığın her sır kapısının ardından yeni bir sır kapısı karşına çıkacaktır. Bu sırlar aleminden geçiş süresince karşına çıkacak olan bir sürü engeller olacaktır.

Bunları aşmanın yolu başta ihlas olmakla beraber kuvvetli bir iman yapısı irade ve teslimiyet gerektirmektedir. Bu geçeceğin sır kapılarını her araladığın da başka bir zaman ve boyuta geçeceksin. Tabi ki; sırları çözmekle bitiremezsin. Bu böylece devam eder gider. Bilmen gereken bilgi sorumluluk yükler ve gizli sırlar insana her zaman mutluluk vermez.

havas_ilmiBu hal vefk ilminde görülür. Şöyle ki; nasıl harf üzere tertip olan vefkler nesneye ve cesede, sayı ile tertip olan vefkler ise ruha ve ervaha, karma olanlar ise her ikisine de etki ederse bu daireler de iç içe her hali kapsar ve halden hale geçirtir. Hal diliyle sana sırları tabir eyler her ilimden birer nebze tattırır.

Bilmiş ol ki; rakamların, vefklerin ve çizgilerin ya da tılsımların ki; bunlar da harf ve rakamdır. Bunların da kendilerine özgü incelikleri ve hassaları vardır. Bunların da cümlesinin sırları sırlarla gizlidir. Yani özün özünden gelir.

Bunların ve cümlesinin şifa, sevgi, nefret, hikmet ve kahriye v.s. ile ilgisi bu türden etkilerledir. İşte sana anlatılan bu havas ilminin özü dediğimiz halin de hali dediğimiz sırlarla örtülü sırlar dediğimiz hikmet ve ilim ve marifet ile ervahın ve büyük zatların öğrenilen ve öğretilen esma ve ayetlerle harflerin, sayıların, burçların, yıldızların, maddelerin, bitkilerin, hayvanların, canlı ve cansız nesneler üzerinde etkileriyle insanlar üzerinde dahi nebat ve hayvanata karşı şifa ve sevgi, nefret ile hassalarını inceler ve ayrıca öz olan ilim de; mevsimlerin belli mekanların, kara parçalarının, denizlerin ve ruhani alemlerdeki varlıkların, cinlerin, perilerin ve meleklerin etkili güçlerini ve ilahi bazı güç ve kudretlerin rica yada minnet edilerek şifa, sevgi ve nefret etkisi ile ve bunun dışında kalan halleri elde etmek için öğrenilen hallerdir.

Bu ilimler de bir de ebced ile başlayıp cifir ile devam eden ve ismi harf ilmi olarak bilinen ledün ilmi ve hal ilmi ile birleşen ve bunların tamamının özünü kapsayan özün özü dediğimiz sözün sırrı gelir. Ehli isen dinle marifetten hikmet eyle velakkin bu anlatacaklarım öyle kişiler içindir ki; onlar anlatacaklarımızı anlar ve de hakkıyla uygular. Bu yazdıklarımızı kavramaya çalış basit bir ilimmiş gibi yırtıp atma anlatacağım şeyleri anlatmam tabi ki olanaksız. Çünkü boynumuzda vebal olur,anlayan olur anlamayan olur, nasihate uyan olur uymayan olur, ehli olana kapalı kapı yoktur, kalbi saim olana rumuza gerek yoktur.


havas_ilmiBu anlatacağımız olayların gerçekleşmesi ile değil olayların olacağı zamanların yaklaşmasıyla anlayacaksınız. Biz bu imajları ve manaları sisle kaplı bir vadiye dağıttık ama bu gerçekleri ruhsal saflığa ve hikmete ve marifete ulaşmış mütevazi insanlardan saklamadık hatta açıkça anlattık.

Hele nur yüzlü insanlardan hiç saklamadık. Yüzünde nur olanın kalbinde hikmet pınarları vardır. Kalbe akan ilhamlar beyinde inkişaf eder, ruhunda ilim deryasına dönüşür. Sen o derya da bir gemi aklın ve vicdanın da kaptanın olur ve bunlar ruhun da ve ruhun da Ruh’u Sultan’da son bulur. Kendine kaptan yaparsan nefsini yolculuğun ve seyrin Şeytan ile birlikte yok olur.

Havass İlmi, Cenab-ı Hakk’ın yarattığı alemlerin maddi ve manevi boyuttaki özelliklerinden yararlanılarak yaratılanlara, çözümler sağlayan bilim dallarının genel ismidir. Havas İlmi genel bir ifade olup altında birçok alt bilim dalını barındırır. Kendi başına bir bilim dalı da değildir zaten, bu nedenle; günümüzde havas ilminin uzmanlığı konusunda kesin hüküm vermek oldukça zordur.

Havas İlmi, maddi bilim dallarından,

1- İnsan ve Anatomisini
2- Matematik bilgisi
3- Fizik ve Astronomi (Burç İlmi)
4- Kimya ve Doğabilimini

Manevi bilim dallarından ise,

1- Ebced İlmini
2- Cifr İlmini
3- Esma-ül Hüsna İlmini

kapsar ve bu bilgileri Kur-an’ı Kerim’in (bize göre “SIR” olarak adlandıracağımız) ilmiyle sentezleyerek maddi ve manevi çözümler üretir. Havâss, ruhaniler vasıtasıyla yapılan bir ilimdir, bu ilim sadece cinlere hükmetme anlamına da gelmez. Kur-an ‘ın Zahiri yüzü “Görünen” yüzüdür, batıni ise “Gizli” olan yüzüdür. Işte Havâss İlmi de bu gizli olan bölümdedir.

  • Havas İlminin Tarihi

havas_ilmiHavâss ilminin kaynağı Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) dir. Bakara süresi 102. ayetinde bahsi geçen Harut ve Marut isimli iki melek aracılığı ile Peygamberimize Allah tarafından öğretilmiştir. Yaşamış olduğumuz bu maddi alemin yasaları ve fiziksel oluşumları, manevi alemlerin etki ve yasalarıyla meydana gelmektedir.

Bu ilmi çok eski kavimler ve uygarlıklar da kullanılmıştır, bu manevi yasaları öğrenip etkilerine göre gerektiği şekilde uygulamışlardır. Hz.Süleyman (A.S.) da kullanmıştır.

Havâss İlmi’ni Peygamberimiz, Hz. Ali’ye tamamen aktarmış ve nesiller boyu devamını sağlamıştır.

Resulullah (SAV): Ben İlim şehriyim ve Ali de onun kapısıdır. O halde kim ilim isterse, kapıya gelsin

Hz. Ali’nin şöyle buyurduğu nakledilmiştir: Şu (Kur’an) Allah’ın suskun kitabıdır; Ben ise Allah’ın konuşan kitabıyım.

  • Kuralları

Havâss ilmiyle ilgili bizzat Hz. Ali’nin kendi yazdığı kitabın adı “CİFİR” dir. Bu kitap daha sonra alimlere ulaşmış ki bu alimler arasında; Muhiddin-i Arabi, İmam Ali El buni, İmam Gazali gibi alimler vardır, Havas ilmi İslami bir ilimdir. Kesinlikle Kabala gibi şeytani ilimlerle karıştırılmamalıdır. Zaten bunu ecdadımızda bilip kullanmıştır.

havas_ilmiPadişahların kıyafetlerini, kılıçlarını, hançerlerini, miğferlerini, mühürlerini vs incelediğinizde hepsinde Tılsım, dua ve vefklere mutlaka rastlarsınız.Bu ilimden kasıt, melekleri, ruhani görevlileri, cinleri harekete geçirmek ve bu suretle yardım almaktır.

DUA nedir, dua elimizi kaldırıp Cenab-ı Hakk bir yalvarmaktır. Bu sözlü müracaattır -tabiri caizse- Havâss ilmide yazılı müracaattır. Havâss ilmine erişmek için zorunlu olarak el (icazet) almaya gerek yoktur, ama bazı özel dua veya formüller istisna …

Havâss İlminin en önemli uğraşlarından birisi olan DUA, VEFK, TILSIM’ın çok büyük etkisi olup müminlere bir hediye ve rahmeti İlahi’dir. Ayrıca birçok hastalıkların tedavisinde Kur’an Ayetlerini gerek okumanın, gerekse yazmanın pek mucizevi etkileri yüzyıllardır gözlenmektedir. İnsanın yaptığı dualar melekler vasıtasıyla arş’a doğru yol alır, yolda kişinin başına gelebilecek felaket yada kaza ile karşılaşıp mücadele olur eğer üstün gelirse dua kabul olur.

Eğer yenişemezlerse ne istek olur nede bela gelir, eğer dua yenilirse o zaman kişinin içinde bulunduğu sıkıntılar devam eder. Havâss’ta yapılan duayı kuvvetlendirmeye yöneliktir.Onun için pek çok kitapta havâss yapmadan önce gusül abdesti alınması, namaz kılıp, tövbe istiğfar edilmesi, yapılacak duadan önce ve sonra salavat-ı şerife okunması, odanın, üstün başın temiz olması, ağzın pis kokmaması ve odanın güzel bir kokuyla tütsülenmesi tavsiye edilir hatta sadaka vermeyi de tavsiye ederler.

havas_ilmiEğer bir mekan pis kokarsa oraya ervah-ı habise (kötü ruhlar Dolar, eğer güzel kokarsa ervah-ı habiseyi defedip ervah-ı tayyibeyi (iyi Ruhları) davet eder. Hadis-i Şerif’lerde zaten vardır iki salavat arasında okunan dua kabul olunur, tövbe istiğfar edenin günahları affolunur, günahsız kişinin duası kabul olur, namazdan sonra yapılan dualar kabul olur. işte bu şartlar duayı kuvvetlendirmeye yöneliktir.

Dualarda Allah-ü Tealanın bazı isimleri yada Dualar, Ayetler veya Surelerin belirli sayılarda okunması istenmiştir, bu sayılara kesinlikle uyulmalıdır. 40 kere diyorsa, 40 kere okunmalıdır, eksik yada daha iyi olur diye 50 okunmaz. Yanlış anahtar kapıyı açmaz … Her Sure’nin Ayet yada Esma’nın hüddamları vardır ve yetenekleri farklıdır.

Örneğin; Fatiha süresinin hüddamı (görevli hizmetlisi) onun işi yaparken, İhlas süresinin hüddamı bunu yapmaz … Bu şartlardan sonra Ebced hesabını, harflerin Nurani ve zülmanisini, anasırrın tabiatlarını, dost ve düşmanlığını, gezegenlerin özelliklerini, dost ve düşmanlığını, harflerini, tütsüleri, ayrıca said ile nahıslığını, sonra burçların özelliklerini, dost ve düşmanlığını, ay’ın menzillerini, Ay’ın hangi burçta bulunduğunu, güneşin hangi burçta olduğu bilinmelidir ki talebimiz gerçekleşsin.

Havâss İlmiyle Muska, Tılsım, Vefk haram mıdır? “Ameller, niyetlere göredir”.

Örneğin; ayırma şer bir iştir ama adam bir hayat kadını bulmuş, bütün parasını, zamanını ona veriyor, evde çoluk-çocuk aç, kadını da her gün dövüyor … Şimdi; o hayat kadınından adam soğusa hanımına-Çocuklarına karşı bağlansa ne günahı var, aksine yuva kurtarmanın sevabı var.

Herkesin evinde bıçak var, ara sıra adam öldürülüyor diye, bıçak haramdır diyebilir misiniz?.. Ne niyetle kullandığınız önemlidir.

Topkapı sarayında Efendimizin (S.A.V.) Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali’nin eşyaları sergileniyor. Kılıç, Kalkan yada elbiselerinde Ayet, Tılsım yada vefk vardır. Orada herbiri döneminin en büyük alimleri tarafından yetiştirilen padişahların elbiselerinde tılsımlı, vefkli olmayan yok gibidir, bunları zamanın en büyük alimleri yazmışlardır.

havas_ilmiHer şey o büyük kapıya arz olunur. İnsanlar bir evliya kabrine giderek dua ederler, asıl amaç o evliyanın hürmetine Cenab-ı Hakk’ın dileğini kabul buyurmasıdır. Orada medfun bulunan evliyada, üzerinde okunan Fatiha Yasin v.s. hürmetine Cenab-ı Hakk’a, o ziyaretçi için dua eder. Bu Evliya Hazretlerinin ruhaniyetinden feyizlenmektir. İşte havas ilmide bunun yazılı olanıdır, ve Ruhani makamları harekete geçirir. Batılı büyük devletler cinleri istihbarat birimlerinde kullanmaktadır ve bunlar belgelenmiştir. Metafizik ilmi dediğimiz ilim, havas ilminin çağdaşıdır aslında.

Vefk’in içinde Kur’an-ı Kerim’den Ayetler, Dualar, Hadisler, Kur’an ayetlerin belli bir ebced hesabıyla yapılmış çalışmaları ve Tılsımlar, Melek ve Ruhani ilimlerinden başka hiçbir şey yoktur. Bunları taşımanın da hiç kimseye zararı olmadığı gibi aksine tükenmez faydaları mevcuttur. Ancak toplumda küçümseniyor. Bu yüzden bizim birçok alimlerimizin yazdığı kitaplar, kilitli kasalarda çürümeye terk ediliyor, veya dış Ülkelere kaçırılıyor.

Bugün Nostradamus denilen büyük kahinin kehanetlerini Muhiddin-i Arabi Hazretlerinin kitaplarından çaldığı büyük bir gerçek … Bizim hangi Üniversitemizde İbn-i Sina tam olarak okutuluyor. İbn-i Sina nın kitapları dış devletlerde özel olarak okutuluyor.

İlgili Video

Social Media Exchange Website - Likenation

Bunlara Baktınızmı?

Adnan DAN on FacebookAdnan DAN on PinterestAdnan DAN on TwitterAdnan DAN on Youtube
Adnan DAN
Aslında çokta özel biri değilim.. Biraz ukala olduğumu söylerler.. Bildiğimi anlayabilen insanlara sunmayı severim..

Sürekli sorgulama modundayım.. Neden dünyadayız, nereye gideceğiz, bu kadar basitmi yaşamak, vs. vs.. Cevaplarını bulamadığım onlarca sorum var..

Gerçekten dost bildiğim insanların sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez.. Onlarca insan arasında kendimi hep yanlız hissederim..

Ben insanım.. Adımı Adnan koymuşlar, soyadımsa zaten otomatik olarak eklenmiş DAN olarak.. Kuralları sevmem.. Ama uymak zorunda olduğumuda bilirim.. Sevmediğim öyle çok şey yapıyorumki, bu bana mutsuzluk veriyor çok zaman.. Birini sevmeyi, aşık olmayı, ona güvenmeyi çok istiyorum.. Olmayınca olmuyor, zorlamıyorum.. Hayat garip.. Ben o gariplik içinde yüzen biriyim işte..

Düşünceleriniz Bizim İçin Önemlidir