Adnan DAN iletişim
bu hafta kız kıza azıcık küçük bakım sırları ve cilt sağlığı, saç sağlığı hakkında konuşalım istiyorum. yeter olm ya bir sene boyunca maçtı ligdi bilmem neydi yeterince erkek muhabbeti döndü sosyal medyada, şimdi azıcık kız muhabbeti yapıcaz. beyler kusura bakmayın.
ilk olarak argan yağından bahsetmek istiyorum size. önce şunu söyliyim, internetteki satış fiyatı 50 tl civarında olan bu yağı, güvendiğiniz bi aktar varsa daha uyguna alabiliyorsunuz. aklınızda olsun bu. faydalarına gelince, internette çok fazla derde derman olduğu yazıyordu ama benim dikkatimi özellikle zayıf ve cansız saçlar üzerindeki etkisi çekti. saçlarınıza bu yağı sürüyorsunuz, bir saat havlu sarılı vaziyette beklettikten sonra yıkıyorsunuz. bir süre düzenli olarak kullandıktan sonra hem saçı beslediğini hem de güçlendirdiğini gözünüzle görüyorsunuz. kullanan arkadaşlarım var, onlara sordum öğrendim canikolarım. tecrübe edilmiştir yani. özellikle de bu yağı cildinize bile sürebiliyormuşsunuz. sivilce, siyah nokta, cilt lekelerine de iyi geliyormuş ve cildin yaşlanmasına engelmiş. en kısa zamanda temin ediceğimden şüphen olmasın tabi ki ama şimdi aklıma takılan mesele şu; cildim karma. t bölgesi diğer bölgeye oranla biraz daha yağlı, acaba daha da yağlandırır mı? yağ olmasa tereddüt bile etmiycem o derecede.
Yazının Devamını Oku »
Merhabalar efendim, öncelikle bir Galatasaray’lı olarak tebrikleri alayım. Fenerbahçe’den 9 puan önde bitirdiğimiz ligin ardından, zorlu mücadelelerle geçen play-off’lardan sonra şampiyon olduk en nihayetinde. açıkçası hakettik kazandık, şimdi de hedefimiz Fatih Terim Galatasaray’da olduğu sürece şampiyon olmak. yalnız dikkat ettim de, az biraz futbol bilgim olsa “koyduk mu” cümlesini hayat felsefesi edinmiş erkek taraftarlardan daha sağlam bi taraftar olucam. neyse efendim onlara da sıra gelicek, bu haftaki olayım takım tutmayı bile beceremeyenlere iki çift laf etmek.
Dün gece şampiyonun belli olmasının hemen ardından “Galatasaray taraftarı 12 yaşında bir çocuğu bıçakladı” haberi döndü durdu sosyal medyada. aslı astarı var mıdır diye araştırmaya vaktim olmadı malesef. ama haberin doğru olmasını varsayarak, o çocuğun olaylı geçme ihtimali olan bir maçta işi neydi diye sormak istiyorum.
merhaba küçük ve tatlı dünyamızın sakinleri. bu ara insanların “ayy dizi izlemiyo musun sen, ee napıyosun bütün gece evde” demelerine takmış durumdayım. yani bazı insanlar sanki akşamları dizi izlemek için programlanmış gibi değil mi sence de? tamam bak aşk-ı memnu’yu hiç kaçırmadan izlemiştim ama her gece bi dizi izlemek manyaklığı da nedir allasen. olum insanın kafası karışır yahu, karakterleri birbirine karıştırır mazallah..
diyorum ki insancıklara “ben blog okuyorum, twitter’da takılıyorum, ara sıra uludağ sözlükte yazıyorum zaman geçiyor zaten” bunların ilk tepkisi de “blog ne b’olum” oluyor. ama gel de sinirlenme yani. ulan hepinizin üçer beşer facebook hesabı var, arkadaşlarınızın fotoğraflarına “canım çok tatlı çıkmışsın” yazmayı biliyorsunuz da blogları mı bilmiyorsunuz. kusura bakmayın ama bence çok saçmasınız. gerçekten bak.
Merhabalar efenim merhabalar. aman nasıl keyfim yerinde bugün anlatamam. o derece keyifliyim. hani iş ortamında oluşan birkaç gerginlik bile tın yani o derecede. zaten şöyle eskiye dönüp baktığımda bu tarzdaki ufak gerginlikleri neden dert edinmişim hiç anlamıyorum. hay herşeyi takan bu küçük kafama tüküreyim emi. ulan dünyada milletler birbirini yiyor, insanlar birbirini katlediyor ben nelerle uğraşıyorum. olsun ama be, bu da güzel sonuçta. ben ve UFAK sorunlarım.
Aslında bu ara insanlara ciddi ciddi “sinirden gülüyorum”. o kadar ilginçler ki ve o kadar “hayret bişee yaa” dedirticiler ki, bazen kelimelerin yetersiz kaldığı noktaya geliyorum. o derece bak. ona buna mana koyma faslına geçmeden önce ufak bir uyarı yapıcam millet, buraya iyi bakın: twitter’da çok takipçisi olan (fenomen diyoruz bunlara) kişilerin yazdıklarından esinlenip “bi varyasyonunu da ben yazayım” diyorsanız, vazgeçin. olum bak çok pis dalga geçiyorum da siz bilmiyorsunuz. ciddi anlamda eğleniyorum. hayır yani neden kasarsınız ki bu kadar, neticede eğleniyoruz şurda.
Sosyal sorumluluk projeleri ya da yardım dernekleri/vakıfları gibi kuruluşların tanıtımıyla alakalı yazı yazmışlığım yoktur çok fazla. insani yardım vakıflarının, bilmem ne derneklerinin çığırtkanlığını ve reklamını üstlenmek bana kalmadı elbette. ancak belki çocukları çok sevdiğimden dolayı iki dernekle alakalı kısa bilgi içeren yazım olmuştu blogspotta. mevzu bahis çocuklar olunca dayanamıyorum. keşke her çocuk eşit imkan ve koşullarda büyüyebilse ama malesef ki olmuyor, olamıyor. ailelerinin maddi imkansızlıkları o çocukların gözlerinde hüzünlü bir pırıltıya dönüşüyor. hani gözünün içine bakınca “gel de sarılma şu velete” oluyorsun inan bana. Yazının Devamını Oku »
Kelimenin tam manasıyla kendimden UTANIYORUM. ne kadar uzun zaman oldu buraya tek kelime yazmayalı. bahane üretme faslına geçmek gerekirse bir numarada zamansızlık var. ne kötü ya, yaşıyormuşuz gibi yapıyoruz ama sadece nefes alıyoruz. o da zor bela hani. insan hakikaten sıkılıyor bak. ulan diyorum yirmili yaşlarımda bu boktan mevzularla kafa yorup tam manasıyla hayatı hayat gibi yaşayamayacaksam yaşlanınca ne yapıcam ben. yaşlanıcak kadar yaşar mıyım, onu da bilmiyorum. Yazının Devamını Oku »
selam. hayat çok garip ve saçma bir hadise. itirazı olan? bazen çok çok sıkıldığım zamanlar oluyor. aslında benim hep canım sıkılıyor, hep kaygılarım, güvensizliklerim var ama bazen çok aşırı oluyor işte. sonra canımın sıkıntısı yetmezmiş gibi, kafama hayat memat meselelerini takıyorum. ne olacak, ne bitecek diye düşünüp duruyorum. evet, aslında akışına bırakmak gerekir değil mi? yani, yaşayıp tüketelim zamanı, hayat zaten gereken noktaya ulaştırır bizi değil mi? öyle değil işte. zaten bu fikri kim ortaya attıysa bi gelsin şöyle, tenhada bi’şey konuşucam.
gelgitli ruh haline sahip olmak hiç de kolay bi’şey değil hocam. sabah, amaan teytey su akar yolunu bulur diyorum, akşam olmadan “ne bok yiyecem nan” diye panikten paniğe koşarken evrensel rekor kırıyorum. çok pardon ama, abi ben kimle yarışıyorum bu konuda bilmiyorum.
selam panpa. bugün dertleşmeye geldim, hem tebdil-i mekanda ferahlık var derler değil mi? işte bu ara çok sıkıntılıyım, biraz dert anlatayım, biraz değişiklik olsun ne bileyim işte içimi dökeyim istedim. yani aslında kafamı meşgul eden sabit bir problem de yok, neden bilmiyorum yani. en çok sinirimi bozan da pıt diye değişen ruh halim. abi çok pardon ama hiçbir derdi tasası olmayan birinin ruh halinin sürekli değişmesi nedir ya? yemin ediyorum sıkıntı geldi bana. Yazının Devamını Oku »