Sitemizde 15 kategori'de 619 adet yazı yazılmış ve 78 yorum bulunmaktadır.

Eki 272016
 

KONICA MINOLTA DIGITAL CAMERABinbir Gece Masalları (Arapça: كتاب ألف ليلة وليلة Kitâbün Elfe Leyle ve’l-Leyle, Farsça: هزار و یک شب Hazâr-o Yak Šab) Orta Çağ’da kaleme alınmış Orta Doğu kökenli edebi eserdir. Şehrazâd’ın hükümdâr kocasına anlattığı hikâyelerden oluşur. Orta çağda kaleme alınmış doğu edebiyatının en büyük anonim şaheseridir. Abbasi halifesi Harun reşit döneminde Bağdat dünyanın en büyük ve renkli şehirlerinden biri haline gelmişti. aynı zamanda Arap kültürü İslamiyet’in de etkisiyle diğer doğu kültürleriyle harmanlanmakta ve zenginleşmekteydi.

Binbir gece masalları bu dönemde ortaya çıkmış ve Fars hikayeleri başta olmak üzere doğu hikayelerinin bir derlemesi niteliği taşır. Yalnızca doğu dünyasında değil batı dünyası ve edebiyatında da derin etkileri mevcuttur. Eserdeki hikayelerin çerçevesini oluşturan Şehrazâd öyküsününse esere 14. yüzyıl dolaylarında katıldığı düşünülmektedir. Eser, Fransızca’ya 1704’te çevrilmiş, ilk modern Arapça derlemesi ise 1835’te Kahire’de yapılmıştır.

1001 Gece Masalları, bir çerçeve öykü içine giren yüzlerce öyküden oluşur. Her öykü, ikinci ya da üçüncü derecede çerçeve oluşturmaya uygundur. Şehrazâd’ın anlattığı öykülerin ya da masalların herhangi bir kahramanı, bazen bir nedenle karşısındakine bir yeni öykü anlatır; bu öykünün içine de (Mevlana’nın mesnevisi gibi) aynı şekilde bir başka öykü girebilir.

8. yüzyılda Arap Abbasi Halifesi Harun Reşid zamanında Bağdat önemli bir kozmopolit şehirdi, İran, Çin, Hindistan, Afrika ve Avrupa’dan gelen tüccarlar ile dolup taşmaktaydı. Bu dönemde, şehrin kültürel yapısı da gelişmiş, Arap kültürü, özellikle diğer Doğu kültürleriyle harmanlanmıştı.

Binbir Gece Masalları’ndaki hikâyeler işte bu dönemde, halk hikâyeleri olarak ortaya çıkmıştır. Sözle aktarılan bu hikâyeler sonunda tek bir eserde derlenmiştir. Hikâyelerin çekirdeğini eski bir Pehlevice kitabı olan Hazâr Afsâna (Bin Efsane”, Farsça: هزارافسانه) oluşturmuştur. 9. yüzyıl dolaylarında hikâyeleri derleyen ve Arapça’ya çevirenin masalcı Ebu Abdullah Muhammed el-Gahşigar olduğu söylenir. Eserdeki hikâyelerin çerçevesini oluşturan Şehrazâd öyküsünün, esere 14. yüzyıl dolaylarında katıldığı düşünülmektedir. Eser, Fransızca’ya 1704’te çevrilmiş, ilk modern Arapça derlemesi ise 1835’te Kahire’de yapılmıştır. Fransızca’ya 1704’te çevrilmişse de, eserin ve ihtiva ettiği hikâyelerin bir kısmının daha önceden Batı’ya geldiği düşünülmektedir.

binbir-gece-masallari1001 Gece Masalları, Arapça’ya Farsça Hezar Efsane (Bin Masal) adlı kitap dizisinden geçmiştir. Çerçeve öykülerde ve diğer öykülerdeki kahramanların adları ve tarihi bazı olaylar İran’dan ve Hindistan’dan alınmadır. 947 yılında Mas’udî’nin Murûc’el-Zeheb adlı kitabında, o tarihlerde Araplar arasında Bin Gece ya da Binbir Gece diye anılan bir öykü dizisinin bulunduğu, Arapça’ya bazı Hint ve Yunan öyküleri gibi, İran’dan geldiği, asıl adının ise Hezar Efsâne olduğu söylenmektedir. IX. yüzyılda yazılmış bu öykülere ait, bulunmuş eski bir yazma parçası da bu iddiâyı doğrulamaktadır.

Çerçeveli öykü tekniği, çok eski Hint edebiyatında kullanılmıştır. Bir olayı geciktirmek ve zaman kazanmak amacıyla öykü anlatma tekniğine Hindistan’da rastlanmaktadır. Ayrıca kadınların sadakatsizliği ve iki kardeşin geziye çıkmaları, eski Hint masallarından oluşan Kata Sarit Sagara adlı kitapta da işlenmektedir. Ne var ki, 1001 Gece Masalları pek çok Arap asıllı öyküyü de içermektedir. Tüm yapıt, dört ayrı başlık altında toplanabilir:

  1. Hint asıllı öyküler,
  2. İran asıllı öyküler,
  3. Harun-Reşid çağı halkına ait öyküler – Bunlar çok daha ustaca işlenmiş ve düzenlenmiş gerçek olaylar dizisidir.
  4. Fatımîler ve Memluklar çağına ait Mısır asıllı öyküler – bunlar akıl ve mantık dışı konulardan oluşmakta ve işleniş açısından da diğer öykülere göre daha zayıf kalmaktadır.

Ayrı ayrı oluşmuş, yazı haline geçtikten ya da geçmeden önce 1001 Gece Masalları içine girdiği sanılan, yukarıda sözü edilen gruplar dışında kalabilecek öykülere de rastlanmaktadır. Yedi Vezirler, Gemici Simbad, Anadolu’da Emeviler ve Abbasiler çağına Omar’ul-Numan ve Oğullarının Maceraları, İspanya’da yayılmış Haki Tavaddud öyküsü, Yahudi asıllı Haykar Hakim Öyküsü gibi.

  • Konu

Hikâyeye göre Fars kralı Şehriyâr, Hindistan ile Çin arasındaki bir adada hüküm sürer.  Şehriyâr, birgün karısının kendisini aldattığını öğrenir ve öfkelenir. Tüm kadınların sadâkatsiz ve nankör olduğuna inanmaya başlar. Önce karısını öldürtür, sonra da vezirine her gece kendisine yeni bir hanım bulmasını emreder. Her gece yeni bir gelin alan Şehriyâr, geceyi geçirdikten sonra, tan vakti, kadınları idam ettirir. Bir süre bu, böyle devam eder. Daha sonra vezirin akıllı kızı Şehrazâd, bu kötü gidişâta son vermek için bir plan kurar ve bin bir güçlükle babasını iknâ eder. Böylece Şehriyâr’ın bir sonraki eşi olmaya aday olur.

binbir-gece-masallariŞehrazâd, o gece gerdeğe girmeden önce, hükümdardân son bir dilek olarak kız kardeşi Dünyazâd’ı görmek ister; Dünyazâd da ondan son bir dilekte bulunur, Ne olursun ablacığım, o güzel masallarından birini son defa bana anlat!” diyerek. Hükümdardan ruhsat aldıktan sonra, ilginç ve merak uyandıran bir masal anlatmaya başlar Şehrazâd ve şafak sökerken en heyecânlı yerinde keser masalı, Gündüz, masal anlatılmaz.” diye.. Hikâyenin sonunu merak eden Şehriyâr, ertesi gece devam edebilmesi için, o gecelik Şehrazâd’ın idamını erteler kitabın sonuna kadar, Şehrazâd’ın Şehriyâr’a anlattığı hikayeler yer alır.

Sona gelindiğinde, Şehrazâd üç erkek çocuk doğurmuştur ve evlenmelerinin üzerinden uzunca bir süre geçmiştir. Kralın kadınlara olan öfkesi ve kötü düşünceleri dinmiş, Şehrazâd’ın sadâkatine inanmıştır. Böylece önceki emrini de kaldırır. Böylelikle Şehrazâd, hem ülkedeki kadınların mâkus tâlihini değiştirmiş, hem hükümdârı kötü düşünceleri ve rûh hâlinden kurtarmış, hem de saraya kraliçe olmuş ve mutlu bir yuvaya kavuşmuştur.

Eserde bulunan hikâyeler, çeşitlidir; şiir, komedi, trajedi ve alaycı olanlarının yanında, aşk hikâyeleri, tarihî ve dinî olanlar da mevcuttur. Eserdeki önemli bir nokta da bazılarındaki erotik motiflerdir. Bu bölümler, eserin çeşitli yerlerinin zaman zaman sansürlenmesine neden olmuştur. Eserde, hayalî veya mitik yer ve karakterlerin yanı sıra gerçek yer ve karakterler de yer alır, çoğu zaman hayalî ve gerçek kişiler, olaylar ve yerler harmanlanmıştır. Örneğin, eserdeki birçok hikâyede göze çarpan baş karakter, Abbasi Halifesi Harun Reşid’dir.

Bazen Şehrazâd’ın anlattığı bir hikâyede geçen bir kahramanın kendine has bir hikâyesi ve o hikâyenin de içinde farklı bir hikâye olabilir. Böylece eser, zengin biçimde farklı tabakalardan oluşur. Popüler kültürü de etkileyen eser, bir bütün olarak ya da içerdiği hikâyeler tek tek filme alınmış, benzer edebi eserlerin yazılmasına ilham kaynağı olmuştur.

Eserde fantastik öğelere yer verilmiş, bâzen gerçek kişilerden söz edilmiş; gerçek ve hayâl, bir arada harmanlanmıştır. Harun Reşid’in gerçekle hayâl arasındaki hikâyeleri, buna örnektir. Şiir, komedi, ve trajedi bir arada sunulmuştur. Eserde yer yer erotizme de yer verilmiştir. Hikâyelerde tıpkı Kelile ve Dimne masallarındaki gibi hikâye içinde hikâyeler anlatılmaktadır. Sonuç olarak 1001 Gece Masalları, doğu ve dünya edebiyatının en büyük eserlerinden birisidir. Batı ve doğu edebiyat,ı sinema ve sahne dünyası, 1001 Gece Masalları’ndan etkilenen akla ilk gelen alanlardır.

  • Farklı Basımlar

Eserin bir Avrupa dilindeki ilk baskısı, Antoine Galland tarafından yapılmış Fransızca çevirisidir (1704-1717). Bu çeviri, eserin daha önce derlenmiş bir Arapça sürümünden yapılmıştır. 12 ciltten oluşan bu ilk çeviri, Les Mille et une nuits, contes arabes traduits en français, büyük ihtimâlle çevirinin yapıldığı Arapça nüshâda bulunmayan; fakat çevirmen tarafından bilinen bâzı Arapça hikâyeleri de içermekteydi.

binbir-gece-masallari850 yılı civârında ortaya çıkan Arapça derleme, Elfe leyle (Bin Gece) ise büyük ihtimâlle, daha önce yazılmış olan Hâzâr Efsâneh (Bin Efsane) isimli Fars eserinin özetlenmiş bir tercümesiydi. Eserin günümüzdeki ismi olan Kitâbün Elfe Leyle ve’l-Leyle (Binbir Gece) ise Orta Çağ’da ortaya çıkmıştır. Bu isim, büyük ihtimalle sonsuzluk ötesi sayı düşüncesini sembolize etmekteydi. Zira o zamanlar, Arap matematik çevrelerinde 1000 sayısı, kavram olarak sonsuzluğu sembolize ederdi. Belki de buradan yola çıkarak, eserdeki tüm hikâyeleri okuyan kişinin delireceğine dair bir efsâne ortaya çıkmıştır.

Eser, geleneksel Fars, Arap ve Hint hikâyelerinin bir derlemesi olarak görülür. Fakat, eserde bulunan ünlü hikâyelerden Alaaddin’in Lambası ve Ali Baba ve Kırk Haramiler, eserin Avrupa baskısına Antoine Galland tarafından eklenmiştir. Galland bu hikayeleri Halepli, Marunî bir masalcıdan duyduğunu yazmıştır.

İngilizce’ye çevirisi Sir Richard Burton tarafından The Arabian Nights olarak yapılmıştır. Kendinden evvelkilerden farklı olarak bu çeviri, özgün malzemeyi sansürlememiştir. İngiltere tarihinin muhafazakar Victoria döneminde yayımlanmasına rağmen bu çeviri, kaynağında bulunan erotik incelikleri ve cinsel tasvirleri içermektedir. Bu çevirinin yanı sıra, daha yakın zamanlarda Fransız doktoru J.C. Mardrus’un da bir çevirisi vardır. Mevcut çevirilerin en doğru ve güzeli olarak değerlendirilen, Fransa’daki Bibliothèque Nationale’de bulunan 14. yüzyıldan kalma bir Suriye el yazmasından Hüssain Haddawy’nin yaptığı Arapça derlemedir.

Külliyatın XV.kitabı; Bilgi’nin ve Büyü’lerin büyük Şeyhi, dostum Marcel Schw’a ithafından sonra Şehzâde Elmas’ın Harika Öyküsü (s.401), Özdeyişler ve Nükteler Ustasından Bazı Latifeler ve Nükteler (s.448), Kuşların Başkanı Genç Kızın Öyküsü (s.463), Baybars’ın ve On İki Kolluk Amirinin Öyküsü (s.507) ile sürer. Külliyatın XVI. ve son kitabı ise Felix Fenon’a ithaf edilmiş olup; Deniz Gülü ile Çinli Genç Kızın Öyküsü (s.589), Ballı Künefe Öyküsü (s.606), Bilgiye ve Tarihe Açılan Pencereler (s.644), Cafer’in ve Bermekilerin Sonu (s.716), Şehzade Yasemin ile Badem Sultan’ın Öyküsü (s.731) ve Sonuç (s.743)tan ibarettir.

binbir-gece-masalSonuçta ne mi olmuştur? Kısaca anlatalım; sonunda öyküler bitince hükümdar Şehriyâr öykülerin bu olağanüstü anlatıcısını kendisine eş olarak kabul eder. Bu arada üç de çocukları olmuştur. Sonra Şehriyâr’ın kardeşi Semerkand hükümdarı Şahzamân ile Şehrazâd’ın kız kardeşi Dünyazâd da evlenirler. Böylece iki erkek kardeş iki kız kardeşle evlenmiş olurlar.

Kızların babası, yani Şehriyâr’ın veziri de Semerkand ülkesine sultan olarak gönderilir. Daha sonrasını isterseniz birlikte okuyalım ve Doğu’nun ve Batı’nın bu en muhteşem masal külliyatını birlikte bitirelim. Şah Şehriyâr’a gelince, çabucak Müslüman ülkelerinin en becerikli kâtiplerini ve en ünlü vak’anüvislerini çağırtmış ve eşi Şehrazâd ile yaşadığı serüveni hiç bir ayrıntıyı atlamadan baştan aşağı yazmalarını buyurmuş. Onlar da işe koyulup tezhipli harflerle, ne bir eksik, ne bir fazla tam otuz cilt defter doldurmuşlar ve bu hayranlık veren harika takıma, Binbir Gece Masalları adını vermişler.

Sonra Şah Şehriyâr’ın buyruğu üzerine bundan çok miktarda sûretler çıkarmışlar ve kuşaklara öğreti oluştursun diye imparatorluğun dört bucağına bunları yaymışlar. Özgün elyazmasına gelince, onu, hazinede altın bir mahfazanın içine koymuş ve hazine vezirini onu korumakla görevlendirmişler.

Şah Şehriyâr ile karısı Şehrazâd Sultan, bu mutlu varlık; ve Şahzamân ve eşi Dünyazâd, o hoş varlık; ve Şehrazâd’ın çocukları üç küçük şehzade, yıllar ve yıllar boyunca, bir önceki günden daha mutlu günleri ve günün çehresinden daha beyaz geceleri mutluluk, zevk ve neşe içinde, dostları Ayıran, soyların Yıkıcısı ve mezarların Yapıcısı, Acımasız ve Sakınılmazın gelişine kadar yaşamışlar.

Ve işte adı Binbir Gece Masalları olan, içi eğitici, akla durgunluk verici, inanılmaz, şaşırtan şeylerle ve güzelliklerle dolup taşan harika öyküler bunlardır.

Ama Tanrı en büyük varlıktır. Ve bütün bu öykülerin hangisinin gerçek, hangisinin hayâl ürünü olduğunu ancak O bilir. Çünkü O, her şeyi bilendir!

Ebediliğinde dokunulmaz olarak kalan, olayları istediği yöne doğrultan ve İradesi üzerinde hiçbir değişmeyi kabul etmeyen, görünen ve görünmeyenin sahibi Tek Canlı Varlık’a şükürler olsun ve övgüler olsun! Ve dua ve barış ve de en seçkin kutsamalar, iki âlemin Yüce Hükümdarı, Elçilerin Sultanı, Evrenin Mücevheri, Efendimiz, Muhammed üzerine olsun! Mutlu ve kutlu bir SON olsun diye ona yöneliriz.

binbir-gece-masallariPetis de la Croix’nin tercümesiyleLes milel et un joursadıyla 1710-1712 yılları arasında beş cilt olarak yayımlanan ve 1001 Gece Masalları’na benzeyen diğer bir hikayeler dizisi daha vardır. Buradaki çerçeve öykü farklıdır. Kişmir hükümdarı Turan Bey’in kızı Ferahnâz, erkeklerin sadakatsizliğine ve hainliğine inanmaktadır. Dadı evlenmek istemeyen Ferahnaz’ı vazgeçirmek için öyküler anlatır. 1001 gün Masallarında farklı olarak öyküler güneş doğunca anlatılmaya başlanır ve gün batımında kesilir.

Öykülerin çoğuna erkeklerin vefalılığı kanıtlanır. 1001 öyküleri Türkçe’ye Ali Raşit Bey tarafından ilk cildi 1867 yılında, ikinci cildi ise 1873 yılında çevrilmiştir. Recâizâde Mahmut Ekrem’inÇok Bilen Çok Yanılıradlı komedisinin konusu bu diziden alınmadır.

About Adnan DAN

Aslında çokta özel biri değilim.. Biraz ukala olduğumu söylerler.. Bildiğimi anlayabilen insanlara sunmayı severim.. Sürekli sorgulama modundayım.. Neden dünyadayız, nereye gideceğiz, bu kadar basitmi yaşamak, vs. vs.. Cevaplarını bulamadığım onlarca sorum var.. Gerçekten dost bildiğim insanların sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez.. Onlarca insan arasında kendimi hep yanlız hissederim.. Ben insanım.. Adımı Adnan koymuşlar, soyadımsa zaten otomatik olarak eklenmiş DAN olarak.. Kuralları sevmem.. Ama uymak zorunda olduğumuda bilirim.. Sevmediğim öyle çok şey yapıyorumki, bu bana mutsuzluk veriyor çok zaman.. Birini sevmeyi, aşık olmayı, ona güvenmeyi çok istiyorum.. Olmayınca olmuyor, zorlamıyorum.. Hayat garip.. Ben o gariplik içinde yüzen biriyim işte..