Sitemizde 15 kategori'de 770 adet yazı yazılmış ve 227 yorum bulunmaktadır.

Oca 192017
 

Bizler Battal Gazi`yi Cüneyt Arkın`ın  filmlerinden bildik hep.. Elanora ile olan aşkı ön planda olan filmler.. Evet Elanora ile büyük bir aşkı var ama onu Battal Gazi yapan başka özellikleride var..

Biraz önce 5 6 yıl kadar evvel Seyithisar`da gittiğim ve videosunu çektiğim Battal Gazi türbesini görünce bu makaleyi ekleme ihtiyacı duydum..

Battal Gazi kimdir, neler yapmıştırı görelim istedim..

Buyrunuz efenim..

Battal Gazi veya Seyyid Battal Gazi, 8. yüzyılda yaşadığı tahmin edilen ve hakkında çeşitli inanışlar bırakmış bir liderdir. Malatya Serdarı Hüseyin Gazi’nin oğludur. Annesi Saide Hatun Türk asıllıdır. Battal Gazi Malatya’da doğmuştur. Doğduğu ve yaşadığı evin yeri halen mevcuttur. Yıkıntı halinde korunmaktadır. Uzun yıllar halka yemek dağıtılan hayrat yeri olarak kullanılmıştır. Evliya Çelebi seyehatnamesinde bahsedilmektedir. Malatya’da Doğduğu Yere Kendi İsmi Verilmiştir. Annesi Saide Hatun ile eşi Zeynep Hanım’ın ve iki oğlunun ve Torunu Vaiz Baba Türbeleri’de Malatya (Battalgazi)’dedir. Amcası Hasan Gazi’nin Türbesi İse Malatya Darende’dede bulunmaktadır.

Battal Gazi hakkında bugüne ulaşabilmiş kaynaklar sadece mesnevi tarzı yazılmış, birbirini hem destekleyen hem de çelişen olgular içeren destanlar ve halkın hafızasında kalmış olan bilgilerdir.

Battal Gazi Destanı’nda ve halk hikayelerinde, Emeviler zamanında Arap ordusuyla birlikte İstanbul’u kuşattığı anlatılmaktadır. Kuşatma hem denizden hem karadan yapılmış, fakat başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Destanda Battal’ın düşmanı, Arap komutanına oyun oynayıp kuşatma başladığında İstanbul’a geçerek imparatorluğunu ilan eden İmparator Leon’dur. Arap tarihinde II. İstanbul kuşatmasının tarihi 717-718 olarak belirtilmektedir. Bizans tarihindeki veriler de bu tarihi doğrular niteliktedir. Ayrıca Bizans tarihinde İmparator III. Leon’un tahta çıkma tarihi 717 olarak belirtilmiştir, bundan dolayı destandaki Leon’un İmparator III. Leo İsauryalı olma olasılığı üzerinde durulmaktadır. Destanda Battal Gazi’nin kuşatma sırasında yirmili yaşlarında olduğu söylendiği için, Battal Gazi’nin doğum yılının 690-695 civarı olmasının olası olduğu düşünülmektedir. Battal Gazi’nin 740 yılındaki Afyon (Akroinon) Savaşı’nda öldüğü konusunda tarihçiler mütabakata varmışlardır.

740 yılında Eskişehir’in Seyitgazi ilçesi yakınlarında savaşta aldığı yara sebebiyle şehit olmuştur. Anadolu’da İslamın yayılmasına büyük katkıları olmuştur.

Seyyid Battal Gazi, İslam peygamberi Muhammed’in torunudur. Kendisi Emevi komutanı değildir. Ama Emevi ordusunda görev almıştır. Abdülvehhab Gazi, Muhammed’in de aldığı emaneti yaklaşık iki yüzyıl sonra Seyyid Battal Gaziye teslim etmiştir. Seyyid Battal Gazi Aleviler için serçeşmedir. Seyyid Battal Gazi’nin torunları Amasya Merzifon’da, Eskişehir Seyitgazi’de ve Malatya civarında yaşamaktadır. Kendisi Ayasofya Kilisesine (camiine) giren ve o zamanın düşman komutanı Leo’nun korkusuna sebep olan seyyiddir. Halen Malatya, Manisa, Eskişehir, Amasya, Tokat, Sivas yörelerinde Battal Gazi soyundan olan insanlar vardır.

Arapların Emeviler devrinde yaşayan tarihi kahramanı Abdullah Battal’la isim benzerliği olduğu düşünülürse Battal Gazi’nin gerçek bir Türk kahramanı olduğunu söylemek gerekir.

Ömrünü Bizanslılar’la savaşarak geçirmiştir. Gazilerin önderi oluşunun yanında ermiş olması diğer bir yönüdür.

Battal Gazi bunların yanı sıra, yenilmezliği, cömertliği ve yardımseverliğinden dolayı nesilden nesile söylene gelmiş atı ve kılıcı ile de zihinlerde yer tutmuş bir serdengeçtiler başıdır.

Türk tarihinde cihad ruhunu yaşatan efsanevi bir hale bürünmüş, güç üstü haller sahibi bir kimsedir. Bu yüzden hayatı menkıbeleşmiştir. Ebu Muhammed Cafer bin Sultan Hüseyin bin Abbas el-Haşimi Türk menkıbesine göre Malatya’da doğmuş ve Abbasiler zamanında yaşamıştır.

Nerede öldüğü belli değildir. Anadolu’da Seyyid Gaziden başlayarak Doğu Türkistan’a kadar onun için birçok türbe ve makamlar vardır. Halk muhayyilesi, İslamiyet için rumlara karşı savaşından dolayı, Peygamber efendimizin sülalesinden geldiğini kabul etmiş ona seyyid sıfatını vermekten çekinmemiştir.
Çeşitli kaynaklar 742-43 (H.121-123) yılında öldüğünü kaydederler.

Anadolu’da İslamiyet için canla başla savaşması, İslam ruhuna bürünerek onunla şekillenmesi hayatının destanlaşmasına sebeb olmuş ve Anadolu Türklüğünün yanı sıra, bütün Türk dünyasına Seyyid Battal Gazi Destanı’nı kazandırmış, böylece Türk kültür tarihi içinde, müessir bir yer tutmuştur.

Şahıs olarak destanının yanında Türk halk şiirine de geniş bir şekilde konu teşkil etmiştir. Hacı Bektaş Veli hazretlerinin bile onun makamını ziyaret ettiği Velayetnamesi’nde zikredilmiştir. Hatta Evliya Çelebi, İstanbul’daki Kız Kulesi’nin, Kral Kantur’un kızını Battal’dan korumak için onun Şam’da bulunduğu bir zamanda yaptırdığını yazmıştır. Bilindiği gibi bu alperenler devrinde kayser kızları, İslam savaşçılarına gerekli kolaylıkları gösterirler ve kalelerin içten fethedilmesini sağlarlardı.

Anadolu dışında muhtelif yerlerde menkıbelerine rastlanan Seyyid Battal Gazi, bugün halk arasında anlatıldığı gibi filim ve tiyatroya da konu olmuştur. Battalname, İslam ruhu ile dolu Anadolu Türklerinin eseri olmakla birlikte, tarihi temeller üzerine kurulmuştur. İslam dininin ve İslam medeniyetinin unsurları açık bir şekilde eserde göze çarpmaktadır. Battalname’nin esas fikri tamamiyle dinidir. Ayrıca İran geleneklerine de rastlanmaktadır.

Bu ise mensub olunan ortak kültürün tabii bir neticesidir. Eserin asıl konusu İslam-Bizans mücadelesinden doğmuştur. Emevi, bilhassa Abbasi ordularında Türklerin oynadığı rol düşünülünce Bizans hudutlarında ve İslam ordularında yaşayan Türkler arasında böyle menkıbelerin varlığını kabul etmek gerekir.

Battalname’de, sınırlı da olsa, eski destan üslubunu hatırlatan bazı kısımlar vardır. Eserdeki masal unsurlarının çoğu perilerin ve devlerin bulunuşu, ayrıca halkıyat izlerine pek fazla rastlanması eserin gerçek bir halk destanı olduğunu göstermektedir. Kısacası Seyyid Battal Gazi Destanı şehirlerde yaşayan Müslüman ve medeni Türkler arasında ortaya çıkmıştır.

Manzum ve mensur olarak yirminin üstünde yazması bulunan eser, üzerinde yerli ve yabancı araştırıcılar çeşitli yönlerden incelemeler yapmışlardır.

Battal gazi türbesi (Tam hali için resme tıklayınız)

Battal gazi türbesi (Tam hali için resme tıklayınız)

Söylenceye göre Seyyid Battal Gazi’nin kabri bir rüya sonucunda bulunur. I. Alaeddin Keykubat’ın annesi Ümmühan Hatun buraya önce bir türbe, ardından cami yaptırır. Günümüzdeki külliye türbe etrafında şekillenir. Osmanlılar, türbe ve camiye medrese, imarethane, tekke ve dergâh eklemişlerdir. Fatih Sultan Mehmet’ten itibaren II. Beyazıt ve Sultan I. Selim tarafından tamir edilen yapılar eklentilerle zenginleştirilir. Kanuni Sultan Süleyman, İran’a yaptığı seferler sırasında Seyitgazi’yi ziyaret eder, külliyeye bazı ilaveler yaptırır. Irak Seferi’ne giderken ordusu Seyitgazi’de konaklar ve Matrakçı Nasuh’a Seyitgazi minyatürü yaptırır. IV. Murat ise Revan Seferi sırasında buraya bir kervansaray yaptırır.


Seyitgazi, İstanbul-Bağdat-Hicaz yolunda yer alır ve hac yolculuğuna çıkanların da konaklama noktası olur. Bu durum dini anlamda Seyitgazi’nin önemini artırır.

Külliye, medresesi ile İslami ilimlerin öğretildiği merkez olur. Külliye, önce Kalenderi dervişlerinin, sonra Bektaşiliğin merkezi hâline gelir. Rivayet odur ki Hacı Bektaş-ı Veli külliyeyi ziyaret eder ve Orhan Gazi’den burayı imar etmesini ister. Orhan Gazi, bin adet ev halkı oturtarak Seyitgazi’yi büyütür. Bu vesile ile külliye Bektaşilerin önemli bir ziyaretgahı halini alır. Seyyid Battal Gazi veli, gazi ve seyit sıfatlarıyla her mezhep ve tarikattan bütün Müslümanların oldukça değer verdiği birleştirici bir isim olur.

  • Seyyit Battal Gazi Külliyesi Bölümleri:

1- ) ZİKİR ODASI : Genç dervişlerin bir araya gelip sabaha değin zikrettikleri zikir odasının 1511’de inşa edildiği söylenebilir.

2-) KIRKLAR ODASI: Kırklar Meydanı, adını Hz. Fatıma’nın evinde yapılan geleneksel toplantılarda yer alanlardan alır. Bektaşilerin dinî eğitimi ile bağlantılıdır.

3-) HALİFE MEYDANI: Ayin-i Cem denilen dinî törenlerin yapıldığı yerdir. Burada halifeye ait bir post ve taht bulunur. Tarikatın halifesi oturur ve törenleri idare eder.

4-) EKMEK EVİ : Bu bölümde iki fırın var. Fırınlar kubbeli odanın doğu tarafına yerleştirilmiş. Bunun yanında bir ocak, kuzeydeki duvarda da başka bir ocak bulunuyor. Ekmek Evi’nin avluya bakan duvarında kırmızı renkli yazmada; “Muhammed, Kutbü’l-arifin Seyyid Battal Gazi, ya Ali, Allah, Muhammed” yazıyor. Ekmek evinin sadece kubbeli kısmının altında bodrum var. Külliye’nin inşa edildiği tepenin eğimi nedeniyle kuzey tarafındaki birimlerinin altına bodrumlar yapılmış ve bu durum 15. ve 16. yüzyıl külliyeleriyle karşılaştırıldığında tektir.

5-) AŞEVİ (İMARET) : Külliye’deki kişilerin yiyecek ihtiyacını karşıladığı gibi, çevredeki yoksul insanların da ihtiyacını gideren aşevinde 8 adet ocak bulunuyor. Evliya Çelebi, büyük iki ocakta su kaynatıldığını, diğerlerinde ise yemek pişirildiğini gördüğünü yazar. Aşevi kubbe ile örtülüdür. Ocakların bacalarının uzunluğu kubbeyi geçer. Yavuz Sultan Selim döneminde yapıldığı belirtilir.

6-) BEKTAŞİ DERGAHI: Kanuni Sultan Süleyman döneminde yapıldığı belirtilir.

7-) ÇOBAN BABA TÜRBESİ: Seyyid Battal Gazi’nin mezarını bulan kişi olarak bilinir. Halk arasında Kutluca Baba olarak da adlandırılan, kimliği söylenceler üzerine kurulan Çoban Baba, yine bir söylenceye göre koyunlarının sık sık toplandığı ve mucizevi bir ışık gördüğü yeri Seyyid Battal Gazi’nin mezarı olarak Ümmühan Hatun’a bildirir ve buranın türbe olmasını sağlar.

8- ) SEMAHANE (TÜRBEDAR ODASI) : Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde mescid olarak yapılan bu bölümün daha sonra türbedar odası olarak kullanıldığı belirtilir. Türbedarlık o dönemde bir makamdır. Semahane de dervişlerin dinî musiki eşliğinde semah döndükleri yerdir.

9-) ÇİLEHANE : Allah’a ulaşma yolunda dünyevi arzulardan uzak, çile ve cefa çekilen gün ışığı ve aydınlıktan mahrum küçük mekandır.

10-) KESİKBAŞLAR TÜRBESİ: Burada 1958 yılında yapılan restorasyon çalışmaları sırasında geçmişleri ve kimlikleri bilinmeyen başsız 7 adet ceset bulunur. Bundan dolayı halk arasında “Kesik başlar” olarak adlandırılır. Araştırmacılardan bazıları bu bölümü, Türklerin Anadolu’ya gelişinden sonra ve eski bir kültün kalıntısı olarak doğan ve diğer coğrafyalara yayılan kesikbaş kültüyle ilişkilendirir.

11-) MESCİD (CAMİ) : Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından 1207-1208 tarihinde yaptırılır. 1511’de Bayezid döneminde yenilenir.

12-) MİHALOĞLU AHMED ve MEHMED BEYLERİN KABİRLERİ : Mihaloğlu Ahmed ve Mehmed Beyler, Seyyid Battal Gazi Türbesi’ne ek binalar yaptırmışlardır. Mehmed Bey, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemlerinde önemli bir akıncı birliğinin komutanıdır. Külliyelerdeki kitabelerde de adı geçer. Ahmed Bey de bir akıncı komutanıdır.

13-) SEYYİD BATTAL GAZİ TÜRBESİ: Türbenin kitabesinde şunlar yazılıdır: “Mürşidler seyidi, gaziler başkanı, cihanın sahibi, kendisine sığınılan ulu Peygamber’in sülalesinden, merkadi; dünya ve ötesinin ziyaretgâhı olan ulu zatın türbesidir. Bu türbeyi büyük insan ve zamanın alisi sıvattı. Allah bu türbenin tarihi için şunu ilham etti; Allah onu cennetin en yücesi ile müşerref etsin. Burayı Mihaoğullarından Ali Bey bina etti ve sıvattı Allah azizliğini daim etsin.” Kitabedeki “Allah onu cennetin en yücesiyle müşerref etsin” cümlesi ebced hesabı ile kitabenin ve tamirin tarihini verir ve bu tarih 1464’e, Fatih Sultan Mehmed dönemine denk düşer.

Türbe içinde Battal Gazi ve Kral Kızı Elenora’nın sandukaları bulunur. Battal Gazi’nin 5.5 m uzunluğundaki sanduka boyu; kişiliğine, büyüklüğüne atfendir. Elenora’nın Battal Gazi’nin eşi veya sevgilisi olduğu tartışmalıdır.

14-) MEDRESE : Osmanlı Beyliği’nin kuruluşunda önemli bir rol oynayan, yeni derviş akını ve Seyyid Battal Gazi’nin savaşçı kişiliğinin dervişlerce kolaylıkla kabulü Seyitgazi’de zaviye kurulmasına neden olur. Arşiv belgeleri, 1556-1559’da medrese kurulduğunu gösterir. 13. yüzyılın medresesi, 14. ve 15. yüzyılda Hangah’a dönüşür; 16. yüzyıldan sonra yeniden medrese, 20. yüzyılın başlarında ise askeri depo olarak kullanılır.

15-) AYNİ ANA (KADINCIK ANA) TÜRBESİ : Valide Sultan Ümmühan Hatun’un nedimesidir. Selçuklu sarayına mensup olup Ümmühan Hatun’un hayatında önemli bir yeri vardır.

16-ÜMMÜHAN HATUN TÜRBESİ: Ümmühan Hatun; 1. Gıyaseddin Keyhüsrev’in eşi, 1. Alaeddin Keykubat’ın annesidir. Konya’da vefat eder ve vasiyeti gereğince oğlu Keykubat tarafından naaşı Seyitgazi’ye getirilerek yine kendisi tarafından inşa ettirilmiş medreseye defnedilir. Türbede Ümmühan Hatun’un ölüm tarihine veya kendisine ilişkin yazılı hiçbir bilgi bulunmuyor.

Seyitgazi Türbesi, ülkemiz için önemli olan tarihi türbelerden biridir. Oldukça büyük bir önemi olan bu türbe aslında bir külliye şeklindedir. Çünkü genellikle türbeler küçük yapıtlar şeklindedir. Fakat Seyitgazi Türbesi oldukça büyük ve içerisinde farklı amaçla ile kullanılan bölümlerde bulunmaktadır.

Ülkemiz sınırları içerisinde bulunan Eskişehir ilinde yer almaktadır. Bu türbenin tam adı aslında Seyit Battal Gazı türbesidir. Seyit Battal Gazi türbesi, ülkemizde önemli tarihi gezi alanlarından bir tanesidir. Üstelik bu türbenin Eskişehir’de bulunduğu yere de adını vermesi ile iyice bütünleşmiş olması da dikkat çekmektedir.

Seyit Battal Gazi ise eski zamanlarda Emevilerin Bizans ülkesine yönelik olan savaşlarında komutanlık yapmış ve bu savaşların yönetilmesinde görev almış önemli bir komutandır. Çok büyük ve destansı özellikleri ile insanların gönlünde yer edinen Seyit Battal Gazi, son savaşını bugünkü Eskişehir ilinde yapmış ve yaşamını burada sonlandırmıştır. Bu durum nedeni ile Seyitgazi türbesi, bu il sınırları içerisine yapılmış ve uzun zaman geçmesi nedeni ile tarihi bir önem almıştır.

Tam olarak tarihi bilinmese bile bazı kaynaklara göre bu türbenin 740 senesinde yapıldığı söylenmektedir. Aslında bu tarih Seyitgazi’nin ölüm tarihidir. Seyitgazi ölünce onu seven halk ona küçülte olsa bir türbe yapmış ve zamanla bu türbe büyümüştür. Günümüzde ise gün geçtikçe daha da fazla ziyaretçi alarak neredeyse turistik bir bölge olmuştur.

Seyitgazi türbesinin bulunduğu bölge tam olarak bir külliye olarak inşa edilmiştir. Bu yapı eski zamanlardan günümüze gelen ve bir Selçuklu eseri olması nedeni ile çok büyük önem taşıyan özelliği ile önemini ikiye katlamaktadır. Seyitgazi türbesi içerisinde düşünüldüğü gibi tek mezar bulunmaz. Bu türbe içerisinde Seyitgazi’nin yanı sıra 1, Alaaddin Keykubat’ın annesi Ummuhan Hatun ve Elenoranın mezarı bulunmaktadır.

İlgili Videolar

Social Media Exchange Website - Likenation

Bunlara Baktınızmı?

Adnan DAN on FacebookAdnan DAN on PinterestAdnan DAN on TwitterAdnan DAN on Youtube
Adnan DAN
Aslında çokta özel biri değilim.. Biraz ukala olduğumu söylerler.. Bildiğimi anlayabilen insanlara sunmayı severim..

Sürekli sorgulama modundayım.. Neden dünyadayız, nereye gideceğiz, bu kadar basitmi yaşamak, vs. vs.. Cevaplarını bulamadığım onlarca sorum var..

Gerçekten dost bildiğim insanların sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez.. Onlarca insan arasında kendimi hep yanlız hissederim..

Ben insanım.. Adımı Adnan koymuşlar, soyadımsa zaten otomatik olarak eklenmiş DAN olarak.. Kuralları sevmem.. Ama uymak zorunda olduğumuda bilirim.. Sevmediğim öyle çok şey yapıyorumki, bu bana mutsuzluk veriyor çok zaman.. Birini sevmeyi, aşık olmayı, ona güvenmeyi çok istiyorum.. Olmayınca olmuyor, zorlamıyorum.. Hayat garip.. Ben o gariplik içinde yüzen biriyim işte..

  4 Responses to “Battal Gazi Kimdir?”

  1. İlimizde kendisinin heykeli var ve Battalgazi ilçemiz var gerçekten çok güzel yerler kendisini tam tanımak lazım gerçekten

  2. Çocukluktan beri Cüneyt Arkın’ın filmleriyle büyüdük. Ekran da görür görmez geçer koltuğa deli gibi izlerdik..

  3. Gerçek hayatı da filmleri kadar efsaneymiş çok iyi. Tabi o zamanın adamları çok başka.

  4. Son videodaki gibi benim aklıma battal gazi denince Cüneyt Arkın geliyor 🙂

Düşünceleriniz Bizim İçin Önemlidir