Sitemizde 15 kategori'de 711 adet yazı yazılmış ve 222 yorum bulunmaktadır.

Eyl 302016
 

Şimdi başlığa baktımda gülesim geldi birden.. Aydaki tuhaflıklar.. E ay başını getiemeye çalışan emekliler, çalışanlar bir dünya tuhaflıklara yapıyor zaten.. Ama konumuz bu değil tabi.. yaşadığımız gezegen olan Dünya`nın yörüngesinde dönen uydusu Ay`daki tuhaflıklardan bahsedeceğim ben.. Buyrun efenim..

Yıllar önce, iki ünlü bilim adamı, Guglielmo Marconi (1874-1937) ve Nikola Tesla (1856-1943) (K38, K102), Ay’dan radyo sinyalleri aldıklarını söylemişler, hatta bu sinyalleri cevaplamaya çalışmışlardı. Ay’da yaşam olduğu yönünde toplumun ilgisini çekmeye çalışan bu bilim adamlarına o devirde inanılmadı. Daha sonraları, 1920’li, 30’lu yıllarda, Amerikalı, İngiliz ve Fransız astronomlar, bir çok kereler, Ay’da hareket eden, yanıp sönen ışıklardan söz ettiler. Çeşitli yerel gazetelerde ve bilimsel yayınlarda yer alan bu bilgiler, bugün mevcut arşivlerden çıkarılabilir.

Bu gibi iddiaların doruğa çıkmasına neden olan kişi ise, saygın bir gökbilimci olan, Pulitzer ödüllü astronom John O’Neill’dir. O’Neill, 1950 yılında, Ay’da bir köprü gördüğünü söylemiş ve bunun doğal bir yapı olamayacağını, ancak bir zekanın ürünü olabileceğini açıklamıştı (D33). O’Neill çok ciddi bir isimdi ve itiraz edilemez birisiydi. Daha sonra, uzunluğu 20 kilometre olan böyle bir köprünün varlığından söz eden iki gözlemci daha çıktı; ancak zamanla unutuldu.

ayNASA’nın, Ay uçuşları sırasında karşılaşılan UFO gözlemlerine çok sıkı bir sansür uygulamasına karşın, bugün artık NASA’dan emekli olmuş bir çok eski görevli ve astronot, bu uçuşlarda ve Ay’da UFO’larla karşılaştıklarını açık açık söylüyorlar (S11, S50, G1). Bunlardan astronot Gordon Cooper, gördüğü ve resmini çektiği araçların zeki canlılar tarafından yönetildiğinden emin olduğunu israrla belirtiyor.

Astronot Edward Mitchell, James Lovell, Frank Borman, Ed White, James McDivitt, Robert White, Joseph A. Walker, Eugene Carnan, Mourice Chatelain, Walter Schirra ve Donalt Slayton, Ay uçuşları sırasında UFO’larla karşılaştıklarını medyaya açıkladılar. Daha önceleri, NASA’nın sansürüne uyarak seslerini çıkarmayan bu astronotlar, artık gördüklerini açıklamaktan çekinmiyorlar.

14 Ekim 1997 tarihli “Florida Today” gazetesi, “Apollo Astronotları Dünya Dışı Canlılar Gördüklerini Açıklıyorlar!” başlığı altında bu haberi vermiştir (G1). Sovyetler Birliği kozmonotlarının uçuşları sırasında da, uzay aracının önünde ve arkasında sıçrayarak dolaşan UFO’ların görüldüğü arşiv kayıtlarına girmiştir.

Ay çevresinde Apollo uçuşları başladığı yıllarda, Ay yüzeyinde görülen bazı garip şekillerin resimleri çekilmiş; ancak bu resimler NASA tarafından şiddetle sansür edilmişti (S8). Bu fotoğraflar, ABD’deki Bilgilendirme Yasası’na dayanılarak, Fred Stecking gibi araştırmacılar tarafından devletten istenmiş; bunun üzerine NASA, “No Comment” (Yorumsuz) başlığı altında bu fotoğrafları yayınlamak zorunda kalmıştır.

aySöz konusu fotoğraflarda, Ay kraterlerinde “kubbeler” görülmektedir. Aslında, Ay’da görülen kubbeler, bundan 50 yıl kadar önce Fransız astronomlar tarafından rapor edilmiş; 1950’li ve 60’lı yıllarda, Ay yüzeyinde hareket eden, yanıp sönen veya sabit durumda iken ışık saçan bir çok objenin fotoğrafı, sivil astronomlar tarafından da çekilmiştir. 1967’de, Lunar Orbiter-2 tarafından çekilen 33 Ay kubbesi fotoğrafı, yine “No Comment” başlığı altında NASA tarafından yayınlanmıştır.

1 Haziran 1996 tarihinde, NASA, basın mensuplarına, astronotların UFO’ları görmüş olduklarını ilk kez açıklamış; ancak, bu açıklama bir süre sonra yalanlanmıştır. Bazı astronotların halen susmalarına karşın, astronot Gordon Cooper, gördüklerini şöyle anlatmaktadır (D33, S50):

Dünya dışı yaşama inanıyorum. 1951’de Almanya’da görevli iken UFO’larla karşılaştığım gibi, “Gemini” uzay aracında 16. yörünge dönüşünü yaparken de bir UFO ile karşı karşıya geldim. NASA’da, Ay’daki kubbelerin, yapıların fotoğraflarını gördüm. Bunlar mükemmel geometrik şekillerden oluşmuşlardı. Uzun, beyaz bir kule; kraterleri, vadileri ve tepeleri kesen virajsız, dümdüz yollar vardı.

Bazı kubbelerde ışıklar yanıp sönüyordu. Bir çok NASA fotoğrafında, Ay’ın üzerinde duran püro şeklinde araçlar vardı. Bunları da gördüm. Ayrıca, Ay’ın karanlık yüzeyinde piramide benzer bir yapı var (S11, S97). Ay’da atmosfer bulunmamasının bir sorun yaratacağını hiç sanmıyorum. Şu an, yeryüzünde, kendi oksijenini kendi üreten özel yeraltı tesislerinde olduğu gibi, benzer bir teknoloji Ay’da neden uygulanmasın?

Bir Fransız TV kanalı, Apollo uçuşları sırasında kaydedilen bazı konuşmaları yayınlamıştır (D33): Bu konuşmada, “Kubbe biçimli yapılar yüzeye göre çok genç, yani sonradan yapılmışlar” denilmiştir. Yapılan konuşmalarda, “yanıp sönen ışıklar”, “yollar”, “izler”, “dev bloklar” terimleri sık sık geçmiştir. Dr. Farouk El-Baz, kendisine yanıp sönen ışıkların ne olduğu sorulduğunda, “Doğal değiller” cevabını vermiştir. Diğer taraftan, NASA, gerçekleri mümkün olduğu kadar saklamak istemekte, konuşmalarda geçen sözcüklerin jeolojik terimler olduğunu ileri sürmektedir.

ayAslında NASA’dan sızdırılan fotoğraflarda, bu kubbelerin yüksekliklerinin 400 metreye kadar çıktığı saptanmıştır. Başka bir fotoğrafta anten kulesine benzer bir yapı ve önünde hareket eden bazı araçlar görülmektedir. Apollo-8 tarafından çekilen ve Ay’ın arka yüzünü gösteren bir diğer fotoğrafta ise, uçuş pistine benzer şekiller ve çok uzun bir yol net bir şekilde görülmektedir (D7, D33, S97).


Dr. Farouk El-Baz, “Saga” dergisinin yaptığı bir röportajda, “Dünya dışından da Ay’a gitmiş olanlar bulunabilir. Ay yüzeyinin üzerinde, ya da altında Dünya dışı objelerin bulunabileceğini ihtimal dışı bırakmamalıyız” demiştir (D33).

Yıldızlardan Gelen Tanrılar” adıyla S. Gerçeksever tarafından hazırlanan ve 2000 yılında yayınlanan kitapta (K167), Ay’daki gizemli olgular hakkında daha ayrıntılı bilgiler verilmektedir.

1972 yılında yapılan Apollo-17 uçuşundan beri, son 28 yıldır yeni bir Ay uçuşunun yapılmamış olması dikkat çekicidir. Gerçekten, o tarihten beri bu konuda yeni bir girişimin yapılmamış olması, “Ay’ın acaba başka sahipleri mi var?” sorusunu akla getirmektedir.

Bütün bunların ötesinde, Apollo-11 astronotu Neil Armstrong’un, Ay yüzeyinde yürüdüğü sırada duyduğunu söylediği bir “ses”, olaya apayrı bir görünüm kazandırmıştır.

Tiahuanaco şehrindeki meşhur Güneş Kapısı, 120×360 metre ölçülerinde yekpare bir andazit taştır ve ağırlığı 10 tondur. Üzeri uçan tanrılar ve taşıtlar figürleriyle süslü taşta 27 bin yıllık bir takvim işlenmiştir. Gökyüzünün 27 bin yıl önceki halini gösteren kabartmalarda, tüm gezegenler işlendiği halde Ay orada yoktur. Dr. Bellamy ve Dr. Allan’a göre Güneş Kapısı sembollerinde Ay, dünya yörüngesinde 11.500-13.000 yıl arası bir zamanda belirmektedir. Takvimdeki hesaplamalara göre Ay’ın 13 bin yıl önceki Dünya etrafındaki dönüşü yılda 425 turdu, bir gün 28 saatti. Bugün bu tur sayısı 365, bir gün 24 saattir.

Japonların 2007’de Ay’ın yörüngesine oturttukları KAGUYA (SELENE) uydusu Laser Altimetresiyle (LALT) çok hassas uzaklık ölçümleri yaparken, Ay’ın yüzeyini tarayan çift kameralı sistemiyle 3 boyutlu olarak Ay’ın yüzeyinin detaylı haritasını çıkarmıştır. Google ve JAXA işbirliğiyle bu harita Google Earth’e kondu. Uydu, Ay’ın yörüngesinde dönerken, tıpkı Apollo astronotlarının da farkettiği gibi belli yerlerde alçalmış, belli yerlerde yükselmiştir. Carlton Allen ve Alberto Saal’e göre KAGUYA uydusu, Ay’ın etrafındaki yörüngesini izlerken, manyetik çekimdeki artış ve azalışlardan etkilenmektedir. KAGUYA, Ay’da manyetik çekimin kuvvetli ve çok zayıf olan bölgelerini tespit etmiştir. Buna göre, kuvvetli tüm bölgeler Ay’ın dünyaya bakan tarafında, zayıf tüm bölgeler ise Ay’ın arka tarafında yer almaktadır. Bu bölgelerdeki manyetik etkinlik sadece yüzeyle sınırlı kalmayıp, derinlerde de devam etmektedir. Dr. Fumi Yoshida (National Astronomical Observatory of Japan)’a göre Ay’ın yüzeyindeki kraterlere sebep olan şey asteroit kuşağındaki parçalardır. Asteroit kuşağındaki parçaların boy dağılımlarını incelemiş ve bunların Ay yüzeyindeki kraterlerle aynı boy dağılımına uyduğunu belirtmiştir.

ayYukarıda özetlenen pekçok sebepten dolayı, Ay dünya’nın çevresine yapay olarak yerleştirilmiş olması düşüncesi, kitaplarda ve ansiklopedilerde anlatılan Ay’ın Dünya’nın oluşumu sırasında kendisinden kopan bir parça olması kuramından daha güçlüdür. En temel olarak, elemantal yapının birbirininden çok farklı olması ilk ve en kuvvetli ispattır. Ayrıca, Jüpiter’in uydusu Phobos’un ve Plüto’nun da yörüngelere yapay olarak yerleştirildiği Sümer metinlerinde geçmektedir. Pek çok farklı kaynağa göre yapay bir uydu olan dünyanın uydusu Ay’ın ve Jüpiter’in uydusu Phobos’un içinde bir uygarlık var.

Bir zamanlar Satürn’ün uydusu olan Plüto’nun (Gaga) Güneş sisteminizi gözlemek ve korumakla görevli bir karakol olduğu belirtiliyor. Sümer tabletlerine göre bu üçünün amacı Dünya’yı yakından izlemek ve sürüngen kötü niyetli istilacılar gibi dışarıdan gelecek tehlikelere karşı korumak. Phobos ve Plüto gibi Nibiru’nun kendisinin de yapay ama çok büyük bir uydu olduğu belirtilenler arasında. Ay’ın, Phobos ve Plüto’nun Galaktik Federasyon tarafından Dünya’yı tehlikelere karşı korumak amacı ile yapay olarak yerleştirilmişlerdir bilgisi İnternet’te pek çok yerde mevcut. Bunlardan dünyamıza en yakın konumda olan uydumuz Ay ise apayrı bir inceleme konusu.

Gerek NASA’nın gerek astronotların birebir gözlemledikleri, gerek Dünya üzerinden teleskoplarla sürekli görülen Ay anormalileri (Ay üzerinde görülen ışıklı cisimler, büyük iş makinaları benzeri cisimler, görünüp kaybolan dev yapılar) hakkında çok fazla yazılmış kaynak mevcut. “Lunar Anomalies“, “TLP” (veya “Transient Lunar Phenomena”) anahtar kelimelerini kullanarak bunlara ulaşabilirsiniz.

  • AY’IN ÖZELLİKLERİ

Kütle (kg) 7.349e+22
Ekvator Çapı (km) 1,737.4
Ortalama Yoğunluk (gm/cm3) 3.34
Dünya’dan otalama uzaklığı (km) 384,400
Kendi etrafında dönüş süresi (gün) 27.32166
Dünya etrafında dönüş süresi (gün) 27.32166
Ortalama Ay günü 29.53059
Yüzeyden kaçış hızı (km/saniye) 1.03
Orbital eccentricity 0.0549
Eksen eğimi (derece) 1.5424
Orbital inclination (derece) 5.1454
Ekvatordaki yerçekimi (m/sec2) 1.62
Ekvatordaki kaçış hızı (km/sn) 2.38
Albedo 0.12
Magnitude (Vo) -12.74
Yüzeydeki ortalama sıcaklık (gündüz) 107°C
Yüzeydeki ortalama sıcaklık (gece) -153°C
Yüzeydeki en fazla sıcaklık 123°C
Yüzeydeki en düşük sıcaklık -233°C

  • Ay olmasaydı ne olurdu?

Dünya bugünkü gibi olmazdı. Hayat bile olmazdı. Ay olmasa idi günler daha kısa olurdu. Şiddetli fırtınalar ve kasırgaların hiç kesilmediği bir dünya olurdu. Atmosfer bugünkü gibi olmazdı. Daha kalın bir atmosfere sahip olurduk.

Ay olmasaydı, gel-git olayları %70 oranında azalırdı.

Ay ışığında etkinliğini sürdüren canlılar gelişmezdi ve mevsimler olmazdı. Gel-gitler olamayacağı için Dünya’da yaşam oluşmazdı. Sadece Güneş’in varlığı ile olan mevsimler, rüzgarlar ve yağmurların var olduğu bitkilerden ibaret boş bir gezegen olurdu Dünya. Ay’ın varlığı dünyadaki yaşamı açıklıyor. Kadınların menstürasyonun 28 günlük bir periyotta olması da Ay’ın varlığı ile ilgilidir. Ayrıca, Dünya’nın Güneş etrafındaki yörüngesinden 5 derecelik bir yörünge eğikliğiyle Dünya’nın etrafında döner. Ay, çekim gücüyle okyanusları kabartarak gel-gitleri oluştururken, sürtünmeden dolayı dünyanın kendi etrafındaki dönüşü yavaşlamaktadır. Yani, günler uzamaktadır.

Ay ayrıca her geçen gün, dünyadan uzaklaşmaktadır. Dünyanın çekiminden tamamen kurtulup uzayda serbestçe dolaşmaya başladığında, dünya 23,5 derecelik açısını kaybedip bir aşağı bir yukarı dengesiz bir şekilde dönecek, bugünkü bildiğimiz mevsim anlayışı değişecektir. 3-4 ay süren kutup soğukları, yerini 7-8 aylık çöl sıcaklarına bırakacak. Bu ekstrem şartlar tüm dünyada fotosentez yapan canlıları öldürecek, dolayısıyla dünyada bir süre sonra hiç bitki, ağaç kalmayacak, tüm yeşilliğimizi kaybetmiş olacağız. Ay’ın yokluğu dünyadaki yaşam için ölümdür.

Bilim adamları denizlerden topladıkları mercanları keserek, içlerindeki halkalara bakarak mercanın yaşını tespit etmektedirler. Brain coral denen mercan türünde en bariz olarak gözlenen bu olay, tıpkı bir ağacın yaş halkalarına bakmak gibidir. Katmanların sayısı mercanın yaşını, kalınlığı ise bir günün uzunluğunu 24 saati verir. 400 milyon yıl yaşındaki mercan fosilleri kesilip bakıldığında yaş halkalarının kalınlıklarından bir günün 28 saat olduğu görülmüştür. Bugün, bir gün 24 saattir ve Ay dünyayı yavaşlatarak günleri uzatmaktadır. Demek ki, dünya günleri bir süre sonra, Ay iyice uzaklaştığında, yine eskisi gibi 28 saat olacaktır.

İlgili Videolar


Not: Parantez içinde olan rakamlar (D12 gibi) NASA`nın açıkladığı dosyaların numara ve sayfasıdır..


About Adnan DAN

Aslında çokta özel biri değilim.. Biraz ukala olduğumu söylerler.. Bildiğimi anlayabilen insanlara sunmayı severim.. Sürekli sorgulama modundayım.. Neden dünyadayız, nereye gideceğiz, bu kadar basitmi yaşamak, vs. vs.. Cevaplarını bulamadığım onlarca sorum var.. Gerçekten dost bildiğim insanların sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez.. Onlarca insan arasında kendimi hep yanlız hissederim.. Ben insanım.. Adımı Adnan koymuşlar, soyadımsa zaten otomatik olarak eklenmiş DAN olarak.. Kuralları sevmem.. Ama uymak zorunda olduğumuda bilirim.. Sevmediğim öyle çok şey yapıyorumki, bu bana mutsuzluk veriyor çok zaman.. Birini sevmeyi, aşık olmayı, ona güvenmeyi çok istiyorum.. Olmayınca olmuyor, zorlamıyorum.. Hayat garip.. Ben o gariplik içinde yüzen biriyim işte..
background