Adını Yazmışım, Dahada Yazabilirim

By in Kişisel / Yazar on 10 Eylül 2013

mr patates

Selam canlar.

Umarım herkes çook iyidir, çok mutludur. Bu Pollyanna iyimserliği nereden derseniz, valla bilmiyom, öyle içimden geldi.

mr patatesROCK’N COKE

Geçtiğimi günlerde Rock’n Coke festivalini geride bıraktık. İlk defa ortamda bulundum. Görevli olarak tabii ki. Öncekilerine hiç yeltenmemiştim, Coca-Cola’yı boykot falan ayağına. Ama geçen yıllarda gördük ki, boykot moykot bi boka yaramıyor. Dedim gidelim olayı görelim. Şunu kesin bir dille söyleyebilirim ki, önümüzdeki sene tekrar düzenlenirse %500 ihtimalle çadırımı kapıp gideceğim.

Hangi grupların geleceği hiç fark etmez. Fakat arkadaşlar, benden size tavsiye, sakın görevli falan olmayın. Hani belki “Ulan görevli gidersem, hem bilet parası vermem, hem konserleri izlemiş olurum, hem de üstüne para kazanırım.” diye düşünüyor olabilirsiniz fakat sizi temin ederim ki öyle bir şey yok. Para vermeme ve üstüne para alma kısımları doğru ama, görev yeriniz ne olursa olsun, öyle rahat rahat konser izlemece falan olmuyor. He ama eğer iç sesiniz “Ulan gideyim de, bütün gün güneşin altında ayakta durayım, güzel bir feleğim sikilsin.” diyorsa, o zaman mutlaka görevli olarak gidin.

Ben 2. Kamp alanının girişinde görevliydim. Gireceklerin bilekliklerini kontrol ediyordum, uygunsa alıyordum, değilse almıyordum. Aslında böyle anlatınca hiçbir zorluğu yok. Aslında gerçekten de bir zorluğu yok. Ama tüm gün ayaktasınız ve güneşin altındasınız, o yüzden mahvoluyorsunuz. Bir sandalye ve bir şemsiye olayı çözer aslında ama, organizasyona haksızlık etmeye de gerek yok. Yüzlerce görevli var, hepsine şemsiye ve sandalye sağlamaları mümkün değil.

Uzun lafın kısası, gittim, gördüm ve bir sonrakinde kesinlikle orada olacağım. Benim gibi düşünen varsa, şimdiden sözleşip beraber gidelim.

İŞ GÜÇ

İstanbul Aydın Üniversitesi’ne iş başvurusunda bulundum. Yalan söylemeyeyim, dayımın orada yönetici olmasının avantajını da kullandım. Şimdi haber bekliyorum. Olursa çok güzel olacak. Şu anki ihtiyaçlarımı tam anlamıyla karşılayacak bir iş olacak. Utanmasam “Hayallerimi süsleyen” falan diyeceğim ama çok utanıyorum. Demeyeyim en iyisi.

mr patatesYani çok ideal benim için. Parası gerçekten çok da umrumda değil. Ailemle yaşadığım için, bir masrafım yok. Sadece Digiturk’ü ve telefon faturamı ben ödüyorum. O ikisi de taş çatlasın ayda 100 lira ediyor. Çoğu zaman etmiyor bile. Zira 100 lira etmesi için faturamı 2 katı kadar aşmam lazım. Yani ben kendimi şu an 1000 liraya fikslemiş durumdayım. Onun dışında neden ideal, kurumsal olduğu için çalışma saatleri belli, haftasonu yok, evime de yakın sayılır. Müzik için de rahat rahat zaman ayırabileceğim bir iş. He tabi belki kurumsal olduğu için, “O saçı sakalı kes, nedir bu amk?” falan diyebilirler. Gerçekten umrumda değil. Mezun olduğumdan beri yaşadığım şu hayat o kadar sıktı ki artık beni, her şeye okeyim, her teklife açığım. Jigololuk hariç. Sonuçta bir biscolata erkeği değilim. Aslında spor yaptığımda adonisimin varlığını hissediyorum ama, gözükmüyor asdfg.

Grubum albüm kayıt sürecinde şu anda. Bu süreci hızlandırmak adına bazı radikal kararlar aldık. Bu sefer tutacak bu iş. He oldu ki tutmadı, bundan sonra benim için müzik “Mübarek haftasonu gidelim de stüdyoda çalalım.” havasında bir hobi olacak.

Öğrencilerim belki üzülecek, belki de iplemeyecek ama eğer işe kabul edilirsem bateri derslerini bırakacağım. Hepsi çok iyi biliyor ki, derslere koyduğumuz ücretler komik, çok komik hem de. Hedefim sadece baterist yetiştirmek. Onlardan aldığımız para hiçbir türlü kurtarmıyor bizi normalde. Ama en azından baş koyduğum o yolda, 3-5 tane iyi baterist yetiştirebildim. Bu hayatım boyunca gurur duyacağım bir şey olacak. Belki bir gün sallanan sandalyemde torunlarım kucağımda otururken bu hikayemi onlara da anlatırımasfsdgsasdas. Şaka şaka, yapmam öyle bi şey. Sırf bu kadar klişe olduğu için sallanan koltukta değil, böyle bildiğin çekyatta falan oturcam dede olunca.

YAPRAK YAPRAK

Soner Sarıkabadayı. Pislik be. Son günlerde her yerde çalan bir şarkısı var, eminim hatırlayacaksın: “Adını yazmışım, daha da yazabilirim, doldurabilirim YAPPPRAK YAPPRAAK.” Hani böyle istemsizce bir şarkı takılır diline ya, işte o şarkı bu şarkı olmamalı abi. Yaprak kelimesini YAPPPRAK diye söyleyince çok serbest çağrışıyorum ben yani, aklıma kötü kötü şeyler geliyor. Nasıl bir arkadaş grubum varsa, hepsi birbirinden pis. Whatsapp’tan ses kayıtları olsun, Facebook’tan Youtube linkleri olsun sürekli birbirimize bu şarkıyı hatırlatma çabasındayız. Maksat ne mi? İbnelik olsun işte, sürekli hatırlayalım, gün içinde yolda falan yürürken o şarkıyı söyleyerek tuhaf bakışların hedefi olalım falan. Zaten normalliğe hasret duyduğum bir dönemdeyiz. Etrafımda bir tane normal insan yok. Yani düşün, VIP biletiyle Rock’n Coke’a gidip, VIP çadırına yayılıp, 100 metre ilerisinde gerçekleşen konseri çadırdaki TV’den izleyen arkadaşım var benim. Daha bu sabah “YAPRAK YAPRAK” diye ses kaydı yolladı Whatsapp’tan. Yani bu nedir ya, bizi alın burdan.

Ayrıca Google’a “Kutsal Toprak” yazınca Mekke çıkacağına Soner Sarıkabadayı çıkıyor amk. Hani hepimiz topraktan geldik ama, zannedesin Soner Sarıkabadayı kutsal topraktan gelmiş. LASTSOLDIER YELLOWUNGENTLEMANUNCLE! Bu olmadan olmazdı.

ARKADAŞ GRUBU

Bu bahsettiğim arkadaş grubu çok acayip bir grup. Mesela en yaygın etkinliğimiz, bildiğin Kıraathane’ye gidip batak falan oynamak. 4 kişiysek batak, 5 kişiysek pis yedili oynuyoruz falan. Ama çok değişik insanlar var bu grupta. Beni zaten biliyorsunuz, kahveye takıldığımı duyanlar şaşırıyor fazlasıyla. Benim dışımda bir arkadaşımız Anadolu Üniversitesi mezunu, yurtdışında master yapmış, askerliğini bitirmiş bir genco.

mr patatesBir diğerimiz müzisyen, muhasebeci ve 2004′te giriş yaptığı açıköğretimi, kalan tek dersini verip bu sene bitirmiş ve bunu yaparken de 2 yıl askerlik teciline güvenmiş bir arkadaşımız. Laaps diye Sivas/Temeltepe diye alırlarsa şaşırmayacağız. Diğer gencomuz, Gıda Teknolojileri bölümünü bitirmiş, geçtiğimiz günlerde dimdik bir şekilde Gıda Mühendisliğine yerleşmiş bir Baggal. Evet, Baggal. Bildiğin Baggal.

Son gencomuz da bahis canavarı, özel bir üniversitede okuduğu lisans bölümünü 4. senesinde bırakmış ve şu anda eğitimine yurtdışında devam eden bir cango. Bu ekip kahveye gidince, gerçekten de garip oluyor. Ama bize göre çok sıradan gibi.

Yani sıradan değil mi abi? Aslında kahve mentalitemiz biraz da, cafelere tepki gibi. Yani gidip Big Yellow Taxi Benzin’de batak oynamasını biz de biliriz, en iyi biz biliriz hem de ama bir bardak çaya 3 lira vermek hiç tatlı değil. 75 kuruşa çayımızı, 2 liraya Niğde Gazozumuzu içer yolumuza bakarız. Bu da böyle biline.

mr patatesEYLÜL

Bir Blogger olup da Eylül ayında, Eylül ayıyla ilgili tek kelime etmeyen bir insanoğlu düşünebiliyor musunuz? Yok öyle bir Blogger, varsa da olmamış o. Hiç olmamış yani.

Eylül ayı severiz biz. Ama hacı, böyle Eylül mü olur? Yani insan böyle kasvetli hava bekliyor, solmuş dökülen yapraklar bekliyor.

Ama ben hala terliyorum oturduğum yerde, napsak onu Mikail kardeş? Bu Eylül’ü alın buradan, olmamış bu. Ayrıca Eylül’ü yazarken hep büyük harfle başladım.

Normalde olmaması gerek biliyorum ama, Eylül’ü sıradan bir aydan ziyade, özel bir ay olarak gördüğümden öyle bir şey yaptım.

Patates entel falan değil, kıraathaneye gidiyor bildiğin.

Blogda Oku


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

CAPTCHA (Şahıs Denetim Kodu) Resmi

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>