Sitemizde 15 kategori'de 744 adet yazı yazılmış ve 226 yorum bulunmaktadır.

May 222016
 

ff

Cengiz birkaç gün konuşmadı. Donuk bakışlarla camdan gökyüzünü izledi. Kadir abisinin üstüne gitmemesi gerektiğini biliyordu. Bir süre her şey normal gibi davrandı ve Cengiz yavaştan toparlanmaya başladı. Ancak konuşmaları ve bakışları mimiksiz, donuk ve ruhsuzdu. Artık sürekli gazete okuyor ve iş arıyordu.

Kadir yeni işinde pek kara kazanamıyordu, aslında onun konumunda birisi için eşsiz bir fırsattı. Canından bile olabilirdi. Borçlu olduğu Timur bey çok önemli bir iş adamı ve yeraltı mafyasıydı. Normal şartlarda hiç kimse hem borcunu takside bölüp, hem her ay üzerine para vermezdi. Ancak kadirin karakter ve zekasına olan güveninden dolayı elinin altında bulundurmak istedi.

24 ay içerisinde borcu bitecekti ve bunun dışında her ay yaklaşık 1500 tl para kazanıyordu. Bu parayla  kirayı ödedikten sonra abisiyle kendisinin asgari geçimini sağlamaya çalışıyordu. Bir gün kumarhanede restleştiği zengin züppelerden birinin bolca para kazandığını duydu. Onlar sermayesine, Kadir ise zekasına güveniyordu.  Dayanamadı, bir bağımlılık kriziydi bu; avuç içleri terledi, gözleri seyirdi, kalbi yerinden çıkacak gibi atmaya başladı. Oraya gidip oyuna katılması, karar vermesi ve kazanması gerekiyordu. Uzun süredir dinlendim, yapabilirim diye düşündü. Aptalların sefa sürdüğü bir ortamda cefa çekmek istemiyordu. Ay başında parasını cebine koyduğu gibi mal sahibine giderdi, zaten kirayı arkadan takip ediyorlardı. Bu kez  bir taksi çevirdi ve soluğu borç batağına saplandığı o koca kumarhanede aldı.

Öyle dikkatli oynayacaktı ki, bu kez tepki bile vermeyecekti. Bir hayalet gibi, özgürlüğü için kazanması gereken parayı toparlayacak ve oyundan çıkacaktı. Bir süredir Timur Bey’in yanında çalışıyordu ve sadece getir götür işlerine bakıyordu. Böyle adamları iyi bilirdi, pek hayırsever insanlar oldukları söylenemezdi. Borcunun taksidi üzerine aldığı parayı hesapladığında, yaptığı işle arasında uçurumlar vardı. Bu işte bir bit yeniği vardı ve işler çıkmaza girmeden önce özgürlüğüne kavuşmalıydı. Mekana girdiğinde tanıdık yüzler sorgulayıcı gözlerle onu kesiyordu. Herkesi ve her şeyi görmezden gelerek ilerledi. Bir masaya oturdu ” kağıt ver ” diyerek oyuna başladı. Sertti, oyuna odaklanmış ve olasılıkları hesaplıyordu. Kazanmaya başladı, normalde etrafa içki ısmarlamaya ve sevimli naralar atmaya başlamış olması gerekiyordu. Bu kez eğlenmek için değil kurtuluş için buradaydı. Durmadan devam etti, konsantre olmuştu ve oyundan başka bir şey hissetmiyordu.


1 saatte borcunun yarısını toparlayınca, masaya olan ilgi artmaya başladı. Kadir bu saatten sonra oyuna müdahale olabileceğini düşündü ve son oyununu oynayıp selam vererek kalktı. Masanın sağ çaprazından meraklı gözlerle onu izleyen İrina’yı fark etmedi. Uzun boyu, ince ve kıvrımlı fiziği, bebek suratı üzerine işlenmiş o mavi gözleri, beyaz teni ve beline kadar uzanan o sarı saçlarıyla İrina’yı fark etmemek pek kolay değildi. O gece üzerine giydiği parliament mavisi  elbise onu insan üstü gösteriyordu.

Kadir bir kaç markayı yanında duran genç delikanlıya uzattıktan sonra, sadece işaret parmağını ileri doğru uzatarak, bileğini 360 derece döndürdü ve genç adama markaları getirmesini işaret etti. Kasada tahsilat için beklerken, kalbi yerinden çıkacak gibiydi. Uzun süre sonra çok fazla kazanmıştı ve nefsi tatmin olmuştu. Kasadaki güzel fizikli ve alımlı kumral kıza seslenerek ” Selda, bol buzlu bir su alabilir miyim ? ” diye seslendi. Selda tabii dercesine kafasını salladı ve suyu getirdikten sonra ” Ödeme Timur beyin hesabına yapıldı Kadir, iyi geceler ! ” diyerek arkasını dönerek uzaklaştı.

Kadir’in kaşları çatıldı , ne olduğunu anlamaya çalışırken daha itiraz bile edemeden koluna giren iri kıyım iki adam Kadir’i 7 kat yukarıda bir lobiye çıkardılar. Kadir kimin yanına gittiğini bildiği için, ”nereye gidiyoruz?” bile demeden sade bir hareketle koluna giren adamlara sadece kendisine dokunmamalarını işaret etti. Lobide az önce ki kumarhanenin kirli ve yorucu müziklerinin aksine klasik bir müzik çalıyordu, etrafta zevk sahibi kimselerce seçilmiş mobilyalar ve tablolar vardı. Her şey özenle klasiklerden seçilmişti. Timur bey ofis masasının arkasındaki gizli bölmeden odaya giriş yaptığında, Kadir ayağa kalkarak selam verdi ve  ” köşkünüzün dekorasyoncusunu değiştirmelisiniz Timur bey, burayı kim tasarladı bilmiyorum ama zevk sahibiymiş ” dedi. Timur bey gülümsedi, ” Kadir, olağan dışı durumlarda verdiğin şu soğukkanlı tepkiler için seviyor olmalıyım seni, bir kaç saniye sonra seni kazığa oturtabilirim ama hala zevklerimden konuşuyoruz, teşekkür ederim buranın tüm  tasarımı bana ait ” dedi. Kadir karşısında ki adamın söylediği şeyi yapabileceğini bildiği için, iki kaşını istemsizce yukarı kaldırarak şaşkın bir surat ifadesine büründü. ” Böylesine zevk sahibi bir adam için kazık fazla marjinal kaçmaz mı ? Klasiklerden gitsek mesela tek kurşun benim nacizane tercihimdir ! ” dedi.

– Sulandırma ! Ölümden korkmayan adamları öldürmekten zevk almıyorum. Sendeki bu boşvermişlik canımı sıkıyor.

– Borcunuzun yarısını tahsil etmişsiniz bile Timur bey, maşallah sizde ki bu hız bankalarda yok.

– Hep zeki bir çocuk olduğunu düşündüm Kadir, ama benden kazandığın parayı benim kumarhaneme yatırıp, benim paramı kazanıp ve böylece bana borcunu ödeyeceğini düşünmen… Sen ciddi misin gerçekten ?

Timur beyin bu lafı sonrasında Kadir kaşlarını çattı,  bir süre sustu çünkü öfkesini kontrol etmesi gerekiyordu. Parasından olmuşken birde canından olmanın manası yoktu.

– Fakat Timur bey, size burada, aynı yerde borçlandım. Aynı yerde de borcumu ödüyorum, bunun neresi garip ? Öyleyse izin verin, bu akşam Harun beylerin mekanına gideyim, gördüğünüz gibi bugün kazanabilecek durumdayım !

– Bu kadar toy olman sinirimi bozmaya başladı, biz kumarhanecilerin havuzu bir, hesapları ayrıdır Kadir. Senin gibi, kaybedecek parası olmayan, borçlanamayacak, zaten borcu olan adamları kara listeye alırız. Sen şuanda gitmek istiyorsun çünkü sadece kazanırsan bir para hareketi olacak. Bunun dışında kaybedebilir misin ? Hayır ! Borçlanabilir misin ? Hayır ! Çünkü zaten havuza borçlusun. Bu yüzden kapılarında yatsanda hiç bir mekan seni içeri almayacak. Biz havuz sahipleri sadece bu havuzu yeni paralarla doldurabilecek adamları mekanımızda isteriz ! Şimdi defol karşımdan ve yarın işinin başında ol.

Cengiz’in günlüğünden…

” Nasıl oluyor da yanlış insanlara bu kadar değer verebiliyoruz ? Nasıl oluyor da sahip olmadığımız kalplere ait olmak için acı çekiyoruz. Tanrının yetim bıraktığı kalpler gibiyiz. Gecenin mavisine sarılmaya çalışsak sabah oluveriyor. ”

Social Media Exchange Website - Likenation horozz - MyDailyLikes Stats

Free Twitter Followers

Bunlara Baktınızmı?

Ozan DEMİR

Düşünceleriniz Bizim İçin Önemlidir