Sitemizde 15 kategori'de 775 adet yazı yazılmış ve 227 yorum bulunmaktadır.

Ağu 292016
 

RasputinGrigori Rasputin’in öldürülüşü “öldürülemeyen bir ölümlü” olarak nitelendirilmesini hak ediyor. Çünkü 3 insanı öldürebilecek kuvvetteki zehrin öldüremediği Rasputin’e daha sonra 3 el ateş edilmiş, halen ölmediğinin anlaşılması üzerine bu kez sopalarla dövülmüş, daha sonra da donmuş bir nehre atılmış.

Tam adı, Grigori Yefimoviç Rasputin. 22 Ocak 1869’da, Ural Dağları’nın yakınındaki Pokrovskoye (Rusya) köyünde doğdu. Ailesi çiftçilikle uğraşırdı ve köyün önde gelen ailelerinden biriydi. Çocukluğu hakkında çok şey bilinmeyen Rasputin’in, Maria adında sara hastası bir kız kardeşi ve Dimitri adında da bir erkek kardeşi vardı. Maria, Tuna Nehri’nde boğularak öldü.

Bir gün Rasputin ve erkek kardeşi Dimitri göletin kenarında oyun oynarlarken, Dimitri kayıp suya düştü. Rasputin de onu kurtarmak için arkasından atladı. İkisi de boğulmak üzerelerken yoldan geçen bir kişi tarafından kurtarıldılar. Ancak Dimitri zatürre oldu ve hayatını kaybetti. Garip olaylar Rasputin’in hayatının daha ilk yıllarında başlamıştı. İki kardeşinin de aynı kaderi paylaşan ölümü Rasputin’i derinden etkiledi. Öyle ki daha sonra çocuklarının isimlerini de Maria ve Dimitri koyacaktı.

RasputinGenç yaşlarda kendisinde bazı haller olduğunu fark eden Rasputin yavaş yavaş bazı yeteneklerini de (hipnoz) keşfetmeye başlamıştı. Bir gün babasının atı çalındı ve Rasputin hırsızların, gözüne kestirdiği kişiler olduğunu kalabalığı doğaüstü gücüyle (çok güçlü bir hipnoz yeteneği) ikna etti ve linç edilmelerini sağladı.

Okuma yazma bilmemesine rağmen, zekası ve hipnoz yeteneği sayesinde dolaştığı yerlerde etrafında insanları toplamaya başladı. Bir kaç kez hırsızlık suçundan yakalanınca 18 yaşında üç ayını Verkhoturye Manastırı’nda geçirmek zorunda kaldı. Oradayken Meryem Ana’nın ona göründüğünü iddia etmeye başladı ve kendini seçilmiş bir aziz olarak tanıttı.

Serseri bir gençlik yaşamının ardından, Ortodoksların ‘hain‘ bir tarikat olarak niteledikleri ettikleri Skopsty Tarikatı ile tanıştı. Bu tarikatın müritleri, ‘Tanrı’ya ulaşmanın tek yolunun ‘günah işlemek‘ olduğunu vaaz ediyorlardı ve bu, Rasputin’e oldukça çekici gelmişti. Günah işleyerek günahtan çıkacaklarına inanan bu topluluk evlilik dışı cinsel ilişkiyi teşvik eder. Bu da Rasputin’in kadınlarla olan dillere destan hikayelerine bir açıklık getirebilir.

1889 yılında Proskovia Fyodorovna Dubrovina ile evlendi ve 3 çocuğu oldu; Maria, Dimitri ve Varvana. Ayrıca başka bir kadından da gayrimeşru bir çocuğu oldu. 1901 yılında bir aziz olduğunu iddia ederek Pokrovskoye’deki evini terk etti. Yolculuğu boyunca Yunanistan ve Carussalem olmak üzere bir çok yer gezdi. 1903 yılında St. Petersburg’a varan Rasputin’in, burada mistik bir şifacı ve aziz olarak ünü yayılmaya başlamıştı. Saray çevresi; pis ve pejmürde kılıklı, parlak sözleri ve birtakım tedavi yetenekleri olan Rasputin’den çok etkilendi.

1905 yılında Çar’ın küçük oğlu Alexei’nin amansız hastalığını duydu. Alexei, hemofili hastasıydı. Doktorlar çocuğun hastalığına çare bulamıyorlardı. Bir gün attan düşüp yaralanınca kanamasını bir türlü durduramadılar. Doktorlar tarafından ölmesi beklenen oğlunun bu durumu karşısında Çariçe çaresiz kalmıştı.Arkadaşı Anna Vyrubova’dan bu gizemli şifacının methini duydu ve Rasputin’i saraya davet etti. Rasputin, çocuğun kanamasını, başında dua ederek ve elleriyle dokunarak durdurdu.

RasputinÇar ve Çariçe gözlerine inanamadılar ve Rasputin’i doğaüstü güçleri olan bir peygamber gibi görmeye başladılar. Ancak Alexei’nin hastalığı tamamen geçmemişti. Her nöbetinde Rasputin saraya çağırılıyor ve onu iyileştiriyordu. Git gel’lerden sonra, Rasputin sarayda, ailenin yakınında kalmasına karar verdiler. Çariçe Alexandra, bu olayın ardından, Rasputin’in, Alexis’i korumak için Tanrı tarafından gönderilmiş bir aziz olduğuna inanmaya başladı, kendisine özel bir hayranlık besliyor; oğlunu iyileştiren bu adamın aracılığıyla Tanrının kendisiyle konuştuğuna inanıyordu.

Köylü papazın yükseldiği bu ‘sağ kol‘ pozisyonu, özellikle geleneksel rahip kastını öfkelendirmişti. Kısa sürede hakkında birçok dedikodu ortaya çıkar. Bunlardan birinde; Rasputin’in Çariçe ve onun dört kızı ile ahlaksız ilişkilere girdiği söylenmekte ve halk içinde gün geçtikçe yayılmaktaydı.Rasputin ise, bu dedikoduları haklı çıkarmak için elinden geleni yapmakta, içki masalarında ‘Çariçe ve kızları ile maceralarından‘ çokça bahsetmekteydi.


Gizli polis, bir süre sonra devreye girer ve Rasputin, olanları duyan öfkeli Çar’ın karşısına çıkarılır. Nikola, ona sürgün cezası verir ama Rasputin şehri terk eder etmez, küçük Alexis onulmaz bir kanamaya tutulur. Rasputin hemen geri çağrılır ve çocuğu kurtarır. Bu andan itibaren, kendisine bağımlı hale gelen Çar ve Çariçe’ye her alanda isteklerini dayatmaya başlar. Dış politikadan ekonomiye kadar birçok alanda, sahip olduğu diğer ilişkilerin de tavsiyeleriyle, adeta ülkeye hükmetmeye başlar.

Sarayda kaldığı süre boyunca Rasputin’in aşırı hareketleri Çar dahil birçok kişiyi huzursuz etmeye başlar. Çar üzerinden politikaya olan büyük etkisi, saray çevrelerinde diğer politikacıları rahatsız ediyordu. Aile ile kan bağı olmayan çiftçi bir adamın bu kadar büyük bir yaptırım gücüne sahip olması akıl alır şey değildi.

RasputinAyrıca cinsel yaşamındaki aşırılıklar ve bunları hiç sakınmadan yaşaması da bardağı taşıran son damla olmuştu. (Rasputin’in bir rahibeye tecavüz ettiği bile rivayet edilir.) Saray çevresindeki bu dedikodular ve huzursuzluklar giderek yayıldı. Ortodoks Kilisesi de kendine peygamber diyen bu adamın din adamı değil, dini istekleri doğrultusunda kullanan bir şeytan olduğunu iddia etmeye başladı. Yaptığı her şey olay haline geldi ve gazetelerde de her gün alay konusu oldu. Artık ilahi güce sahip bir aziz değil, bir şarlatandı. Ve bu adamın sözünü dinleyen Çar’a da tepkiler giderek büyüyordu.

Bu arada I. Dünya Savaşı patlak vermişti. Rasputin kesinlikle bu savaşta Almanya ile barış yapılmasını istiyor ve bunu sıklıkla Çar’a iletiyordu. Savaşa karşı olan Rasputin, bunu hem ahlaki açıdan onaylamıyor hem de Rusya için bir felaket olarak görüyordu.Kendini içkiye ve cinsel hayata iyice kaptırmıştı. Rusya’nın savaştaki başarısızlığından Rasputin sorumlu tutuluyor, vatana ihanet etmekle ve Alman casusu olmakla suçlanıyordu.

RasputinBu arada Rasputin kendine bir vahiy geldiğini ve ordunun başına Çarın kendisi geçmezse savaşı kaybedeceklerini söyledi. Söylenen yapıldı II. Nikolay’ın ordunun başında cepheye gitmesi üzerine, Rusya’nın içişlerinin sorumluluğunu, Rasputin’in elinde oyuncak olan, Çariçe Aleksandra üstlendi.

Çar’ın saraydaki yokluğunda Rasputin’in Çariçe Alexandra üzerindeki etkisi iyice arttı. Onun baş danışmanı haline geldi ve hükümetin kadrolarına kendi seçtiği kişileri getirtti. Kilise görevlilerinin tayinlerinden, kabinedeki bakanların seçimine kadar, her konuya karışmaya başladı.Ama bu olayın sonucu felaketle sonuçlandı. Çarın başında olduğu ordu yenilgiye uğradı. Rasputin’e düşman olan diğer politikacılar ve Ortodoks Kilisesi Saraydan desteğini çekti. Rasputin’i öldürüp Rusya’yı daha büyük felaketlerden kurtarmak gayesiyle birçok girişimlerde bulunuldu. Bu girişimlerin sonucunda 30 Aralık 1916 günü öldürüldü.

  • Rasputinin ölümü yaşamından çok daha esrarengiz oldu.

Saray hanedanının ve diğer politikacıların Rasputin’den duydukları rahatsızlık had safhaya ulaşmıştı. Artık bu adamın ortadan kaldırılması gerektiğini düşünen hanedan mensubu Prens Felix Yussupov ve birkaç kişi bir komplo hazırladılar.

29 Aralık 1916 gecesi, Rasputin, prens tarafından bir odaya içki içmek için davet edildi.Burada önceden siyanürle hazırlanmış kurabiyeler bulunmaktaydı. Her ne kadar bir kurabiye içerisindeki zehir dozu bir insanı öldürecek miktarda olsa da, hazırlanan şarabın içine de siyanür konuldu. Rasputin iki kurabiye yedi ve şaraptan da bir bardak içti. Ancak zaman geçmesine rağmen herhangi bir etki görülmüyordu. Paniğe kapılan Yussupov odadan arkadaşlarının yanına çıktı ve planın işe yaramadığını söyledi.

Bu defa da ona bir silah temin edildi. Yussupov, Rasputin’in yanına geri döndü ve silahını bir el ateşledi. Rasputin yere yığılmıştı. Yussupov sevinç içinde arkadaşlarının yanına koştu ve işi başardığını söyledi. Arkadaşları ona bir bardak şarap verdi ve işin sona ermesini kutlayalım dediler. Ancak Yussupov’un içerisinde bir endişe oluştu, sonra tekrar yerde yatan Rasputin’in yanına gitti. O esnada Rasputin yeşil gözleri ile Yussupova baktı ve bir şeyler söyledi. Odaya dalan Yussupov’un arkadaşı kendi silahı ile Rasputin’e ateş etti. Silahtan çıkan kurşun Rasputin’nin sırtının alt kesimine girerek böbreğine saplandı.

Öldüğünü düşündükleri Rasputin’i bir çarşafa sararak dışarıda beklemekte olan araca doğru taşımaya başladılar. Arabada bekleyen Rayner (ingiliz gizli servisinden bir ajan) kapıyı açmak için dışarı çıktı. O esnada Rasputin’den hırıltılı bir hareket farkettiler.

Ölmediği anlaşılan Rasputin’i bir miktar tekmeleyip sopayla dövdükten sonra, ölümcül darbesi İngiliz Rayner tarafından Rasputin’nin alnının tam ortasından vurularak tamamlandı. Daha sonra araca yerleştirilen Rasputin’in bedenini, buzlarla kaplı Neva nehrine attılar.

Nehre atıldıktan tam olarak 14 saat sonra Rasputin’in cesedi bulundu. Ertesi gün ceset çıkarıldığında, Rasputin’in hemen ölmediği, boğulmadan önce bir süre çırpındığı anlaşılmıştı. Şubat Devrimi sırasında cezasını bulmadığı düşünülerek cesedi mezarından çıkarıldı ve yakılarak imha edildi.

Rasputin, insanın ne kadar günah işlerse o kadar günahtan arınacağını savundu. Kendi günahını da içkiye düşkünlüğünde ve abartılı cinsel yaşamında buldu. Doğaüstü güçlere sahip olduğuna inanılan bu esrarengiz kişi, Çarlığın çöküşünden ve Sovyet İhtilali’nden sorumlu tutuldu. Adının, Rusça ‘yoldan çıkmış‘ anlamına gelen ‘rasputine‘ ile benzerliği kullanılarak alaya alındı. Halen yaşamı ve ölümü üzerindeki gizem perdesi birçok araştırmacının ilgisini çekmektedir.

Ayrıca “Boney M gurubu” Rasputin için şarkı yapmıştır. Ve Rasputin’in hayat hikayesini anlatan 1996 yapımlı bir film de bulunmaktadır.

Social Media Exchange Website - Likenation

Bunlara Baktınızmı?

Adnan DAN on FacebookAdnan DAN on PinterestAdnan DAN on TwitterAdnan DAN on Youtube
Adnan DAN
Aslında çokta özel biri değilim.. Biraz ukala olduğumu söylerler.. Bildiğimi anlayabilen insanlara sunmayı severim..

Sürekli sorgulama modundayım.. Neden dünyadayız, nereye gideceğiz, bu kadar basitmi yaşamak, vs. vs.. Cevaplarını bulamadığım onlarca sorum var..

Gerçekten dost bildiğim insanların sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez.. Onlarca insan arasında kendimi hep yanlız hissederim..

Ben insanım.. Adımı Adnan koymuşlar, soyadımsa zaten otomatik olarak eklenmiş DAN olarak.. Kuralları sevmem.. Ama uymak zorunda olduğumuda bilirim.. Sevmediğim öyle çok şey yapıyorumki, bu bana mutsuzluk veriyor çok zaman.. Birini sevmeyi, aşık olmayı, ona güvenmeyi çok istiyorum.. Olmayınca olmuyor, zorlamıyorum.. Hayat garip.. Ben o gariplik içinde yüzen biriyim işte..

Düşünceleriniz Bizim İçin Önemlidir