Sitemizde 15 kategori'de 769 adet yazı yazılmış ve 227 yorum bulunmaktadır.

Mar 172016
 

Adalet – İntikamın Gölgesi

Esmer’in, hayatı boyunca babasından öğrendiğinin aksine kurallar dışında bir adalet anlayışı oldu… Babası o yıllarda demokrat bir partinin milletvekili adayıydı, inandığı bir davası ve demokrasi anlayışı vardı. Sabah akşam hiç durmadan çalışır, sürekli iş ve inandıkları uğruna kendini paralardı. Pazar gününü ailesine ayırır ve gazete dahi okumadan kendini soyutlardı.

Misafir kabul etmez tüm gün eşini ve oğlunu dinler onlarla vakit geçirirdi. Her pazar yıllar boyu aşınmış baba yadigarı deri çantasından oğluna yeni bir hediye çıkarır her defasında bunu şaşırtarak yapardı. Şeref bey tıpkı babası gibi şehrin en büyük avukatlarından biriydi ve oğlununda böyle olacağından hiç şüphesi yoktu. Ona adaleti, hakkı sürekli anlatıp onu tek tek incelerdi. Soru cevap yöntemiyle oğlunun yaşına aldırış etmeden onunla sürekli tartışır ve onun seviyesini denerdi. Aslında oğlunun kendisinden daha zeki olacağından gözü kapalı emindi ve bir gün kontrol edemeyeceği bu zekanın hangi yolu seçmesi gerektiğini şimdiden çizmeli ve onu işlemeliydi.

En çok zevk aldığı şey çocukluğundan beri insanları uzaktan gözlemlemek ve onları tanımaktı, daha minicikken bu üstün yeteneğini bir oyuna çevirmişti. Herkes onun sessiz sakin ve çekingen olduğunu düşünürken aslında iç dünyasında en çok kendisiyle konuşan ve susmak bilmeyen bir ruh hali vardı. Sürekli insanların neler yaptığını inceler kayıt altına alır insanları kafasında binlerce gruba böler ve sınıflandırırdı. Onların alışkanlıklarını ezberler neleri sevdiğini anlamaya çalışır ve geliştirdiği metotlarla bunun sağlamasını yapardı. En büyük zaafı kendi doğrularından başka doğruları kabul etmemek ve burnunun dikine gitmekti. Hatta koşarak gitmekti demek daha doğru olur sanırım. Doğruluğundan emin olduğu bir şeyin yanlış olduğunun iddia etmek onu kırmızı görmüş bir boğa gibi saldırganlaştırabilirdi.


10 yaşındayken komşunun kızı stella’yı uzaktan izleyip dururdu. Annesi Türk bir ev hanımı babası Yunan bir gemiciydi bu sevimli pıtırcığın. Stella bunu fark ettiğinde ona dönüp selam verircesine gülerdi, ah aptal çocuk bunu her gördüğünde kitlenip kalırdı. Stella ona ısrarla gülümsemeye devam eder oda ısrarla donuk donuk bakmaya devam ederdi. Bu sinir bozucu durum bir gün yine devam ederken, Stella’nın kafasını sağa doğru çevirip çığlık atmasıyla son buldu.

Giannis henüz 5 yaşında mavi gözlü sarışın kardeşiydi Stella’nın. Oturdukları yer Türk ve Yunan ailelerinin bir arada yaşadığı hoş bir sokaktı fakat o dönem aşırı milliyetçiliğin yaygınlaştığı yıllardı. Evlerinin arka tarafında askeri lojmanlar bulunuyordu. Subay çocukları o dönem kendilerini farklı görürler ve şımarık olurlardı. Ellerinde futbol topuyla gelir bu mahalle de yeşilliklerin üzerinde  sağa sola koşturur, her golden sonra yunan çocuklarına doğru asker selamı verip böbürlenirlerdi. O ise her zaman aptalca bulmuştu bu durumu.

Stella’nın çığlıkları içini yaktı,onu ilk defa gülmüyorken hatta gözleri korkudan kocaman olmuşken gördü. Saçları tıpkı asker gibi 3 numaraya vurulmuş olan bir grup çocuğun kardeşi Giannis’i yerde hırpaladığını görmüş ve çığlık atmaya başlamıştı. Esmer, Stella’nın bakışlarını takip etti ve subay çocuklarının ufacık bir çocuğu hem sayıca hem yaşça çok fazla oldukları halde acımasızca tekmelediklerini gördü. Biliyordu bu yanlıştı ve düzeltilmeliydi.

Bahçeden annesinin toprağı düzenlemek için kullandığı ufak kazmayı bir kuvvetle aldı ve çocukların üstüne doğru koşmaya başladı. Kazma öyle ağırdı ki üzerlerine koşarken kolları koparcasına titriyordu, ama inattı ve acı çekmek onu daha da hırslandırıyordu. Aralarında Giannis’e en çok zarar verebilecek olanı gözüne kestirdi ve kazmayı ona doğru tüm gücüyle salladı, çocuk korku ve refleksle elini kazmaya doğru uzattığında kolu kan revan icerisinde kaldı ve acıyla haykırmaya başladı. Çocuklar çığlık çığlığa kaçışmaya başladılar…

Devam Edecek..

Social Media Exchange Website - Likenation

Bunlara Baktınızmı?

Ozan DEMİR

Düşünceleriniz Bizim İçin Önemlidir