Sitemizde 15 kategori'de 769 adet yazı yazılmış ve 227 yorum bulunmaktadır.

Şub 082016
 

Dmitri MendeleevGoogle bugün arama motorundaki Doodle`sini Dmitri Mendeleev yapmış.. Aslında hiç duymadım bu adı daha önce.. Doodle`yi tıklayıp arama sonuçlarına baktım.. “Vay arkadaş” dedim.. Liselerde gördüğümüz Periyodik Cetvel`i bulan adammış meğerse.. E tabi burayada geçip kimmiş not olarak düşelim siteye istedim.. Buyrun..

Dimitri İvanoviç Mendeleyev (Kiril alfabesiyle: Дми́трий Ива́нович Менделе́ев – Dmitriy İvanoviç Mendeleyev), (d. 8 Şubat1834, Tobolsk – ö. 2 Şubat 1907, St. Petersburg), Rus kimyager ve mucittir. Periyodik tabloyu sıralamak için Periyodik Kanun’u bulmuş, bunun sayesinde o zamana kadar bulunmuş olan bazı elementlerin özelliklerini düzeltmiş, henüz bulunmamış 8 elementin özelliklerini de tahmin etmiştir.

Ailesinin 17 çocuğundan en küçüğü olan Mendeleyev’in büyük babası Sibirya’nın ilk gazetesini çıkarıyordu; babası ise bir lise müdürüydü. Mendeleyev, ilköğretimini sürgünde yaptı; babası ölünce annesi ona daha iyi öğrenim koşulları sağlamak amacıyla batıya göçtü.

Dimitri İvanoviç MendeleyevMendeleyev, St. Petersburg (Leningrad) Üniversitesi’nde kendini tanıttı ve doktorasını ilginç bir konu olan “alkol ve suyun birleşmesi” tezi üzerinde yaptı. Fransa ve Almanya’daki incelemeleri, ona, 1858 Karlsruhe Kimya Konferansına katılma olanağını sağladı. Bu konferansta Avogadro Hipotezi üzerinde ateşli tartışmalar yapılmıştı. Daha sonra, ilk petrol kuyusunu görmek için Pennsylvania’daki petrol bölgelerini gezdi. Rusya’ya döndükten sonra yeni bir ticari damıtma yöntemi geliştirdi.

Daha 32 yaşında iken St. Petersburg Üniversitesi’nde kimya profesörü oldu. Düzenlilikleri araştırmak için, elementleri özeliklerine göre sıraladı. Böylece kimyacıların sessiz bilgisayarı olan periyodik cetveli elde etti. Bu cetvelden yola çıkarak o zaman henüz bilinmeyen bazı elementlerin bulunacağını ve onların bazı özelliklerini öngördü.

Varlığını bildirdiği elementlerden bazıları birkaç yıl sonra bulununca periyodik tablonun önemi anlaşıldı ve Mendeleyev, büyük bir bilgin olarak tanındı.

Periyodik tablo, Mendeleyev’in yorumculuğu ve kaşifliğinin bir ürünüdür. Mendeleyev’in çalışmaları 25 büyük kitaptan oluşur. O’nun izomorfizm hakkındaki bilgileri organize etmesi, jeokimyanın gelişmesini sağlamıştır. Ayrıca, kritik kaynama noktasını bulup, çözeltilerin hidrat teorisini geliştirmesi onun büyük bir fizikokimyacı olarak anılmasına sebep olmuştur. Mendeleyev, 70 kadar akademi ve ilim topluluğunun üyesi idi. Kendi deyimiyle onun birinci hizmeti ilmi araştırmaları, ikincisi ise öğretmenlikti.

Mendeleyev toplumsal konularla da ilgiliydi. Hükümetin işlerine karışmaması için, verilen emri dinlemektense profesörlükten istifa etmeyi uygun buldu. Liberal düşünceleri destekliyor, saçlarını kestirmeyi reddediyor ve Çar’ın isteklerine karşı koyuyordu. Buna karşın “Ağırlıklar ve Ölçüler Bürosu” müdürlüğüne atandı. Mendeleyev, ilk periyodik cetveli bastırdığı zaman henüz 63 element biliniyordu. Ölümünden bir yıl sonra bilinen element sayısı 86’ya çıkmıştı. Bu hızlı artış, kimyanın en önemli genellemesi olan periyodik cetvel yoluyla sağlanmıştır.

1955 yılında Glenn Seaborg başkanlığındaki ABD’li fizikçiler tarafından sentezlenen 101 atom numaralı elemente, Dimitri Mendeleyev onuruna “mendelevyum” adı verilmiştir.

Mendeleyev’in bulduğu periyodik cetvel

Mendeleyev’in bulduğu periyodik cetvel

Periyodik Cetveli Nasıl Buldu?

Büyük Rus kimyacı Mendeleyev 1869’da, bilinen bütün basit maddeleri, atom ağırlıklarına göre sıralayarak periyodik tablosunu oluşturduğunda, kimyayı arapsaçına dönmüş yapısından kurtaracak adım atılmış oldu.

Ortoli ve Witkowski, “Arşimed’in Hamamı” adlı kitaplarında (YKY,2006), Kimya aşçılıktır -bütün liseli öğrenciler bunu size söyleyecektir-, iş bittikten sonra da bulaşıkları yıkamak gerekir. Bu yargı, bugünkü kimya için bir parça haksızca da olsa (ne de olsa bugün her laboratuvarda bir bulaşık makinesi bulunur), 19. Yüzyıl ortasındaki kimyayı mükemmel biçimde betimler; o dönemde kimya kitaplarında formülden çok, yemek tarifi vardı. Sonra bir gün, ücra St. Petersburg Üniversitesi’nden bir genç kimyacının aklına tuhaf bir fikir geldi: 1869’da bilinen bütün basit maddeleri, atom ağırlıklarına göre sıralayarak ve 7’nin katlarında satır başı yaparak düzenlemek.

Ortoli ve Witkowski’nin bahsettikleri ‘tuhaf fikir’, işimiz gereği her gün elim izin altında olacak şekilde ya da en azından okul hayatımızda, ezberlemek için uydurulan komik tekerlemeleriyle, hepimizin hayatına girmiştir.

Sözünü ettiğimiz tuhaf fikir, ‘periyodik tablo’dur. Hayatımızdaki yeri ne olursa olsun, periyodik tablo, sadece elementlerin belli bir sırada yan yana dizilmesinden ibaret değildir; kimyanın gelişiminde önemli bir aşamayı temsil eder. O halde gelin, kısa bir süre okul yaşamımızın ‘tekerlemeli’ kimya hatıralarını yaşayalım ya da her gün bir çok kişinin işi gereği sık sık başvurduğu bu tablonun geçmişine kısa bir yolculuğa çıkalım; sonuçta da, Mendeleyev’i, bu büyük kimyacıyı analım…

Dimitri Ivanoviç Mendeleyev, 8 Şubat 1834’te, Tobolsk Sibirva’da, kalabalık bir ailenin son çocuğu olarak dünyaya gelir. Şanssız bir çocukluk geçirir. Yerel bir ‘gymnasium’da yönetici olan babası Ivan Payloviç Mendeleyev, oğlunun doğduğu yıl kör olunca, ailenin maddi yükü anne Maria Dmitrievna Kornileva’nın sırtına biner. Mendeleyev öğrenimine devam eder ama liseyi bitirdiği yıl, iki felaketi üst üste yaşar; babasını kaybeder ve ailenin geçim kaynağı, annesinin işyeri bir yangında kül olur…

Mendeleyevin-bulduğu-periyodik-cetvelTüm bu felaketlere rağmen Mendeleyev, öğrenimine devam eder. 1850’de St. Petersburg Pedagoji Enstitüsü’nde öğrenimine başlar. St. Petersburg’ta bir okula kaydolmak Mendeleyeviçin hiç de kolay olmaz; ancak iyi ki de bu gerçekleşmiştir. Çünkü St. Petersburg’un Rusya’nın bilim yaşamında özel bir yeri vardır. Kenti 17. Yüzyıl’ın sonlarında kuran Büyük Petro, buranın Batılı bir bilim merkezi olmasını istemiştir.


Nitekim Mendeleyev’le aynı dönemlerde, ünlü botanikçi Andrey Beketov, fizyolog Ivan Seçenov gibi, St. Petersburg’ta çalışmalarını yürüten ünlü bilim insanları, Büyük Petro’nun düşlerini gerçekleştirmektedirler.

Üstelik, parlak gençler de yetişmektedir; bu ünlü hocaların bulunduğu St. Petersburg Üniversitesi’nde o dönemlerde öğrenciliğini devam ettiren Ivan Pavlov örneğin…

  • Cannizzaro’nun atom ağırlığı hakkındaki görüşleri Mendeleyev’e fikir verir

Bu harikulade kenti ve dönemin bilim insanlarını şimdilik bir kenara bırakıp, Mendeleyev’in öyküsüne devam edelim… 1855’te parlak bir dereceyle mezun olan Mendeleyev, bir süre öğretmenlik yapar. Bu arada kimya çalışmalarını da sürdürür. 1856’da St. Petersburg’a geri döner, lisansüstü öğreniminin ardından üniversitede çalışmaya başlar.

1860’ta devlet tarafından, kimyacı Robert Bunsen, fizikçi Gustav Kirchoff gibi önemli bilim insanlarını bünyesinde bulunduran Heidelberg Üniversitesi’ne gönderilir. Almanya’da bulunduğu sırada, 1860’ta Karlsruhe’de düzenlenen Birinci Uluslararası Kimya Kongresi’ne katılır. Burada dönemin önde gelen kimyacılarıyla tanışma, fikir alışverişinde bulunma fırsatım bulur.

Bu bilim insanlarının arasında, İtalyan kimyacı Stanislao Cannizzaro (1826-1910) da vardır. Cannizzaro’nun atom ağırlığı konusundaki görüşleri, periyodik tabloya giden yolda Mendeleyev’e önemli katkılar sunacaktır. 1856’da ‘yurda’ dönen Mendeleyev, önce St. Petersburg Teknoloji Enstitüsü’nde profesörlüğe atanır, üç yıl sonra da St. Petersburg Üniversitesi’nde aynı görevi yürütmeye başlar. Ancak Mendeleyev’in bir derdi vardır; öğrencileri için yeterli görebildiği bir kaynak kitap bulunmamaktadır.

  • Mendeleyev Kimyanın İlkeleri kitabını yazar

İş başa düşer, Mendeleyev kolları sıvar ve kısa bir sürede ‘Kimyanın ilkeleri’ adlı kitabını yazar. Kitap zamanla klasik bir kimya ders kitabı durumuna gelecek, İngilizce, Fransızca ve Almanca‘ya çevrilecektir. ‘Kimyanın ilkeleri’ kitabı, kuşkusuz pek çok değerli kimyacının yetişmesine katkıda bulunarak, kimyanın gelişimine de yardımcı olmuştur. Ancak, kitabın bizim için asıl önemi, Mendeleyev’i periyodik tabloya götürecek çalışmalarına başlamasına ya da en azından bu konudaki fikirlerini olgunlaştırmasına vesile olmasıdır.

Aslında, elementleri, aralarındaki belli özelliklere göre sınıflandırmak fikri, ünlü İngiliz fizikçi ve kimyacı John Dalton’un (1766-1844), atom ağırlığı kavramını ortaya atmasından sonra, pek çok kimyacının ilgisini çekmiş ve bu yönde çalışmalar yapmasına sebep olmuştu. Mendeleyev’in çalışmasının farkı, önceki çalışmaların aksine, sıraladığı elementlerin bazı özelliklerinin periyodik olarak tekrarlandığını görmesi olur. Zaten, tablonun adındaki ‘periyodik’ sözcüğü de buradan gelmektedir.

Mendeleyevin-bulduğu-periyodik-cetvelMendeleyev’in tablosunda bırakılan bazı boşluklar -başta onun çalışmasına kuşkuyla ya da önyargıyla bakanlar olmak üzere- ilgi çeker. Mendeleyev, bu boşlukların ileride, henüz bulunmamış elementlerle doldurulacağını öngörür.

Öngörüsünü bu kadarla da sınırlamaz ve söz konusu ‘yeni’ elementlerin özelliklerinin nasıl olacağı konusunda da ‘tahmin’ yürütür. Mendeleyev’in bıraktığı boşluklardan üçü, yirmi yıl içinde bulununca, üstelik onun tahmin ettiği özelliklere çok yakın özellikler taşıdığı anlaşılınca, periyodik tabloya karşı duyulan kuşkular büyük ölçüde giderilir.

Şimdi gelin, kendilerine has üsluplarıyla Ortoli veWitkowski’den dinleyelim:

“O günden sonra Dimitri peygamber gibi görülür, bunda uzun sakalıyla omuzlarına dökülen, yılda bir kez kestirdiği saçlarının da çok payı vardır. Bir gecede tablosu, zamanının onlarca yıl ilerisinde, sezgiye dayanan, bir Şimşek darbesiyle yapılan buluşların ilk örneği olmuştur bile.”

“Kimya arapsaçına dönmüştü, elementler korkunç bir kaos içinde yığılıyordu ki işte, döneme hâkim olan entelektüel akımların uzağında, beş parasız, küçük bir Rus kimyacı en iyi tüy kalemini aldı ve birden tanrı esiniyle yasanın yeni On Emri’ni kötü bir kağıt parçasına çiziktirdi.”

“Tüplerinin arasında yaşayan bu dürüst ve azimli deneyci, kürsülerine kurulmuş büyük kuramcıları matetmiştir. Madde üzerine çalışırken kendi elini ateşe sokmak gerektiğini düşünenlere göre haklı bir intikam…”(Ortoli ve Witkowski, a.g.e.)

Periyodik tablo, gerek zamanında Mendeleyev tarafından, gerekse ondan sonra gelen bilim insanlarınca, geliştirilip yetkinleştirilir. Öte yandan, sadece elementlerin oluşturduğu ‘arapsaçı’nı çözmeye değil; benzer özelliklere sahip elementleri daha kolay anlamak, yeni elementlerin varlığını müjdelemek, hatta daha sonraları nükleer yapıyı anlamak ve kuantum fiziğinin gelişimi gibi alanlarda bilim insanlarına katkıda bulunur.

  • Periyodik tablodaki boşluklar nasıl doldu?

Fransız kimyacı Paul Émile Lecoq de Boisbaudran (1838-1912), 1875’te, Mendeleyev’in Periyodik tablosunda, yukarıdan aşağıya alüminyum ile indiyum arasındaki boşluğu dolduracak galyum elementini keşfedince, Mendeleyev’in çalışmasına kuşku duyanlar, ‘kuşkularından kuşkulanmaya’ başlarlar. Dahası, bu elementin özellikleri, Mendeleyev’in öngördüğü özelliklere oldukça yakındır. Boşlukları doldurmada bir sonraki katkı, 1879’da, Skandiyum’un keşfiyle İsveçli kimyacı Lars Fredrick Nilson (1840-1899) tarafından yapılır.

1886’da Alman kimyacı Clemens Alexander Winkler (1838-1904), galyumun hemen sağındaki boşluğu doldurunca, artık Mendeleyev’den kuşku duyan da kalmaz… Mendeleyev’i haklı çıkaran bu elementlerden birine onun adı neden verilmedi, bilinmez…

Neyse ki, bu durum geç de olsa, birilerinin aklına gelecek ve bu ‘ayıp’ örtülecektir: 1955’te California Üniversitesi’nin Berkeley Laboratuvarları’nda Albert Ghiorso, Bernard G. Harvey, Gregor. R. Ciıoppin, Stanley G. Thompson ve Glenn T. Seabory, elde ettikleri yapay elemente ‘mendelevyum’ adını vererek, periyodik tabloyu oluşturan Mendeleyev’in, bir elementin adıyla da bu tabloya girmesini sağlarlar.

Layout 1

İlgili Videolar

Social Media Exchange Website - Likenation

Bunlara Baktınızmı?

Adnan DAN on FacebookAdnan DAN on PinterestAdnan DAN on TwitterAdnan DAN on Youtube
Adnan DAN
Aslında çokta özel biri değilim.. Biraz ukala olduğumu söylerler.. Bildiğimi anlayabilen insanlara sunmayı severim..

Sürekli sorgulama modundayım.. Neden dünyadayız, nereye gideceğiz, bu kadar basitmi yaşamak, vs. vs.. Cevaplarını bulamadığım onlarca sorum var..

Gerçekten dost bildiğim insanların sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez.. Onlarca insan arasında kendimi hep yanlız hissederim..

Ben insanım.. Adımı Adnan koymuşlar, soyadımsa zaten otomatik olarak eklenmiş DAN olarak.. Kuralları sevmem.. Ama uymak zorunda olduğumuda bilirim.. Sevmediğim öyle çok şey yapıyorumki, bu bana mutsuzluk veriyor çok zaman.. Birini sevmeyi, aşık olmayı, ona güvenmeyi çok istiyorum.. Olmayınca olmuyor, zorlamıyorum.. Hayat garip.. Ben o gariplik içinde yüzen biriyim işte..

Düşünceleriniz Bizim İçin Önemlidir