Sitemizde 15 kategori'de 710 adet yazı yazılmış ve 222 yorum bulunmaktadır.

Şub 082016
 

Biz Mutsuz İnsanlarız

Türkiye denen bir ülkede yaşarız.. Biz bu ülkenin mutsuz insanlarıyız.. Bu ülkede yaşamanın insanı mutsuz etmesi için her şey vardır.. Aile içinde de vardır buna sebep olacak şeyler, iş hayatızda da, bu ülkeyi yönetenlerin yaptıkları ilede vardır..

Sebep aramaya gerek yok.. Öylesine hızlı gelir ki üzerimize bizi mutsuz edecek şeyler, hangisini bertaraf edeceğini anlayamazsın… Zaten Türkiye`desindir.. Zaten etrafın seni mutsuz etmeye programlı insanlarla çevrilidir.. Sen gülersin tuhaf tuhaf bakarlar.. Bir mekandaysan ve az sesli gülüyorsan birileri mutlaka uyarır.. Programlıdır bu ülkenin insanı mutsuz durmaya çünkü..

Tüm hayatım içinde en mutlu olduğum dönem biraz çocuk olduğum dönemler olmasına rağmen 80`lerdi.. Ve o dönemler bu ülkede askerin darbe yapıp siyasi hayata nokta koyduğu dönemdi.. Bakmayın siz orda burda 80 ihtilalinin kötülendiğine.. O dönem asker olmasına rağmen ülkede yalancı, oy için milleti kandıran, ceplerini dolduran siyasetçiler yoktu.. Kürt/Türk, Alevi/Sünni vs. ayrımlarda yoktu.. Darbe siyasetçilere, okullarda terör estiren sağcı/solcu denen hainlere yapıldı..

80`lerde internet yoktu.. Cep telefonu hiç yoktu.. Zaten evlere telefon bile yıllar sonra bağlanırdı müracaat ettikten sonra.. Sosyal ağlar farklı idi.. Mesela çay partileri düzenlenirdi.. Bakmayın çay partisi dediğime.. Düğün salonlarında gençler toplanır dans ederdi.. Tanışmalar facebook gibi ne idüğü belirsiz, mutsuzluk kaynağı yerlerde değil, çay partilerinde bir birinin gözüne bakarak dans ederken olurdu.. Yazışmalar bilmem kaç karakter sınırlaması olan yerlerde değil, mektup arkadaşlığı ile olurdu..

Ben İstanbul`da yaşıyorum.. Adalara arkadaş grupları olarak gidilirdi.. Kızlı erkekli idi bu gruplar.. Koca koca müzik setleri olurdu yanlarında.. Break Dans moda idi o zamanlar.. Ada gemilerinde grupların dans kapışmaları olur, herkez izler ve kim iyi ise o delice alkışlanırdı.. Bu kapışmalar adada sahillerde de devam ederdi.. İyi oynayanlar tüm gruplar tarafından taktir edilir, saygı duyulurdu..

Sokakta, evlerde siyaset filan konuşulmazdı.. Çünkü insanlar gerek duymazdı.. Genelde siyaset babaların haberlerleri seyrederken izledikleri kadardı.. Onlarda saygılı idi birbirlerine.. Demirel, Erbakan, Ecevit, Türkeş gibi siyasetçiler televizyona beraberce çıkarlar gayet sakince tartışırlardı.. Siyasetçi yalakası gazetelerde yoktu, gazetecilerde yoktu.. Yolsuzluk en büyük ayıplardandı.. Dürüst, gerginlik olmayan bir siyaset vardı.. Şimdilerde sıfatı olmayan insanlar siyaset yapıyor ve ülkenin kalitesi de o düzeye düşüyor.. “Balık baştan kokuyor” anlıyacağınız..

80`lerde kadının kızın değeri vardı.. Cinsellik bu kadar ayyuka çıkmamıştı.. Değil öpmek, el ele tutuşmak bile paha biçilmez değere sahipti..Sanmayın ki kaba saba bir durum vardı.. Hayır kesinlikle yoktu.. Duygusal bağlarla yaşanırdı birliktelikler.. Sonrasında büyük oranda evlilik olayı ile sonuçlanır, sonuçlanmayanlar ise saygılı bir şekilde ayrılırdı.. İki tarafta herhangi bir zarar görmezdi.. Şimdilerde ortaokul seviyelerine indi cinsellik yaşamalar.. Üniversiteleri hiç saymıyorum.. Zira anne babadan  aileden uzakta okuyan gençlerin hemen hemen hepsi (çok az bir kesin sıyrılıyor bundan) ikili ilişkileri cinsellik olarak yaşıyor.. “Ben özgürüm, bireyim, eşitim” havasındaki kızlar pek çok kayıp yaşıyor bu yüzden.. İlk zamanlar bu pek sorun yaratmasada ilerleyen zamanlarda mutlaka derinde yaralar oluşturuyor bu durum.. Sonuç olarak etrafta bir sürü sorunlu, kendini korumak zorunda hisseden, hiç kimseye güvenmeyen kızlar oluşuyor.. Evlilikler derme çatma, boşanmalar normal hale gelmeye başladı.. Boşanmalarla birlikte ortada kalan çocuklar bir sonraki neslinde yitik olmasını sağlayacak sanırım..


Mesela Oğuz Aral`ın çıkardığı Gırgır vardı.. Kardeşi Tekin Aral ise Fırt ve Laklak dergisini çıkarırdı.. Öyle cinsellik yüklü çizimler olmazdı.. Bugün bile unutulamayan Avanak Avni, Muhlis Beg ve Yavlum Mitat, Tarzan, Utanmaz Adam, Çılgın Bediş gibi müthiş karakterler vardı.. Hafta sonları çıkan dergilerin yeni çıkanı almak için heyecanla beklerdik.. Cuma günü çıkan Gırgır dergisini okula giderken alırdım o dönemler.. Sınıfça okur kahkahalar atardık tenefüslerde…

Çizgi romanlar vardı.. Zagor, Mandrake, Teksas, Tommiks vs.. Okunur ve karşılıklı değişilirdi..Şimdilerde sosyal ağlarda Paylaşım olayı o zamanlar böyle yapılırdı.. Karşılıklı kitaplar getirilir, kontrol edilir ve okunmayanlar karşılıklı değişilirdi.. Eve heyecanla gelinir ve okunurdu alınan kitaplar.. Yüzbaşı Volkan diye birde Türk çizgi roman vardı.. Pek güzeldi..

Mutluyduk o zamanlar.. Kızlar kız gibi, erkekler erkek gibiydi.. İki tarafta birbirine saygı duyardı.. Tecavüzler çok ender olur, tacizler mahalleli gençler tarafından engellenirdi.. Mahalle gençleri sokak başlarında lak lak eder aynı zamanda sokağa kim girmiş çıkmış bakardı.. Sokakta oturan giren çıkanlara selamlar verilir, bir iki kez üst üste girip çıkan bir yabancı hemen çevrilir ve ne aradığı sorulurdu..

O zamanlar bu kadar teknolojide yoktu, zengin fakir ayrımıda.. Zaten fazla zenginde yoktu.. Ülke mümkün olduğunca denk tutulurdu.. Yokluk vardı ama mutlu insanlardık.. Şeker yokluğunda girilen kuyrukta insanlar birbiri ile muhabbet eder bolca gülerlerdi.. Şimdilerde biri ile göz göze gelsen kavga sebebi oluyor…

Mutsuz ülkenin insanları olduk.. Mutsuzluğu üstümüze giydik, giydirdiler ve öyle gidiyor..

Gülümsemeyi unuttuk, bir birimize sevgi duymayı, hepsinden öte saygı duymayı unuttuk..

Yazık oldu bu ülkeye…

İlgili Videolar

 


About Adnan DAN

Aslında çokta özel biri değilim.. Biraz ukala olduğumu söylerler.. Bildiğimi anlayabilen insanlara sunmayı severim.. Sürekli sorgulama modundayım.. Neden dünyadayız, nereye gideceğiz, bu kadar basitmi yaşamak, vs. vs.. Cevaplarını bulamadığım onlarca sorum var.. Gerçekten dost bildiğim insanların sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez.. Onlarca insan arasında kendimi hep yanlız hissederim.. Ben insanım.. Adımı Adnan koymuşlar, soyadımsa zaten otomatik olarak eklenmiş DAN olarak.. Kuralları sevmem.. Ama uymak zorunda olduğumuda bilirim.. Sevmediğim öyle çok şey yapıyorumki, bu bana mutsuzluk veriyor çok zaman.. Birini sevmeyi, aşık olmayı, ona güvenmeyi çok istiyorum.. Olmayınca olmuyor, zorlamıyorum.. Hayat garip.. Ben o gariplik içinde yüzen biriyim işte..
background