Sitemizde 15 kategori'de 772 adet yazı yazılmış ve 227 yorum bulunmaktadır.

Şub 112017
 

Cryonics ilginç ve tuhaf bir şirket.. Öyle bilindik yatırımları yok. İşleri hasta, zengin ve hastalığının çaresi olmayan insanları yüksek miktarda para alıp dondurmak ve geleceğin dünyasında, teknolojisinde yeniden canlandırmak..

Bilim kurgu filmi gibi değilmi?

Cryonics (Yunanca ‘soğuk‘ anlamına gelen κρύος ‘kryos-‘), gelecekte çağdaş tıp teknolojisinin gelişmesi umuduyla insan ya da hayvan bedeninin dondurulması ve düşük sıcaklıkta korunmasıdır. Türkçede kriyojeni terimi çok düşük sıcaklıklarda yapılan işlemler anlamında kullanılmaktadır.

  • ABD’de ölümsüzlük araştırması yapan bir tıp bilim adamı olan Jacques Dubourg’ a dönemin başkanı Benjamin Franklin 1773’te bir mektup yazarak,

Keşke insanları dondurup ileride uyandıracağımız bilimsel bir metot mümkün olsaydı. Bu sayede Amerika’nın 100 yıl sonrasını bir günlüğüne görebilmeyi, ardından ölmeyi bile kabul edebilirdim. Bunu normal bir ölüme kesinlikle tercih ederdim. İleride bilimimizin bunları da başaracağından hiç şüphem yok.” demiştir.

  • 1955 yılında James Lovelock mikrodalga diatermi yöntemini kullanarak 0 Celsius’ta dondurulmuş fareleri canlandırmayı başarmıştır.
  • 1962 yılında Fizikçi Robert Ettinger’in ‘Ölümsüzlük Beklentisi’ ( The prospect for immortalty) adlı kitabında Cryonics’in temelini atmış oldu. Ettinger bu işlemin ‘tam ölüm anında‘ kendisine uygulanmasını da öngörüyordu.
  • 1964 yılında Evan Cooper tarafından ‘Life Extension Society‘ (LES) kuruldu.
  • 1967 yılında ise psikoloji profesörü James Bedford dondurulan ilk insan olarak tarihe geçti. Cryonics Ensitütüsünde dondurulan profesörün bedeni saklama ünitesinde 1979 yılında bir izolasyon sorunu yaşansa da kurtarılmıştır. Aynı yıl ünitede 9 bedenin çözüldüğü anlaşılmıştır.
  • 1987 yılında Berkeley Üniversitesi’den Dr.Paul E.Segall köpeğini 15 dakikalığına dondurmuştur.
  • 2015 yılında ise Çinli çocuk edebiyatı yazarı Du Hong, 61 yaşında dondurularak saklandı.

ABD’deki Cryonics Ensitütüsü bilinen ilk merkezdir. 1977’de kurulan Alcor, cryonics ar-ge faaliyetlerine önem vermiştir. Ancak 1990’lı yıllarda yöntemin hücrelere ve dokulara zarar verdiği fikri yaygınlaşmaya başladığı için, akademisyenlerle yeni bir medikal prosedür belirlemiştir. 90’lı yıllarda kullanılan gliserol ile dondurma, yerini hücreler içerisindeki suyun buzlaşmasının engellendiği camlaştırma teknolojisi kullanılmaya başlanmıştır.

Dünyadaki merkezler,

  1. Alcor Life Extension Foundation (Amerika Birleşik Devletleri – Arizona
  2. American Cryonics Society (Amerika Birleşik Devletleri – California)
  3. Cryonics Institute (Amerika Birleşik Devletleri – Michigan)
  4. Trans Time (Amerika Birleşik Devletleri – California)
  5. KrioRus (Rusya – Moskova)

Ruh çıktıktan sonra, dondurulmuş bedene ruhun tekrar gönderileceğine ait herhangi bir ayet, hadis ve işaret yoktur. Tam aksine, ölümle dünya hayatının kapandığı ve artık geriye dönüşün olmadığı bildirilmektedir. Ancak kış uykusu sırasında kurbağaların vücutlarında buz kristalleri meydana gelmekte, kalp atışları, nefes alış-verişleri ve kan dolaşımları tamamen durmakta, hiçbir hayat belirtisi kalmamaktadır. Canlılarda uyutma sonrası uyanma olacağının ispatı kurbağalarda görülebilmektedir.

Maddelerle İnsan Dondurma


  • Benjamin Franklin’in mektubunun üzerinden yaklaşık 200 sene sonra, Michigan’da bir fizikçi cryonicsin temelini attı. Ettinger, kitabında şu öngörülerde bulunuyordu;θ Bugün tedavisi olmayan birçok hastalığı tedavi etmek için gereken tıbbi teknolojiye ulaşmanın tek yolu, insanı dondurmaktır.θ  Bir insanı dondurmak, onu öldürmek anlamına geliyordu. Ama bu, aslında geleceğin teknolojisi ile birlikte bir ölümsüzlüğe dönüşebilirdi.Aynı işlem, ölüm sürecinde Ettinger’a da uygulanacaktı. Ünlü fizikçi, bu işlemin ‘tam ölüm anında’ yapılmasını öngörüyordu.
  • Ölümsüzlük Beklentisi kitabı ile birlikte, birçok kişi bu alanda çalışmaya başladı. Kitabın ilk yankısı, ‘Life Extension Society‘ adlı kurumu kuran Evan Cooper’dan geldi. Cooper, insanları dondurma fikrini şiddetle savunuyordu. Ancak olayı topluluklardan, teorilerden evirip ciddi anlamda denemeler yapılabilecek bir platformda ele alan, yine bu teorinin babası fizikçi Ettinger oldu.
  • Cryonics Enstitüsü’nde dondurulan ilk insan, Kaliforniya Üniversitesi’nde psikoloji profesörü olan James Bedford’dur. O şartlarda cryonics işlemi şimdiki altyapıya nazaran daha az gelişmiş olduğu için, Bedford’un bedeni hala dondurulmuş olarak saklansa da, bazı hücrelerinin zarar gördüğü söyleniyor. Yaşananlardan sonra, cryonics ile ilgilenenler insan dokularına zarar vermeyecek dondurma yöntemleri üzerinde çalıştılar. James Bedford, Time dergisine kapak olmak üzereydi, ancak derginin kapak resminde o dönem Apollo 1 yangınında ölen üç astronot yer aldı.
  • 1979, cryonics için facia senesi oldu! Enstitüde saklanan dokuz bedenin çözüldüğü yetkililer tarafından anlaşıldı. Saklanan bedenler feci bir şekilde çürümüştü. Sonradan anlaşıldı ki, Cryonics Enstitüsü’nün enerji izolasyonu tam altı senedir çalışmıyordu ve bundan dolayı soğutma sistemi çökmüştü! Enstitüde yalnızca ilk dondurulan insan Profesör Bedford‘un bedeni kurtarıldı. Bu acı olayın ardından, hakkında kamu davası açılan ve mercek altına alınan bu enstitü bir süre kepenk kapattı. Bu işlemin, ciddi bir bilim dalı olduğu, ciddi bir şekilde yapılması gerektiği ve maliyetlerinin yüksek olduğu öngörüldü.
  • 1977’de kurulan Alcor, cryonics alanında o günden bugüne lider şirket olarak biliniyor. Bu işlem esnasında dokuların zarar gördüğü tezini ortaya koyan MIT akademisyenleri ile birlikte çalışan Alcor, medikal prosedürleri belli profesyonel bir süreç ortaya koydu. Daha önceki dondurma işlemlerinde dokuların, hücrelerin zarar gördüğü görüşü 1990’larda iyice kabul görünce, artık cryonics firmaları vücuda zarar vermeyen kimyasallar ile bunu yapmaya başladı. Bilim adamları bu süreçlerde görev aldı. Farklı bir tabirle, et dondurur gibi adam dondurma dönemi sona erdi.90’lı yıllarda gliserolün rol aldığı dondurma işlemleri, son dönemde organ naklinde kullanılan camlaştırma teknolojisine yerini bıraktı. Camlaştırma ile birlikte özellikle dondurma aşamasında hücrelerin içindeki suyun buzlaşması engelleniyordu.

    Alcor, bu AR-GE hamleleri ile müşteri sayısını iki katına çıkarmayı başardı. Eğer bir gün bunu düşünürseniz, Alcor’u önerebilirim. Dünyaya bir kere geliyor, bir kere gidiyoruz. Kaliteden ödün vermemek gerekiyor.

  • Bilindiği kadarıyla şu ana kadar dört kişinin dondurulduğu bir merkez olan KrioRus, bu konuda ABD dışında çalışma yapılan tek nokta. Fiyatlandırma ise beyin için 10 bin dolar, beden için 30 bin dolar olarak belirlenmiş.
  • Dünyanın en büyük cryonics şirketi yukarıda övdüğümüz Alcor Life Extension Foundation. Alcor’u American Cryonics Society, Cryonics Institute ve Trans Time takip ediyor. Cryonics şirketlerinde dondurulmuş olarak bir gün hayata gözlerini açmayı bekleyen toplam en az 230 “hasta” bulunuyor. Öldüğünde dondurulmak üzere anlaşmaya imza atmış insan sayısı ise 1000’i geçmiş durumda.
  • Cryonics şirketleri –Rusya’da bulunan KrioRus haricinde– yalnızca ABD’de var. Yani eğer ABD dışında bir yerde yaşıyorsanız, prosedür sizin için farklı işliyor. Kontrol dışında veya ülke dışında ölürseniz diye isteğinize bağlı olarak size bileklik veya kolye veriyolar. Bunların arkanızda ölümünüz durumunda bedenin acil bir şekilde nereye gönderilmesi gerektiği belirtiliyor. Bu bileklikte, ‘no embalming, no autopsy‘ yani ‘defnetmeyin, otopsi yapmayın‘ yazıyor.
  • Bu hizmeti veren merkezlerden Cryonics.org’un internet sitesinde ‘Hayat paha biçilemez!‘ yazıyor… Slogan korkutmasın, düşündüğünüz kadar pahalı değil. Bütün bedeni dondurup saklamak için talep ettikleri ücret 28 bin dolar. Dünyanın bir numaralı cryonics devi olan Alcor ise beden saklama işlemi için 150 bin dolar fiyat biçiyor. Fakat bu iki fiyat arasında temel bir fark var. Cryonics Enstitüsü’nün ücreti, Alcor’da bulunan standby sistemini kapsamıyor. Yani kalbi duran hasta Enstitü’ye getirilmek zorunda. Bu da beyne oksijen ve kan gitmeyeceği için transport sürecinde beyin ölümünün gerçekleşmesi ihtimali demek.Eğer Cryonics Enstitüsü’nden bir dondurulma paketi alırsanız kurum taşeronluk yapıyor ve Florida’daki “Suspended Animation” adlı şirketini standby için tutabiliyor. Tabii bu da ekstra ücret demek. Bu tutar, ABD’de zenginler tarafından karşılansa da ölümsüzlüğün altından kalkamayacak kişiler, hayat sigortaları ile bu hizmete bir bağlantı kurabiliyor. Yani yaşarken ödüyor. Tabi bir de tüm bedeni dondurma dışında eğer bir hücreden beden yapılabileceğine inanıyorsanız kafanızı da dondurabiliyorsunuz. Bunun maliyeti de ortalama 80 bin dolar.

Böylesine ciddi bir konu söz konusu olunca, birçok risk de beraberinde geliyor.

  • Resmi olarak ölü sayıldığınız için sigortadan artan parayı şirketin saklaması, hukuki sorunları beraberinde getiriyor. 
  • Dünyanın gelişim hızı belli bir ivmeye sahip olduğu için, siz 100 sene sonra uyandığınızda yalnızca telefonların kamerası 90 megapiksel olmayacak. Çok daha ciddi gelişmeler olabilir ve tarz bulunmayabilirsiniz.
  • En önemli risklerden birisi Alcor, Cryonics Institue ya da KrioRus gibi şirketler, oluşumlar iflas edebilir. Resmi olarak ölü olduğunuz için, fişinizin çekilmesinde bir sakınca da görülmeyebilir.
  • Eğer hafızanızın her anlamda korunacağı, kusursuz bir geri dönüş istiyorsanız kısa süre içinde bile özellikle beyin hücrelerinizin alacağı hasarı tedavi edecek teknoloji, belki 100’lerce sene sonra bile geliştirilemeyebilir. Olay 90 megapikselde kalabilir, bu da bir risk.
  • Diplomanız, sertifikalarınız geçersiz olabilir. B sınıfı ehliyetinizle uçan araba sürmenize izin verilmeyebilir. 

Türkiye’nin ilk cryonicsistlerinden birisi Çerkez Ethem’in yeğeni Güner Kuban.

Güner Kuban, cryonicsin popüler olduğu 1992 yılında Alcor ile anlaşmış ve şirketin Türkiye temsilcisi olmuş. Bir röportajında, 16 kişinin bu şirkete başvurduğunu, ancak prensip gereği isimlerinin açıklanmadığını söylemiş.

Aynı zamanda Türkiye’nin ilk lezbiyen romanlarından biri olan Sevişmenin Rengi’nin de yazarı olan Güner, o dönemde konu ile ilgili bir dergiye verdiği röportajda şöyle anlatıyor,

Ben diğer insanlar gibi yaşamaya çok meraklı olduğumdan, hayatımı sürdürmek istediğimden dolayı imzalamadım bu anlaşmayı. Tek istediğim kısa bir süreliğine de olsa gelecekte dünyanın nasıl olduğunu görebilmek. İleri teknolojinin gelişimini, ışınlanmanın, zaman makinesinin icat edildiğini, insanların beyin kapasitelerinin yüzde 100’ünü kullanmaya başladıklarını, diğer güneş sistemlerinin keşfedildiğini görmek istiyorum. 80 yıl içerisinde, dondurulan insanların yeniden hayata döndürülebileceğine inanıyorum çünkü nano teknoloji inanılmaz ilerliyor. Hatta istediğiniz yaşta uyanabileceksiniz. Ben 17 yaşımda uyanmak istiyorum. 50 yılda bir, birkaç haftalığına uyansam yeter bana.

Her ne kadar enteresan bir konu olsa da, üzerine fazla yazılıp çizilen bir alan değil cryonics. Eğer merak ediyorsanız, yerli basında çıkan birkaç haber dışında konu ile ilgili en son gelişmeleri Google news akışından takip edebilirsiniz.

Bu teknoloji ilk zamanlarda çıktığında, öngörüler 2010 yılında dondurulan ‘hasta’ların uyandırılabileceği yönündeydi. Ancak sene 2015, yine de mevcut durum karamsar mı, yoksa her şeye rağmen iç açıcı mı?

Şu an için öngörülen ‘geri dönüş’ aralığı 2035-2040 olarak ifade ediliyor. Ama ya bir öncekinde olduğu gibi çıkmazsa? Cryonics firmalarının umut taciri olduğunu iddia eden de birçok kişi var, ancak sürecin en başından itibaren olayın gelişimini ele aldık. Yorumu ve taktiri size ait.

İlgili Videolar

Social Media Exchange Website - Likenation

Bunlara Baktınızmı?

Adnan DAN on FacebookAdnan DAN on PinterestAdnan DAN on TwitterAdnan DAN on Youtube
Adnan DAN
Aslında çokta özel biri değilim.. Biraz ukala olduğumu söylerler.. Bildiğimi anlayabilen insanlara sunmayı severim..

Sürekli sorgulama modundayım.. Neden dünyadayız, nereye gideceğiz, bu kadar basitmi yaşamak, vs. vs.. Cevaplarını bulamadığım onlarca sorum var..

Gerçekten dost bildiğim insanların sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez.. Onlarca insan arasında kendimi hep yanlız hissederim..

Ben insanım.. Adımı Adnan koymuşlar, soyadımsa zaten otomatik olarak eklenmiş DAN olarak.. Kuralları sevmem.. Ama uymak zorunda olduğumuda bilirim.. Sevmediğim öyle çok şey yapıyorumki, bu bana mutsuzluk veriyor çok zaman.. Birini sevmeyi, aşık olmayı, ona güvenmeyi çok istiyorum.. Olmayınca olmuyor, zorlamıyorum.. Hayat garip.. Ben o gariplik içinde yüzen biriyim işte..

Düşünceleriniz Bizim İçin Önemlidir