Sitemizde 15 kategori'de 619 adet yazı yazılmış ve 78 yorum bulunmaktadır.

Kas 022016
 

a-s-byatt-ragnarok-tanrilarin-alacakaranligiTIMES’ın 1945’ten günümüze, gelmiş geçmiş En İyi 50 İngiliz yazar arasında gösterdiği A.S. Byatt’tan çarpıcı bir roman…

Dünya yeniden filizlenen bir ceset, gökyüzü ise kafatasının içindeki boşluktu. Ragnarök gelip çatmıştı…İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşadıklarına anlam vermeye çalışan küçük bir kız çocuğu İskandinav mitolojisi üzerine bir kitap bulur ve savaşın yarattığı dehşetin ortasında bambaşka bir kıyametle karşı karşıya kalır… Belki de insanı anlamadan önce tanrıları anlamak gerekir.

Biz mi daha acımasızız yoksa tanrılar mı?

Dünyayı insan mı yoksa tanrılar mı daha önce yok edecek?

Savaş çelimsiz çocuğun dünyasını kolaylıkla mahvedebilirdi. Bu tehdit karşısında o da, kafasında kendi karşıt mitini oluşturma yoluna gitti. Böylelikle, kendi varlığı son erme noktasına gelirse – daha doğru ifade etmek gerekirse, geldiğinde – dünya kendi kendini yenilemeye devam edecekti.

Okuduğunuz satırlar, yazar A.S Byatt’ın, kitanı Ragnarök, Tanrıların Alacakaranlığı hakkındaki sözlerinden alıntı.

İkinci Dünya Savaşı sırasında, Alman saldırılarından korunmak amacıyla evlerinden ayrılıp, İngiltere kırsalına yaşamaya giden bir çocuğun, kitapta bahsi geçtiği şekilde “çelimsiz çocuğun” Asgard Ve Tanrılar adlı kitabı okumaya başlamasıyla Ragnarök, Tanrıların Alacakaranlığı da başlamış oluyor.

Çocuk (ben de kitapta geçtiği şekliyle bahsedeceğim yazı boyunca), çelimsiz çocuk, savaşın gerçekliği içinde, okumaya başladığı kitap sayesinde başka bir dünyanın daha kapılarını ardına kadar açıyor. Yer yer savaşla paralellikler gösteren ve kendi içinde bulunduğu durumla da benzer çıkarımlar yapmasına sebep olan bu kitap, savaştaki babasının kaybıyla içinde oluşan değişimin de bazen ortaya çıkmasına sebep oluyor.

Tanrıları tanımaya başladıkça, hikayenin bir parçası olmaya başladıkça etrafındaki doğanın da bu anlatımla benzer noktaları olduğunu gördükçe, kendi fikirleriyle, tanrıları ve olan biteni de sorgulamaya başlıyor. En nihayetinde etrafında gördüğü “doğa” ve bu doğanın parçası olan insanoğlu da zaten şu an bir savaş içinde değil midir? Kendi sonları kendileri hazırlıyor, sıkıntı, ölüm ve korkudan başka ne sunuyorlar ki? Çelimsiz çocuk da belki içinde olduğu durumu da düşünüp, tanrıların birbirlerine yaptıklarına bakıp şöyle diyor;

(…) bir insan evladının bir başka insanın kaçınılmaz olan sonun her geçen gün daha çok yaklaştığını bile bile nasıl olup da korku içinde beklemeye mahkum edebildiğine aklı ermiyordu bir türlü. (sayfa:129).

İşlenen konunun, Ragnarök’un, İkinci Dünya Savaşı bağlantısı ile verilmesi kitapta ayrıca hoşuma giden bir noktaydı. Tanrıların elinden tanrıların, varoldukları alemin katline benzer şekilde, İkinci Dünya Savaşı’nın acımasızlığı ve benzer son ve gidişata sahip olması… Ragnarök sonrasında karanlığa bürünen dünyanın, savaş sonrası Avrupası’na benzer hali; tanrıların/insanların elinden yaratılan yıkımın faturası.

Öyle ki İskandinav mitolojisine özel bir ilgisi olmayanların bile akıcı anlatımı içinde detayların işlenişi sayesinde sıkılmadan okuyabileceği bir kitap çıkmış ortaya. Benim okumam iki gün sürdü, ama boş olduğunuz bir gün içinde okumaya başlarsanız muhtemelen gün içinde kitabı bitirmiş olursunuz.

Kitabı Alttan Okuyabilirsiniz

Kitabı alttaki butonlardan indirebilirsiniz

   PDF Olarak İndirin     Epub Olarak İndirin

About Adnan DAN

Aslında çokta özel biri değilim.. Biraz ukala olduğumu söylerler.. Bildiğimi anlayabilen insanlara sunmayı severim.. Sürekli sorgulama modundayım.. Neden dünyadayız, nereye gideceğiz, bu kadar basitmi yaşamak, vs. vs.. Cevaplarını bulamadığım onlarca sorum var.. Gerçekten dost bildiğim insanların sayısı bir elimin parmaklarının sayısını geçmez.. Onlarca insan arasında kendimi hep yanlız hissederim.. Ben insanım.. Adımı Adnan koymuşlar, soyadımsa zaten otomatik olarak eklenmiş DAN olarak.. Kuralları sevmem.. Ama uymak zorunda olduğumuda bilirim.. Sevmediğim öyle çok şey yapıyorumki, bu bana mutsuzluk veriyor çok zaman.. Birini sevmeyi, aşık olmayı, ona güvenmeyi çok istiyorum.. Olmayınca olmuyor, zorlamıyorum.. Hayat garip.. Ben o gariplik içinde yüzen biriyim işte..