Sitemizde 15 kategori'de 711 adet yazı yazılmış ve 222 yorum bulunmaktadır.

Mar 182016
 

Adalet – İntikamın Gölgesi

Zaman geçtikçe Esmer aldığı eğitimlerden sıkılıyordu. Hayallerinin öğrenmekte olduğu klasik eğitim müfredatına sığmadığını söylüyordu.  Esmer pek çok eğitim vakfında onur üyesi ve benzeri pek çok gençlik kulübünde başkanlık yapıyordu.

Zamanını en çok bu kurumlarda konferansta konuşmacı olarak geçirmekten zevk alıyordu. Bu yola girmesinde onu iten kişi Tarih öğretmeni Zafer Bey olmuştu.

Her defasında burun kıvırsada, Zafer Bey pek çok kez onu sevimli aldatmacalar ile kürsüye çıkarmıştı. Kendisini anlayan insanları gördükçe umutla ve aşkla işini daha fazla ciddiye almaya başladı. Zafer Bey ile her cuma günü okul çıkışında kahve içer bir yanı ağabey-kardeş bir yanı ise öğretmen-öğrenci ilişkili sohbetler kurarlardı. Esmer ”Ben dünyayı değiştirmek istiyorum, alışılagelmiş sistem zamanımı harcıyor, gecikiyorum ve tükeniyorum” diye her şikayet ettiğinde Zafer Bey ”Hepimiz aynı yollardan geçtik, evlat sakin ol ve pişmene bak,zamanla olgunlaşacaksın. Haklı olduğun gereksiz sıradanlıklar olabilir ama sistem çarkları böyle…  Hem tecrübe ediniyorsun ve sabrı öğreniyorsun. Güzel hayallerin var umarım büyük paydasında başarılı olacaksın. Ama oyunun dışında kalmak istemiyorsan üstüne düşeni yap ve sabret, sistemin şeklini alma ama kurallarına uy ! ” diyerek onu yönlendiriyordu.

Her zaman Zafer hocanın öğütlerine büyük önem verirdi. Esmerin gençliği ve tecrübesizliğinin eylemlerinde yarattığı yırtıkları usta bir terzi gibi dikerdi Zafer Bey… Esmer kahvesini kapattıktan sonra hocasına şımarıkça ve gülerek sordu :

  • Fal bakacak mısınız hocam ?

Zafer bey tebessüm etti,eline kahve fincanını aldı biraz evirip çevirdikten sonra babacan bir tavır ile ;

– ”Falında at var , ya bin git ya da o seni tepecek şimdi… Hergele herif  kaybol buradan ” dedi.

Eve gidene kadar ne kadar güzel bir hayatı olduğunu düşünüyordu, 18 olmasına sadece bir hafta kalmıştı. Hem 18 yaşını doldurduğunda belki ailelerine Stella ile birbirlerini sevdiklerini söyleyebilirlerdi. Ah doğru ya ! Ne kadar da aptaldı, Stella ile okul çıkışı vişne ağacının altında  buluşacaklardı. Tüm gücü ile koşmaya başladı , vişne ağacının altına geldiğinde sağına soluna baktı ve kimseyi göremedi. Nefes nefeseydi, kendine sinirlendi ve Stella’yı görme fırsatını o günlük kaçırdığı için üzüldü. Bir hışım ile ağaca tekme attığında ağaçtan kafasına bir sürü vişne düşmeye başladı. Hayır düşmüyordu resmen ağaç kendisini taşlıyor olmalıydı. Kollarını kafasına siper edip , ” ne alıngan ağaçmışsın meğer ! ” diye bağırdı.

– Ağaca saygısızlık etme, 12 dakika geç kaldın !

Bu ses cennetten gelmiyor ise Stella’nın olmalıydı. Kafasını kaldırdığında Stella’nın ağaçta olduğunu gördü ve gülümsedi. Stella ağaçtan aşağı atladı,tam karşısına düştü. Güzel gözlerini gözlerine dikti,avucunda ki vişnelerden birini Esmer’in dudaklarından ittirdi. Esmerin kalbi duracak gibiydi ve bir an kendini Stella’yı öperken buldu. İlk defa öpüşüyorlardı… Bu hayal ettiğinden bile güzel olmuştu, Stella’nın kollarından tuttu , gözlerini yumdu ve nefesi tükenene kadar dudaklarını onunkilerden çekmedi.


Bir an tepelerinden geçen savaş uçaklarının sessizliği bozmasıyla irkildiler,o an hakkında hiç konuşmaya fırsat bile kalmamıştı. Stella, ” Babam çok sıkı tembihledi, hemen eve gitmeliyiz yoksa bir daha asla dışarı yollamaz ” dedi ve Esmer’in elinden tutup koşturmaya başladı. Sokağa geldiklerin de ellerini bıraktılar, Stella gülümseyerek veda etti ve evine girdi. Esmer tıpkı küçüklüğünde ki gibi donup kalmıştı Stella’ya bakarken. Yaklaşık 2 dakika hareketsiz kaldıktan sonra sokaktan geçen arabanın kornasıyla kendine geldi ve evin yolunu tuttu.

Tüm gün aklında hayatının en romantik sahnesi vardı. Babası , annesine seslenerek ” bu çocuk ya çok hasta ya da aşık oldu hanım,umarım birincisidir” dedi gülerek. Nezaket hanım , ” Ağzından yel alsın hiç öyle şaka olur mu Şeref bey ! ” dedikten bir kaç saniye sonra muzurca gülen bir ses tonuyla ”Tabii ki umarım hasta olmuştur ” dedi. Esmer,” bugün de herkes mizahını benim üzerinde kullanıyor arkadaş ! Zafer hoca , annem , babam… Hayırdır inşallah ! ” diyerek güldü. Sofrada keyifler yerindeydi , Nezaket hanım sofrayı toplamak üzereyken Şeref bey ”Hayatım şimdi bırak sofrayı,dönünce hallederiz, Andreas’a sözüm var bu akşam onlara çaya gideceğiz, bu hafta şehirdeymiş.” dedikten sonra Esmer hazırlanmak için heyecanla odasına koştu.

O akşam çok güzeldi, yetişkinler birbirleriyle öyle koyu sohbete dalmışlardı ki gençlerin aşk dolu bakışlarını ıskalıyorlardı. Zaten onlar gözlerinde hala çocuklardı ve aşkı bilemezlerdi…Nezaket hanım 1 hafta sonra Esmerin doğum günü olduğunu ve mutlaka ailecek onlarıda görmek istediklerini söyledi. Andreas, ”Bizim küçük Esmerimiz büyümüşte reşit oluyor ha ? denizdeyken insan zamanı ıskalıyor olsa gerek ! Tebrik ederim oğlum söyle bakalım ne istiyorsun hediye olarak ?

Esmer içinden ; ”şimdi kızını istiyorum desem beni camdan aşağı atarsın diye korkuyorum” diye düşünürken dışardan gülümsemeye başladı. Şeref bey lafa girerek ;  ”O bu arada çok soğukta kaldı zaar, sürekli böyle deli deli gülüp susuyor, aldırış etme sen ihtiyar ” diyerek gülmeye başlayınca Esmer gözlerini Stella’ya dikip ”Çok vişne yedim bu gün , o dokundu sanırım ” dedi ve Stella ile birlikte kahkahalar atmaya başladılar. ”Deli bunlar” dedi hep bir ağızdan yetişkinler. Çocukları mutluydu , çay sıcaktı ve anın keyfini çıkarıyorlardı.

1 hafta boyunca Esmer’in programı çok doluydu, doğum günü akşamı kendi kutlamasına bile zor yetişecek şekilde dersleri ve sonrasında katılacağı konferanslar vardı. Nihayet sabah uyandığında artık reşit olmuştu, aynaya bakıp kendinde ki değişimi kontrol etti. Ayna hala aynı yansımayı verse de kendini artık daha güçlü ve çekici hissediyordu. ”Hoş geldin 18” dedi, kendine göz kırptı ve bu akşam belki Stella bana biraz vişne hediye eder ha ? diyerek yine kendi kendine gülümsemeye başladı. Okuluna gitti, konferansına katıldı ve biraz erken izin alıp akşam evin yolunu tuttu. Anahtarını kapıya geçirdi,çevirirken elleri titriyordu. İçeri girdiğin de belki de tüm sevdikleri çığlık çığlığa sürpriz diye bağıracak, maytaplar ve mumlar yanacak hep bir ağızdan ”iyi ki doğdun ” diye şarkılar söyleyeceklerdi.

Bir an geri çekildi, öksürüp sesini kontrol etti ve yakasını düzeltti. Tekrar anahtarı çevirip kapıyı açtığında ışıklar kapalıydı. İçeride çıt çıkmıyordu, ”sizi gidi hınzırlar ! ” diye fısıldadı. Salona doğru yürüdü, heyecanla  ışığı açtı ama salon bomboştu…

Devam Edecek..


About Ozan DEMİR

background